Bizim insanımızın zenginlere, ünlülere, toplumun biraz önünde olanlara, çok yakışıklı ya da çok zengin olanlara, patronlara, müdürlere, genç yaşta başarılı olanlara karşı son derece garip peşin hükümleri vardır.
Bu yüzden taban dediğimiz kesim içinde herhangi bir zengin için “çok iyi adam” herhangi bir ünlü içinde küfürsüz bir kelamı duymak genellikle mucizelere tabiidir.
Bu toptan bakış açısının Eskişehir’de çok daha yüksek, çok daha keskin, çok daha mübalağa edilerek uygulandığını düşününce varacağım yer çok daha önemli oluyor.
ETİ’yi bir bisküvi markasının ötesinde bir aidiyetle seviyorsak ve emeklisi, işçisi, ünlüsü, siyasetçisi derken onu bize sevdiren adamı tek tek olumsuz düşünce olmadan binlerle uğurlayabiliyorsak bunu 7 kere düşünmek lazım.
Bir insan zengin önyargısına rağmen ardından burjuva, ukala, kendini beğenmiş değil güzel işlerle anılıyor. Patron olmasına rağmen işçisi gözyaşı döküyor ve herkes hakkında kayda değer bir hatıra ile hayırla bahsediyorsa bu herkese nasip olmayacak bir zenginliktir. Bir nevi Kanatlı’nın asıl zenginliği para, tura değil ona duyulan saygı, şükran, sevgi ve vefa imiş görmüş olduk. Aslında Gümülcine’den göç eden bir ailenin kendi yaptırdığı Gümülcine camii’nden uğurlanırken Camii Hocasının dediği gibi “İnsan nasıl yaşarsa öyle ölür” Eskişehir tarihinin en kalabalık vedasını izledi, bu herkese nasip olmaz. Umarım şehirde vazgeçilmezim zannedenler de Firuz Kanatlı’nın bu son mesajından nasibini alırlar. Bir kez daha şehrimimizin ve Kanatlı ailesinin başı sağolsun.
YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN!