ESTV’de Soruyoruz programında Murat Taşkın ve Cihan Yıldırım’ın sorularını yanıtlayan Gönen, sağlık alanında önemli yatırımlar yaptıklarını ifade ederek, “Birisi ana binamızın dışında yoğun bakım hastanesi var. Eskişehir’imiz ulaşımda kavşak bir noktada. Travmatik kazalar çok oluyor. 104 yataklı hastanemiz yoğun bakım hastanemiz bu hastalar için yakında hizmete girecek. Yenidoğan servisimizi yeniledik. Büyük hastanemizde yılda ortalama 750 bin hasta tedavi ediyoruz. Diş Hekimliği Fakültemiz’de çalışmalarımız devam ediyor. İki kere kapatılıp üç kez açıldı. Belirli zaman öğrenci alımı yapmazsanız YÖK tarafından kapatılıyor. Orada da yılda 130 bin hasta tedavi ediyoruz. Şimdi 20 bin metrekare alanlı diş hastanemizde birkaç aya kadar tamamlanınca yılda 500 bin hasta tedavi edeceğiz. Diş hastanemize Bursa’dan da hasta kabul ediyoruz. Bizim hastanelerimiz üçüncü basamak hastane. Bu hastaneleri kurmanın çok özel şartları var. Pahalı bir yatırım. Diş hastanemiz de üçüncü basamak olduğu için Bursa’dan da bize hastalar geliyor. Hastanelerde personel sıkıntısı olduğunu söyleyen Gönen, “Birkaç yıldır yarı kapasiteyle çalışıyoruz. Bin yerine 500 hemşireyle çalışıyoruz. O yüzden hemşirelerimiz çok kalmak istemiyor. Devlet hastanesinde hemşireye haftada bir nöbet gelirken bizde iki günde bir nöbet geliyor. Bu zor ortamda durmak istemiyorlar. Yoğun Bakım Hastanemize yakında 200 civarında hemşire 60’a yakında sağlık personeli verecekler bize, bakanlıkla görüşüyoruz. Göreve geldiğimden beri bu konularda çalışma yapmaya çalıştım. Daha önce 80 civarı böbrek nakli 6 civarı da karaciğer nakli yapılmış. Üniversite hastanesi olarak Sağlık Bakanlığı Hastaneleri’ne göre dezavantajlarımız var. Döner sermayeden ne kazanırsak onu personele dağıtıyoruz. Yatırım yapabilirsek oradan yapıyoruz. Sağlık Bakanlığı hastaneleri öyle değil. Tabiri caiz ise onlara yağdırıyor. Öyle olunca bizim daha fazla gelir getiren alanlara başlamamız gerekiyor” dedi. “Öteki taraftan benim Eskişehirli hastam karaciğer nakli için Malatya’ya gitsin” diyen gönen şu şekilde konuştu: “Neden bir böbrek için Antalya’ya gitsin?. Bunları düşünerek biz yaklaşık 5 yıllık bir çalışmayla 34 kişilik bir organ nakli ekibini oluşturduk. İki hafta önce, bir böbreği ve karaciğeri o gün nakletmek kolay. İkisini aynı gün nakletmek büyük başarı gerektiriyormuş. Beyin ölümü gerçekleşen hastamızın böbreğini ve karaciğerini aynı gün hastanemizde naklettik ve ikisi de turp gibiler. Bu tür çalışmalarımızı da devam ettireceğiz. Başka üniversite hastanelerinde bu tür işlemler yapılmıyor. Bu işleri özel hastaneler yapmaya başladı. Biz bir kamu kuruluşu olarak bunu yapmamızı Eskişehir’imiz için bir kazanç olarak nitelendiriyorum.”
