Cihan Yıldırım / Anadolu
Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Gündoğan'ın Makam Odası'nı gezdim, inceledim. Aralık 2013'ten bu yana rektörlük yapan Naci Hoca, odada hiç değişiklik yapmamış. Önceki rektörler de öyle... Oda, bir iki küçük değişiklik dışında yaklaşık 20 yıldır aynı şekilde hizmet veriyor. Kamu kaynaklarının bu denli titiz kullanımı karşısında şaşırmadım desem yalan olur.
Hoca'nın odasında çok çeşitli duygular yaşamak mümkün. 15 Temmuz'da saldırıya uğrayan Meclis'ten bir parça ile hüzünlenirken, kızının fotoğrafının öyküsüyle gülümsüyoruz. Kolombiya'dan gelen fahri doktora madalyası ile gururlanırken, TÜLOMSAŞ'ın hediye ettiği lokomotif maketiyle umutlanıyoruz. Uçak maketleri, tablolar ve odanın en sevdiği yeri... Buyrun Makam Odası'na...
Prof. Dr. Gündoğan, makam odasını gezmeye başlamadan önce "Odanın bir özelliğini söyleyeyim. Rektör olduktan sonra bu odada hiç bir şeye müdahale etmedim. Oturduğum koltuğun minderi dahil hiçbir şeyi değiştirmedim. Ceketimle geldim, çıkardım oturdum. Genelde maalesef kamuda şöyle bir şey vardır. Girer girmez hemen dekorasyonu değiştirilir. Halılar, perdeler değiştirilir. Benden önceki rektörlerde kolay kolay değiştirmediler. Bildiğim kadarıyla bu oda 2000 yılının başında tefriş edilmiş ve 17 senedir hiç değişmemiş bir oda. Eskiyi severim. Eskisi olmayanın yenisi olmaz. Eskiye sahip çıkmak lazım. Koltuklar da aynı. Sadece parkeler cilalandı" diyor.
Odada iki masa var. Biri çalışma, diğeri makam masası gibi kullanılıyor. Hoca, çalışma masasının arkasındaki resim için "Önemli ve güzel bir tablo. Mustafa Pilevneli'nin 2004 yılında yaptığı bir tablo. Çok severim. Sanat çalıştayında ürettiği bir eser" dedi.
Hoca "Benim için önemli olan objelerden birisi bu" diyerek gösteriyor geçtiğimiz günlerde Kolombiya'dan aldığı fahri doktora madalyasını... Kolombiya Devlet Başkanı takdim etmişti. Bu bölümde Konya ve Mevlana esintisi var. Semazenlerin kıyafetini andıran bir obje var. Hoca 'Bakınca manevi şeyleri hatırlatıyor. Benim hoşuma gidiyor' diye konuştu.
Yine bu bölümde 15 Temmuz'da saldırıya uğrayan TBMM'den bir parça var. Mermer parçası... TBMM'yi ziyaret eden Hoca'ya hatıra olarak gönderilmiş. Yıkılan Meclis'ten bir parça... Plaketin üzerinde 'terör insanlık suçudur' yazıyordu.
Kızının fotoğrafı var. Hoca "Genelde böyle aile fotoğraflarını çok koymam ama bir gün kızım geldi, baba 'benim fotoğrafım yok burada' dedi. Kendisi hazırlamış, yapmış, getirdi koydu buraya" diyor. Hemen yanında Mevlana'nın sözlerinin bulunduğu bir set var. Naci Hoca o set için "Canım sıkıldığı zaman bir rastgele bir kart alırım" dedi. Derken de bir kart çekiyor Hoca. O karttan "Kızgınlığın, cehennem ateşinin tohumudur. Kendine gel de şu cehennemini söndür, çünkü o bir tuzaktır" sözü çıktı.
