Seyitgazi yangınının birinci yılında adalet çağrısı
Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu, Seyitgazi'de geçen yıl 10 kişinin hayatını kaybettiği orman yangınının birinci yılında düzenlediği anma programında, facianın ihmaller zinciri sonucu yaşanan bir iş cinayeti olduğunu savunarak sorumluların yargı önünde hesap vermesini istedi.
Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu, geçen yıl Seyitgazi ilçesi yakınlarındaki Büyükyayla-Fethiye mevkisinde başlayarak Afyonkarahisar’ın İhsaniye ilçesi sınırlarına kadar yayılan orman yangınında yaşamını yitiren 5 orman işçisi ile 5 AKUT gönüllüsünü facianın birinci yılında andı. Köprübaşı’nda düzenlenen açıklamada Platform adına konuşan Mert Yedek, yangının ihmaller zinciri sonucu meydana gelen bir iş cinayeti olduğunu söyledi.
ORMAN ŞEHİTLERİ ANILDI
Açıklama, hayatını kaybeden orman işçileri ve AKUT gönüllüleri anısına bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Ardından orman işçileri Enes Kızılyer, Eyüp Dereli, Hilmi Şahin, Tolunay Kocaman ve Sercan Ünti ile AKUT gönüllüleri Alperen Özcan, Bayram Eren Arslan, İlker Onarıcı, Muharrem Can ve Tekin Enes Sarıyıldız’ın isimleri tek tek okunarak anıldı. Platform üyeleri daha sonra “Unutmak yok, affetmek yok” ve “Kaza değil, cinayet” sloganları eşliğinde adalet çağrısında bulundu.
AFET DEĞİL İŞ CİNAYETİ
Yedek, yaşanan acıların ardından hayatını kaybedenlerin yalnızca yaşamlarının değil, ailelerinin, hayallerinin ve geleceklerinin de ihmaller zinciri içinde yok olduğunu dile getirerek, “Bizler için bu bir yıl yalnızca yas tutulan bir yıl olmadı. Aynı zamanda gerçeğin ortaya çıkarılması ve sorumluların yargı önüne çıkarılması için verilen adalet mücadelesinin yılı oldu. İlk günden itibaren bu facianın ‘kaçınılmaz bir afet’ sonucunda olmadığını, ihmaller zinciriyle gerçekleşen bir iş cinayeti olduğunu söyledik. Yetersiz planlama, eksik koordinasyon, iş güvenliği önlemlerindeki yetersizlikler ve olası idari ihmallerin bağımsız ve etkin biçimde soruşturulmasını talep ettik. Ancak ne yazık ki geçen bir yıl boyunca siyasi iktidar ve ilgili kurumlar, sorumluların hesap vereceğine dair tek bir açıklama dahi yapmadı. 75 hektarlık verimli orman arazimiz tedbirsizliklerle, ihmallerle yok olurken güvencesiz çalışma koşulları altında 10 arkadaşımızı iş cinayetine kurban verdik” diye konuştu.
SORUŞTURMAYA İDARİ ENGEL
“Bugün de haykırıyoruz, aklayamazsınız, hesap vereceksiniz diyoruz” diyen Yedek, “Önce Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yangının çıkış nedeninin belirlenemediği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi. Oysa soruşturma, yaşamını yitiren 10 insanın ölümüne neden olan ihmalleri ve sorumluları ortaya çıkarmaktan uzaktı. İtiraz ettik. Kamuoyuna seslendik. Adliye önlerinde, meydanlarda ve kurumların önünde adalet talebimizi haykırdık. Haklılığımız yargı kararıyla da ortaya çıktı ve takipsizlik kararı kaldırılarak soruşturmanın devamına karar verildi. Ancak bu kez de kamu görevlilerinin soruşturulmasının önüne idari engeller çıkarıldı. Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü, yangında sorumluluğu bulunduğu ileri sürülen kamu görevlileri hakkında soruşturma izni vermedi. Böylece olayın tüm yönleriyle aydınlatılması ve kamu görevlilerinin yargı önüne çıkarılması engellenmek istendi” dedi.
