İki dönem Eskişehir’den CHP Milletvekilliği yapan Prof. Dr. Gaye Usluer’in hayatı mücadelelerle geçti. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nin 2007 yılındaki Rektörlük seçiminde 1. seçilip, YÖK tarafından liste başına konulmasına karşın dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından bu göreve atanmadı.
İki dönem Eskişehir’den CHP Milletvekilliği yapan Prof. Dr. Gaye Usluer’in hayatı mücadelelerle geçti.
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nin 2007 yılındaki Rektörlük seçiminde 1. seçilip, YÖK tarafından liste başına konulmasına karşın dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından bu göreve atanmadı.
2012 yılından istifa edip Millet Partisi’ne geçtiği 2021 yılına kadar 5 defa CHP’nin Parti Meclisi’ne girmeyi başaran, üstelik bunlardan ikisinde anahtar listeyi delen mücadeleci yapısı halen hafızalarda.
Nisan 2023 tarihinde yeniden CHP’ye katılan Usluer ile CHP’deki mutlak butlan ve sonrasında gelişen süreci konuşma fırsatı bulduk.
Kılıçdaroğlu ile mutlak butlan öncesi ve sonrasında görüşen, iyi ilişkileri olan Usluer, CHP’de gelinen noktaya neden-sonuç ilişkisi içinden bakılmasından yana.
“Mutlak butlana karşıyım demek” yerine mahkemece şaibeli kanaatine varılan 38. Kurultay’a atfedilen suçların olmadığına dair kamuoyu ve CHP seçmeni ikna edilmeden topyekun yargı kararlarını görmezden gelmenin sakıncalı durumuna dikkati çeken Usluer, şunların söyledi:
YENİ DELGELERLE KURULTAY YAPILMALI
“Yargı kararını beğenmeyebiliriz ama ‘İşimize geldiğinde yargı kararı, gelmediğinde AKP yargısının kararı’ demek doğru değil.
38. Kurultay, delegelerin iradesi sakatlandığı için iptal edildi. İradesi sakatlanmış delegelerle seçim yapmanın doğru bir istek olmadığını düşünüyorum. Bana göre en kısa sürede kurultay yeni delegelerle yapılmalıdır. Bu da hızlı bir zamanlamayla 6-7 aylık bir süreçtir.
Bakın şu anda CHP üyesi ikiye ayrıldı. CHP seçmeninin büyük tarafı yönetimi bırakan Özel tarafında. Üyenin olaya bakışı ile seçmenin bakışı aynı değil. Üye daha çok biliyor yaşanan gelişmeleri. Seçmen de AKP iktidarının değişmesini istiyor. Seçmen bu umudu CHP’de görüyor. O nedenle CHP’nin kurumsal kimliğini titizlikle korumak gerekiyor.
Olması gereken, benim de temenni ettiğim ki Kılıçdaroğlu’nun da o noktada olduğundan eminim...
İki tarafın da bir masada buluşmasıdır. Hatta yanlarına 2-3 yetkin kişiyi alıp, bu konuların o masada tartışılması gerekir. Bugün çıkartılan yangın CHP’nin tüzel kişiliğini hırpalıyor, yok etmeye çalışıyor.
Onun için olaya, Kılıçdaroğlu veya Özel tarafından bakmaktan ziyade partimin zarar gördüğü taraftan bakıyorum.
Kılıçdaroğlu ile uzun süredir görüşüyorum, mutlak butlan sürecinde de görüştüm telefonla.
Şu anda Kılıçdaroğlu’na haksızlık yapıldığını düşünüyorum. Geçmişte Kılıçdaroğlu’na da itirazlarım olmuştu. O süreçte Millet Partisi’nin CHP’ye seçimlerde zarar vereceğini düşündüğüm için hiçbir talepte bulunmadan ayrıldım. Bir karar değişikliğinde bulundum.
Kılıçdaroğlu’nu eleştirdiğim dönemde bugün kendilerine ‘Değişimci’ diyen Özel ve ekibi neredeydi? Son 11 yıl Kılıçdaroğlu’nun en yakınında olan, O’nun bazı kararları almasında etkin rol oynayan kişilerdi.
Bunların üstünü kapatıp bugün ‘Değişim istiyoruz’ demek samimi değil.
Bunları söylerken ‘ben hata yapmadım’ demiyorum. Keşkeler hepimizde var.
Siz her dönem Kılıçdaroğlu’nun sağ kolu olun, sonra kerameti kendinizden bilin, bu doğru değil.
Vefa duygusu diye bir şey var.”
YENİ PARTİ KURMA KONUSUNDA HEMFİKİRLER
Özgür Özel ve ekibinin yeni parti kurma çabası içinde olup olmadıkları konusundaki gözlemini merak ettiğim Usluer’in şu tespitleri önemli:
“Kılıçdaroğlu’nun ‘Parti bölünsün bunlar da gitsin’ düşüncesinde olduğunu sanmıyorum. Burada CHP yara alır. Ancak Özgür Özel yürüttüğü genel başkanlık sürecinde bağımsız değildi. Bir gözü ve kulağı Silivri’de olan, oradan gelen talimatları yürütmekle görevli, bir yandan bağımlı bir genel başkandı.
