YENİ Partili Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, tam dört tur süren seçimlerin ardından Belediyeler Birliği Başkanvekili seçilerek, büyük bir başarıya imza attı. Kendisini kutlarız.
YENİ Partili Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, tam dört tur süren seçimlerin ardından Belediyeler Birliği Başkanvekili seçilerek, büyük bir başarıya imza attı. Kendisini kutlarız.
Ayşe Ünlüce’ye 2024 seçimlerinde Eskişehir halkının yüzde 51’i destek verdi. Madalyonu tersine çevirecek olursak Eskişehirlilerin yüzde 49’u da kendisine oy vermemiş. Bu satırların yazarı da o yüzde 49’un içindedir.
Ancak oy verelim veya vermeyelim; bütün Eskişehirliler olarak Ayşe Ünlüce’yle gurur duyduk. Çünkü Ayşe Ünlüce Eskişehir’in kızı. Sıradan bir Eskişehirli ailenin kız çocuğu olarak gözlerini dünyaya açan Ünlüce, Türk Devletinin imkanlarından yararlanmış, çalışkanlığı ve zekası sayesinde hukuk fakültesini bitirmiş, ağır ceza hakimliği yapmış, Büyükşehir Belediye Genel Sekreteri ve nihayet Büyükşehir Belediye Başkanı olmuş. Bu arada boyunca iki hayırlı evlat yetiştirmeyi de ihmal etmemiş bir Cumhuriyet kadını.
Şimdi o Ayşe Ünlüce, Belediyeler Birliği Başkanvekili oldu.
Belediyeler Birliği Başkanvekilliği – normal koşullar altında – çok üzerinde durulacak bir makam olarak gözükmeyebilir. Ancak biz Türkiye’de normal koşullar altında yaşamıyoruz. Çünkü aynı zamanda Belediyeler Birliği Başkanı olan İstanbul Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, Silivri zindanlarına tıkıldı. Yerine gelen Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer de Saray’ın zindanlarına atıldı.
Seçimi kazanmasının ardından kürsüye çıkan Ünlüce, konuşmasında “TBB Başkanımız Vahap Seçer’e vekalet etmek üzere bu göreve seçildim. Kendisi özgürlüğüne hızlıca kavuşup göreve dönene kadar sizler için eşit ve adil bir şekilde bu görevi yapacağıma söz veriyorum” dedi. Bir hukukçu olan Ayşe Ünlüce’ninadil bir yönetim sergileyeceğinden kuşkumuz yok.
Yazımızın başında kullandığımız bir cümleyi tekrarlayalım; Ayşe Ünlüce Eskişehir’in evladı. Dengeli kişiliği, barışçı karakteri, nezaketi ve zarafetiyleEskişehir’i çok iyi temsil ediyor. Sanki biz seçimi kazanmışız gibi sevindik.Başarılarının devamını dileriz.
Muhalefet boş konuşmuyor
İYİ Parti Odunpazarı İlçe başkanlığı tarafından gerçekleştirilen haftalık basın toplantısında AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak’ın İYİ Parti Odunpazarı İlçe Başkanı Gürol Yer’e yönelik “Gürol Başkan boş konuşuyor” sözlerine İYİ Parti İl Başkanı Serdar Ulucan ve İYİ Parti Odunpazarı Gürol Yer tepki gösterdi.
Bilindiği gibi Gürhan Albayrak, Şeker Fabrikasında ürün teslim eden çiftçilerin ve nakliyecilerin sorunlarına değinmiş ve Şeker Fabrikası arazisinin özelleştirilip, birilerinin servetine servet katabileceğini ileri sürmüştü.
Öncelikle şunu söyleyelim; Sayın Gürol Yer’in bu endişelerini ilk kez dile getiren kendisi değil. Bu konu – uzun yılardır – bütün Eskişehir’de konuşuluyor. Dolayısıyla boş konuşan birisi varsa, o bütün Eskişehir’dir. Kaldı ki Sayın Gürhan Albayrak’ın, “Şeker Fabrikaları özelleştirilecek” dediğini de biliyoruz.
