alexa
Fast Express tepe banner kampanya

Kazım Kurt'tan flaş açıklamalar!

Videoyu Aç Kazım Kurt'tan flaş açıklamalar!
A
a

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, ES TV’de canlı yayınlanan Vaziyet Programının konuğu oldu. Kurt, gazeteciler Ali Baş ve Arif Anbar’ın gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Pandemi sürecinde kendilerine herhangi bir resmi kurumdan bilgi verilmediğini belirten Kurt, “Maalesef bu pandemi sürecinde bize gelen hiçbir bilgi yok. Bunu net olarak söylemekten çekinmiyorum. Zaman zaman yapılan toplantılarda da dile getirdim. Eskişehir’i bir kenara bırakın Odunpazarı’nda kaç kişi pozitif çıktı, kaç kişi karantinaya alındı, kimlere ne hizmet götüreceğimi bilmiyorum. Sağlıkçıların felakete gidiyoruz sözleriyle biliyoruz. Biz sadece belediyemiz bünyesi içerisinde personelimizi korumaya çalışıyoruz, gelen vatandaşımızı kolluyoruz. Talep olursa dezenfekte ediyoruz temizlik yapıyoruz. Bu doğru bir işleyiş değil. Belediyemize gelenlerin ateşini ölçüyoruz. 38’in üzerinde bir ateş çıktığı zaman ne yapmamız gerekiyor? Neden şüpheleniyoruz içeriye almıyoruz. Pozitif olabilir. Sağlık Müdürlüğünü arıyoruz bizi ilgilendirmez, emniyeti arıyoruz suç teşkil eden durum yok. Vatandaş kızıp tramvaya binip gidiyor. Böyle bir kuşku nedeniyle belediye binasına almıyorsak sağlıkçıların alıp takip etmesi gerekir” dedi.

CİDDİ ANLAMDA YOKSULLUK VAR
Pandemi sürecinde belediye olarak yaptıkları hizmetlerden söz eden Kurt, “Biz bu süreç içerisinde neler yaptık? Bize müracaat eden resmi kurumları veya özel alanları dezenfekte etme konusunda ciddi anlamda çalışma konusuna gittik. Temizlik İşleri Müdürlüğümüz kentin temizliği konusunda daha titiz olmaya çalıştı. İnsanlar evde kaldığı için daha fazla çöpü çıkıyor. 100 kadar temizlik görevlisi aldık. Şu anda Temizlik İşleri Müdürlüğünde 369 kişi çalışıyor. Biz ekstra bir personel alarak temizlik işini sürdürmeye çalıştık. Sosyal yardımlar aksamadan devam ediyor. Bu süreç içerisinde bir nebze olsun ciddi anlamda bir ekonomik sıkıntı, kriz var. O nedenle yardım ettiğimiz kişi sayısı devam ediyor. AK Partililerin bu konuda söylemleri oldu. Kaymakamlık daha fazla yaptı. Devletle bizi kıyaslamayın. Doğrusu bu. Devletin asli görevi sosyal yardım işlerini organize etmektir. Vakıf var fon var. Bu nakit olarak hesaplara geliyor. O vakıftan hakkaniyete uygun olarak paylaştırmak o vakfın veya kaymakamlığın görevi. Kaymakamlığın yardım ettiği 9 bin kişinin AK Partili yandaş olduğunu iddia ettim ve buna cevap alamadım. Bizim belediye olarak yaptığımız işler denetleniyor. Ama biz orada kuşkulanıyoruz. Dış ilçelerden duyumlarımız var. Bu yardımlar AK Partililere gidiyor. Ters bir şey vara ortaya koysunlar. 3 bin 596 kişiye Halk Marketimizden düzenli gıda yardımımızı gerçekleştirmişiz. Mesela kurban bayramında ciddi anlamda tartışma yaşadık. Yasalara rağmen biz kurban bağışı için hesap açamadık. Bankalar usulsüzce valiliğe dilekçe yazdılar. Valiler kaymakamlığa yazı yazdı onlar kabul etmedi. Biz kurban için banka hesabı açamadık. Buna inat bizim hemşerilerimiz ani yardım olarak etini bize bırakıp gitti. Bunlar bu süreçte devlete yakışmayan, devleti tartışmayacağı işler. Bunlar bizi daha fazla kamçıladı. Biz, sosyal vefa grubu için araç istediler verdik, zabıta istediler verdik, personel istediler verdik. Bizim devletle yarışacak, kavga edecek halimiz yok. Bir kentte bir denetim yapılıyorsa o bölgeyi bilen memurların orada olmasında fayda var. Bu giren gruplar belki bizi aleyhimizde de bir şey yapabilir. Bunu engellemek için de o gurubun içinde çalışmak gerekir. Bizim sosyal işler kültür müdürlüğümüzde, kütüphanelerimizde, halk merkezlerimizde işler durdu. Hiçbir iş yapamıyoruz. Yeni bulaş olmasın ve çalışanlara zarar vermesin diye dijital ortama kaydırdık. EBA’ya erişemeyen çocuklara formül bulmaya çalıştık. EBA’nın çökeceği belliydi. 2 milyondan fazla çocuk erişemiyor. Biz okulları açıyoruz diyoruz. Ama devlet nasıl sosyal devlettir ki parasız ve zorunlu olan eğitimi televizyondan bile çocuklara ulaştıramıyor. Alt yapı yok. Çok ciddi anlamda yoksulluk var. Bu yoksulluk nedeniyle televizyonu bilgisayarı olmayan çocuklar var. Avrupa bizi kıskanıyor derken başımıza gelenler bunlar. Bu dönemde özellikle bu dönemde devletimizin pandemi çocukları diyebileceğimiz bu kuşağı heba etmemesi lazım. Yüz yüze eğitimin çözümünü bulması lazım. CHP’nin bu konuda ciddi önerileri var. Bunu yazılı olarak kamuoyuna deklare ediyor. Ama dinleyen kim hak getire. Biz tarihe bu notları bırakıyoruz. Biz iktidar olsaydık nasıl davranırdık bunları ortaya koydu. CHP’li belediyelere verdiği talimatla bilgisayarı olmayan çocuklar için belediyenin bütün imkanlarını kullanmamızı emretti. Biz de halk merkezinde bu konuda anket yaptık. Kimlerde bilgisayar, internet var tespit ettik. Özel bir eğitim kurumuyla eğitime katkı sunmaya çalışacağız” ifadelerini kullandı.

