Eğitim-Sen Şube Başkanı Özkan Demirkol, yükseköğretimde artan maliyetler, vakıf üniversitelerindeki öğrenim ücretleri ve devlet üniversitelerindeki kontenjan uygulamalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Eğitimde fırsat eşitliğinin giderek ortadan kalktığını savunan Demirkol, eğitimin kamusal bir hak olmaktan uzaklaştırıldığını ifade etti.
Eğitimin yıllardır piyasa koşullarına göre şekillendirildiğini öne süren Demirkol, "Sağlıkta olduğu gibi eğitimde de parası olanın daha fazla imkâna eriştiği bir sistem oluştu. Maddi gücü olan okuyabiliyor, olmayan ise eğitim sürecinin dışında kalma riskiyle karşı karşıya bırakılıyor. Yoksul halk çocukları ucuz iş gücü olarak piyasaya sürülmek isteniyor" dedi.
Son yıllarda Yükseköğretim Kurulu'nun kontenjan politikaları nedeniyle vakıf üniversitelerinin daha fazla öne çıktığını belirten Demirkol, bu üniversitelerdeki yüksek öğrenim ücretlerinin aileler üzerinde ciddi ekonomik baskı oluşturduğunu söyledi.
Vakıf üniversitelerinin açıkladığı ücretlere dikkat çeken Demirkol, bazı lisans programlarında yıllık ücretlerin 550-600 bin liraya, iki yıllık ön lisans programlarında ise 350 bin liraya kadar çıktığını ifade ederek, bu maliyetlerin ekonomik sıkıntı yaşayan aileler açısından erişilemez seviyelere ulaştığını dile getirdi.
Yüksek eğitim maliyetlerinin öğrencileri yurt dışındaki eğitim seçeneklerine yönlendirdiğini belirten Demirkol, "Birçok öğrenci daha uygun maliyetlerle eğitim alabileceği ülkeleri araştırıyor. Bu durum daha eğitim aşamasında beyin göçünü hızlandırıyor. Gençlerimizi kaybetmemek için devlet üniversitelerindeki kontenjanların artırılması, barınma sorununun çözülmesi ve burs olanaklarının genişletilmesi gerekiyor" diye konuştu.
Anayasa'nın 42. maddesinin devlete eğitim hakkını eşit biçimde sağlama sorumluluğu yüklediğini hatırlatan Demirkol, okul öncesinden yükseköğretime kadar uygulanan özelleştirme politikalarını eleştirdi. Özel okullara verilen teşviklerin kamu eğitimini zayıflattığını savunan Demirkol, "Yoksul halk çocuklarının yalnızca devlet okullarına mahkûm edildiği bir yapı oluşturuluyor. Parası olan tüm eğitim imkânlarından yararlanırken, maddi durumu yetersiz olan öğrenciler eğitim süreçlerinin dışına itiliyor" ifadelerini kullandı.