İstanbul’da geçen ay Fatma Nur Çelik öğretmenin 17 yaşındaki öğrencisi tarafından bıçaklanarak öldürülmesinin yarattığı travma henüz atlatılamamışken, acı haberler art arda geldi.
İstanbul’da geçen ay Fatma Nur Çelik öğretmenin 17 yaşındaki öğrencisi tarafından bıçaklanarak öldürülmesinin yarattığı travma henüz atlatılamamışken, acı haberler art arda geldi.
Önce Şanlıurfa…
Bu saldırıda, okulun eski öğrencisi, pompalı tüfekle 10 öğrenci, 4 öğretmen, 1 polis, 1 kantin işletmecisi olmak üzere 16 kişiyi yaralayıp yaşamına son verdi.
Ardından Kahramanmaraş…
Babası polis, annesi öğretmen 14 yaşında bir öğrenci, 1’i öğretmen 8’i öğrenci olmak üzere 9 kişinin ölümüne sebep oldu. Daha sonra kendi yaşamına son verdi.
CHP Milli Eğitim Bakanlığı’ndan sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş’ın verdiği bilgiye göre, sadece bu yılın ilk 4 ayında okullarda en az 16 şiddet ve silahlı saldırı olayı yaşandı.
Eylül 2023’ten bu yana 6 öğretmen, 10 öğrenci, 2 okul çalışanı ve 1 veli hayatını kaybetti.
MESEM’lerde çalışırken ölen 18 öğrenci ise cabası…
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in bakanlığı süresince okullarda 37 kişinin yaşamını yitirdiğine dikkati çeken Özçağdaş’ın, şu tespitine katılmamak mümkün değil:
“Her seferinde münferit bir olay gibi gösterilen bu olayların sonrasında Bakan Tekin, 1 ay önce olduğu gibi aynı şeyleri söylemeye devam ediyor. Sürekli üzüntülerini ve gerekli tedbirleri alacağını dile getiren bakan ve yardımcılarının artık gerçekten tedbir almasını bekliyoruz.
Okullara acilen güvenlik görevlisi ihdas edilmesi gerekmektedir.”
Peki sendikalar ne diyor?
ESTV yayınına konuk olan Memur-Sen’e bağlı Eğitim Bir-Sen Eskişehir 1 No’lu Şube Başkanı İbrahim Akar, her şeyden önce okulların şiddetle, öğretmenin, eğitimcinin şiddete maruz kaldığı durumlarda haklarını savunmakla bunları hep dile getirdiklerini belirterek, “Bu yaşlardaki çocuklar nasıl bu hallere geldiler, bunu iyice araştırmalıyız. O yüzden herkes kendine düşen görevi yapmalı, şapkasını önüne koyup her şeyden arınır bir şekilde konuyu enine boyuna her şeyle düşünmeli” dedi.
Ve şunları eklemeyi ihmal etmedi:
“Okul Polisi uygulaması hayata geçirilmeli. Bir adım atılmasını bekliyoruz artık. Uyarılarımız artık bu noktada son olsun istiyoruz. Okul güvenliği konusunda adım atılması için artık hiç kimsenin bir dakika bile beklemesine gerek yok.”
Evet artık yarından tezi yok iktidarından muhalefetine eğitim ve güvenlik uzmanlarından sendikalara kadar konunun tarafı her kesim aynı masa etrafında toplanıp bir çözüm üretmelidir.
Dijital mecralardaki şiddet içerikli oyunlardan televizyon dizilerinde mafyayı özendiren dizilere kadar…
Mesele her yönüyle ele alınmalı.
Bu olayları sadece “canilik” diye açıklamak doğru olmaz.
Çünkü bu çocuklar bir sabah uyanıp bu hale gelmiyor.
Eğitim uzmanları ve psikologların bu uyarılarını dikkate alınmalı
Ruh sağlığı ve erken uyarı eksikliği
Ergenlik döneminde öfke, dışlanmışlık, depresyon ya da travma yaşayan gençler var. Ama okullarda psikolojik danışman sayısı yetersiz, sistem erken sinyalleri yakalayamıyor. “Sorunlu öğrenci” diye etiketlenip geçiliyor.
Aile yapısındaki kırılmalar
Aşırı baskıcı ya da tamamen ilgisiz ebeveynlik, şiddetin normalleştiği ev ortamları, parçalanmış aileler… Çocuk davranışı büyük ölçüde buradan şekilleniyor.
Okul güvenliği zafiyeti
Silahın, bıçağın okula girebilmesi zaten başlı başına sistem açığı. “Okul polisi” uygulaması düşünülebilir.
Şiddetin normalleşmesi
Sosyal medya, bazı diziler, içerikler… Evet etkisi var ama bu tek başına sebep değil. Zemin hazırsa tetikleyici oluyor. Yani sorun içerikten çok, o içeriği nasıl algılayan bir gençlik yetiştiği.
Aidiyet ve gelecek kaygısı
“Ben kimim, ne olacağım?” sorusuna cevap bulamayan, umutsuzluk yaşayan gençlerde öfke daha kolay radikalleşiyor. Özellikle ekonomik ve sosyal baskıların arttığı dönemlerde bu daha görünür hale geliyor.
Çözüm önerileri:
Okullara zorunlu psikolojik danışman sayısı artırılmalı, riskli öğrenciler için erken müdahale programları kurulmalı, okullarda giriş-çıkış güvenliği sağlanmalı, ailelere yönelik zorunlu rehberlik programları uygulanmalı, medyada şiddeti özendiren içeriklere denetim ve denge getirilmeli, çocuklar sadece disiplin edilecek birey değil, anlaşılması gereken bireyler olarak görülmeli.