 

KENDİMİZİ VE HALKI KANDIRMANIN ANLAMI YOK
Pandeminin ekonomiye olan etkileri hakkında konuşan Kurt, “Türkiye gerçekten iyi yönetilmiyor. Pandemi krizi de eklenince ekonomi durdu. Pandemiyle beraber bir ekonomi paketi açıklandı. Eskişehir’de bazı ticaretle sanayiyle ilgili oda başkanları çok güzel başka türlüsü beklenmez dedi. Dedim ki göreceğiz. Böyle kazanılmayan paranın vergisini ötelemekle paket yapılmaz. Burada paket falan yoktu. Ama iktidara yalakalık vardı. Şimdi gerçekler ortaya çıkmaya başladı. Ben bu süreçten etkilenen meslek gruplarıyla buluşuyorum. Düğün sektöründe çalışanların işi şu anda felç, hamamda çalışanların, servis yapan işletmecilerin hayatı zor. Kantin işletenlerin işi bitmiş. Hepsi hazırlık içinde umut içerisinde sezon geçiririz derken o sezon bitti. O paketten bir şey gelmedi. O paket yutturmacaydı. Şimdi ne olacak? Somut olarak o can suyu diye alınan kredilerin ödenme vakti geldi. Bunlar sonuçta ödenecek ama bunun ile ilgili yöneticilerle konuştuğumda nasıl diye. Şimdi çok iyi herkes alıyor. 6 ay sonra nasıl ödenecek göreceğiz dedi. Bunun yolu şudur. Sosyal devlet vatandaşın uğradığı zararı öder. Bu olmadı. Şimdi ne oluyor? Bizim her türlü mesleğin yöneticileri çaresizlik içerisinde ne yaparızı araştırıyor. Ama devletin yedek ödeneği, fondaki paralar bitti. Bu konularda maalesef ekonomi yönetilemedi. Türkiye’nin olumsuzlukları daha da büyüdü. Fonlarda biriken paraların hepsi tükendi. İşsizlik fonunda biriken paraları patronlara kredi olarak verdiler. Böyle bir şey olur mu? 15 Temmuz şehitleri gazileri için toplanan paralar gitti. Türkiye’de bu fon işi, devlet arkanızda işi tamamen hikayedir. Üretim olmadığı sürece planlı ekonomiye geçmediğimiz sürece Türkiye’nin iflas ettiğini herkesin kabul etmesi gerekir. Kimse kendini kandırmasın, iyi değiliz. Bu belediyelere de yansıyor. Bizi gelirimizin yarısı bize aktarılan paylar hiç düzenli şekilde gelmedi. Keyfine kalmış. Biz de kendi hesabımızı buna göre yapıyoruz. Belediye gelecek parayı bilemezse, ön göremezse, ayağını da yorganına göre uzatmazsa tüm belediyeler yaşar. Şimdiye kadar maaşları aksatmadan ödedik. İnşallah bundan sonra da öyle götürürüz. Yılmaz Hocanın kasasında personelin maaşı yoksa para harcamaz. İşçimizin memurumuzun maaş bizi bir yerimizde durmalıdır. Ben bunu Yılmaz Hocadan öğrendim. Hizmet az olamayacak aksama olmaz. Ama yeni yatırımları kıstık. Kimseden de gocunmadan korkmadan. Biz önümüzdeki yıl bizim bütçemize gelecek paranın ne kadar olacağını tahmin ettik ona göre yatırım programı yaptık. Olmayacak bir şeyi bütçeye koyup kendimizi ve halkı kandırmanın anlamı yok. Biz o sıkıntıya rağmen bu yıl bir Osmangazi’de bir Gültepe’de kreş, Üniversiteevleri içerisinde sosyal yaşam merkezi yaptık. Ama kreşleri açamadık pandemiden dolayı. Her gün bir yerden pozitif vaka geliyor. Servis şoförünün pozitif çıkıyor öğretmenin arkadaşından pozitif çıkıyor onları hemen karantinaya alıyoruz. Bu yıl Hicri Seze Parkını bitirdik. Yeni yeni işlerimizi yapıyoruz. Ama önümüzdeki yapacağımız işlerin 3’te 2’sini yapamayacağımız gözüküyor. Bunu kabul etmemiz gerekiyor. Geçen yıl yatırım programı 70 milyon liraydı. Bu yıl 50 milyon lira” diye konuştu.