BÖLGE ÜNİVERSİTESİ OLMAK ZORUNDAYIZ
Bazı illerde şehrin iş adamları tarafından üniversitelere destek verildiği, bunun Eskişehir’de neden olmadığı sorusu üzerine konuşan Gönen, “Maalesef şimdiye kadar olmadı. İnşallah bundan sonra olur. Üniversitesi kalkınmamış ama ülkesi kalkınmış bir ülke tanınmış bir ülke tanımıyoruz. Bir üniversite o ülke için, gözbebeği, beyini kalp değerinde bir kurum. Üniversite her konuda ülkesine gelişim sağlıyor. Üniversitelerin misyonu da bu zaten. Yeni anlayışa göre üniversiteler bölge üniversiteleri olmak zorunda. İçerisinde bulunduğu bölgenin altyapısını kullanarak onu işleyip üstyapıya dönüştürmek gerekiyor. Havacılık ve uzay alanında kentimiz çok ciddi bir altyapıya sahip. Bu alanda çalışan birçok firma var. Şimdi Hava İkmal Bakım Merkezi’nde binlerce tamire ihtiyaç duyan cihazlar var. Bunları biz ekonomiye kazandırsak fena mı olur. Los Angeles’ta bir 20 cent olan bir pulu bize 40 dolara satıyorlar. Bu kadar kapasiteye sahip bir ülke ve üniversite olarak bizim bunu kendimizin üretmesi gerekir. Biz de üniversite olarak bu alanda yoğunlaşmaya çalışıyoruz. Bizim askeri ve sivil olmak üzere motor dışındaki bütün aksama platform deniyor. Platformun hem askeri hem sivil bölümünü yapıyoruz. Motor hariç. Motoru TEI yapacak. Motor yapımında da birlikte fikir alışverişinde bulunmamız gerekiyor. Diğer yandan da TÜLOMSAŞ mühendislerine yüksek lisans, doktora eğitimleri veriyoruz ve Ar-Ge için eğitimler veriyoruz. Bölge üniversitesi olarak bunlar bizim boynumuzun borcu. Erciyes Üniversitesi’nde incelemeye gittik. İki bina dışındaki hepsinin Kayserili bağış severler yapmış. Bende bizim firmamız olan Polimeks’e dedim ki siz de bize destek olsanız. Dediler ki, ‘hocam biz bir otel yaptık oradan açıldık biraz. İki sene sonra destek oluruz.’ Biz bunu not ettik. Sonra iki sene oldu dedik şimdi de müze yapıyoruz dediler. Keşke o müzenin bir miktarını bize aktarmış olsalardı. İnan Kıraç ve Can Kıraç bizim Ziraat Fakültemiz yerleşkesinde doğmuşlar. Eğri oturup doğru konuşacaksak 1 buçuk milyon civarı bize oradaki tarihi bina için yardımcı oldular. Mesela Anemon Otel’de bir kadın programı vardı. Güler Sabacı geldi. O zamanlar Nabi Avcı Milli Eğitim Bakanımız. O zaman dedim ki Güler Sabancı Kök Hücre Araştırma Merkezi’ni yapıyoruz. Haberiniz vardır değil mi dedim? Nabi Hocam’da çok iyi bir proje dedi. Güler hanım hiç haberim yok dedi. Halbuki Sabancı Vakfı’nın Genel Müdürü’ne biz başvurmuştuk. Biz pazarlık yapalım da iki yılı bir yıla düşürelim derdindeydik. Olmadı. Daha sonra Sazova Parkı’na bir akvaryum sistemi oldu. Orada Firuzhan Bey, ‘Biz 28 milyon liralık sosyal sorumluluk projesi yaptık.’ Biz de oradaydık kürsüden inince dedim ki Firuzhan Bey, biz çocuklara çikolata bisküvi yediriyoruz dişleri çürüyor. Bize bir Eti diş hastanesi çok yakışır. Bana iki sene yaklaşma dedi. Maalesef bu konularda başarılı olamadık. Eskiden çok halkla iç içe değildik artık daha farklı bir yapımız var. Herkes kullanabiliyor” ifadelerine yer verdi.