MAHKEMEDEN KRİTİK KARAR
Yedek, gelinen noktada Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nin soruşturma izni verilmemesine ilişkin kararı kaldırarak haklılıklarını bir kez daha ortaya koyduğunu savundu. Yedek, “Mahkeme; Seyitgazi yangınının, Bursa/Kestel, İzmir/Ödemiş, Zonguldak/Safranbolu ve Sakarya/Bozören yangınlarıyla tek bir ön inceleme kapsamında değerlendirilmesini hukuka aykırı bularak aralarında hiçbir fiili ve hukuki bağlantı bulunmayan olayların tek raporda ele alınmasının, etkili ve hakkaniyete uygun bir ön inceleme yapılmasını engellediğini açıkça tespit etmiştir. Bu karar sorumluların tespit edilebilmesi açısından son derece önemlidir. Çünkü mahkeme, soruşturma izni verilmemesi kararının hukuka uygun hazırlanmış bir incelemeye dayanmadığını ortaya koymuş; kamu görevlilerinin sorumluluğunun olayın kendi koşulları içinde ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir” ifadelerini kullandı.
EKİPMANLAR NEDEN TESLİM EDİLMEDİ?
Kararın, yaklaşık bir yıldır dile getirdikleri taleplerin haklılığını ortaya koyduğunu belirten Yedek, Seyitgazi yangınına ilişkin hâlâ yanıt bekleyen soruları sıralayarak konuşmasını tamamladı. Yedek, “Seyitgazi dosyasında hâlâ cevap bekleyen çok sayıda soru bulunmaktadır. Yangına yeterli hava desteği neden sağlanmadı? Karadan müdahale eden ekiplerin personel ve ekipman ihtiyacı eksiksiz neden karşılanmadı? Koruyucu donanımlar ve ekipmanlar neden teslim edilmedi? İş sağlığı ve güvenliği tedbirleri neden uygulanmadı? Yangın yönetimi, koordinasyon ve tahliye süreçlerinde görevli kamu görevlileri sorumluluklarını neden yerine getirmedi? Yangından sağ kurtulan bütün görevlilerin ifadeleri neden alınmadı? Bu soruların hiçbiri bugüne kadar tatmin edici biçimde cevaplanmış değildir. Yanan ormanlık alanları otellere teslim edenler , sabotaj haberleriyle milliyetçiliği körükleyenler, THK yangın söndürme uçaklarını ihaleyle satışa çıkartanlar, elektrik dağıtım hizmetlerini özelleştirenler, ormancıların yangın söndürme eğitim kamplarını kapatıp eğitimsiz işçileri ölüme sürükleyenler 10 kişiyi cinayete kurban edenlerdir. Sorumlular hesap verene kadar, yargılanana kadar mücadele edip takipçisi olacağımızı buradan ilan ediyoruz” diye konuştu.
DENEYİM YOK DENETİM YOK
Eskişehir Bilecik Tabip Odası Başkanı Nazan Aksaray ise, geçtiğimiz yıl yaşanan yangının sadece orman yangını olmadığını vurgulayarak, “Bu olay 5 orman işçimizi, 5 akut gönüllümüzü kaybettiğimiz bir iş cinayetiydi. 2025 yılında en az 2 bin 15 insanımızı iş cinayetinde kaybettik bu ülkede. 2026 yılında ise en az daha ilk ayda bin 63 canımızı kaybettik. Çünkü kayıt dışıları bilmiyoruz. Bunlar sadece can kayıplarımız. Bunun içerisinde engellilik, işe de devam edememe, ruhsal rahatsızlıklar var. Tüm iş cinayetleri gibi geçen yılki iş cinayetleri de çok boyutlu, çok büyük bir halk sağlığı sorununun sonucudur. Ülkemiz maalesef hemen her alanda olduğu gibi bu alanda da yönetilemiyor. İnsana hiç değer yok, bilime değer yok, emeğe değer yok. Deneyim yok, denetim yok, hesap verilebilirlik yok ülkede. Hep birlikte bu kötü düzene karşı mücadele etmek zorundayız” dedi.