ÇALIŞANLARIMIZ İÇİN TEST ALACAĞIZ
Esnek çalışmayla ilgili konuşan Kurt, “Sağlık Müdürlüğümüzün ve doktorlarımızın bazı çekinceleri var. Esnek çalışmaya çok sıcak bakmıyor. Çalışmayan evde durmuyor, çarşı Pazar geziyor. O riski göze alamıyoruz. Şunu yaptık. Pandemiyle ilgili çalışanlarımızın zarar etmesini istemiyoruz. Testi alıp çalışanlarımıza test yapmayı düşündük. Tedbirimizi ona göre almayı düşünüyoruz. Testi tek seferde yapmak 10 günü kurtarmak demek. Bin 700 kişi çalışıyor. Her hafta yapmak zor olur. Biz bir miktar set alacağız. Doktorlarımızın tavsiyesinde hangi gruptan risk görüyorsak onlara yapacağız. Bizim hastanelerde bu testi yaptırma şansımız yok. Belli belirtiler olması gerekiyor. Hatta ailenizden pozitif çıktı. 30 kişilik ailede 5 kişiye yapıyorlar. Çalışanları rahatlatmak açısından bu testi yapacağız. Kısa çalışma işini İŞKUR maalesef bize sıcak bakmıyor. Önce özel sektörü çözdükten sonra kamuyu düşünecek. Bizim şirketlerimizin de kamu şirketi olduğunu düşünerek bazı uygulamalara girdik. Biz almadık. İŞKUR’dan iş eğitim programı desteği aldık. 40-50 kişilik bir istihdam sağladık. Biz ikinci programı avantajlı bulduk” dedi.

