50 YILLIK ÇINARIN MUTLULUKLARI VE HÜZÜNLERİ
+ Dile kolay aradan tam yarım asır geçmiş. 1965 yılında Anadolu’nun bozkırında tutuşan alev bütün yürekleri sarmış. Zor günler mutlaka geçecek ve bu ateş iyi günde kötü günde hiç sönmeyecek.
+ Adına ister aşk, ister renk, isterse devrim deyin. Es Es Es sloganıyla atan bu kalp, bu sevda, şampiyonluklarla ya da kupalarla tarif edilemez. Düşse de, kalksa da, bu aşkın tek bir adı var; Eskişehirspor.
1965 Es Es’in doğuşu
1959 yılında Türkiye 1. Ligi’nin kurulmasıyla birlikte futbol, ülkenin en popüler, en sevilen sporu haline gelir. Ardından 1963 yılında 2. Lig’ler kurulur. Böylece büyük ivme kazanan profesyonel futbola kayıtsız kalamayan Eskişehir’de yeni bir takımın kuruluş çalışmaları başlar. 1965 yılının 19 Haziran’ında, “Aziz Bolel”in başkanlığında Siyah-Kırmızı renklerden oluşan yepyeni bir takım doğmuştur. Az bir zaman kalmıştır. Eylül’de maçlar başlayacaktır. Kısa sürede transferler yapılır. Kadronun büyük çoğunluğu Eskişehir’in genç ve amatör çocuklarından oluşturulur. “Yüksel Özbek, Mehmet Dülger, Hakkı Aygün” gibi tecrübeli ve ağabey niteliğinde oyuncularla takviye edilen genç takım “Abdullah Matay”a teslim edilir.
Lige merhaba
22 Ağustos 1965 Pazar günü Galatasaray’ın “Turgay Şeren’li, Naci Erdem’li, Metin Oktay’lı” efsane kadrosu ile Şeker Stadı’nda bir hazırlık maçı yapar. “Fethi Heper” o gün 3 gol atar, ancak maçın hakemi 2’sini sayar ve maç 3-2 Galatasaray’ın galibiyetiyle biter. Ancak Eskişehirspor o maçta oynadığı futbolla gelecekteki büyük başarıların adeta müjdesini vermiştir. Nihayet 5 Eylül günü gelip çatar. Tarihinin ilk resmi maçına çıkan Eskişehirspor liglerin köklü ve deneyimli takımı Kasımpaşa’yı İlk yarıda ”Fethi Heper” ve solbek “Mahmut Şölenişçi”nin penaltıdan attığı gollerle 2-0 yener. Böylece Eskişehirspor’un tarihi yürüyüşü başlar.
İlk yılda gelen büyük başarı
Kasımpaşa maçındaki güzel futbol ve özgüvenle birlikte galibiyetler arka arka gelmeye başlar. Oldukça genç ve yetenekli kadrosuyla ve oynadığı futbolla dikkati çekmeye başlayan Eskişehirspor Bursaspor, Karşıyaka, Mersin İdmanyurdu, Beyoğluspor gibi tecrübeli takımların arasından sıyrılarak, henüz bir yılını doldurmadan 12 Haziran 1966 Pazar günü Ankara Güneşspor’u 3-1 yenerek taraftarlarının önünde şampiyonluk turunu atar. Bu büyük başarı Türkiye’de ilktir. Kurulduğu yıl şampiyon olarak 1. Lige terfi eden Eskişehirspor bu başarısı ile tarihe geçer.
Gegiç ve yükseliş
1966-1967 sezonunda 1. Lige merhaba diyen Eskişehirspor başarısının tesadüf olmadığını kanıtlamak istiyordu. İlk yılında hedef tecrübe kazanmak, ligde kalabilmekti. Güçlü rakipleriyle çoğu kez başa baş oyun çıkaran Es Es bunda da başarı sağlar. Fenerbahçe’nin başarısız olduğu gerekçesiyle işine son verdiği Abdullah Gegiç’in 1967-1968 sezonunda takımın başına gelmesi Eskişehirspor için tam bir milat olur. Genç ve yetenekli futbolcularla takviye edilen Eskişehirspor Gegiç’in önderliğinde artık dost, düşman herkesi hayran bırakan Avrupai anlamda, çağdaş futbol oynamaya başlamıştır.
