Eskişehir Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, ESTV’de canlı yayınlanan “Açıkça” programının konuğu oldu. Başkan Kurt programda Ali Baş ve Meltem Karakaş Kaya’nın sorularını yanıtladı.
Eskişehir'de büyük tartışmalara sebep olan içkili yerler konusu, programın ilk gündem maddesi oldu. Kurt, Odunpazarı Belediye Meclisinden oy çokluğu ile geçen içkili yerler bölgesi ile ilgili açıklamalarda bulundu.
"Barlar sokağı uydurma bir mesele"
"Barlar sokağı meselesini bir kere tamamen uydurma bir mesele olduğunu tüm Eskişehirliler ve Odunpazarlılar bilmeli. Odunpazarı belediyesinin barlar sokağı yapma gibi bir çabası yok böyle almış bir kararı da yok. Komisyon belediyeye içkili yer açmak isteyen hemşerilerimizin başvurusu üzerine içkili yerler komisyonumuz toplandı. Ve bize yapılan başvurulan yerleri inceledi. İnceleme sonrasında ilgili kararı aldı. Aynı doğrultuda meclis toplantısında da görülmeler yaptık. Hukuka aykırı yönetmeliğe aykırı hiçbir ey yok. Vatandaş ticaret yapmak adına belediyeye dilekçe veriyor. Ben bu sokakta içkili yer açmak istiyorum diyor. Belediyenin yapması gereken şudur: içkili yerler bölgesi adı altında bir meclis kararından geçmesi gerekir. Böyle bir karardan geçtikten sonra ancak içkili yer ruhsatı için yapılan başvuru incelenebilir. Bizim içkili yerler bölgesi ilan edebilmemiz için ilgili yönetmelik belli kıstaslar koymuş. Belli ölçüler koymuş. Bu ölçüler dışında herhangi bir ölçü koyamayız. Bu yönetmeliğin 30’uncu maddesi hangi bölgelere içkili yerler yapılamayacağını açık açık saymış. O 4 maddenin dışında belediye başkanı veya meclis veya belediye meclisi içkili yerler komisyonu kendi kafasından filanca istedi diye ya da kalabalık topluluklar böyle istiyor diye böyle bir ölçü getiremez. Bu hukuk devletinde mümkün olmayan bir şey. Şimdi bizim bu konudaki bize yapılan talep Şubat ayında. Şubat ayında ilgili komisyonumuz toplanmış ve görüş almak üzere kaymakamlığa başvurmuş. Kaymakamlık 1 ay içinde cevap vermesi gerekiyorken 6-7 sonra cevap vermiş. O arada da pandemi nedeniyle meclisler tatile girince de eylül ekiim ayında gündeme geldi. bütün itirazları incelediğim zaman veya tepkilere baktığım zaman bir kısmı şunu diyor: ya şimdi bu pandemi zamanında sırası mı? Bu işe başladığımızda pandemi yoktu yasaklar yoktu o dosyanın bir şekilde tamamlanması lazım. Eylül ayında ekim ayında da gerekli karar verildi. İkincisi kaymakamlığın bize göndermiş olduğu yazıda şöyle diyor: Özellikle Kayıhan sokakla ilgili spekülasyonlar yapılıyor zaten. Bu bölgede 30 bin küsur öğrenci var. bunlar önünden arkasından geçecek. Atatürk bulvarında bayram törenleri yapılıyor. İnsanlar bunu görecek rahatsız olacak. Şimdi yönetmelikte böyle bir şey yok. Yönetmelik demiyor ki milli bayramların kutlandığı alanların yakınında içkili yerler bölgesi ilan edilemez demiyor. Yönetmeliğin bize koymuş olduğu kıstas net ve belli. Cami, okul, hükümet binası gibi yerlere 100 metre, 101 metre ise vatandaşın hakkı. Dolayısıyla biz bu ölçüleri değerlendirdik. Tepkilere bakıyoruz Kayıhan Sokakta 11 numara var. 11 numaranın içkili yer açmaya uygun olanı sadece ve sadece 6 tane. Ve o sokağı bilmeyenler için söyleyeyim. Bu 6 tane yer öyle bir yer ki karısında bina yok. Bu sokak boş bir sokak. Dolayısıyla bunlar abartılan şeyler. Keşke bu işi örgütleyen arkadaşımız devlet yetkisini kullanarak okullara, idarelere mesajlar atarak, katılmak zorundadır diye insanları çağırdığınız zaman gelen kişi sayısı belli. 300-500. Bu önemli değil. Biz Odunpazarı Belediyesi olarak bir kişinin bile itirazını haklıysa değerlendiririz, hukuka uygunsa değerlendiririz. Ama keyfi ben böyle istiyorum deyince bu değerlendirme olmaz, bu itiraz da zaten doğru itiraz olmaz. Siyasi bir itirazdır. Eskişehir’de sanki sadece Odunpazarı Belediyesi içkili yerler bölgesi ilan ediyormuşuz gibi bir hava yaratılıyor. Tepebaşı bölgesinde her dönem alınıyor bu kararlar. Aynı arkadaşlar Odunpazarı’nın gençlerini, çocuklarını, öğrencilerini düşünüyor da Tepebaşı’ndakileri neden düşünmüyor? Yine aynı arkadaşlar turizm bakanlığının vermiş olduğu ruhsatlara itiraz etmiyor da bu bizim vereceğimiz ya da vermek üzere karar aldığımız ruhsatlara itiraz ediyor. Buradaki yanlışlık şudur: hem olayı çarpıtmak hem de insanların dini duygularını kullanarak baskı yapmak. Bu baskı hele hele sivil toplum örgütüyüm diyen, bağımsız hükümetten ayrı hareket edeceğim diyen sendikanın özellikle eğitim sendikasının baskısıysa çok yanlıştır. Eğitim sendikasının görevi şudur: Bugün öğretmeler günü. Atanamayan öğretmenlerin derdine dert olmak, okullarda şu anda insanlık koşullarına uygun olmayan ortamda çalışan öğretmenlerin derdi için sokağa çıkmak ve bakın dünkü gazetelerde öğretmenlerle ilgili yapılan bir rapor. Diyor ki: araştırmaya katılanların yüzde 93’ü öğretmenlik saygın bir meslek olma özelliğini kaybetti görüşünde. Çocuk sahibi öğretmenlerin yüzde 63’ü çocuğunun gıda ihtiyaçlarını karşılayamıyor. Öğretmenlerin yüzde 73’ü çocuklarını kılık kıyafet alamıyor. Her 100 öğretmenden 47’si çocuğunu eğitim ihtiyacını karşılayamıyor. Ortam buyken siz bu işlerle ilgili asla ve asla muhalefet etmeyeceksiniz, sokağa dökülmeyeceksiniz, bu öğretmenlerle görüşüp ilgililere bir kere bile itiraz etmeyeceksiniz. Ama Odunpazarı Belediyesi içkili yerler bölgesi kararı alınca muhalefet yapacaksınız. Buna kimse inanmaz, samimi değildir. Dolayısıyla ben inanmadığım için bu konularda bir kararı gözden geçirme ihtiyacı duymuyorum. Kararımız doğrudur. Bu aşamadan sonra esas içkili yeri açmak isteyen kişilerin başvuru sırasında da bazı işlemler araştırmalara yapılacaktır. Bu nedir? Umumiye açık eğlence yeri açılması durumunda yönetim planında aksine bir hüküm yoksa kat maliklerinin oy çokluğuyla almış olduğu kararın bulunması. Yani bize başvuran kişiye diyeceğiz ki, mal sahibi misin kiracı mısın? Mal sahibiysen tapunu getir, kiracıysan kira sözleşmeni getir. Bakacağız kira sözleşmesinde içkili yer açamaz, alkol satamaz gibi madde varsa zaten başlarken gitti. İki diyeceğiz ki üzerinde daire var mı, mesken var mı? Var. Onların mutabakatını getir diyeceğiz. Evinin altında içkili yer ister misin? Diye bana soruyorlar. Evinin altında içkili yer olmasını istemeyen diyecek ki kusura bakma kardeşim açma. Bitti. Bize bu imza gelmediği zaman biz ruhsat veremeyeceğiz. Yine asayiş ve güvenlikle ilgili kolluk araştırması yapılacak. Adam sabıkalı mı? Bu işi yapabilir mi gibi. Ve itfaiyeden depreme uygunluk raporu gibi birtakım şeyler isteyeceğiz. Ondan sora uygunsa buyurun açın. Şimdi bu mekanların bir kere büyüklüğüne ölçüsüne bakmak lazım. Uygun mudur değil midir? Biz şunu hiçbir yerde söylemedik. Kayıhan sokağın her tarafını meyhane yapalım, burada alkollü içkiler satılsın, insanlar burada birbiriyle kavga etsin gibi bir arzumuz olamaz. Tersine bu iler denetlenmediği zaman, bu işler bir legalize edilmediği, yasal hale getirilmediği zaman esas asayiş sorunları çıkıyor. Sokağın başında oturuyor, kaçak içki içiyor, kaçak alkolden ölenlerin sayısını siz daha iyi biliyorsunuz. Yine hangi alanda hangi mekanda içtiği belli olmayan yüzlerce insan çıkıyor. Eskişehir’in belli yerlerinde asayiş denetimi yok serbest gibi. Arabalarla diziliyor ve oralarda içiliyor. Bunların tamamı yanlış şeylerdir. Biz alkolün yanlışlığını bilen itiraz etmeyen inşalarız. Bununla yüz yıllardır Anadolu topraklarında kullanılan bir madde olduğunu herkes biliyor. Hiç kimse bitirememiş, hiç kimse yasaklayamamış. Ancak doğru şudur, bunu denetim altına almak suretiyle düzgünce içilecek bir ortamı sağlamaktır. Bizim tek başına ayrı ayrı her hangi bir biçimde barlar sokağı açmak gibi bir niyetimiz yoktur.