ÖĞRENCİ MÜŞTERİ OLARAK DEĞERLENDİRİLEMEZ
Üniversitenin ortak almış olduğu uzaktan eğitim kararını ve sonrasında esnaf açıklamalarını değerlendiren Kurt, “Üniversite öğrencisi müşteri olarak değerlendirilemez. Gelen öğrencilerin iyi, sağlıklı eğitim alması ve sağlıklı ortamda yaşamasıdır benim hedefim. Öğrenciler burada bin lira harcıyor hesabı yapılmamalı. Ama hayatın da bir gerçeği. O zaman devlet bu işi yapacak. Esnafa doğrudan desteğini verecek. Siz esnafa destek vermeyeceksiniz, üstelik vergi almaya devam edeceksiniz. Bu esnaf Bağkur yatıramazsa sağlık hizmetinden yararlanamıyor. Dolayısıyla bu işleri böyle değerlendirmek gerekir. Sosyal devleti tekrar vurgulamak gerekir. Dünyada sosyal demokrat ekonomistler şunu tartışıyor. Milli gelirden herkesin net bir gelir alması gerektiğini tartışıyor. Bunun zamanı gelmiştir. Aile sigortası bunlardan biridir. Hiç değilse asgari ücretin 3’te 2’si kadar tüm vatandaşlara sağlanmalı. Üniversitenin kararı doğrudur. 81 vilayetten gelecek olası taşıyıcıyı yan yana getirmemek. İkincisi sağlıksız bir ortamda eğitim verilecekse Eskişehir’e getirmenin hiç anlamı yok. O nedenle 3 üniversitenin yaptığı işi doğru buluyorum” diye konuştu.
Odunpazarı Belediyesinin Avrasya Kamuoyu Araştırma Merkezi tarafından yapılan “Yerel Gündem Araştırmaları Eylül 2020” anketinde, 100 belediye içinden 12’inci sırada yer almasını değerlendiren Kurt, “Ben reklamı sevmeyen bir belediye başkanıyım. Görevimiz bellidir. Sosyal belediyeciliği en iyi şekilde yapmak ve taçlandırmaktır. Ben bir partiliyim ama hizmeti yaparken hangi partilisin diye sormam. 10-14 Eylül tarihleri arasında yapılmış. Belediye başkanınızın pandemi sürecinde yaptığı işlerden memnun musunuz diye sordu. Biz bu pandemi sürecinde sosyal belediyeciliğin nasıl olması gerekiyorsa öyle yaptık. Sokaklardaydık, çözüm ürettik, küçük hesaplar yapmadık. Dolayısıyla böyle bir sonuç çıktı. Bu bizi memnun etti, onurlandırdı. Bu bize ancak moral ve şevk verir. Bunun reklamını vatandaş kendisi yapar.

