×

Uğur Mumcu ölümünün 33’üncü yılında Eskişehir'de anıldı

​Araştırmacı Gazeteci Uğur Mumcu, ölümünün 33’üncü yıldönümü nedeniyle Eskişehir’de bulunan Uğur Mumcu Parkı’nda anıldı.

Araştırmacı Gazeteci Uğur Mumcu, ölümünün 33’üncü yıldönümü nedeniyle Eskişehir’de bulunan Uğur Mumcu Parkı’nda anıldı. Mumcu’nun suikasta uğradığı otomobilinin de bulunduğu parkta yapılan anma törenine Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, CHP Eskişehir Milletvekilleri Jale Nur Süllü ve İbrahim Arslan, CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz, Cumhuriyet Gazetesi yazarı ve Uğur Mumcu’nun çalışma arkadaşı Işık Kansu ile Uğur Mumcu’nun sevenleri katıldı.



“Gerçeğin bedelini canıyla ödedi”

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan anma töreni günün anlam ve önemini belirten konuşmalarla devam etti. Uğur Mumcu’nun gerçeğin bedelini canıyla ödemek zorunda kalan bir aydın gazeteci olduğunu söyleyen Talat Yalaz, “Bugün burada sadece aramızdan ayrılmış bir gazeteciyi anmak için değil; bu ülkede bir vicdanı, bir aklı, bir mücadeleyi, bir azimli mücadeleyi temsil eden bir yiğit duruşu, bir onurlu duruşu anmak için toplandık. Bugün burada Uğur Mumcu'yu anıyoruz. Uğur Mumcu, gerçeğin bedelini canıyla ödemiş bir aydındır. Uğur Mumcu, kalemini iktidara kiralamayan; Uğur Mumcu, hakikat için mücadeleden bir an için vazgeçmeyen; Uğur Mumcu, 'Ben susarsam kim konuşacak?' diyen bir yiğit yurtseverdir” dedi.

“Uğur Mumcu mücadelemizde yaşayacak”

​“Uğur Mumcu’yu mücadelemizde yaşatacağız” diyen Yalaz, “Bugün hala sorduğumuz sorular, onun sorularıdır. "Bugün faili meçhul cinayetler neden aydınlanmıyor?" diyoruz. "Bugün neden bu ülkenin karanlık ilişkileri, karanlık bağlantıları bir türlü ortaya konulamıyor, aydınlanmıyor?" diyoruz. "Bugün neden hukuk, yargı; zalimin, iktidarın, güçlünün sopası haline getiriliyor?" diyoruz. Bu sorular da onun sorularıdır. Ve biliyoruz ki, onun sorularını sorduğumuz sürece o yaşamaya devam edecektir. Çünkü biliyoruz ki onun kalemi gömülmemiştir. O öldükten sonra onun kalemi binlerce yiğit, mert hukukçunun; binlerce yiğit, gözü pek basın mensubunun, gazetecinin elinde çoğalmaya devam etmiştir. Ve bizler biliyoruz ki o kalemler çoğaldıkça, o duruşlar devam ettikçe, biz onun sorularını sormaya devam ettikçe Uğur Mumcu mücadelemizde yaşayacaktır” diye konuştu.

“Gözü pek bütün gazetecilere şükranlarımı sunuyorum”

​Yalaz, “Bu duygu ve düşüncelerle, 'Vurulduk ey halkım, unutma bizi' diyen o yiğit insana, o yiğit mücadele adamına, o yiğit devrimciye sonsuz saygı, minnet ve şükranlarımızı sunuyorum. Onun şahsı nezdinde bütün kalemini satmayan, iktidara kiralamayan, onurlu duruşuna devam eden, eğilmeyen, bükülmeyen gözü pek bütün basın mensuplarına; özellikle tutuklu gazetecilere buradan yine şükran ve saygılarımı sunuyorum” şeklinde konuştu.



“Türkiye’nin gelecek güzel günlerine konulan bomba”

Uğur Mumcu’nun otomobiline konulan bombayı Türkiye’nin geleceğine konulan bir bomba olarak nitelendiren Jale Nur Süllü, “​Uğur Mumcu sadece bir gazeteci değildi. O; ülkenin karanlıklarını aydınlatmaya çalışan, araştırmacı bir yazardı. Evet, o gün aracına konulan bomba da aslında sadece Uğur Mumcu'yu öldürmedi; ülkenin güzel gelecek günlerine konulan bir bomba olarak hep hatıralarımızda kaldı. Yıllar sonra bugün burada toplanıyorsak; ülkenin geleceği hakkındaki endişelerimizi dile getirmek, kalbimizdeki sıkıntıları, endişeleri dile getirmek üzere buradayız. Ama inanıyoruz ki bu günler son bulacak. Aydınlığa öyle ya da böyle bir gün çıkacağız. Hep birlikte mücadeleyi asla bırakmayacağız deyip, hepinizi saygı ve sevgilerimle selamlıyorum” ifadelerini kullandı.



