Eskişehir haberleri...
Eskişehir’in içinde bulunduğu 31 ilde 48 saat süreyle sokağa çıkma yasağının ilan edilmesinin ardından Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen Halk TV’de yayınlanan Haberaktif Kriz Masası programına telefonla bağlanarak bazı açıklamalarda bulundu.
Sokağa çıkma yasağını değerlendiren Büyükerşen, kararın belediyelere geç duyurulduğunu, bundan dolayı gerekli duyuruların yapılamadığını ifade etti. Aşevi’nin hesaplarına bloke koyulmasını da değerlendiren Büyükerşen, her şeye rağmen hizmetleri devam ettirmek için uğraşacaklarını açıkladı.
Büyükerşen'in açıklamaları şu şekilde;
"Tabii bu kaç günden beri söyleniyordu. Ama öyle anlaşılıyor ki detayına girebilmek için iyice okumak lazım o kararları ve kararlar acele alınıyor. Detaylar hakkında sonra da kafalarda sualler birikiyor. Bütün vatandaşlar bize müracaat ederek ‘ne yapacağız?” diyorlar bu sefer. Bizim zaten başlı başına bir sıkıntımız var. Biliyorsunuz son günlerde belediyelerin yardım toplamaması, bağış toplamaması gibi Hükümetin birtakım telkinleri oldu. Hatta arka arkaya yazılar yazmaya başladılar. Mesela biz Eskişehir Belediyesi olarak 1999’da seçilerek iş başına geldik. Bizden evvelki belediyeler zamanında kurulmuş bir sosyal tesis vardı, Aşevi Tesisi diye. Bu belediyenin bütçesinde de gözükür, ödenekleri de vardır, kadroları vardır ve 365 gün hizmet veren bir kuruluşumuzdur Eskişehir’de. Ne yapıyordu bu Aşevi? Aşevi özellikle kışın evi barkı olmayanlar kendileri bizzat geliyorlar, sayıları değişiyordu hep. Orada bir iki öğün yemek yiyorlardı. Bir de şehirde gerçekten yardıma muhtaç olan düşkünler, çok yaşlı ihtiyarlar vardır belli sayılarda çeşitli mahallelerde. Örneğin karı-koca ihtiyar ikisi de, konu komşunun yardımıyla yaşamlarını sürdürüyorlar. Bir küçük odada veya küçük barınaklarda yaşıyorlar. Önce bunlara yardımcı olabilmek için biz bir hastane kuralım dedik, belediye hastanesi ve içinde her şey olan özel odalarda ömürlerinin son demlerinde rahat yaşasınlar, kendilerine bakalım diye. Fakat Sosyal Güvenlik Bakanlığı veya Sağlık Bakanlığı tarafından sağlık sistemi değiştirildiği için sonradan bize bu yetkiyi vermediler. Biz yaptığımız hastaneyi şimdi engelliler için, onların eğitimi için kullanıyoruz. Onun dışında Aşevine daha bir ağırlık verdik, modernize ettik ve çok yaşlı insanlar gelip alamayacakları için özel servisler kurarak, mobil servisler kurarak üçlü sefer tasları içerisinde üç öğün yemeği kapılarına kadar götürüp teslim ediyorduk. Bu Aşevi meselesi benim bildiğim kadarıyla Osmanlı’dan beri süregelen bir sosyal yardım teşkilatıdır. Osmanlı’nın son dönemlerinde belediyeler kurulmuştur ama ondan evvelki dönemlerde çeşitli vatandaşlarının karnını doyurup bu “kimse yatağa aç girmesin” felsefesine inanarak dayanışma devam ettirilmişti. Şimdi bizim de bu Aşevi’nde belediye bütçesinden, Meclis’ten geçen bütçeden baktığınız zaman görüyorsunuz ödenekler var, yani kendi ödeneklerimizden de onlara bütçe ayırıyoruz. Kadroları var, tüketimleri var elektrik, gaz vs. Bunun yanı sıra belediyenin kendi kaynaklarından yaptığı yardımların yanı sıra vatandaşlarımız da bu konularda çok duyarlı, çeşitli zamanlara bize hayır sahipleri telefon ediyorlar veya Aşevi’ne yardım yapmak istediklerini beyan ediyorlardı. Ramazan zamanlarında bu daha da artıyordu. Kurban Bayramı’nda mesela “kurbanımızı kesmeyeceğiz, biz parasını gönderelim, siz alın, siz kestirin belediye olarak ve kavurma yapın bunlardan, yemeklere ilave edin. Yani et de yesinler sadece kuru bakliyat ya da sebze yemekleri yemesinler diye. Hatta tatlı imkanı sağlayanlar da oluyordu.
"Bir gecede aniden uygulanamaz"
Sokağa çıkma yasağını tam teferruatıyla önceden duyurabilme imkanı galiba olmadı. Biz haberdar olduktan sonra duyurmaya çalışıyoruz. Ama bunlar tabi bir kararla bir gecede aniden uygulanamaz. Aslında bir gün önceden verilseydi bizim bütün reklam araçlarımızda billboardlarda ve diğer duyuru sistemlerimizde de bu kararı duyurabilirdik, daha çok kitleye yayılırdık. Şimdi bu birdenbire olunca tabi vatandaşlar sokaklara çıkmaya başladılar ve bütün marketlerde, gıda maddesi satan yerlerde o mesafeyi falan da takip etmeksizin, daha doğrusu o kurallara da uymaksızın büyük bir kalabalık oluşturdular. Yine bir karar geldi arkadan, "sokağa çıkma yasağına tâbi olmayanlar toplu taşıma araçlarını kullanabilir" dediler. Peki, bu toplu taşıma araçları bu vatandaşların kapılarının önünden geçmiyor ki. Durakları var, o duraklara gidebilmek için baya mesafeler de kat ediyorlar, dışarıda yürümek zorunda kalıyorlar. Bunlar nasıl kontrol edilecek, bunu bilen yok.