AYNI ANLAYIŞI ONLARDAN BEKLİYORUZ
Kampüs büyüklüğü bakımından 110 devlet üniversitesi arasında en alttan üçüncü üniversite olduklarını belirten Gönen, “Örnek verecek olursak Dicle Üniversitemizin 282 bin dönüm arazisi var. Eskişehir’in oturma alanı kadar. Çiftçilere kiraya verip para kazanıyorlar. ODTÜ 44 bin dönüm. Atatürk Üniversitesi 41 bin dönüm. Anadolu Üniversitemiz 10 bin dönüm. Bizim sadece bin 600 dönüm ama bu bin 600’ünde 300 dönümü 2001 yılında Büyükşehir Belediyemiz tarafından yeşil alan yapılmış. Büyükşehir’deki tanıdıklarımıza bunu bize geri döndürün dedik. Döndürdüler ama sayın Belediye Başkanımız idari Mahkemesine başvurdu şimdi mahkemede devam ediyoruz. Diğer taraftan Odunpazarı Belediye Başkanım dedi ki ‘eski Kütahya yolu sizin oradan geçiyor. Ben üzerime bunu tapuda tescil ettim parasını vereceksin.’ Para da çok büyük rakam 46 buçuk milyon lira. Biz bunu veremeyiz. Biz kendimizdeki yollarla takas edelim dedik onu da kabul etmedi bizi mahkemeye verdi. İki mahkememiz de devam ediyor. Aynı şehrin dinamikleri birbirimizi desteklememiz gerek. Tepebaşı bölgesinde olmadığımız için orayla bir sıkıntımız yok, olsaydık da Ahmet başkanımızdan öyle bir şey beklemezdik. Bizim Eski İktisadi İdari Bilimler Fakültemiz var. Bizim tapulu alanımız olmasına rağmen yol yapılmış. Odunpazarı Belediyesi’nden gelip dediler ki bu yol yapılmış burayı bize verin. Biz çarptık böldük bir fiyat çıkardık ama onlar daha aşağı bir fiyat söylediler ve biz yazımızı onların dediği fiyata göre değiştirip kabul ettik ve öyle istimlak ettiler. Biz aynı anlayışı onlardan da bekliyoruz. Tasigo Otel’e termal su getirirken bunu etraftan dolaştırırsak çok ağaç kesmemiz gerekecek. Sizi kampüsten geçirirsek ağaçlar ayakta kalacak. Peki dedik bizim kampüsün ortasından geçsin. Biz bu tür destekleri yardımları Eskişehir’imiz olduğu için yaptık yapıyoruz. Bu anlayışı diğer dostlarımızdan da bekliyoruz. Başka Eskişehir yok. Sonunda hepimiz yüz yüze bakacağız ve karşı karşıya geleceğiz. Eskişehirli şapkamızı hiç çıkarmayacağız” diye konuştu.
ÜÇ YENİ OTOPARK YAPILIYOR
Üniversitede ciddi bir otopark sıkıntısının olduğunu bildiklerini söyleyen Gönen, 2018 yatırım programında çok katlı otopark inşaatı olduğunu söyledi. Gönen, şöyle konuştu: “İlahiyat Fakültesi’nin oradaki otoparkı dört katlı bir otopark haline getireceğiz. Poliklinikler tarafını düşünmüştük ama orayı kazarsak hiç park alanı kalmayacak. Hastanemizin de sürekli ihtiyaçları artıyor. Tabi bir tek bu yetmez, sosyal tesisimiz var yemekhanemiz var onun arkasında bir otopark düşünüyoruz ormanla arasına yapacağız. En geç bu sene sonuna kadar tamamlanacağını düşünüyorum otopark inşaatını. Bir de diş hastanesi tarafında ısı merkezi binamız vardı. O ısı merkezi boşa çıkıyor. Oraya da bir otopark düşünüyoruz. Diş hastanemizin de kapasitesi artıyor. Bu üç otopark anca kurtaracak. Bu sene ilk yapacağımız girişte sağda dört katlı otoparkı yapacağız.”
