×
☰

Usta yazar Ayşe Kulin Eskişehirlilerle buluştu: Edebiyatseverlerden imza kuyruğu

Eskişehir’de edebiyatseverlerle bir araya gelen usta yazar Ayşe Kulin, Cumhuriyet’in kuruluşundan eğitimde fırsat eşitsizliğine kadar pek çok konuda dikkat çeken açıklamalar yaptı. Söyleşide Kurşunlu Külliyesi’ndeki müzelerin tahliye edilmesi tartışmasına ilişkin sözleri ise öne çıktı.

Odunpazarı Belediyesi tarafından Cumhuriyet’in 103’üncü yıl dönümü kapsamında düzenlenen “Cumhuriyet ve Edebiyat” söyleşisi ve imza gününde Türk edebiyatının usta kalemi Ayşe Kulin, Eskişehirlilerle buluştu. Hasan Polatkan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinliğe yoğun ilgi gösterildi. Salonun tamamen dolduğu programda çok sayıda kişi söyleşiyi ayakta takip etti.

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç ve Anadolu Üniversitesi eski rektörü Prof. Dr. Engin Ataç'ın da katıldığı programın moderatörlüğünü Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) Eskişehir Şube Başkanı Sevgi Akmen yaptı. Kulin, söyleşide Cumhuriyet’in kuruluşundan çocukluk anılarına, edebiyatın toplumsal sorumluluğundan kitaplarının yazılış hikâyelerine kadar birçok başlıkta düşüncelerini paylaştı.

“Kurtuluş Savaşı bir mucizedir”

Cumhuriyet Bayramı'nı çocukluğundaki kutlamalarla karşılaştırarak değerlendiren Ayşe Kulin, 29 Ekim'i biraz hüzünlenerek yaşadığını söyledi. Cumhuriyet'in hangi koşullarda ve ne büyük fedakârlıklarla kurulduğunun unutulmaması gerektiğini belirten Kulin, Kurtuluş Savaşı'nı insanüstü bir mücadele olarak nitelendirdi.

Kulin, “İşgal altındaki bir ülkenin kazandığı Kurtuluş Savaşı, benim için bir mucizedir. Yorgun askerlerimiz, aç karınlarına, kimi zaman bir tas un çorbasıyla, ayaklarında postalları bile olmadan savaştılar. Ellerinde evlerinden getirdikleri tüfekler, av tüfekleri, gerektiğinde baltalar vardı. Böyle insanüstü bir mücadeleyle savaşı kazandık, bir mucize yarattık ve Cumhuriyet’i kurduk” dedi.

Cumhuriyet'in Türk milleti için özel bir anlam taşıdığını vurgulayan usta yazar, “Biz onu tırnaklarımızla kazandık. Kanımızla, canımızla, çocuklarımızla kazandık. Neredeyse hiçbir ailede amca, dayı, erkek çocuk kalmadı. Hepsi bu vatan için şehit oldu. Bu nedenle Cumhuriyet’in kıymetini çok iyi bilmemiz gerekiyor” diye konuştu.

Harf Devrimi'ni dedesinin anısıyla anlattı

Cumhuriyet'le birlikte Türkiye'nin büyük bir değişim yaşadığını ifade eden Kulin, Harf Devrimi'nin önemini de çocukluğundan bir anısıyla anlattı. Osmanlı İmparatorluğu'nun son maliye nazırlarından olan dedesinin, harflerin değiştirilmesine başlangıçta üzüldüğünü belirten Kulin, okula başladıktan yalnızca üç ay sonra dedesine kendi el yazısıyla bir yılbaşı kartı gönderdiğini söyledi.

Dedesinin kartı gördükten sonra Harf Devrimi'nin önemini anladığını aktaran Kulin, yeni alfabenin çocukların kısa sürede okuryazar olmasını sağladığını dile getirdi. Başlangıçta karşı çıkılan bir değişikliğin doğruluğunu gördükten sonra kabul edebilmenin de önemli bir erdem olduğunu vurguladı.

“Yazarlar toplumsal sorunlar karşısında sessiz kalmamalı”

Edebiyatın yalnızca hikâye anlatmaktan ibaret olmadığını, toplumsal sorunlara dikkat çekme sorumluluğu da taşıdığını belirten Ayşe Kulin, bazı eserlerini toplumsal olaylardan ve tanık olduğu acılardan etkilenerek kaleme aldığını söyledi.

“Gizli Anların Yolcusu” romanının yazılış sürecini anlatan Kulin, eşcinsel bireylerin toplumda karşılaştıkları ayrımcılık ve şiddete dikkat çekmek istediğini ifade etti. İnsanların kimliklerini ve yönelimlerini seçerek dünyaya gelmediğini belirten yazar, herkesin olduğu gibi kabul edilmesi gerektiğini vurguladı.

Yazacağı konuları öncelikle araştırdığını, farklı hayat hikâyelerini dinleyerek eserlerini oluşturduğunu anlatan Kulin, yazarların toplumsal sorunlar karşısında sessiz kalmaması ve halkı uyarması gerektiğini söyledi.