Üstelikhastane arazilerinin özelleştirildiği bir ortamda, hükûmetin kupon arazilere bakışı da ortada.
Öte yandan İYİ Parti İl Başkanı Serdar Ulucan, “Uzun süredir çalışmaları tamamlanmayan yollar ile ilgili eleştirilerde bulundu ve 31 kilometrelik yolun 7 yılda sadece 15 kilometresinin yaptığına vurgu yaptı. Ulucan, “2017 yılından beri yapımına başlamış ölüm yolu olarak adlandırılan Alpu Mihalıççık Seyitgazi yolu yapıldığı durum ortadadır. Seyitgazi karayolu aşikar aynı durumdadır. Mihalıççık Sarıcakaya yoluna baktığımızda 31 kilometrelik yolun yaklaşık 7 senede 15 kilometrelik tamamlanmıştır” ifadelerinde bulundu.
Sayın Ulucan’ın ve genel olarak muhalefet partilerinin söylediklerinde yalan var mı? Demek ki Eskişehir’de muhalefet boş konuşmuyormuş. Mükellefiyetlerini yerine getiremeyen iktidar partisi mensupları önce kendileri dolu konuşsunlar, sonra muhalefete yüklensinler.
Altay’ı geçeriz
Eskişehirspor bugün İzmir deplasmanında Türk Futbolunun simge isimlerinden olan Altay’la karşılaşacak. Eskişehirspor ve Altay gibi köklü kulüplerin 3’üncü ligde oynamasına üzülüyoruz. Ancakkulüplerimiz mali disiplini sağlayamıyorlar ve bedelini de taraftarlarına ödetiyorlar.
Altay da mali disiplini sağlayamamış bir kulüp. Transfer yasakları var ve altyapıdan yetiştirdikleri genç isimlerle top oynuyorlar. Uzmanlar Altay’ın küme düşmeyeceğini, ancak başka da bir başarısının olamayacağını belirtiyor. Buna karşılık genç ve rakibi bozan bir futbol anlayışları olduğunun da altını çizelim. Ki aynı Altay son 3 haftada 7 puan toplayarak önemli bir çıkış yakaladı.
Kolay bir maç olmayacak. Ancak yine uzmanların görüşlerine dayanarak söylüyorum; maçın favorisi Eskişehirspor. Umarız bir talihsizlik yaşamaz ve bu engeli de aşarak, şampiyonluk mücadelesinde yolumuza devam ederiz.
CHP’de kıyım devam ediyor
Mahkeme kararıyla CHP’nin başına çöken Butlan yönetimi, parti içinde tasfiye sürecine devam ediyor. Daha önce milletvekillerini, il başkanlarını partiden kovan Kılıçdaroğlu ekibi, şimdi de aralarında Selin Sayek Böke, Aylin Nazlıkaya ve Tolga Sağ gibi önemli isimleri partiden ihraç etti.
Kılıçdaroğlu’nun iyi niyetli olmadığı, parti içinde demokrasi arayışında olmadığının göstergelerinden biri de bu.
İşin garip yanı bir dönem, “Bu Kılıçdaroğlu’ndan bir şey olmaz” diyen İYİ Partilileri vaktiyle “Irkçı – faşist” ilan edenlerin, şimdi Kılıçdaroğlu’na en sert muhalefeti yapıyor olmaları. Elbette güvendikleri bir kişinin, sonradan güvenilmez olduğunu görmelerini anlayışla karşılamak lazım. Ama Kılıçdaroğlu’nun asıl yüzünü çok önceden görenlere karşı da “Özür dileriz; siz haklıymışsınız” demelerini de beklerdik. Canları sağolsun.
