Listeyi ben değil örgüt deldi

Videoyu Aç Listeyi ben değil örgüt deldi
A
a

CHP’nin 36’ncı Olağan Kurultay’da Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun anahtar listesini delerek dördüncü kez CHP Parti Meclisi Üyeliğine seçilen Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Gaye Usluer, “Eski bir milletvekilimiz ‘Hocam bravo listeyi deldiniz’ dedi. Listeyi ben delmedim, örgüt deldi” diye konuştu.

" Bütün illerde ön seçim, herkes için ön seçim. Farklı ses çıkarmazsanız, herkes başını sallarsa genel başkanın söylediğine ‘evet, evet, doğru doğru’ derse o zaman yöneten kişiler yanlış yaparlar. Blok Liste’yi tamamen kaldıramıyoruz ama il ve ilçe kongreleri tüm ülkede çarşaf listeyle yapılması lazım. "

" Çok farklı eksiklikler vardı. Tek tek o oydu, bu buydu diyecek halim yok ama bunların faturasının tamamı ne yazık ki divan başkanında toparlanmak istenir. Sorun çıkmazsa kimse ‘Divan başkanı ne güzel yönetti, aferin’ demez ama sorun çıktığında sorunun ana kaynağıymış gibi gösterilmeye çalışılır. "

CHP Parti Meclisi Üyesi Gaye Usluer, ES TV’de Murat Taşkın ve Cihan Yıldırım’ın konuğu oldu. Kurultay sürecini değerlendiren Usluer, “Türkiye normal bir siyasi süreç içinde değil. 16 yıldır iktidarda olan ve normal yollardan dahi iktidardan ayrılmayı düşünmeyen siyasi parti var. Türkiye zor ve sıkışık bir dönemde. Bu dönemde alışılmış tarzda siyaset yaparak, alışılmış tarzda politika üreterek bu sıkışıklıktan çıkmak mümkün değil. Onun için CHP’nin 36’ncı Olağan Kurultay’ı çok önemli oldu. Herkes CHP’nin kurultayına kilitlendi. Çünkü insanlar CHP’yi bir çıkış olarak görmek istiyor. 16 Nisan’da birleşip hayır diyen ve bir blok oluşturanlar CHP’nin yeni bir yol açmasını istiyor. Türkiye’de demokrasiden bahsetmek lüks oldu. Demokrasi denince aklımıza neler geliyor? Özgürlük, eşitlik, barış, dayanışma geliyor. Bugün Türkiye’de bunların hiçbirinden bahsedemiyoruz. Seçimin sadece sandığa indirgendiği ama sandıktan ne çıkacağına birinin karar verdiği bir süreç. Türkiye demokrasi açısından kaygılı bir ortamda. Bu anlamda CHP kurultaylarını önemsiyorum. İlk kurultayımız Sivas Kongresi. Türkiye’nin hep zorlu süreçlerinde CHP kurultayları bir yol açmıştır. İktidar Partisi’nin kongreleri nasıl yaptığı ortada. Sözde bir seçim, sözde bir sandık. Bu anlamda demokrasi şöleni deniyorsa, eksiklikleri olmasına rağmen demokrasinin gereklerinin büyük ölçüde yerine getirildiği bir kurultay oldu. Türkiye’nin özlediği demokrasi ortama vardı” dedi.

BİRAZ SAĞA BAKAYIM, BİRAZ SOLA BAKAYIM...
Usluer, şöyle devam etti: “Sosyal demokrat partilerin sağ partilerden en önemli farkı lider partisi değildir. Sosyal demokrat partiler lider partisi değildir. Sosyal demokrat partilerde genel başkanlar eşitler arasındaki birincidir. Dolasıyla genel başkanın değişmesi, bununla olmadı ötekiyle olsun değildir başarıya götürecek olan. Sayın Kılıçdaroğlu gitti, öteki geldi o gelen mucizeler yaratacak değildir. Sosyal demokrat partiler kadro hareketleridir, ideoloji partileridir. Sosyal demokrat partiyi hedefe, iktidara ulaştıracak olan... Bugün Türkiye’de iktidar olmaktan öte daha büyük hedefler vardır. Çünkü Türkiye artık demokrasiden uzaklaşmış, belki de seçime OHAL ile gidecek olan ve KHK’larla yönetilen bir ülke. Diktanın giderek arttığı, yaşamın her kesiminde baskıyı hissettiğimiz bir dönem. Burada kadro hareketini çok önemsiyorum. Genel başkanlık seçimi oldu, bitti. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu kazandı. Mevcut siyasi partiler yasası çerçevesinde ve bu çerçevede hazırlanan tüzükler içinde var olan genel başkanların değişme şansı çok yüksek değil. Kılıçdaroğlu’nun değişimiyle istenilen yolun karşımıza çıkacağını sanmıyorum. İyi bir kadro hareketi ve bunun yanında ideolojik bir sıçrama hareketinin olması lazım. Yani bizim Altı Ok’a bağlılığımızın yanında sosyal demokrat bir parti olarak sosyal demokrasinin ilkelerinden asla ve asla ödün vermeden yani biraz sağa bakayım, biraz sola bakayım oraya bakarsam o ne der... Ki bu iklimi en çok da AKP oluşturmuştur. Referandumda hayır diyenlere vatan haini, terörist diyen bir iktidar partisi ve bir cumhurbaşkanından bahsediyorum.”

