Çin’in Wuhan kentinde ortaya çıktıktan sonra dünyaya hızla yayılan, binlerce can alan Koronavirüs, ülkemizde de görüldü. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Meltem Hüner, Koronavirüs ile ilgili merak edilenleri anlattı. Hüner, “Bu enfeksiyon için epidemik ülkelere seyahat öyküsü bulunması veya oradan buraya gelmiş bir kişide yakın teması olması gerekiyor. Panik yapmaya gerek yok” dedi.
Koronavirüs nedir?
Koronavirüs, öncelikle üst solunum yolu etkenleri arasındaki virüslerin yüzde 5-7 oranını oluşturan bir virüstür. Bu virüsler genellikle hafif soğuk algınlığından ağır solunum yolu hastalıklarına kadar hastalık tablolarına yol açabilen virüslerdir. Kovid-19 dışında normalde dolaşımda dört alt grupta koronavirüs dolaşmaktadır. Bunlar hafif soğuk algınlığı bulgularıyla seyreden hastalığa yol açmaktadırlar. Bu virüsler zoonotik virüslerdir. Hayvanlardan insanlara bulaşarak hastalığa yol açarlar. Özellikle insanlarda domuz, yarasa, kedi, köpek, kemirgenler ve kanatlı hayvanlarda bulunabilirler bu virüsler.
Corona Virüsü hangi çeşitleri insanlar için tehlikelidir?
Genellikle dolaşımda yer alan virüsler dört tip. Bunlar hafif soğuk algınlığı semptomlarına yol açıyorlar. Fakat bazı ara ara meydana çıkan virüsler riskli hastalıklar oluşturabiliyorlar. Aralık ayında ilk defa Çin’de görülen vakalarda Ocak’ta tespit edilen Covid olarak isimlendirilen virüs yüzde 2-3 oranında bir ölüm oranına sahip ve yüzde 10-15 kişi de ağır enfeksiyon tablolarına yol açabiliyor.
Covid – 2019 virüsünün kaynağı nedir?
Aslında bu virüsün kaynağı çok bilinmiyor. Şu an araştırmalar devam ediyor. Fakat ilk çıkan vakaların kümelendiği yerlere baktığımızda Çin’deki Hubey eyaletinin Wuhan kentindeki Huanan diye isimlendirilen bir deniz ürünleri satış pazarında kümelenmeler görülmüş. Dolayısıyla buradaki vahşi hayvanlardan, bu hayvanların yenmesiyle bulaşıldığı düşünülmekte.
Evcil hayvan sahibi olmak ya da sokak hayvanları ile yakın temasta olmak virüse yakalanma riskini artırır mı?
Evcil hayvanlarda ya da sokak hayvanlarında bu virüsün bulunmasını beklemiyoruz. Ama tabi ki epidemik ülkelere gidildiğinde Dünya Sağlık Örgütü özellikle sokak hayvanlarından da uzak durulmasını şiddetle önermekte. Bu virüs insanlardan da hayvanlara geçebiliyor.
Hastalığın tanısı nasıl konulur?
Öncelikle solunum yolu semptomu bulunması gerekiyor. Ateş, boğaz ağrısı, öksürük, nefes darlığı, hipotansiyon, böbrek yetmezliğine kadar şiddetli bulguların olması gerekiyor. Bunun dışında bu kişinin son 14 gün içerisinde epidemik bir ülkeye seyahat öyküsü olması gerekiyor. Ya da Covid enfeksiyonu olduğu doğrulanmış hasta bir kişiyle 1 metreden yakın bir temasının olmuş olması gerekiyor. Ya da hasta kişilere bakım hizmeti veren bir hastanede çalışıyor ya da ziyaret öyküsü olması gerekiyor.
Bunu grip ya da soğuk algınlığından nasıl ayırt edebiliriz?