Ben bir tek bir şey yaptım belediye olarak, arkadaşlarımıza talimat verdik, bizim Eskişehir’de belediyemizin ekmek fırını var. Ekmek fırını devamlı çalışacak, dağıtım meselesine de kendimiz bir çare bulduk. Evlere içme suyu dağıtan kuruluşumuz Kalabak Su aynı zamanda ekmek de bulunduracak. Çünkü ekmekler bizde poşet içerisinde. Suyu dağıtırken ekmek isteyenlere ekmeği de verecekler. Böyle bir çözüm buldum. Bir kargaşa var ortalıkta.
"Hükümet belediyelerle işbirliği yapmak istemiyor"
Anladığımız kadarıyla belediyelerle pek iş birliği yapmak istemiyor hükümet. Hangi teşkilatlarla bu organizasyonları kuracaklar? İhtiyaçları karşılayacak örgüte sahip kaç tane şehir var? Daha doğrusu hükümete bağlı kaç tane teşkilat var ve sayıları ve imkanları nedir? Oysa belediyelerin servis arabaları var, çeşitli şekilde ekipleri var, çok geniş ekiplerimiz var hakikaten.
"Son dakikada haber verildi"
(Sokağa çıkma yasağı) Sonradan haber verildi. Son dakikada, hani tabi vardır ‘yumurta kapıya gelince’ denir, aynı öyle bir durum yaşanıyor. Fakat tekrar edeyim bir kere daha, bizim anladığımız, gördüğümüz ve artık bize karşı uygulanan işlemler de hükümet talimatı olarak Eskişehir Valiliği vasıtasıyla İl Hıfzısıhha Kurulu kararlarıyla aynen yazılıyor, akşam geç vakit de olsa bize hemen iletiliyor. Ama bizim onu duyurabilmemiz, zaman kazanıp da vatandaşın duymasını sağlayabilmemiz için bizim de zamana ihtiyacımız var. Hiç şüphe yok ki bu zaman bizim tarafımızdan çok çabuk yakalanır. Eskiden hoparlörlü araçlarımızı gezdirir, anons yapardık sokaklarda, caddelerde, şehrin her tarafında dolaştırarak duyurularda bulunabilirdik. Fakat bu bir zamanı gerektirir ve bir de kararın uygulanabilmesi için belli bir süre boşluk bırakmak lazım. Bir de onun nasıl olacağını anlatmak lazım. Biz tereddüt içerisinde kalıyoruz.
"Yasağın pek etkili olacağını sanmıyorum"
Pek etkili olacağını zannetmiyorum. Zaten iki günlük süreyi kapsayacak bir sokağa çıkma yasağı. Ama onda da sokağa çıkma yasağından sağlanan faydaları sağlayacağımızı televizyon ekranlarında gösterdiğiniz görüntüler de zaten söylüyor. Ne mesafe var, ne maske var, bakın çoğunda maske yok. Maskesi olan da var olmayan da var.
"Çok sistemli bir plan lazım"
Maskeler eczanelerde dağıtılacak deniyor. Eczanelere gidilecek. Bir hareket olacak yani. Bu şehirde hareketi önleyemezsiniz bu ihtiyaçların karşılanmasını önlemek için. Bu konuda çok sistemli bir plan uygulanması lazım. Böyle bir planın da olduğunu görmüyoruz. Sadece şehirlerde Valiler ve İl Hıfzısıhha Kurulu toplantılarında merkezi hükümetten gelen kararları çoğaltıp kurul üyeleri olarak bize imzaya gönderiliyor.
"Her şeye rağmen hizmetler sürecek"
Her şeye rağmen biz hizmetlerimizi yapmaya çalışacağız. Mesela bizde bu Aşevi’nin Ziraat Bankası’nda bağış sahiplerinin para yatıracakları ve karşılığında makbuz alacakları bir hesap numarası vardı, bir sistem işliyordu bizde 21 yıldan beri. Kayda geçiyordu her şey. Yapılan bağışlar doğrudan doğruya belgeleniyor, hesaplara kaydoluyor ve parasal bağış yapanlara da istekleri doğrultusunda neler yapıldığına dair bir mektup yazılıp teşekkürler ediliyordu. Yani işleyen bir sistemdi. Şimdi tuttular bizim Büyükşehir ve Odunpazarı belediyelerinin, bir de Antalya’da Muratpaşa Belediyesi’nin banka hesabına önce bloke koydular. Hatta öyle tavsiyelerde bulunmuşlar ki, bu bankalara diyorlar ki “hesap da getiren olursa sakın bunları kaydetmeyin”. Arkasından bize yazı yazıyorlar bu sefer, diyorlar ki “eğer böyle bağışlar topladıysanız bu bağışları kimlerden aldıysanız iade edin”. Böyle yazılar geliyor bize. "Eğer iade etmezseniz Hazineye gelir kaydedilecektir" deniliyor.