YAKIN TEMAS, TANINIRLIK VE GÜVEN
Usluer: Bugün genel kurulumuz vardı. Kalabalıktı yine... Herkes birbirini kutluyor. Bana eski bir milletvekilimiz ‘Hocam bravo listeyi deldiniz’ dedi. Listeyi ben delmedim, örgüt deldi. Sonuçta ben bu siyasi parti çatısı altında Kılıçdaroğlu’na oy veren bir kişiyim. Derdim listeyi delmek değil. Demokrasinin gereklerine inandığım için şöyle bir yol gütmedim; hele bir sabah olsun genel başkanın listesindeysem dilekçem devam edecek, listede yoksam dilekçemi geri çevireceğim. Bu doğru bir yol değil. Örgütümüze güvenmek zorundayız. Örgüte güven de örgütle olan bağla mümkün. Yani örgüt sizi tanımıyorsa, örgüt sizin ne yaptığınızı bilmiyorsa, siz örgütle bir şey yapmadıysanız örgüt size bir şey yapmaz. Dolayısıyla benimle ilgili sonucun örgütlü olan yakın temas, tanınırlık ve güvenle ilişkili olduğunu düşünüyorum.

MİKSER ROLÜ OYNAMAMAK
Usluer, şöyle devam etti: “Şöyle istedi toplum. Alışılmış bir siyaset tarzı var. Şu anda ben Eskişehir’de CHP’nin en yetkili kurulunun bir üyesiyim. Ama demek değildir ki ben Eskişehir il ve ilçe örgütlerinin içini karıştırayım, vurayım, keseyim, ona karışayım, sen onu niye yaptın... Öyle değil. PM üyelerinin belli görevleri ve sorumluluk alanları var. Ben bunları hakkıyla yerine getirdiğimi düşünüyorum. Eskişehir Örgütü’nde örgütün iç işlerine karışmamak, örgütün iç işlerini karıştırıcı bir anlamda mikser rolü oynamamak bunun da benim mevcut görevime olan saygımla doğrudan ilintili olduğunu düşünüyorum. Yoksa hepimiz siyaset yapıyoruz, hepimiz görüyoruz. Ben şunu belirtmek isterim. Bundan önceki kurultaylarda fireler vardı ama bu defa örgütümüz, kurultay delegelerimiz destek oldular. Bu benim için çok kıymetliydi. Onlara buradan teşekkür ediyorum. Genelde milletvekili olsun, PM Üyesi olsun en düşük oyu kendi illerinin olduğu sandıktan alırlar. Bir anlamda istemez örgütler... Burada bir farklılık vardı, bunun için arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Türkiye genelindeki teveccüh yaptıklarımın görünürlüğüyle ilgili.”