Gündoğdu, küçük sanayi sitesi ve Karapınar Mahallesindeki dönüşüm konularıyla ilgili son noktayı koyan Kurt, şu ifadelerini kullandı: “Burada bir kere açık yüreklilikle söylemekte fayda var. Bunların tamamı hükümeti ilgilendiren şeyler. Herkes bunu çok iyi biliyor. Neden sorarlar anlamış değilim. Bence onlar ne yapacağını şaşırdı. Şunu çok net söylüyorum. Şu anda Odunpazarı bölgesindeki TOKİ’yi ilgilendiren Karapınar 1’inci etap ve 2’nci etap. Birinci etap yarım kaldı. Bazı eksiklikleri biz yaptık. İkinci etabı ihale bile yapamadı. AK Partililer ısrarla Odunpazarı Belediyesi yapıyor gibi demagojilerle halkı bizim aleyhimize kışkırtmaya çalıştılar. Ama Kazım Kurt doğru bildiklerinden şaşmadan her yerde anlattım. Ben siyaseti iyi bilirim. Nerede nasıl hamle yağacağımı çok iyi bilirim. Onların yanlışını ortaya çıkarmak için Karapınar 2’nci etabın 1/1000 ve 1/5000 binlik planlarını yaptık. Proje gerçekleştirdik. AK Partili meclis üyeleri sen yapamazsın yetkin yok dediler. O zaman siz ret oyu verin dedim. Korktular oybirliği ile geçirdik. 5-6 katlı bir yükseklik verdik. Herkesi kendi komşularıyla yerleştirmeye gayret ederek proje ortaya koyduk. TOKİ sonra dava açtı. Eskişehir 2’nci idare mahkemesi Odunpazarı Belediyesinin yetkisi olmadığına karar verdi. Buna rağmen AK Partili arkadaşlarımız mahallede bildiri dağıttı. Diyorlar ki 3414 sayılı kanunun yürürlüğe girdikten sonra belediyelerce oluşturulacak alanda ilgili belediye yetkilidir. Bir alanı gecekondu önleme bölgesi ilan ettiyse yetki onun, TOKİ ilan ettiyse yetki onun. Bu bizim Karapınar’la ilgili belgemiz. Karapınar’la ilgili gecekondu önleme kararını TOKİ vermiş. Bu arkadaşlarımız hala soruyor. Neden soruyorlar anlamıyorum. Gündoğdu afet riskli alanının resmi gazetesi 26 Temmuz 2013. Kazım Kurt yok. O dönemin belediye başkanı milletvekilleriyle koşturmuşlar afet riskli alan ilan ettirmiş. Şimdi Sayın Salih Koca’nın ısrarlı talebi ve Nabi Hocanın imzasıyla ilan edilmiş. Ne Odunpazarı Belediyesinin ne de Büyükşehir Belediyesinin yetkisi yoktur. Yine aynı şekilde sanayi çarşısı. Bu da yine hükümetimizin almış olduğu Bakanlar Kurulu kararıyla bu sefer sayın Milletvekilimiz Nabi Avcı imza attı. Sanayi çarşısının afet riskli alan olduğu karar verilmiştir dedi ve yetkinin tamamını Çevre ve Şehircilik Bakanlığı aldı. Bakanlık kendi kullanabileceği gibi ilgili belediyeye de devredebilir. 2017 yılında ne Büyükşehir Belediyesine ne de Odunpazarı Belediyesine devretmediler. Ben ısrarla koşturuyorum. Bunun devredilmesi için onay bekliyorlar ama onay vermiyor. O kişi Eskişehirli milletvekili. Sanayi çarşısı öyle kaldı. Bu haliyle işyeri açma ruhsatı verme imkanımız yok. Asfalt yamama şansımız yoktur. Bizim orada hiçbir yetkimiz yok. Oradaki esnafa sesleniyorum. Bana yaptıkları baskının 10’da birini AK Partililere yapsınlar, bu iş olur. Ben bu krizde bu yetkiyi almaya hazırım. Çünkü bizim çok farklı ekonomik ve siyasi ilişkilerimiz var. Yetkiyi versinler kredi hazır, para hazır. Çözeriz sıkıntı değil. Biz iş üretmek için geldik. Biz Eskişehir’de mezbelelikten kurtarmak için geldik. Ben açıkça söylüyorum sanayi çarşısını yapmak istiyorum. Eskişehir’i Odunpazarı’nı şehir yapmak istiyorsak sanayi bölgesinin kalkması lazım. Şimdi TOKİ bunları yapmıyor ama TOKİ 2 bin 500 hektarlık alanı gecekondu önleme bölgesi ilan etti. Dava açtık. Mahkeme iptal etti. Ama TOKİ ısrarla o işi yapmaya niyetli. Bize şimdi yerel yönetimlere yetki geçerse biz şehirleşme adına hamle yağacağız. Herhâlde bize de iş yaptırmak istemiyorlar. Engel çıkartmaları yanlıştır. Ama çıkarttıkları engeller eninde sonunda kendilerine patlıyor. Biz Kanlıpınar’ın arkasında kalker ocağı açacağız. ÇED raporu verilmesi ve karayollarının izni gerekir. Tüm kurumlardan olumlu sonuç aldık. Karayolları izin vermedi. Gerekçe çevreyolu geçecek dedi. Biz mahkemeye verdik. Yanıt şu çevreyolu projesinin yüzde 85’i tamamlanmıştır. Mahkemede onu uygulanmaya başlamış gibi algıladı bize ret verdi. Bizde istinafa başvuracağız. Bakan Eskişehir’in çevreyoluyla ilgili bir proje olmadığını söyledi. Bu da bize delil oldu. Bu çekişmeyi çözebilmiş değilim. Eskişehirli bir yurttaş, yönetici olarak hükümetin, devletin Eskişehir’de yapacağı her türlü olumlu işe destek olmaya hazırız. Ama ne yazık ki merkezi hükümetin hiçbir yetkisi CHP’li belediyelere prim yapacak diye bizde destek vermedi. AK Partili sayın yöneticiler lütfen aynı yanlışları tekrar tekrar sormayın. Gündoğdu ve Karapınar’da yetki tamamen sizdedir. Gelin beraber çözelim diyorsunuz. Beraber çözmeyelim siz yapın. Bu konuda çözüm üretme şansım yok.”

