Adı Suat Ader…
Yıldız Teknik Üniversitesini bitirmiş idealist bir mühendis…
Çalışma hayatına TCDD şantiyelerinde başlamış. Bir süre devlet hizmetinde bulunmuş. Nasıl olsa devlet memuruyum, sallabaşını al maaşını dememiş işine dört elle sarılmış…
Ve son olarak çalıştığı Büyük Şehir Belediyesinde bir yıldır Genel Sekreter Yardımcılığını başarıyla ifa ederken sürpriz bir şekilde bu görevinden istifa etmiş…
Bu teknokratı niye köşeme aldım?
Yaklaşık 40 yıldır Eskişehir’de gazetecilik yapmama rağmen Suat Ader’le tanışmam öyle pek eski değil…
Gazetecilik de bir anlamda kamu görevidir…
Hemen her gün gelen şikâyetleri dinlemek zorundasınız…
Onların sesi soluğu olmak ve ilgili mercilere iletmek önemli görevleriniz arasındadır…
Şehrin çeşitli sorunlarına bazen bizzat kendim tanık olurum, bazen yaptığım ziyaretlerde dostlarım uyarır, bazen de telefonum hiç susmaz…
Bütün bunlardan hiç şikâyetçi değilim.
Çünkü şehrin sorunları ne kadar dile getirirsem, ne kadar çözümün bir parçası olursam o kadar mutlu olurum…
İşte bu sorunların büyük bir bölümünü ilettiğim isim Suat Ader’di…
Her aradığımda telefonun karşı ucunda hep kibar, duyarlı ve sorumluluk sahibi bir muhatap buldum…
Hiçbir zaman “nemelâzımcı ya da bugün git yarın gelci” olmadı…
Şehrin çeşitli bölgelerinde yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarını hep ciddiye almakla kalmadı, ivedilikle çözdü…
Birçok gazeteci arkadaşım bu durumu köşelerinde dile getirdiler zaten…
Çünkü o çok farklı bir yönetici profili çiziyordu. Belediye’de üst düzey bir görevde olmasına rağmen zamanının büyük kısmını makamında değil genç bir şantiye mühendisi gibi iş alanlarında geçiriyordu…
Ve geçtiğimiz hafta severek yaptığı bu görevden istifa etti…
Ülkemizin hemen her alanında yetişmiş insan gücüne ihtiyaç duyduğu şu günlerde bu istifa oldubittiye getirilmemeliydi…
Rivayet muhtelif…
Ama söylentiler çoğunlukla Genel Sekreter Engin Çakmak’ı hedef tahtasına oturtuyor...
Bu ikilinin arasındaki şiddetli geçimsizlik ve görüş ayrılığı işi istifaya kadar vardırmış…
İleriki günlerde bu istifanın perde arkasını gerçek boyutlarıyla mutlaka öğreneceğiz…
Her şeye rağmen şehrin büyük mimarı bu duruma seyirci kalmamalıydı.
Yılmaz Hocam bu istifayı bu kadar çabuk kabul etmemeliydi…
Çünkü bu mühendisin hizmetleri halkta memnuniyet yaratıyordu.