En severek yazdığı kitaplarını açıkladı

Söyleşide kitaplarının ortaya çıkış hikâyelerini de paylaşan Ayşe Kulin, en severek yazdığı eserlerin “Füreya” ve “Türkan Saylan” olduğunu söyledi.

Türkan Saylan'a büyük hayranlık duyduğunu belirten Kulin, onun hekimliği, cüzzam hastalarıyla yürüttüğü mücadele ve özellikle kız çocuklarının eğitimine yönelik çalışmalarıyla önemli bir toplumsal sorumluluk üstlendiğini anlattı.

Saylan'ı yakından tanımasına vesile olan “Kardelenler” kitabının yazılış sürecine de değinen Kulin, başlangıçta projeye mesafeli yaklaştığını, ancak burs desteğiyle eğitim gören iki kız çocuğuyla tanışmasının kararını değiştirdiğini söyledi. Anadolu'dan gelen çocukların yoksulluk ve eğitim olanaklarına erişimde yaşadıkları güçlükleri kendi ağızlarından dinlediğinde çok etkilendiğini belirten Kulin, bu görüşmenin ardından kitabı yazmayı kabul ettiğini dile getirdi.

Türkiye'de eğitimde fırsat eşitsizliğinin ve toplumsal sorunların devam ettiğine dikkat çeken Kulin, “Biz neden hâlâ bu kadar yoksuluz? Neden bazı bölgelerimizde insanlar böyle koşullarda yaşamak zorunda kalıyor?” sözleriyle kız çocuklarının eğitim hakkına erişmesinin önemini vurguladı.

Kurşunlu Külliyesi'ndeki müzelerin tahliyesine tepki gösterdi

Söyleşinin en dikkat çeken başlıklarından biri de Kurşunlu Külliyesi'ndeki müzelerin tahliye edilmesi tartışması oldu. Külliye bünyesindeki müzeleri gezdiğini ve sergilenen eserlerden büyük etkilendiğini belirten Ayşe Kulin, kültürel mirasın korunması gerektiğini söyledi.

Müzelerin bir kentin tarihini, kültürünü ve birikimini gelecek kuşaklara aktaran önemli mekânlar olduğunu ifade eden Kulin, tahliye tartışmasına şu sözlerle tepki gösterdi:

“Çok yazık ediyorlar. Çünkü her şehrin tarihi ve kültürel birikimi müzelerinde yaşar. Biz Avrupa’ya gittiğimizde, örneğin İngiltere’de, öncelikle müzeleri ziyaret ederiz. Çünkü orada bir milletin tarihini, eserlerini, fikirlerini ve gelişimini görürsünüz. Şimdi bizim burada bu kadar değerli bir müzemiz varken var olan bir şeyi yok etmek neden? Başka bir binayı boşaltın, içini istediğiniz gibi düzenleyin. Ama bir müzeyi, var olan eserleriyle birlikte nasıl ortadan kaldırabilirsiniz? Bu, var olan bir eseri yok etmek gibi bir şey.”

Müzeleri gezerken duygulandığını ve eserlerin geleceği konusunda belirsizlik bulunduğunu dile getiren Kulin, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ben o müzeyi gözlerim yaşararak gezdim. Muhteşem eserler var. Peki, onlara ne olacak? Nereye gidecekler? Bu konuda şu ana kadar yapılmış hiçbir açıklama yok. Bu, sağ-sol ya da din meselesi değil. Bu, sanata ve kültüre nasıl baktığınızla ilgili bir mesele. Bir sanatı nasıl yok edersiniz? Maalesef sanatı değersiz gören bir anlayış var. Bunu hiç anlayamıyorum”

Başkan Kurt: “Cumhuriyet'in sonsuza kadar yaşaması için mücadeleye hazırız”

Söyleşinin sonunda sahneye çıkan Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Ayşe Kulin'e Cumhuriyet ve edebiyat üzerine paylaştığı düşünceler için teşekkür etti. Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç ve Anadolu Üniversitesi eski rektörü Prof. Dr. Engin Ataç'ı da selamlayan Kurt, Eskişehir'in Cumhuriyet değerlerini yaşatma konusundaki kararlılığını dile getirdi.

Kurt, “Sevgili Ayşe Kulin, Cumhuriyetimizin 103’üncü yıl dönümünde edebiyat ve Cumhuriyet’le ilgili değerli düşüncelerinizi bizimle paylaştığınız için çok teşekkür ediyorum. Bugün aramızda Tepebaşı Belediye Başkanımız Ahmet Ataç ve Anadolu Üniversitesi Rektörümüz Engin Hoca da bulunuyor. Bütün konuklarımız adına size teşekkür ediyorum. Cumhuriyet’in sonsuza kadar yaşaması için Eskişehir’den her türlü mücadeleyi yapmaya hazırız. Size saygılarımı sunuyorum” dedi.

Ayşe Kulin'e imza kuyruğu

Cumhuriyet, tarih, eğitim, toplumsal eşitlik ve edebiyat üzerine gerçekleşen söyleşi, katılımcıların soru ve değerlendirmeleriyle devam etti. Programın ardından düzenlenen imza gününde ise Eskişehirliler, kitaplarını imzalatmak ve Ayşe Kulin'le sohbet etmek için uzun kuyruklar oluşturdu.