“Uğur Mumcu’ya hepimiz borçluyuz”

​Uğur Mumcu’ya herkesin borcu olduğunun altını çizen İbrahim Arslan, “Bir önceki yılda şöyle bir cümle kullanmıştım; artık bu tür acılarla, anmalarla bir araya gelmek istemiyoruz diye. Çünkü o kadar çok değerimizi kaybettik ve o kadar çok sıkıntılar, bedeller ödedik ki; yeni bedeller ödemeye artık tahammülümüzün kalmadığı dönemlerden geçiyoruz. Uğur Mumcu ve onun şahsında bu ülkenin demokrasi, özgürlükler, insan hakları, adalet için mücadele eden ve yüzyıllar boyu süren bu mücadelede yitirdiğimiz tüm değerleri eğer yaşatmak istiyorsak, onlara bir borcumuzun olduğunu da unutmamalıyız” dedi.

“Aradan geçen yıllar Uğur Mumcu’nun haklılığını gösterdi”

​Aradan geçen yıllar Uğur Mumcu’nun haklı olduğunu gösterdiğini söyleyen Arslan, “O borç şu: Uğur Mumcu, evet, canıyla bir bedel ödedi. Mafya-tarikat-siyaset üçgenine dikkat çekti, gerçekleri yazdı. Bunları yazarken korkmadan, bedenini, canını hiç tereddüt etmeden ortaya koyarak yazdı. Yanı sıra özellikle laikliğe dikkat çekerek tarikat ilişkilerine, o karanlık ilişkilere de dikkat çekmişti. Ve Atatürk ilke ve devrimlerine, Cumhuriyet'in temel değerlerinin ne kadar önemli olduğuna ve sahip çıkmamız gerektiğine dikkat çekerek, o yıllarda bugünlere ışık tutacak bütün düşüncelerini paylaşmıştı. Yıllar onun ne kadar haklı olduğunu bir kez daha ortaya koydu” diye konuştu.

“Hesabını sormak hepimizin boynunun borcu”

​“O yıllardan bugünlere geldiğimizde bugün gazetecilerimiz ne yazık ki cezaevlerinde. Bugün gerçekleri korkmadan yazanlar, itiraz edenler, boyun eğmeyenler, susmayanlar; aynı güçler tarafından bastırılmaya, sindirilmeye çalışılıyor” diyen Arslan, “Eğer bir ülkede basın özgür değilse demokrasi yok demektir. Eğer bir ülkede yargı bağımsız değilse adalet yok demektir. O nedenle üstatlarımıza verdiğimiz, onların bize yüklediği o mirası, o misyonu yerine getirebilmenin yegâne koşulu şudur: Elbette onları unutmayacağız, unutturmayacağız; ama onların bize işaret ettiği aydınlık Türkiye'yi yaratma noktasında eğer bu ceberut iktidarı göndermezsek, bu olan bitenin hesabını sormazsak, asıl o zaman başımız boynumuz önümüze eğilir ve Mumcuların şahsında o mirası üstlenmediğimiz anlamına gelir. O nedenledir ki hiç korkmadan, bıkmadan, usanmadan; o canlarıyla bu bedelleri ödeyen arkadaşlarımıza ant olsun ve şart olsun ki bu iktidarı mutlaka ve mutlaka elde edeceğiz ve bu olan bitenlerin bütününün hesabını sormak da hepimizin boyun borcu olsun. Hepinizi bu duygularla saygı ve selamlarımla selamlıyorum” şeklinde konuştu.



“Uğur Mumcu’yu öldürenler Kudüs Ordusu çetesidir”

​Uğur Mumcu’ya suikast düzenleyenler hakkında bilgi veren Işık Kansu, “Şimdi burada bu soğukta ayaktasınız ama biraz bilgi vermek isterim. Çünkü biraz önce hanımefendinin söylediği gibi Uğur Mumcu'nun 'Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz' şiarı çerçevesinde, bu arabanın da önündeyken biraz Uğur Abi'yi öldürenlerle ilgili bilgi vereyim. Bir kere toplumda bir 'faili meçhul' algısı var. Faili meçhul değildir Uğur Mumcu'nun katilleri. Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı... Dörtlü suikastını gerçekleştiren sanıklar, katiller bulunmuş ve şu anda çoğu cezaevindedir. Gerçekleştirenler, İran'da Humeyni devrimini ihraç etmek üzere görevlendirilmiş, İran'da yetiştirilmiş Kudüs Ordusu çetesidir, katil çetesidir” diye konuştu.