Çalışma masası 20 yıllık bir masaymış. Karşısında makam masası var. Çok fazla kullanmıyor. Bazı imzalar ve protokol görüşmeleri için makam masasına oturuyor. Çalışma masasında her akşam rektör yardımcıları ile toplantı yapılıyor. Hoca "Şehir dışında değilsem mutlaka toplanırız. Saat 6'dan sonra, herkes gidince toplanırız. Rektör yardımcıları o gün ne yaptığını anlatır. Beş sandalye var. Hiçbir kararı tek başıma almam. Tüm kararlar oybirliğiyle çıkar" diyor. O masanın üzerinde üzerinde Özbekistan'dan aldığı bir kalemlik var.
Duvardaki Yalçın Gökçebağ tablosu için 'Benim çok sevdiğim bir tablosudur. Gelenler de çok beğenir. 1998 yapımı bir resim" dedi. Emel Şölenay'ın da bir tablosu duvarı süslüyor. Cam Bölümü'nün Hoca için yaptığı vazo, baskı sanatıyla yapılmış atların göründüğü bir tablo, Yemenli öğrencinin getirdiği hediye, Şükran Pekmezci tablosu, 111'nci Filo'dan hediye edilen uçak maketi ve TÜLOMSAŞ'ın hediye ettiği lokomotif maketi de dikkat çeken objelerden. Makam masası üniversitenin atölyelerinde yapılmış. Önündeki sehpada Zehra Çobanlı'nın seramikten 1998'de yaptığı bir eser var.
Duvardaki camlı bölmede onlarca plaket, anı tabağı var. Onlardan biri de Osmangazi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Gönen'in takdim ettiği teşekkür plaketi. Mavi Hastane'nin cihazlarını Tıp Fakültesi'ne hibe ettiği için verilmiş. Bu bölümde basketbol ile ilgili hayli 'teşekkür' objesi var. Naci Hoca, üniversiteye ait salonu Eskişehir Basket'e açmıştı. Federasyon ve
Kulüp'ten bu önemli katkısı nedeniyle kendisine teşekkür edilmiş.
Odada yaklaşık 10 tane uçak maketi var. Hediye gelmiş... Hoca gülümseyerek 'Burası bizim filo' diyor... Bunlardan birini uçuralım hocam diyorum. Gülümsemesi gülmeye dönüşüyor. Hoca "Bi bu kadar da evde var" diyor. İstanbul, İzmir ya da Antalya seferlerini soruyorum. Herhangi bir gelişme yokmuş. Ama Hasan Polatkan Havalimanı giderek hareketleniyor. Hac ve umre seferlerinde ciddi artış varmış. Ayrı şekilde Brüksel seferleri de artıyormuş.
Duvardaki bir tabloda besmele yazısı var. Naci Hoca hikayesini şöyle anlattı: "Bu tablo benim zamanımda alınmış bir tablo. ABD'de yaşayan bir Türk sanatçının yapmış olduğu eser. Kat-ı sanatıyla yapılmış. Besmeleyi çok güzel süslemiş. Burada bir sergi açmıştı. Oradan aldık, burada sergiliyoruz."
Odanın bir bölümünde dışarı doğru üçgen bir çıkıntı var. Hoca "Çok sevdiğim bir yer. Hakim bir yer. Yazıp çiziyorsam otururum ama bir şey düşünüyorsam odada yürürüm. Buradan dışarı bakarım. Üniversitenin dağılma saatini gözlerim. Manzarası da hoş bir yer" diye konuştu.
Makam odasına açılan küçük bir oda daha var. Çalışma odası gibi kullanılıyor. Mini bir kütüphane, küçük bir masa var. Masanın üzerinde 'Darbe Yargılamaları' isimli kitap görüyorum. İstanbul'da 'Darbe Yargılamaları' sempozyumu yapılmış. 15 Temmuz'dan önce... Hoca orada oturum başkanlığı yapmış. Tebliğler kitap haline getirilmiş, Hoca'ya da göndermişler.