Herkes duracağı yeri iyi bilmeliSendikaların üniversiteler hakkında açıklamalar yaparak müdahale etmeye çalışmaları hakkında konuşan Gönen, “Ben de rektör olarak sendikaya karışırsam ne olacak. Bu tür müdahaleler şık değil. Herkes duracağı yeri bilmeli” dedi.
Eğitim Bir Sen 2 Numaralı Şubesinin Anadolu Üniversitesi Rektörü Naci Gündoğan hakkında bir açıklama yapması ve sendikalarla üniversiteler arasındaki ilişkiler hakkında düşüncelerini aktaran Gönen, “ Herkes duracağı yeri bilmeli. Memur Sendikası iseniz, üyeniz olan memurların çıkarlarını korumak ve mağduriyetlerini gidermek göreviniz olmalı. Göreviniz bu ise daha ileri gitmemeniz gerekir. Ben de rektör olarak sendikaya karışırsam ne olacak. Bu tür müdahaleler şık değil. Biz demokrasiyi yeni yeni anlamaya çalışıyoruz. Hak önemli bir değer yani kişilerin hakkına, kulların hakkına girmeyeceğiz. İftirayla, dedikoduyla kul hakkı alınıyor. Eskiden poliste de sendikada da ikilik vardı. O yol tekrar açılmamalı. Gerekli dersleri iyi almak gerekir” diye konuştu.
SANTRALE GÖRE ÖNCELİKLERİMİZ VAR
Alpu’ya yapılması planlanan termik santral hakkındaki düşüncelerini dile getiren Gönen, OGÜ olarak Maden Mühendisliği Bölümü de bu konuda bir hazırlık yaptıklarını ifade etti. Gönen, “Bir çalışma düşünüyoruz. Sonuç şu olsun demiyoruz. Ben ilgili hocama sordum. Dağın eteğinde termik santralin kurulacağı bir alan var burayı tarım arazisi olmaktan çıkardık dedi. Bundan sonrasıyla biz ilgilenmiyoruz. Bizim en büyük ithal kaynağımız enerji. Hem petrol hem doğalgaz. Cari açık, dış ticaret açığımız oradan. Diğer taraftan bakıyoruz Avrupa’nın bütün ülkelerinde yarısına yakın termik santral yüzde 40-50 civarında da nükleer santralleri var. Deniyor ki artık yapmıyorlar. Ben onu nüfuslarının artmamasına bağlıyorum. O nedenle yapmıyorlar. Bir de şunu tartışmak lazım. Ülkemizde en fazla akciğer kanseri Eskişehir’de oluyor. Peki neden bu böyle acaba? Hava temiz. Benim bildiğim kadarıyla Avrupa’da kilometrekare başına düşen en fazla trafik ışığı Eskişehir’de. Uluslararası standartlarda bir kırmızı ışıkta en fazla bekleme süresi 45 saniyedir. Biz dört beş dakika bekliyoruz. Ben buralara acaba duş kabinleri mi teklif etsem acaba diye düşünüyorum. Bizim daha önceki çalışmalarda da bu karbonmonoksitin insan sağlığını bozduğunu düşünüyoruz biz. Şimdi bunlar varken şehrin 30 kilometre uzağındaki termik santrali tartışalım ama yani öncelikler sıralamamızı doğru yapmamız gerek. Şimdi bir de milli enerji diyorsak. Kırka’da da bir santral var. Orada da bacaya gaz verilmeden 12 kez suyun içerisinden geçiyor. Ben Muğla’da yapılan termik santrallerden biliyorum. Bacaya yapılan filtreler çok ciddi teknolojiye sahip. Hatta doğalgazın termik santralin çıkardığı buharın üçte biri kadar olumsuz etkisi var. Bizim her tarafımız doğalgaz. Bundan kaçışımız da yok. Dolayısıyla iyi bir çevrecilik ve şehircilik planlaması yapmamız gerek. Hangi sektörde hangi konuda olursa olsun bizim ilçe merkezimize birlikte köylerimizi kasabamızı birlikte düşünmemiz gerekiyor. Teknoloji olsun ekonomi olsun. Bizim birçok otelimiz oldu. Sadece Cumartesi Pazar geceleri dolu. Hafta içi boş, niye boş. Bizim çok ciddi turizm kapasitemiz var potansiyelimiz var. Ama Han’daki yeraltı şehrini kimse bilmezse, Sarıcakaya’daki termal sistemleri bilmezse, Yazılıkaya’yı bilmezse ne işe yarar. Misafir geliyor bir gece kalıyor. Halbuki bir hafta içinde burada konaklatırsak Eskişehir ekonomisi daha iyiye gider diye düşünüyorum. Termik santralin bilimsel olarak tartışılması gerekir. Yani peşinen bu böyledir biz buna karşıyız dememek gerekir. Ben yerini görmedim ben sorduğumda dağın eteğinde bir yer olarak ifade edildi. Ova’nın tam ortasında gibi bir algı var. Orada değil de yamaçların bittiği yer olarak ifade edildi. Ben de yerini bir göreyim ona göre ne söyleyeceksek söyleyelim” dedi.