Dilim ve yüreğim Suat Ader’e güle güle demeye varmıyor. Belki döner umuduyla…
***
Bu olay yine sosyal demokratlarla ilgili çok bilinen fıkrayı aklıma getirdi. Çünkü bu fıkra ne kadar anlatılırsa anlatılsın hiç ders alınmıyor, her zaman her yerde sık sık benzeri durumlar yaşanıyor…
“Günahkâr bir siyasetçi günün birinde ölür ve bir zebani eşliğinde gireceği cehennemi gezmeye başlar…
Cehennemde çeşit çeşit çukurlar vardır. Her birinin başında da bir zebani bulunmaktadır. Çıkmaya çalışan olursa zebani kafalarından içeri bastırmaktadır…
Siyasetçi durumdan çok korkar ama bir çukurun gayet sakin ve sessiz olduğunu ve başında zebani olmadığını görür. Zebaniye neden bu çukurun başında zebani olmadığını sorar…
Zebani; “tüm o gördüğün çukurlar başka başka partilere aittir; yalnız bu çukur Sosyal Demokratlarındır. Bir tanesi çukurdan çıkmaya kalkarsa diğerleri onu ayağından çeker böylece kimse dışarıya çıkamaz. Bu yüzden çukurun başında zebaniye de gerek yoktur” der…
*-*******
Emirdağlılardan doğru adım…
Geçen hafta içerisinde yıllardır tanıdığım, devlet memurluğunun yanı sıra fahri gazetecilik de yapan has Emirdağlı Ertuğrul Altınel’in göndermiş olduğu maili okuyunca,”yıllardır söylenen ancak dikkate alınmayan ‘tek çatı altında toplanalım’ söylemleri gerçek oluyor” dedim…
Eskişehir’de 60-70 bin civarında Emirdağlı olduğu söyleniyor…
Ancak ikiye bölündükleri için bir Mihalıççıklılar, Sivrihisarlılar kadar ses getiremiyorlar…
Rahmetli Dr. Safa Halaç ANAP’tan Büyükşehir Belediye Başkan adayı…
Eskişehir’de Emirdağlılar oy vermiş olsa seçilememesi mümkün değildi…
Mihalıççıklılar ve Sivrihisarlılar kendilerinden birisi hangi partiden olursa olsun belediye başkanlığı veya milletvekili adayı oldu mu parti gözetmeksizin arkasında dururlar…
Seçilmesi için de çok başarılı bir propaganda yaparlar ve etkili de olurlar…
Emirdağlılar ise bölünmüş olmaları ve birazda kıskançlıktan başarılı olamıyordu…
Nihayet bunun farkına varmışlar…
Emirdağlılar Derneği, Emirdağlılar Sosyal Dayanışma Kültür ve Eğitim Vakfı, Emirdağlı sivil toplum kuruluşlarının başkanları ve ileri gelenler toplanarak derneği kapatarak, bölünmüşlüğü önlemek ve tek çatı altında toplanmak için Emirdağlılar Derneği, derneği kapatarak “Emirdağlılar Vakfı” çatısı altında birleşilmesi için karar almışlar…
Emirdağlılar Derneği Başkanı Adnan Karamanlı ve Dernek üyeleri, Emirdağlıların tek çatı altında toplanması için büyük bir fedakârlık göstermişler…
Kendilerini kutluyorum…
Emirdağlıların “Emirdağlılar Sosyal Dayanışma Kültür ve Eğitim Vakfı” çatısı altında toplanmasının kararlaştırılmasından sonra Vakıf Başkanı Murat Kahya, Emirdağlıların daha güçlü bir konuma geleceğini ifade etmiş…
Emirdağlıların, ‘Emirdağlılar Vakfı’ çatısı altında toplanması ve birliktelik Eskişehir'de Emirdağlılar ile birliktelik ruhunu hayata geçirdiklerini, Eskişehir'de seslerinin daha da güçlü olarak duyuracaklarını da söylemiş Vakıf Başkanı Kahya…
Şoförler ve Otomobilciler Odasının Emirdağlı Başkanı Suat Er'de,”Bir Emirdağlı olarak 40 yıldır Eskişehir'de ikamet etmekteyim ve son 15 yıldır Emirdağlılar Vakfı'nın yönetim kurulunda görev yapmaktayım. Eskişehir'de Emirdağlıların 'birlik ve beraberliği' için her türlü fedakarlığa razıyım ve her türlü fedakarlığı yapacağım. Emirdağlıların Eskişehir'de Vakıf Çatısı altında toplanması ve bu toplantı da 'birliktelik ve birleşme' kararı alınması, beni son derece memnun etti" demiş…
Ben bu kararı doğru buluyorum…
Emirdağlı çok sayıda arkadaşım, kardeşim, ağabeyim var…
Onlarla konuştuğumda hepsi tek çatı altında toplanmalarından mutlu olduklarını söylüyorlar…
Bakalım tek çatı altına girmelerine rağmen hala geçmişteki gibi sessiz mi kalacaklar?
Yoksa sesleri artık gür mü? Çıkacak…
Özellikle takip edeceğim…