HUKUKA AYKIRI BİTTİ
Millet Bahçesinin tamamen hukuka aykırı bittiğini söyleyen Kurt, “Bizim yetkilerimizi tanımadan bitti. Şimdi uygulamada göreceğiz. Oraya çok ağaç koymanın yararlı olacağı anlamına gelmez. Bizim bazı itirazlarımız bazı hamlelerimiz oradaki beton yığınını ortadan kaldırdı. Katlı otopark ve AVM’leri kaldırdılar, bahçe haline getirdiler. Karapınar’daki Millet Bahçesi öyle bir şey yok. Millet Bahçesi diye bir tanım yoktur. Sonradan kanuna koydular. Biz Karapınar’daki alanın peyzaj alanı olarak düzenlenmesi için elimizden geleni yaptık. O bölgeyi bize verirlerse biz yaparız. Ama en son Çevre ve Şehircilik bakanlığıyla yaptığımız yazışmada şöyle diyor. Bizim vadinin yan tarafında 20 bin küsur alanda konut kullanımı olacaktır bunu değerlendirerek projenizi yapın diyor. O yamaç evler projesi var. Biz burayı rekreasyon alanı haline getirirsek siz inşaata başladığınızda orayı perişan edersiniz. Siz inşaata başlayın ondan sonra yaparız dedik” dedi.