İYİ Parti eğitim aldı
İYİ Parti Ar-Ge ve Parti İçi Eğitimden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Volkan Yılmaz, Eskişehir’e gelerek bir dizi temaslarda bulundu. Zaman zaman partilerin Genel Başkan Yardımcıları Eskişehir’e uğrar ve basın açıklaması yapıp, yeniden Ankara’ya döner. Ancak Profesör
Volkan Yılmaz’ın ziyareti biraz farklıydı. Yılmaz teşkilat yöneticilerine yönelik bir eğitim çalışması yaptı.
Siyasetin cephanesi propaganda sanatıdır. Ancak bizim siyasetçilerimiz bu sanatı çok bilmiyor. Pek çok siyasetçinin çarşıya – pazara çıkıp, kendisine oy vermeyen vatandaşla tartıştığına şahidimdir. Halbuki vatandaşla münakaşa etmek, sizi amacınıza ulaştırmaz. İYİ Partililer – tıpkı 2000’li yılların başında olduğu gibi – büyük bir propaganda çalışmasına hazırlanıyor. Parti içi eğitim yaparak da bu mücadele için kolları sıvamış durumdalar. Başarılı olup olmayacaklarını, süreç içerisinde göreceğiz.
Tarihte Bu Hafta
Emperyalizmdensözde aydınlara Nobel Ödülü
Bundan tam 20 yıl önce 12 Ekim 2006 tarihinde Orhan Pamuk, Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandı ve bu ödülü alan ilk Türk oldu.
Bu ödülü aldıktan sonra Orhan Pamuk’la İngilizlerin önemli medya kuruluşu BBC bir röportaj yapmıştı. Röportajda Orhan Pamuk, İstanbul sokaklarında dolaşıyordu. Bu arada Orhan Pamuk’un yoldan geçen bir seyyar satıcıya “Merhaba Poğaçacı” dediğini hiç unutmam. Kameraların karşısında “Halkçı” taklidi yapan Pamuk, seyyar satıcıya “Poğaçaları evde eşin mi yapıyor?” gibi ahmakça sorular sormuştu.
Hayatında bir kere bile simitçiye gitmemiş bir kişi, böyle saçma sorular sorabilir; normaldir. Orhan Pamuk, emperyalizm tarafından desteklenen tipik sosyalist sözde aydınlarının bir karikatürüdür.
Orhan Pamuk’un tüm kitaplarını okudum. Kimisinden çok sıkıldım. İçlerinde “Beyaz Kale” gibi çok sevdiğim romanları da vardı. Ancak Sayın Pamuk’u – kesinlikle ve kesinlikle – Türk edebiyatının en önemli romancısı olarak görmem. Hatta ilk 10 listesi yapsam, adını buraya bile sokmam. Kemal Tahir’in eline su dökemez, Yaşar Kemal’in çantasını taşıyamaz.
Oysa vatansever ve solcu olan bu aydınlara Nobel Edebiyat Ödülü verilmedi. Bir Türk Milliyetçisi olan Halide Edip’e ödül vermek, emperyalistlerin aklının ucundan bile geçmez.
Ama Orhan Pamuk, İsviçre'de yayınlanan Das Magazin dergisine Şubat 2005'te verdiği bir röportajda "Bu topraklarda 30 bin Kürt ve bir milyon Ermeni öldürüldü. Kimseden çıkarma ses yok. Onun için ben söylüyorum” ifadelerinde bulunmuştu. Bu vatana ihanet sınırını zorlayan sözlerine karşılık bir ödül olarak da kendisine “Nobel Edebiyat Ödülü” verildi.
Elbette bilim ödüllerini tenzih ediyorum. Hiç kimsenin MaxPlanc’a veya Albert Einstain’e verilen ödüllere itiraz etmesi söz konusu bile olmaz. Ancak katıksız bir soykırımcı olan ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger’a “Barış Ödülü” veren Nobel komitesinin, emperyalizmin aparatı olduğu açıktır.
(ANADOLU GAZETESİ'NDEN ALINTIDIR.)