Görünen o ki, bir yeni parti kurma konusunda hemfikirler.
Ancak yine görünen o ki yeni partiyi kurmadan önce ki masa başında asgari müşterekte birleşip ‘Partimize nasıl zarar vermeden bu süreci atlatırız’ı konuşmak varken, dibine dibine vura vura, yıka yıka bir yol açmak, bu yolun sonunda CHP’yi iyice dibe çekip yeni partide ‘Bize siyaset imkanı bırakmadılar’ mağduriyeti üzerinden bir sonuç oluşturmak istiyorlar. Benim gördüğüm bu.”
KILIÇDAROĞLU İL BAŞKANLARINI DEĞİŞTİRİR Mİ?
Yakın çevresinden aldığı bilgiye göre Kılıçdaroğlu’nun öncelikli hedefinin il başkanlarını değiştirmek veya ihraç olmadığını vurgulayan Usluer, şöyle devam etti:
“Doğru da olmaz zaten. Ama il başkanı diyorsa ki ‘Ben senin değil Özgür Özel’in il başkanıyım. Burayı da kimseye bırakmayacağım’. Böyle bir şey olmaz.
Tüm il başkanları için söylüyorum, insanları toplayıp ‘Hain Kemal’ sloganları atıyorsanız, sürekli hakaret içeren demeçleriniz varsa birtakım disiplin süreçleri olabilir.
Özgür Özel kendisiyle yol yürümeyen insanları ihraç etti. Bu süreçte 1600 kişi partiden ihraç edildi.
Eğer ki Özgür Özel, partiyi bütünleştirebilseydi bugün farklı bir süreç işlerdi.
Kurultay istemi noktasında 111 milletvekili duyuru yaptı. Günün sonunda parti bölünür Özel ve arkadaşları parti kurarsa 111 kişi Özel ile gider mi? Kurultay istemek ile partinin bölünmesi durumunda yeni partiye gitmek ayrı şeylerdir. Bunlar yeni partiye gider mi? Büyük bir soru işareti.
Bizden olan olmayan… ‘Bizim gibi düşünmeyen haindir’ demek doğru değil. Önemli olan CHP’nin tüzel kişiliğine zarar vermemektir.
Ben CHP’liyim. Gün geldi Kılıçdaoğlu’nu eleştirdim… Ama bugün geldi yine yanlışı gördüm ve kendi doğrumun olduğu yerde durmayı başarabiliyorum.
‘Tarihin doğru yerindeyiz’ tanımlaması bir siyasi retoriktir. Tarihin kimin doğru yerinde durduğunu bizden sonraki nesil, kazananlar üzerinden anlatacaktır.”
GÖREV KABUL EDER MİSİNİZ?
Gaye Usluer, “Kılıçdaroğlu’ndan size bir görev verilirse kabul eder misiniz?” yönündeki sorumu da şöyle yanıtladı:
“Şu anda öyle bir şey yok ama süreçte olmayacak diye bir şey yok. Şu anda bir inşa zamanı.
Bugünkü süreçte gelinen sonuçta Kılıçdaroğlu taraftarı veya Özel’in aleyhinde bir tutum takınmayı doğru bulmuyorum. Nedensellik ve o nedensellik üzerinden yaratılan sonucu doğru irdelemek gerektiğini düşünüyorum. Kişiler üzerinden değil parti üzerinden olayı tartışıyorum.
Eminim ki CHP Eskişehir örgütleri ve delegelerinin ortak fikri günün sonunda CHP’nin zarar görmemesi üzerine olur.
Ben bunun tarafgirlik üzerinden öykünün yazılmasının kestirme bir yol olduğunu düşünüyorum.”
BATIKENT TOPLANTISI
CHP’nin 38. Kurultayı’nın iptal edilmesi için başvuranlardan Hatay eski Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş ile Eskişehir’de görüşmesi üzerinden kamuoyunda Kılıçdaroğlu’na yakın CHP’lilerin Batıkent Mahallesi’nde toplantı yaptığı yönündeki sosyal medya paylaşımlarına da açıklık getiren Usluer, şöyle konuştu:
“Lütfü Savaş’ın kayınvalidesi vefat etti. Lütfü Savaş ve eşi Nazan benim tıp fakültesinden öğrencilerim. Lütfü Savaş enfeksiyon hastalıkları doçenti. Onun kıdemlisiyimdir. Onlar cenazeye katıldılar. Batıkent’te oturuyorum. Onların yanına gitmek istedim ama onlar ‘Zahmet etmeyin biz sizin yanınıza geliriz’ dediler. Lütfü Savaş ve eşi benim dostlarım. Buradan yalan öykü yazmak doğru değil. Egemen Yağcıoğlu ile ilişkileri ayrı, onu bilmiyorum. Onların ayrı bir tanışıklıkları var. ‘Batıkent toplantısı yapıldı’ falan gibi akıl almaz şeyler yazılıp çizildi.
Bunların hiçbiri doğru değil.”
Hasılı…
Gaye Usluer’in mutlak butlan ve yaşanan gelişmelere bakışı böyle.