HER KONUDA GÖRÜŞÜ SORULSUN
Üniversitelere sadece belirli konularda değil birçok konuda danışılması gerektiğini ifade eden Gönen, “Biz bu tramvay hatları yapılmadan üç farklı güzergah yüksek lisans tezi hazırlamıştık. O zamanlar siz ne yaptınız bunları bir görelim faydalanalım denilmedi, sorulmadı. Diğer taraftan Porsuk Çayı üzerindeki köprülerin sadece en sonuncusu yapılırken bunu bir inceler misiniz dediler. İlk 10’unu sormadınız neden 11’incisini sordunuz. Biz de dedik ki ilk 10’unu kim fikir verdiyse rapor yazdıysa ona yazdırın. Size yapsalar aynı muameleyi razı olur musunuz. Eskişehir’in trafik projesi hazırlanırken bizim Ulaştırma Anabilim Dalı hocaları ve öğrencileri kavşaklarda bir sayım yapmışlardır. Ayak işlerini yapmışlardır. Ama diğer bilimsel projelerde falan İTÜ yapıyor. Siz kendi şehrinizde kendi Üniversitenizi kullansanız. Bir sorun olduğunda anında ulaşabilirsiniz. Büyükşehir binasının depreme dayanıklı olmadığı için yeniden yapılması söz konusu. Onun projesini Osmangazi yapsın diyorlar. Olmaz İTÜ yapsın diyorlar. Bizim koskoca bir mimarlık bölümümüz var. Bir proje yapabilir, nitekim şimdiye kadar bir sürü proje yaptılar. Benim genel olarak dediğim. Bu böyle olsun değil, bunu hep beraber tartışalım” diye konuştu.
HAVACILIK VE BİYOMEDİKALE ÖNEM VERİYORUZ
Osmangazi Üniversitesi’ne iki yeni bölüm açılacağının müjdesini veren Gönen, “Havacılık ve uzay alanına sahip bir şehrimiz var demiştik. O yüzden Organize Sanayi Bölgesi’ndeki meslek yüksek okulumuzda havacılık eviyoniği programı kurduk. Ondan önce mekatronik ve makine bölümü öğrencilerimiz var. Onlar TEI gibi yerlere gidip staj görüyorlar. Bizim orada ayrı bir müfredatımız var. Öğlene kadar çalışıyor öğleden sonra derse gidiyor. Mezun olunca de TEI onu hemen kapıyor. Böyle bir eğitim sistemine ihtiyacımız var. Bu Eskişehir’in altyapıyı kullanarak üstyapı ya dönüştürme programımızdan biri. İkincisi ise biz ülke olarak tıbbi cihaza her yıl 14 milyar dolar para harcıyoruz. Bunun yüzde 95’i ithal. Peki o zaman şırınganın ucundaki ince metali bile ithal ediyormuşuz. Onun içinde biyomedikal mühendisliğini kurduk. Tıbbi cihazların basitinden başlayarak tasarım ve üretime dönük olmak üzere öğrenilmesine olanak sağlıyor. Biz bir MR makinesi aldık 4 milyon liraya. Yıllık bakımı 500 bin lira. O da İstanbul’dan geliyor. Oraya da Avrupa’dan geliyormuş. Önce bu tür teknisyenlerin yetiştirilmesini düşünüyoruz. Tıbbi cihazların tamirini bakımını düşünüyoruz. Hukuk Fakülteleri talebi YÖK’te 40 taneydi. Biz 40’ıncı olduk. Hukuk Fakültesi’ne hoca bulamıyoruz. YÖK, iki üniversiteye