Altın yıllar
Gegiç’le birlikte adeta futbol patlaması yapan Eskişehirspor oynadığı futbolla bütün Türkiye’nin hayranlığını kazanır. Sahalarda rakip tanımayan Anadolu Yıldızı ne yazık ki, İstanbul lobisini ve futbol baronlarını yenemez. 1968/69 sezonunda Galatasaray’ın ardından, 1969/70 sezonunda Fenerbahçe’nin ardından, 1971/72 sezonunda ise tekrar Galatasaray’ın ardından ligi hep 2’nci sırada bitirmek zorunda kalır. Buna rağmen 1970/71 sezonunda önce 20 Haziran 1971 tarihinde Bursaspor’u 2-0 yenerek Türkiye Kupası’nı, hemen on gün sonra 30 Haziran 1971’de Galatasaray’ı 3-2 yenerek Cumhurbaşkanlığı Kupası’nı (Süper Kupa) almaya muvaffak olur. İşte, halen Eskişehirspor müzesinde 45 yıldır mahzun kalan iki büyük kupa bu 10 gün içinde alınan kupalardır.
Sevilla Destanı
70’li yıllarda yurt içinde rüzgâr gibi esen kırmızı şimşekler, o zamanki adı Fuar Şehirleri Kupası olan günümüzde UEFA Kupası olarak bilinen Avrupa’nın ikinci büyük futbol organizasyonuna katılır. İlk turda Avrupa’nın devlerinden Sevilla rakip olmuştur. 5 Eylül 1970’de İspanya’da oynanan karşılaşma 1-0 evsahibi takımın galibiyetiyle sonuçlanır. 16 Eylül 1970’de Eskişehir’de oynanan karşılaşma bütün Avrupa’yı şaşırtır. Son on dakikada Fethi Heper’in attığı 3 gol ile maçı 3-1 kazanan şimşekler dört kez UEFA Şampiyonu olan Sevilla’yı saf dışı bırakarak gerçek bir futbol destanı yazmıştır.
Duraklama ve düşüş
Eskişehirspor 1975 yılından itibaren önce duraklama sonra da düşüş dönemine girer. Çünkü o gönüllerde taht kuran altın jenerasyon yaşlanmış, çoğu futbolu bırakmıştır. 1980 yılına kadar genç takımdan yetişen futbolcularla iyi kötü durumu idare eden o efsane takım 1981/82 sezonunda 17 yıl mücadele ettiği 1. Lig’e (Süper Lig) veda eder. Bu başarısızlığın altında şüphesiz çok etken vardır. O dönemin yöneticilerinin alt yapı gerçeğini yeterince fark edememeleri, amatör ruhun giderek yerini profesyonelliğe bırakması, futbol bütçelerinin büyük rakamlara ulaşması, yeterli gelir kaynaklarının yaratılamaması gibi yönetim hataları ilk akla gelen etkenler olarak sayılabilir.
Azap yılları
Türk futbolunda Anadolu İhtilâlinin, bir büyük direnişi adı haline gelen Eskişehirspor ne yazık ki 1980’li yıllardan itibaren görkemli mazisini aramaya başlar. 1983/84 sezonunda tekrar Süper Lig’e yükselse de 1988/89 sezonunda tekrar düşer. Bu kez düşüş öyle hızlıdır ki 1991/92 sezonunda o koca efsane soluğu 3. Lig’de alır. Yıllarca alt liglerde azap çeken Eskişehirspor düşer, çıkar ve Süper Lig’e son kez 2008/09 sezonunda yükselir. Eskişehirspor düşse de, çıksa da onu hiçbir zaman yalnız bırakmayan son derece vefalı ve büyük bir taraftar kitlesine sahiptir. Bu gün yine büyük bir direniş sergileyen Eskişehirspor’un en büyük gücü taraftar yine takımın yanındadır.