CHP Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, TBMM’de yaptığı konuşmada Eskişehir’de planlanan madencilik faaliyetlerini ve kamu politikalarını sert sözlerle eleştirdi. “Yok etme projesi” olarak nitelendirdiği sürece karşı direneceklerini vurgulayan Süllü, 20 Nisan’daki kritik keşif öncesi uyarılarını sıraladı.
Cumhuriyet Halk Partisi Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, iktidarın Eskişehir’e yönelik politikalarını hedef aldı. Süllü, “Vekili olduğum Eskişehir, 27 yıldır Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin projeleriyle örnek gösterilen bir Avrupa kenti haline geldi. Ancak iktidarın Eskişehir’e yönelik projeleri taşıma, yok sayma ve yok etme üzerine kurulu” dedi.
KURUMLAR BİR BİR KENTTEN KOPARILIYOR
Kamu kurumlarının Eskişehir’den uzaklaştırıldığını belirten Süllü, idari ve ekonomik gücün zayıflatıldığını savundu. Eskişehir’in idari yargıda Bursa’ya bağlandığını hatırlatan Süllü, TÜLOMSAŞ’ın statü kaybına uğradığını, Vakıflar ve Karayolları gibi kurumların başka illere bağlandığını söyledi. Açıköğretim Fakültesi gelirlerinin büyük bölümünün YÖK’e aktarıldığını ifade eden Süllü, havalimanı iç hat uçuşlarının kaldırıldığını ve PTT Başmüdürlüğü’nün kapatılma sürecinde olduğunu dile getirdi.
YATIRIMLAR YARIM KALIYOR, PROJELER SÜRÜNCEMEDE
Sağlık ve ulaşım yatırımlarındaki gecikmelere dikkat çeken Süllü, yıkılan Devlet Hastanesi arazisinin özelleştirme kapsamına alındığını söyledi. Alpu Yolu’nun 8 yıldır tamamlanamadığını, Seyitgazi-Kırka yolunun sürüncemede kaldığını belirten Süllü, Mihallıççık yolu için ise henüz proje dahi bulunmadığını ifade etti. Sarıcakaya–Mihalgazi yolunun ise madencilik faaliyetleri için hızlandırıldığını öne sürdü.
“ANADOLU’NUN ÇUKUROVA’SI TEHDİT ALTINDA”
Süllü, Sakarya Nehri çevresindeki verimli tarım alanlarının risk altında olduğunu vurguladı. Mikroklima özelliği sayesinde yılın dört mevsimi üretim yapılan bölgenin yok edilmek istendiğini söyleyen Süllü, Mihalgazi’nin Türkiye’nin sebze ihtiyacının yüzde 18’ini karşıladığına dikkat çekti. Proje sahasında çok sayıda endemik bitki, yaban hayatı ve arkeolojik sit alanı bulunduğunu belirtti.
GIDA GÜVENLİĞİ VE DOĞA İÇİN KRİTİK UYARI
Madencilik faaliyetlerinde kullanılacak yöntemlere ilişkin uyarılarda bulunan Süllü, açık ocak ve siyanürlü liç yönteminin ciddi riskler barındırdığını ifade etti. “2450 futbol sahası büyüklüğünde bir alanda ormanlar, su kaynakları ve ekosistem yok olacak” diyen Süllü, olası sızıntıların tarımsal üretimi ve gıda güvenliğini tehdit edeceğini söyledi. Patlayıcı kullanımının da bölge halkı için güvenlik riski oluşturduğunu dile getirdi.
20 NİSAN’DA KRİTİK KEŞİF
Bölgede açılan davalara değinen Süllü, yöre halkı, belediyeler ve meslek örgütlerinin projeye karşı hukuki mücadele yürüttüğünü belirtti. 20 Nisan’da yapılacak bilirkişi keşfine dikkat çeken Süllü, “Biz de orada olacağız ve direnmeye devam edeceğiz” dedi. Projede adı geçen şirketlere ilişkin kaygılarını da dile getiren Süllü, geçmişte yaşanan maden faciasını hatırlattı.
“EMEKÇİLER MAĞDUR, ŞİRKETLER KAZANÇLI”
Süllü, madencilik politikalarının yalnızca çevreyi değil, emekçileri de etkilediğini söyledi. Mihallıççık’taki işçilerin mağdur edildiğini belirten Süllü, “Emekçiler Ankara yollarına düşerken, şirketler yeni ihaleler almaya devam ediyor” dedi. Açıklamasını sert sözlerle tamamlayan Süllü, “Bu talan sadece Eskişehir’e özgü değil. Bu bir kader değil; doğayı, emeği ve insanı yok sayan anlayışın sonucudur. Mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.
Kaynak : HABER MERKEZİ