Ersin Ateş, bu durumun temel nedenini “İngilizceye ders değil, bir dil olarak bakmalıyız” yaklaşımının eksikliğinde gördüğünü belirtti ve ekledi: "Bence Türkiye'nin bu araştırmalarda gerilerde yer almasının sebebi budur. Türkiye’de İngilizceyi öğrenirken amaç çoğunlukla sınav geçmek, üretim değil. Halbuki en önemli beceriler konuşma ve yazma gibi üretici becerilerdir."
PROBLEM SİSTEMDE ÖĞRETMENDE DEĞİL
İngilizce eğitimine erken yaşta başlanmasının tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Ateş, şöyle devam etti: "Dil öğreniminde en önemli şey süreklilik ve eğitimin kalitesidir. Çocuğu ikinci sınıfta başlattığınız dil eğitimini program bitince tamamen bırakırsanız dil bir buz gibi erir, kaybolur. Devamlılık ve kaliteyi göz ardı edemeyiz."
Türkiye’deki İngilizce öğretmenlerinin kalitesine değinen Ateş, “Bizim öğretmenlerimiz geneli hoşgörülü, öğrencisine yardımcı olmaya çalışan kaliteli hocalarımız var.Bence problem hocadan ziyade sistemde” dedi. Öğrencinin tekrar sürecinin yeterince planlanmadığını ve öğrenmenin bu yüzden sekteye uğradığını belirtti.
Türkiye’nin İngilizce sorunlarını çözmek için önerilerini paylaşan Ateş, "Sistemimizi üretken beceriler olan yazma ve konuşmaya ağırlık veren sistemlere dönüştürmemiz gerekiyor. Öğrencileri olabildiğince dile maruz bırakacak ortamlar oluşturmalıyız. Gramer ağırlıklı İngilizceden kurtulmalıyız" ifadelerini kullandı.