ARAYA GİREREK BENİM DÜZELTME ŞANSIM YOK
Usluer: Burada herkese tek tek sorumluluk düşüyor. 60 PM Üyesi var. Her kente bir tane düşmüyor. Burada benim olmam buradaki her şeyi benim dizayn etmem, düzeltmem anlamına gelmiyor. Ama zaman zaman bu bir araya gelme konusunda olsun, görüşmeler açısından olsun, paylaşım açısından bunları yapıyoruz. Bunların basına yansımaması, basında benim örgütle ilgili, belediyeler ve başkanlarıyla ilgili konuşmuyor olmam işin hiçbir yerinde olmadığım anlamına gelmez. Şunu hiç yapmadım, bu konuda çok da rahatım. Sekiz yıldır aktif siyasetin içindeyim. Kim kurultay delegesi olacak, kadın kolları oluşturuluyor benim bir adamım girsin, il yönetiminde benim gözetmenim olsun, böyle bir şey yapmadım. Bunu yapmanın doğru olmadığını düşünüyorum. Yapıldığı iller var ama var olduğu iller inanın sorun, kavga daha da büyüyor. Buna gerek yok. Biz üyelerimize güvenmek zorundayız. Sonuçta o delege kim, bu kim bunu deme lüksümüz yok. Eğer bunu bu şekilde yürütüyorsak yanlışından da doğrusundan da sorumluyuz. Bu yanlışı doğruyu araya girerek benim düzeltme şansım yok ancak olayı daha da karıştırırım. Durduğum yerin, izlediğim yolun doğru olduğunu düşünüyorum. Birinci prensibim partime zarar vermemek. Usluer, ön seçim hakkında “Bütün illerde ön seçim, herkes için ön seçim. Siyasi Partiler Kanunu nedeniyle Blok Liste’yi tamamen kaldıramıyoruz ama bunu içselleştirmeli, il ve ilçe kongrelerinin tüm ülkede çarşaf listeyle yapılması lazım. Adı Çarşaf Liste ama 52 kişilik anahtar lise olmuyor. Çarşafın içine blok listeyi yerleştiriyorsunuz. Genel başkanların çalışmak istediği A takımları olabilir. O nedenle anahtar liste 10-15 kişiyle sınırlı olmalı. Tüzük kurultayında anahtar listeye çare bulmalıyız. Bu kadar keskin bir anahtar liste koymak PM’nin iradesine ipotek koymak anlamına geliyor. Farklı ses çıkarmazsanız, herkes başını sallarsa genel başkanın söylediğine ‘evet, evet, doğru’ derse o zaman yöneten kişiler yanlış yaparlar” dedi.

BENCE EN AZ HASARLA ATLATTIK
Yılmaz Büyükerşen’in Kurultay’da divan başkanlığı yapmasını değerlendiren Usluer, “Kurultayın divan başkanlığı çok zor bir görev. CHP’de daha zor. Burada alışılmışın dışında olaylarla karşılaşılma ihtimali var. Gerçekten hocanın üstlendiği görev çok zorlu bir görevdi ama bu görevin Hoca’ya tevdi edilmiş olması Hoca için, Eskişehir için, bizler için onur verici. Bir önceki kurultayı Murat Karayalçın, ondan öncekinin Altan Öymen. O kişiye duyulan güven, sevgi ve toplumsal talep, bunların hepsinin ürünü. Ben dört kurultayda bulundum. Şimdiye kadar hiç olmayan bir durum ortaya çıktı. Orada çok farklı eksiklikler vardı. Tek tek o oydu, bu buydu diyecek halim yok ama bunların faturasının tamamı ne yazık ki divan başkanında toparlanmak istenir. Sorunsuzsa kimse ‘ne güzel yönetti, aferin’ demez ama sorun çıktığında sorunun ana kaynağıymış gibi gösterilmeye çalışılır. Bu anlamda biz hoca adına üzüldük, onu sarıp sarmaladık ama Hoca dik durdu. Hoca’nın yenilmiş, sıkıntıya düşmüş bir hali yoktu. Hoca yapması gerekin yaptı. Eksiklikler genelden kaynaklanıyordu. Partinin belki süreçle ilgili acele kararları, aman huzur bozulmasın iyi niyet çerçevesinde ama sonuçları açasından bir kargaşa... İmzalar kurultay salonunda alınsa... Bu bir yöntem olabilir. Bu yöntemin çok da sağlıklı olmaması bu sonucu doğurmuştur. Hoca ile ilgili, onun yönetim biçimiyle ilgili bir sorun olmadı bence. Beklenmedik bir durum gelişti. Onu yönetmesi gereken kişi Hoca’ydı ve gerçekten zor bir süreçti. Hoca’nın yönetimi ve delege sağduyusu sayesinde sandalyeler falan havada uçuşmadı. Yandaş medyada beklenen oydu... Hoca’mı kutluyorum. Bu yükün altına aleni koymak anlamında... Bence en az hasarla atlattık” diye konuştu.
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat