yandex

Eskişehir'den COP31 tepkisi: Şirketlerin vitrini olmasına izin vermeyeceğiz!

ABONE OL:google news abone ol butonu
Videoyu Aç Eskişehir'den COP31 tepkisi: Şirketlerin vitrini olmasına izin vermeyeceğiz!
A
a

Eskişehir’de düzenlenen İklim Adaleti Forumu’nda, Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 İklim Zirvesi ve iklim krizinin toplumsal etkileri ele alındı. Konuşmacılar, uluslararası iklim politikalarında belirlenen hedeflerle uygulamaların örtüşmediğine dikkat çekerek iklim krizinin sınıfsal boyutuna vurgu yaptı.

Eskişehir Ekoloji Derneği tarafından Taşbaşı Kültür Merkezi Kırmızı Salon’da İklim Adaleti Forumu düzenlendi. Gazeteci Ayşegül Hümmet’in moderatörlüğünü yaptığı foruma Avukat Mert Yedek ile Denizli Barosu’ndan Avukat Onat Ötnü konuşmacı olarak katıldı. Forumda iklim krizi ve 9–20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 İklim Zirvesi gündeme geldi.

Konuşmacılar, iklim krizinin yalnızca çevresel ve bilimsel açıdan değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek uluslararası iklim müzakerelerinde alınan kararlar ile uygulamalar arasındaki farklılıklara dikkat çekti. İklim krizinin ekonomik ve sınıfsal boyutunun da ele alındığı forumda, karar alma süreçlerinde halkın söz sahibi olması gerektiği vurgulandı.

“Kendi geleceğimizde söz alamıyoruz”

Eskişehir Ekoloji Derneği Başkanı Fatma Filiz Özkoç, konuşmasına “COP31 şirketlerin değil, emeğin ve halklarındır” sözleriyle başladı. Kasım ayında Antalya’da gerçekleştirilecek zirvede devletlerin, şirketlerin ve uzmanların enerjinin, tarımın, sanayinin ve kentlerin geleceğini tartışacağını belirten Özkoç, emekçilerin karar süreçlerindeki yerini sorguladı.

Özkoç, “Kasım ayında COP31 için devletler, şirketler ve uzmanlar Antalya'da bir araya gelerek enerjinin, tarımın, sanayinin ve kentlerin geleceğini tartışacak. Peki işçiler, çiftçiler, emekliler, işsizler, kadınlar ve gençler nerede? Dünyayı emeğiyle var edenler, neden kendi gelecekleri üzerinde söz ve karar sahibi olamıyor?” diye sordu.

İklim krizinin yalnızca teknik bir sorun olmadığını ifade eden Özkoç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İklim krizi yalnızca uzmanların masa başında çözeceği teknik bir sorun değildir; üretimin, emeğin, mülkiyetin ve toplumsal kaynakların nasıl örgütleneceğine dair siyasal bir meseledir. Kararların kimler tarafından ve hangi çıkarlar doğrultusunda alındığı asıl belirleyicidir. Bu nedenle yalnızca sonuçlara katlanmak değil, politikaların belirlenmesinde ve uygulanmasında doğrudan söz ve karar sahibi olmak istiyoruz. İklim Adaleti Forumu olarak 15-16-17 Kasım tarihlerinde Antalya’da buluşuyoruz. Talan edilen meraların, kurutulan nehirlerin, yakılan ormanların ve toprağını savunan köylülerin sesiyle orada olacağız. Antalya’nın yalnızca şirketlerin ve kapalı kapı diplomasisinin vitrini olmasına izin vermeyeceğiz”

İklim politikalarında hedef ve uygulama uyuşmazlığı

Forumun ilk konuşmacısı Avukat Onat Ötnü, iklim krizinin çevresel ve bilimsel yönlerinin yanı sıra siyasal ve hukuksal boyutlarının da bulunduğunu belirterek uluslararası iklim müzakerelerinin tarihsel gelişimini ele aldı.

Birleşmiş Milletler çatısı altında yürütülen iklim görüşmelerinde, ülkelerin sera gazı emisyonlarını azaltma yükümlülüklerinin yanında bu yükümlülüklerin kimler tarafından ve hangi kaynaklarla yerine getirileceğinin de tartışıldığını belirten Ötnü, Kyoto Protokolü ve Paris Anlaşması süreçlerini değerlendirdi.

Uluslararası iklim politikalarında belirlenen hedeflerle hayata geçirilen uygulamaların örtüşmediğini ifade eden Ötnü, iklim krizinin yol açtığı kayıp ve zararlar için COP zirvesine katılan ülkelerce fon kurulduğunu hatırlattı. Krize neden olan ülkelerin sorumluluğu ile krizden etkilenen ülkelere aktarılacak kaynaklar arasındaki ilişkinin önemine dikkat çeken Ötnü, “Verdikleri zararların tazmini olarak görmüyorlar. Bunu bir hibe olarak görüyorlar” dedi.

“İklim adaleti mücadelesi sınıfsal ele alınmalı”

Forumun diğer konuşmacısı Avukat Mert Yedek, iklim adaleti mücadelesinin sınıfsal açıdan değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. İklim krizinin sorumluluğunun ve sonuçlarının toplumun farklı kesimleri arasında eşit biçimde dağılmadığını belirten Yedek, sermaye sahipleri ile toplumun diğer kesimleri arasındaki farklılıklara dikkat çekti.

Yedek, “Bir avuç, yüzde 1’e tekabül edecek sermayedarlar bir şekilde buradan kendi birikimleri ve servet birikimleriyle birlikte kendilerine sürdürülebilir bir yaşamı var edebiliyorlar. Ama adalet kısmı burada açığa çıkıyor” dedi.

Karbon salımının alınıp satılabilir bir ekonomik değere dönüştürülmesini de eleştiren Yedek, “Karbon devredilebilir, ücretlendirilebilir, ekonomik bir değer verilebilir ve tahsis edilebilen bir meta hâline getirildi” ifadelerini kullandı.

İklim krizinin piyasalaştırıldığını belirten Yedek, “Bizim tartıştığımız bu makro iklim krizi dediğimiz ve herkesin yakıcı bir şekilde hissettiği durumu önleyebilmesi ne yazık ki mümkün değil” dedi.

Yedek, iklim politikalarının şirketlerin kârlarını ve piyasa ilişkilerini korumak yerine emisyonların azaltılmasını ve ekolojik yıkımın önlenmesini esas alması gerektiğini vurguladı.

Nadir toprak elementleri de gündeme geldi

Türkiye’deki madencilik faaliyetleri ve acele kamulaştırma kararlarının yerel halkın yaşamına etkilerine de değinen Yedek, Eskişehir’de nadir toprak elementlerinin çıkarılmasına yönelik girişimlerin bölge halkının üretimini ve geleceğini doğrudan ilgilendirdiğini ifade etti.

Yıllardır işledikleri topraklardan geçimini sağlayan köylülerin, yaşamlarını etkileyecek kararların alınmasında yeterince söz sahibi olmadığını belirten Yedek, madencilik faaliyetlerinin ve bu kapsamda alınan kararların yerel halk üzerindeki etkilerine dikkat çekti.

Açık kürsüde farklı kesimlerden görüşler paylaşıldı

İklim Adaleti Forumu’nun açık kürsü bölümünde de farklı meslek gruplarından ve kurumlardan katılımcılar söz alarak görüşlerini dile getirdi.

Eskişehir-Bilecik Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Murat Erol, TMMOB Makina Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi adına Mustafa Haydar Tiftikçi, İYİP Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer, Çiftçi-Sen Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Cengiz Yazar ve Emek Partisi İl Örgütü adına Şevval Duran açık kürsüde konuştu.

Ziraat yüksek mühendisi Zevaiddin Özcan, Tüm Emeklilerin Sendikası Eskişehir Şubesi Yürütme Kurulu Üyesi Alim Yıldızkan, Eskişehir Gıda Topluluğundan Emin İrfan Akkaya, Türkiye Ormancılar Derneği Eskişehir Temsilcisi Deniz Hakan Durmuş, Eskişehir Barosu Kent ve Çevre Komisyonu Başkanı Ecir Ayaş ve akademisyen Ozan Devrim Yay da forumda söz alarak değerlendirmelerini paylaştı.

Kaynak : HABER MERKEZİ
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...