Uzun yıllar boyunca okullarda, hastanelerde ve diyet listelerinde temel referans kabul edilen besin piramidi, bu rehberle birlikte adeta yeniden yazıldı. Karbonhidrat ağırlıklı eski düzen rafa kaldırılırken, protein ve doğal yağların daha merkezi bir rol üstlendiği yeni bir dönem başlatıldı. Peki bu yeni besin piramidi tam olarak ne anlatıyor, tabaklarımızda neleri değiştiriyor ve uzmanlar bu dönüşüme nasıl yaklaşıyor?
Besin piramidi neyi ifade eder?
Besin piramidi, en basit tanımıyla, sağlıklı bir yaşam sürdürebilmek için farklı besin gruplarının hangi oranlarda tüketilmesi gerektiğini gösteren görsel bir yol haritasıdır. Yıllar boyunca kullanılan klasik modelde, piramidin en geniş bölümünde ekmek, makarna, pirinç gibi tahıl ürünleri yer alırdı. Sebze ve meyveler bu grubun üzerinde konumlanırken, et ve süt ürünleri daha sınırlı bir alana sahipti. Yağ ve şeker ise en üstte, yani en az tüketilmesi gereken besinler olarak gösterilirdi. Ancak yeni yayımlanan rehber, bu yapının günümüz beslenme alışkanlıklarını ve sağlık sorunlarını karşılamadığını savunarak köklü bir değişikliğe gitti.
Yeni besin piramidi neden bu kadar konuşuluyor?
ABD yönetiminin tanıttığı yeni besin piramidi, alışıldık sıralamayı tersine çeviren bir yaklaşım sunuyor. Tarım Bakanı Brooke Rollins ve Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr. tarafından duyurulan modelde, daha önce sınırlı tüketilmesi önerilen pek çok besin artık temel gıdalar arasında yer alıyor. Yeni modelin en dikkat çekici yönlerinden biri, protein kaynaklarının piramidin merkezine taşınması. Et, peynir ve tam yağlı süt ürünleri artık ana besin grubu olarak kabul ediliyor. Sebzeler de bu geniş alanda yer alırken, işlenmiş ve katkı maddesi içeren ürünler listenin en altına itilmiş durumda. Rehber, yetişkinler için kilo başına günlük 1,2 ila 1,6 gram protein tüketimini öneriyor. Bu oran, klasik beslenme modellerine kıyasla oldukça yüksek. Aynı zamanda yağlara bakış açısı da değişmiş durumda. Zeytinyağı gibi bitkisel yağlara öncelik verilirken, tereyağı ve sığır yağı gibi doymuş yağlar tamamen yasaklanmıyor; ancak kontrollü birer alternatif olarak sunuluyor.
Uzmanlar bu değişimi nasıl değerlendiriyor?
Yeni rehber, beslenme uzmanları arasında farklı görüşlerin ortaya çıkmasına neden oldu. Beslenme ve Diyet Uzmanı Prof. Dr. Barış Öztürk, karbonhidrat ağırlıklı eski sistemin uzun süredir geçerliliğini yitirdiğini savunuyor. Günlük kalorinin yaklaşık yüzde 60’ının karbonhidrattan gelmesini öngören yaklaşımın, obezite ve insülin direnci gibi sorunları artırdığını belirtiyor. Buna karşın Öztürk, yeni rehberde önerilen yüksek protein miktarına temkinli yaklaşıyor. Kilogram başına 1,2–1,6 gram protein alımının, özellikle böbrek ve karaciğer sağlığı açısından risk oluşturabileceğini vurguluyor. Ona göre, 50 kilo ağırlığındaki bir birey için ideal protein alımı günlük 50 ila 75 gram arasında olmalı.
Uzman Diyetisyen Mehtap Ersin Bayrak ise yeni besin piramidinin işlenmiş gıdalardan uzaklaşmayı hedeflemesini olumlu buluyor. Ancak modelin kendi içinde bazı çelişkiler barındırdığına dikkat çekiyor. Bitkisel proteinler, lif ve antioksidan açısından zengin olmasına rağmen, yeni rehberde hayvansal kaynaklı proteinlerin daha ön planda olması soru işaretleri yaratıyor. Bayrak’a göre yüksek hayvansal protein tüketimi, doymuş yağ alımını da beraberinde getiriyor. Rehberin bir yandan kırmızı et ve tam yağlı ürünleri teşvik edip, diğer yandan doymuş yağın günlük enerjinin yüzde 10’unu aşmaması gerektiğini söylemesi çelişkili bir tablo oluşturuyor. Ayrıca meyve ve sebze porsiyonlarının sınırlandırılması, uzun vadede vitamin ve mineral eksikliklerine yol açabilir.