CHP gergin günler yaşıyordu. Üç belediyesi ve üç vekili olan sosyal demokratlar ‘neşeli’ değildi. Sıkıntılı ruh halleri kimi zaman onlara ‘eyvah eyvah’ dedirtiyordu.
Hele hele 2019’u düşündükçe Porsuk’ta gondolları batmış gibi üzülüyorlardı.
Neden o haldeydi CHP’liler?
AK Parti’nin seçimlere iyi hazırlanmasından değildi elbette! CHP’li iki başkanın giderek yükselen ‘geriliminden’ dolayı stres yaşıyorlardı. Parti içi kavganın Eskişehir’i kaybettireceğini düşünüyorlardı.
İki başkanın konuşma ve davranışlarına bakınca haksız da sayılmazlardı.
Elbette Büyükerşen ve Ataç arasındaki ‘durumu’ kast ediyorum. Allah var, Kazım Kurt’u bu konudan uzak tutmalıyız. Kurt, parti içi meseleleri ‘bu boyuta’ hiç taşımadı.
Hoca ve Ataç arasında yaklaşık üç yıldır süren bir gerilim var. Kimileri başlangıç noktası olarak Ataç’ın “Hoca yoksa Büyükşehir’e adayım” sözüne bağlıyor. Doğrudur, olabilir… Öte yandan yıllar süren yol arkadaşlığı ‘bir cümle’ ile ‘bu hale’ gelmez!
Siyasetin ve hayatın olağan akışı, iki başkanın yaşadıklarını ‘beklenen’ ya da ‘normal’ bir gelişme olarak gösteriyor.
Dal ağaca küsmüştü rüzgâr bahane oldu misali…
YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇN TIKLAYIN!