Grip ve soğuk algınlığı belirtileri birbirine çok benzerdir. Dolaşımda da koronavirüsler mevcuttur. Biz soğuk algınlığı geçirdiğimizde tabi ki bunun yüzde 5-7 oranında bir koronavirüs enfeksiyonu olma ihtimali var. Ama Covid 2019’u düşündüğümüzde bunun virülansı biraz daha yüksek olduğunu biliyoruz. Bu enfeksiyon için saydığım ülkelere seyahat öyküsü bulunması veya oradan buraya gelmiş bir kişide yakın teması olması gerekiyor. Panik yapmaya gerek yok.
VİRÜS ÇOK KIRILGAN
Bu virüs nasıl bulaşıyor?
Bu virüsün bulaşı damlacık yoluyla ya da temasla oluyor. Hasta kişilerin öksürme, hapşırma, konuşma sırasında saçtıkları damlacıklarla bulabiliyor ve bu kişilerin kontamine ettiği yüzeylerle temas ederek ağzımıza, burnumuza, gözlerimize ellerimizi yıkamadan temas edersek bu virüsü kolaylıkla alabiliyoruz. Bu virüsü aldıktan sonra eğer asemptomatiksek bu virüsü bulaştırmıyoruz. Eğer hastaysak bu virüsü bulaştırabiliyoruz. Bu virüsün cansız yüzeylerde kalma süresi net olarak bilinmemekle birlikte 3 saat ile 48 saat arasında cansız yüzeylerde canlı kalabildiği düşünülüyor. Ama çok kırılgan bir virüs. Dezenfektanlarla çok hızlı bir şekilde parçalanabiliyor. Hasta kişilerin toplu taşımalar, alışveriş merkezleri, kalabalık ortamlarda bulunmaması öneriliyor. Bu ortamlarda öksürme ve hapşırma durumlarında mutlaka tek kullanımlık kağıt mendille burun ve ağızlarını kapatmaları öneriliyor.
BİR AŞI EN ERKEN BİR BUÇUK YILDA BULUNABİLİR
Koronavirüsün tedavisi var mı? Aşısı var mı?
Şu anda aşısının bulunduğuna dair resmi bir bilgi yok. Aşı çalışmaları uzun süren çalışmalar. En erken bir buçuk yılda aşı bulunabilir. Spesifik bir antiviral tedavisi mevcut değil. Mevcut tedaviler destek tedaviler. Fırsatçı enfeksiyonların önlenmesi için verilen tedavilerdir.
SEYAHAT ETTİYSENİZ DİKKAT!
Hangi durumlarda kişilerde Covid-19 virüsünden şüphelenilmelidir?
Kişide hafif ya da şiddetli bir solunum yolu enfeksiyonu varlığında ve bunun belirtileri olan ateş, öksürük, solunum sıkıntısı gibi bulgular olduğunda biz bu kişide hemen yurt dışı seyahatlerini sorgulamalıyız. Son 14 gün içerisinde epidemik ülkelere seyahat ettiniz mi diye soruyoruz. Seyahat ettiği başka bir ülkede doğrulanmış bir Covid-19 vakası ile yakın temasta bulunmuş olabilir. Bunları sorguluyoruz. Böyle bir hastalara bakım veren hastanelerde, sağlık merkezlerinde bulunmuş olabilir. Bunu sorguluyoruz. Bir de bu tür bir hastanede sağlık personeli olarak çalışıyor mu? Bu durumlarda bu hastalıktan şüphelenmemiz gerekir.
ÖLÜM ORANI YÜZDE 3
Kimler bu virüs için risk altında?
Öncelikle ileri yaştaki kişiler ve ek hastalığı olanlar risk altında. Şeker, kalp, hipertansiyon, böbrek yetmezliği, kanser, kronik akciğer hastaları yüksek risk altında. 80 yaş ve üzerindeki ölüm oranı yüzde 14,8 gibi bir oran. 70-79 yaş arasında yüzde 8 gibi bir ölüm oranı görülüyor. 10-40 yaş arasında ölüm oranı binde 2. Bu hastalık yüzde 10-15 oranında ağır seyreden bir hastalık. Yüzde 2-3 arasında da ölüm oranı var ortalamaya baktığımızda.