kurma izni verdi birisi biziz. Ben sıradan Hukuk Fakültesi olmasına karşıyım. Hukuku geliştirmek istiyoruz. Biz Eskişehir olarak, Ankara, İstanbul ve Bursa altın üçgeninin ortasındaki tek taşız. Tek taş olmalıyız, elmas olmalıyız. Her türlü altyapımız kapasitemiz buna müsait. Onların imkanlarını da kullanabiliriz. Bunun için potansiyelimiz var. El birliğiyle yapmamız gerekiyor” dedi. Kök hücre konusunda da çalışmaların sürdüğünü söyleyen Gönen, “Buna oldukça önem veriyoruz ve çalışmalarımız devam ediyor. Yakın zamanda üç boyutlu yazıcı ile organ basımına kadar gidebileceğiz” şeklinde konuştu.
GÖREV VERİLİRSE BOYNUMUZ KILDAN İNCE
Politikaya girip girmeyeceği konusunda sorulan soruyu yanıtlayan Gönen, geleneklerimizde göreve talip olmak yerine görev verilme hususunun ağır bastığını söyleyerek, “2009’da da aday yapıldığım zaman 2008’in Ekim ayı gibi bir telefon geldi. Maliye Bakanı Danışmanı ile görüştüm. Bana durumu aktardı. AK Parti’nin Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı teklif edildi. Benim proje çalışmalarım var 2011’de tekrar rektör adayı olacağım böyle bir niyetim yok dedim. Devletin Bakanı çağırıyor gel dedi. Gittik, Kemal Unakıtan’a. Hocam böyle böyle bir durum var dedi. Ben kırgın olduğumu söyledim. 2007’de rektörlük seçimleri vardı siz Fazıl Hocamı desteklediniz dedim. O işi Murat Mercan takip etti benim bir şeyim yok bu da önemli bir görev falan dedi. Ben 2011’de tekrar aday olmak istiyorum dedim. Hemen reddetme biraz danış yarın cevap ver dedi. Gittim birkaç farklı sektörden arkadaşlara danıştım. Sen yanlış yapıyorsun dediler. Sen üniversiteye hizmet için uğraşıyorsun ama oranın bütçesi 1 avuç ama Büyükşehir’in bir kazan. Sen oradan da üniversiteye destek olabilirsin deyince benim fikrim değişti. Bakan’a olabilir ama şartlarım var dedim. Beni oraya getirir, de ESKİ Genel Müdürü şu olacak, Genel Sekreter bu olacak derseniz çalışmam dedim. Kabul etti. Seçim günü Anemon Otel’deydik o gün de aynısını söyledi. İkincisi ise ben memurum maaş alıyorum öteki ay maaş olmazsa olmaz. Onu da hallederiz dediler. Üçüncüsü ise 2100 yılında nasıl şehircilik görmek istiyor halkın karşısına onunla çıkarım dedim. Sen bir sonraki seçimi kazan dedi. Sonra 2023’e razı ettim Bakan’ı. Bizim geleneğimizde ben adayım demek yoktur. Birkaç gün sonra Kemal Unakıtan ile telefonda görüştüm. Kızılcahamam’da o zamanki Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 1 Aralık’ta istifa et dedi. Sonra aday oldum. Şu son bir buçuk yılımızı dolu dolu değerlendirelim. Sonra görev verilirse boynumuz kıldan ince” ifadelerine yer verdi.