“Hizbullah operasyonlarında ele geçirildi”

​Hizbullah’a yönelik yapılan operasyonlarda Uğur Mumcu’nun otomobiline yerleştirilen patlayıcı düzeneğe dair bulguların ele geçirildiğini söyleyen Kansu, “Uzun süre kendileri maalesef Türkiye'de devlet istihbaratı biraz ortada bırakmıştır olayları. Sayın Bülent Ecevit Başbakan olduktan sonra dönemin İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'a görev vermiştir. Sadettin Tantan şu anda rahatsız, evinde; kendisine minnet duyuyorum, bu katilleri buldurmuştur. Hatırlayacaksınız; Hizbullah, 1990'ların sonuna doğru 'ceset evler'... Hizbullah'a Sadettin Tantan bir operasyon yaptı, Beykoz'da bir ev basıldı ve Hizbullah'ın lideri orada öldürüldü. Örgüt oradaki bilgisayarları yaktı fakat Türk emniyeti o bilgisayarların beyninden örgütün şemasını çıkardı ve bu biraz önce söylediğim Kudüs Ordusu örgütüne ulaştılar. Ankara'da Sincan'da yapılan kazıda Muammer Hocamızı arkasından kalleşçe vuran tabanca bulundu. Uğur Abi'yi, Ahmet Hoca'yı ve Bahriye Üçok'u aramızdan alan C4 patlayıcıların fünyeleri ve ona benzer şeyler bulundu. Sonuç olarak bu Kudüs Ordusu yakalandı” dedi.



“Uğur Mumcu'yu cinayetle karşı karşıya bırakan düzenden henüz hesap soramadık”

Son olarak konuşan Kazım Kurt ise şu ifadeleri kullandı: “​Bugün 24 Ocak. 33 yıldır bugünü bir matem günü, bir yas günü olarak anıyoruz. 2015 yılından bu yana da bu parkta, Uğur Mumcu'nun patlayan otomobilinin önünde minnetle anıyoruz, saygıyla anıyoruz. Ama Uğur Mumcu'nun katillerinden, Uğur Mumcu'yu cinayetle karşı karşıya bırakan düzenden henüz bir hesap soramadık. O günler yakındır; bunun hesabı sorulacaktır. Uğur Mumcu'nun cinayetinin hesabı sorulamadığı için, Uğur Mumcu diyelim ki muhalif olduğu için öldürüldü, katledildi, hesabı sorulamadı, ama o hesap sorulamadığı için Gaffar Okkan'ın cinayetine de engel olunamadı. Demek ki terörün kendisi dışında herkes düşmanı. O zaman sorun terörü bitirmekte; terörün sonuna kadar ortadan kaldırılması için bir hukuk düzeninin kurulmasında.

“Birlikte olduğumuz sürece bu işin sonunu doğru noktaya getireceğiz”

​Eğer bunu kuramazsak, eğer bunu çözemezsek; Uğur Mumcu gibi demokrat olanlar, Uğur Mumcu gibi laikliği savunanlar, Uğur Mumcu gibi Cumhuriyeti savunanlar, Uğur Mumcu gibi halkçılığı savunanlar her zaman tehlikededir. Çünkü Amerika, işte Mossad, birtakım düzenekleri kuruyor ve dünyayı kendi istemi doğrultusunda yönetmeye çalışıyor. Esas görmemiz gereken bataklık orasıdır. 2026 yılında da Amerika katil! Bu hesabı soramayan dünya, teslim olmak durumundadır. Buna itiraz ediyoruz, buna hayır diyoruz. Türkiye'de buna direnecek Kuvayı Milliye ruhunu ortadan kaldırmaya hiç kimsenin gücü yetmez. Laikler burada, cumhuriyetçiler burada, demokratlar burada, halkçılar burada, devrimciler burada... Biz birlikte olduğumuz sürece bu işin sonunu doğru noktaya getireceğiz.



“Halktan yana, ezilenlerden yana bir düzenin kurulması yakındır”

​Ben 24 Ocakları artık matem günü olsun istemeyenlerdenim. Biz 24 Ocak'ın hesabını soracağız ama yeni yeni düzenekleri biz kuracağız. Halktan yana, ezilenlerden yana, sömürülenlerden yana bir düzenin kurulması yakındır. Çünkü bugünkü düzen artık tükendi. Bugün bu düzenden memnun olan hiç kimse yok. Çok net söylüyorum; yakın çevredeki yandaşların dışında ne işçiler memnun ne köylüler memnun ne esnaf memnun ne ticaretçiler memnun ne sanayiciler memnun. O halde bu düzenin değişmesi gerekiyor. Biz iddialıyız, umutluyuz, halkımıza güveniyoruz. Bu düzeni değiştireceğiz ve bu düzendeki sorulmayan hesapları ilgililerinden soracağız. Bu noktada bugün bu yüreklilikle, bu azimle, bu kararlılıkla buraya gelen bütün herkese teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum ve yeni 24 Ocaklarda aydınlık bir Türkiye'de buluşacağımızı umuyorum."