HERKESTEN BULAŞMAYABİLİR
Virüsten korunmak için neler yapılabilir?
Öncelikle epidemik bir ülkeye seyahat planı varsa onu bir an önce iptal etmek gerek. Sağlık hizmeti veren kuruluşlara gitmeme konusunda uyarılar var. Tabi ki hastanelerde bu hastaları daha sık görebileceğimiz için bunlarla temas riskimiz artıyor. Eğer mecbursak bir sağlık merkezine gitmeye bu hasta kişilerden mümkün olduğunca uzak kalmamız öneriliyor. Bunun dışında el yıkama çok önemli. 20 saniye boyunca su ve sabunla ellerimizi yıkamamız gerekiyor. Sabunun antiseptik özellikte bir sabun olmasına gerek yok. Normal sabun ve suyla elimizi yıkadığımız zaman bu virüsten kurtulabiliyoruz. Eğer sabun ve suyumuz yoksak alkol bazlı el dezenfektanlarını mutlaka kullanmamız öneriliyor. Hasta kişilere mümkünse bir metreden daha fazla yaklaşmamamız gerektiği öneriliyor. Eğer hasta kişilerin çevreleriyle temas ettiysek ve ortak kullanılan malzemelerle mutlaka bunların dezenfekte edilmesi öneriliyor. Hasta kişilerle temas ettikten sonra yüzümüze, gözümüze, burnumuza temas etmeden önce mutlaka ellerimizin yıkanması gerektiği söyleniyor. Hasta isek mutlaka tek kullanımlık kağıt mendillerin kullanılması, ağız ve burnun örtülmesi öneriliyor. Kullanabilirlerse maske kullanabilirler. Asemptomatik kişilerde virüs taşınabilir ama virüsün bulaşması için hasta olmak gerekiyor. Herkesten virüs bulaşmayabiliyor.
MASKE DEPOLAMAK GEREKSİZ
Maske kullanmak virüsü engeller mi?
Sağlıklı kişilerin maske kullanması önerilmiyor. Hasta kişiler kullanmalı. Hasta bakımı yapan kişilerin maske kullanması öneriliyor. Maskeler daha çok hastalığın saçılmasını önlemek amacıyla kullanılmalı. Vatandaşların maske depolamasına gerek yok.
GENETİK YAPI UYUMU YÜZDE 3
Fizyoloji Uzmanı Doç. Dr. Oytun Erbaş’ın “Bu virüs Türkiye’ye gelse bile salgın yapmaz. Koronavirüs gen farkından dolayı Asya ırkını daha çok etkiliyor. Türkiye ise daha karışık genlere sahip olduğu için çok az etkilenecek” ifadelerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu doğru deyip de insanların aldığı önlemleri tabi ki inhibe etmek istemem. Bu virüsün bir enfeksiyon yapabilmesi için canlı bir hücreye giriş yapması gerekiyor. Bu canlı hücreye giriş yaparken de bazı protein yapısındaki reseptörleri tanıyarak onlara tutunması, anahtar kilit ilişkisi gibi onlara tutunarak hücre içerisine girmesi ve kendi genetik materyalinin hızla çoğalmasını sağlamak için de hücre içerisindeki bazı genleri tanıyarak o genlere bağlanması gerekiyor. Tabi ki bu gerekli olan ace2 proteini deniyor reseptör olarak ve gen sekansı var tanıdığı DNA’mızda. Dolayısıyla bu uyumlu protein ve genetik yapı Asya ırkında yüzde 50’nin üzerinde bir oranda. Türklerde de yüzde 3 oranında bulunduğu söyleniyor. Bu durumda bulaş Türklere daha az olabilir. Ama bu demek değildir ki hiçbir önlem almayalım, virüs bize asla bulaşmaz. Saf kan Türk ya da bu genetik yapılarımızın araştırılması gerekiyor. Böyle genel bir bilgi var, evet.