Siz tek başına ruhsat veriyorsunuz.
Bölge olarak karar alınmalı. Kanun öyle. Şu anda Atatürk Bulvarında 1-2 tane alkol satan mekan var. ama Atatürk Bulvarında koca bir alan içkili yerler bölgesi. Bizim Eskişehir’de içkili yerler bölgesi olan yerlerimiz zaten belli. Bu sayılarla uğraşanlar var. Bunların kendi söyledikleri mantıkla çeliştiklerini söylemek gerekiyor. Adapazarı’nda şu kadar var bizde şu kadar. O zaman hata yaparsınız. Tepebaşı’nda şu kadar var. Odunpazarı’nda da bu kadar olsun derseniz onda haklı çıkarsınız. Bu öyle değil. Bu bir ihtiyaçtır. Açılabiliyorsa açılır, değilse açanla içene biz karışmayız. Ama bir yere yapılan bir başvuru varsa bizim ölçümüz yönetmeliğin 30’uncu maddesidir. Biz buna uygun mudur değil midir buna bakarız. Uygunsa ki olursa olsun izin veririz.
Başka yerler de başvuru yaparsa aynı şekilde mi uygulanacak
Bunlar bize birkaç yıldır yapılan başvuruların birikmişi. Biriken hali. Belki bunların da bir çoğu yapılamayacak. Bu gerçekleştikten sonra git orada aç, yer var çünkü. Ama şu anda o bölgelere yok.
Vişnelik’teki Kayıhan sokağa yapılacağına iki adım ötesinde bulvar var zaten bu izin. Neden tekrar içkili yerler bölgesi yapılıyor?
Bizim o Kayıhan sokakta başvuru var. Kayıhan sokaktan yapılan başvuruya biz diyemiyoruz ki git bulvara. Benim dükkanı var bu hale dönüştürmek istiyorum diyor. Çok abartılacak bir şey değildir. Dünyanın her yerinde Türkiye’nin her yerinde de bu böyledir. Biz alışacağız. Bu mekanlarda içki içenler sanki suç üreten makineymiş gibi de görünmemeli. Hem saygın insanları bu arada doğru ilişkiler kurulduğu sürece bu tür yerlerin insanları sosyalleştiren mekanlar olduğunu da hepimiz biliyoruz.
Emek ve 71 Evler’den de şikayet geliyor. Buraya da açılsın biz hep merkeze mi gideceğiz diye.
Bize buradan şu tartışma sırasında hep olumsuzluklar gelmiyor. Olumlu şeyler de geliyor. Bize evet, doğru oldu. Buralara geliriz, bazı yerlere gitmekten kurtuluruz diyen de çok. Yani bu tercih meselesidir. Bundan toplumsal bir muhalefet çıkarmaya çalışanlar tamamen Kazım Kurt’a muhalefet etmek isteyenlerdir. Zaten bizi yaptığımız hiçbir işe olumlu gözle bakmayan arkadaşlardır. Ama gerçekten şu öğretmeler gününde bu arkadaşların öğretmenler için de bir takım eylemlere girişmelerinden yana olduğumu onlara hatırlatmak istiyorum bir de şuna çok seviniyorum. Bu hareket, demokrasiyi özlemiş olduğumuzu ortaya çıkarttı. 300-500 kişi sokağa çıkıp eylem yaptı polis engel olmadı. Mesafe kuralları ihlal edildi, hiç kimse siz yanlış yapıyorsunuz demedi. İnsanlara özgürce rahatça dilediklerini söylemeyebilme imkanı sağladık. İkincisi AK Partili hiçbir politikacı CHP’li hiçbir politikacıya televizyona çıkamıyordu. Bu olay nedeniyle çıktı. Hem sizi tebrik ediyorum hem kendimizi tebrik ediyorum. Biraz demokrasiye alıştırdık insanları. Keşke böyle olsa. Biraz önce haberleri izlerken Kocaeli’de işten atılan işçiler biz neden işten atıldık diye bağırdı diye gözaltına alındılar. Ben Eskişehir’de polise teşekkür ediyorum. Güzel bir şey oldu.