ZARAR ETMEYECEK NOKTAYA GETİRDİK
Odunpazarı Belediyesi geri dönüşüm toplama projesinin son aşamasıyla ilgili de bilgi veren Kurt, “Büyük ölçüde sorun çözüldü. O proje şu: Avrupa çöpünü Türkiye’de arıtıyor. Biz çöp ithal ediyoruz. Bundan da para kazanıyoruz. Oradaki kar marjı daha yüksek. Türkiye’de çevre temizliği yapan firmaların anlaşmalı olduğu vakıflara devlet ödemekte olduğu primleri kesti. Bizim de geri dönüşüm firmaları hem bizden topladıklarını satıyor hem de topladığı miktar kadar prim alıyordu. O prim kesilince bizden topladıkları karlı olmamaya başladı. Müteahhidimiz bıraktı. Biz sosyal belediyecilik adına devam ettirmemiz gerekiyor. 10 civarında araç 30 kadar işçi aldık. Bu arkadaşlarımızla eski haline getirdik. 16 mahallede geri dönüşümü toplayıp ilgili yere teslim ediyoruz. Sistemi kurduk. Şimdi işçi ücretini çıkarsak masraflarımızı karşılıyoruz. Bunu sürdüreceğiz. İnşallah bütün mahallelere yayarız. Şimdi Eskişehir’de çöp ve geri dönüşüm kültürünü geliştirmemiz gerekir. Zamanında çıkarılmayan çöp, geri dönüşüm malzemesi ayrı bir külfet getiriyor. Zamanında çıkarılırsa bir turda Eskişehir’i bitiririz. Şimdi ikincisi bütün kamu kurumlarının uyması gereken bir proje var. Çünkü Cumhurbaşkanının eşinin himayesinde bir proje. Sıfır atık projesine uymayan hem Cumhurbaşkanına karşı gelir hem insana karşı gelir. Ben buna uymayanları şikayet edeceğim. Nasıl oluyor? Bir hastanenin çöpü. Çöplükten çıkan tıbbi atık bunlar. Tıbbi atıkların toplanmasının özel şartları var. Bunlarla ilgili yazışmalarımızın hiçbirine olumlu cevap alamıyoruz. Bunlar olumsuz değilse ben bırakıyorum bu işi. Ama bu dosyayı aynen Saray’a göndereceğiz. Herkes sorumluluğunu bilmeli. Benim temizlik elamanım bunu alıyor, boşaltıyor. Belki hastalık kapacak. Tıbbi atık toplayan firma usulüne uygun alıp ayrıştırıyor. Belediyeyi zarar etmeyecek noktaya getirdik” diye konuştu.
BU DAMACANAYI BURAYA GETİRMEYEN KİM?
Son günlerde yaşanan damacana sorununa da değinen Kurt, şu ifadeleri kullandı: “Eskişehir için Kalabak suyu önemli bir değer, marka. Eskişehirli olup da başka suyu içmek bizim için çok ayıplanacak bir şey. Burada olaya biraz sakince ve farklı bakmak lazım. Şu kolay. Kabahat şunda bitti. Aslında bunun çok ayağı var. Eleştirmeye nereden başlamak lazım. İSKİ kanununa bakmak lazım. Bu kanun 20 Kasım 1981’de çıkmış. Faşist 12 Eylül kanunudur. ESKİ Genel Müdürünü Büyükşehir Belediye Başkanı atayamıyor. Şimdi atayamadığınız bir adamı görevden alabilir misiniz? Çelişki başlıyor. Biz Eskişehir’de zaman zaman bu çelişkileri yaşadık. Bu 5 yılı dolmuş damacanalar toplanacaktı. Bunun için elinizde malzeme olması lazım. Bunu Büyükşehir Belediye Başkanı mı takip edecek? Böyle bir şey olur mu? Bakın burada belki en az sorumluluğu olan kişi Büyükşehir Belediye Başkanı. Atamayı yapmış bütün sorumluluk genel müdürde. Genel müdür de yapamadım deyip istifa etti. İlk defa. Büyükşehir Belediye Başkanı görevden alamıyor. Eskişehir’de damacana krizi çıkmış Büyükşehir Belediye Başkanı rica ediyor. Önce bu kanunun değiştireceğiz. Atama yetkisi büyükşehir belediye başkanında olacak. 2019’un 30 Martına kadar biz mecliste azınlıktaydık. AK Parti çoğunluktaydı. Ben eski raporlara baktım hiçbir denetimde damacana tarihleri yer almamış. Belediye başkanının göremediğini onlar da göremedi. ESKİ’nin yönetim biçimi yerel olmalı. Bu yanlışı tespit etmek lazım. Türkiye’de damacanayla su dağıtan saka sistemi sadece bizde var. Sakalarla ilgili bir sorun var. Sakaların yetkisinin uzatılması ya da kısaltılmasıyla ilgili sorun var. Belediyenin hakkı mülkiyet hakkı gibi devredilir mi? Böyle bir ortamda belediyenin sakayla baş etme şansı yok. Bakkalların hepsi kalabak suyu satmak istiyor. Ama belediye vermediği için bakkallarda faturayı belediyeye kesiyor. Vatandaş telaşa kapıldı. Büyükerşen’den başka kimse düzelteceğiz demedi. Genel müdürün bize verdiği bilgiye göre 2016’dan bu yana 600 bin damacanayı değiştirmişiz. 50 bin de o kriz patladığında değiştirmişiz. Varsa 150 bin damacana var 5 yaşın üzerinde. İnsanlara diyoruz ki eski damacanalarınızı getirin yenisini verelim. Ama bir damacana gelmeme meselesi var. O soruşturma bunu ortaya çıkaracak. Bu damacanayı buraya getirmeyen kim? Normal şartlarda bu krizin olmaması lazım. AK Partililer buradan siyaset üretmeye çalışmasın. Buradan siyaset çıkmaz. Siyaset yapmaya kalkınca rekabet şansı azaldı. Diğer suların niteliği tartışılmaz oldu. Kalabak suyu her koşulda yapılan testlerde içme suyu netliliği olarak ilk 3’te. Ama şimdi Kalabak suyuyla rekabet eden kaçta? Kalabak suyumuz var, sağlıklı, sağlıklı biçimde halka ulaştıracak damacana var. Ama bir sıkıntı var. Belediye başkanı buna doğrudan müdahil olma şansı yok. Soruşturma başlattı kimse sorumlusu çıkacak ortaya. Hesabı sorulmalı. Ben şundan kuşkulanıyorum. Birileri bir takım tezgahları yaptı, AK Partililer buradan siyaset yapabileceğini sandı belediye başkanını zora sokmak hem de suyu kötüleyerek rekabet ortamını olumsuza döndürmek konusunda bir tablo çıktı. Bunun giderilmesi için hepimizin sağduyulu olması lazım. Bu sistemi baştan değiştirmek lazım.”

KURTARACAK BİR KAHRAMAN ÇIKAR
Eskişehirspor’da yaşanan son gelişmeleri de değerlendiren Kurt, “Şu anda nakit para akışı sağlanması lazım. Türkiye ekonomisi krizde ciddi bir batağa doğru gidiyor. Bu ortamda kime şu kadar para ver diyebiliyorsun. O iş bozuldu. Eskişehirspor kaç dönemdir kötü yönetildiği için böyle oldu. Kaynak yaratacak adımlar atılmadı. Gelir getirici tesis kurmak, alt yapı yapmak bunlardan bazılarıydı. Ne yapıldı. Dövizli transferler her gün borcu büyütüyor. Oynatamadığı adamlara borcu var. Bir sürü şaibe var. Bunların da hesabı sorulamadı. Sadece dedikodu aşamasında kaldı. Mali genel kurulda başkanı dinledik. 236 bin lira borcu vardı. Bunu çözme şansı hiç kimsede yok. Alacaklılara seslenmek şansımız var. Alacaklılar borçlarını almak istiyorlarsa Eskişehirspor’u yaşatmaya bakacaklar. Eskişehirspor’a şu an sildirerek para isteyerek borçlarını alamazlar. Şimdi hesap yok, kitap yok, denetim yok. Ben aldım ben verdim diyor. Bir kulüp başkanı kendi fabrikasını yönetirken alacağı kalemin bile hesabını yapıyor. Ama Eskişehirspor’a futbolcu alıyor. 500 bin Euro diyor. yürütücü bir milyon Euro diyor veriyor. Ama torununa borç bırakıyor. Eskişehirspor hastası taraftarlar için çok ayıp bir şey. Ama maalesef sorumluluk yok. İnsanlar benim üzerime kalır diye korkuyor. Genel kurulda 80 kişi ya vardı ya yoktu. Bu görülen tabloda büyük paralar bulma şansımız yok. Ama ben Eskişehirlilerin adaletine vicdanına sesleniyorum Arda Turan’ın transferi için İstanbul Büyükşehir Belediyesinden verenler, başka devlet kurumlarından sağlayanlar Eskişehirspor için bir reklam bile vermediler. Afyonspor’a verilen devlet yardımının 3’te 1’i neden Eskişehirspor’a verilmez. Verdirmeyen AK Partililerden de hesap sorulmasını bekliyorum. Çözüm: sportotodan mı lotodan mı bulacaksınız. havayolları Reel Madrid’e sponsor oluyor Eskişehir’e de versin. Herkes borcunu ödesin. Bakın en çok eleştirilen kişi Büyükşehir Belediye Başkanı. Ama büyükşehir belediye başkanının verdiği paraların şu kadarını biz verdik desinler ben susayım. Bakın Büyükşehir Belediye Başkanı kalabak reklamı verdi. Puan sildirmeleri sildi. İçeride kalabak suyu sattırmadılar. Büyükşehir Belediye Başkanının şevki kırılmaz mı? Bu 100 binlerce kişiyi ilgilendiren bir durum. Bunu kısa vadede çözme şansımız görülüyor. Çıkar kurtaracak bir kahraman. Bu işe de çözüm buluruz diye umuyorum” dedi.  

HANGİ KAFAYLA SÖYLEDİ
Son olarak vatandaşa seslenen Kurt, “Bize güvenin biz iyi niyetle Eskişehirlilerin yararına iş yapmaya çalışıyoruz. Samimiyiz halkı da seviyoruz. Ama şu günler gerçekten salgının yoğunlaştığı günler. Bugünler de bize kahramanca hizmet eden sağlık emekçilerine destek olsun. Herkes onların söylediklerine dikkat etsin. Ama şunu da söylemek isterim. Sağlık emekçilerinin sorunlarına çare aramayan hükümetin sağlık emekçilerini mahkum etmeye çalışması kadar saçma bir şey yok. Devlet Bahçeli hangi kafayla bunu söyledi bilemem ama 2020 Türkiye’sine yakışmayan bir açıklamadır. Bu krizden fayda sağlanmamalı. Bunu protesto ediyorum. Barolarda başarılı olamadılar bunda da başarılı olamazlar. İyi ki varlar iyi ki kahramanca mücadele ediyorlar” ifadelerini kullandı.
 
 
Arıman masaustu reklami
1000
icon
Goll 23 Eylül 2020 19:39

Eski devlet hastanesinin karşısında Cumhuriyet bulvarında kalabak su bulunmuş diyor komşular bütün tamir onarım araçları vidanjörlere çekiyorlardı artık rahat rahat sakalar su dağıtır umarm

0 1 Cevap Yaz
Kamil can 23 Eylül 2020 10:02

Sayın Başkan öyle bisiklete binip şov yapmana kadar bisiklet yolu yapın olmayan tamamen işgal edilmiş kaldırımları duzenleyin

0 0 Cevap Yaz
Kamil can 23 Eylül 2020 08:05

Mahalleler pislik götürüyor çöp konteynır ları pislik içinde önceden yıkanırdı

0 0 Cevap Yaz
çi börekçi 22 Eylül 2020 20:18

Geri dönüşüm ile çöp işini layıkıyla yapsın yeter..

2 10 Cevap Yaz
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat