×

Nabi Bey’e kadar adım atamadık!

Ben bunu 2010'dan beri dillendiriyorum. FETÖ'nün örgütlenme ağının ne denli geniş olduğunu, en yakın mesai arkadaşlarıma anlatmakta zorlandım. Bunları hep işledik, anlattık. Çoğu zaman şu ifade kullanılıyordu: Acaba delil var mı? Her şey ortada. Adamlar kendilerinden başka hiç kimseyi bir yere yaklaştırmıyor.

Diyelim uluslararası bir seyahata gidiyorsunuz; diyorum ki bütün STK'lardan temsilci alınsın. Filanca vermiyor, onların bu tür işleriyle iştigal eden kuruluşları. Niye? Biz tek başımıza organize edelim. Kendilerinden başkasına hayat hakkı yok. O zaman kesinlikle biz bunlara bu tür yolculuklarda kota vermeyeceksiniz.

"DERSHANELER KAPATILINCA BAĞIRIP ÇAĞIRDILAR"
Bunların tam menşeine inersek, biz iktidara geldikten kısa bir süre sonra o zamanki Milli Eğitim Bakanımıza dershaneleri kapatalım dedim. Okul varsa dershane niye var, dershane varsa okul niye var? Hafta sonlarında telafi kursu veririz, yine öğretmenlerimiz verir. Maalesef anlatamadık. Ta Nabi Bey'in dönemine kadar bu adımı atamadık, bunlar kayıp yıllarımızdır. Siz de Başbakansınız ama bir yere kadar anlatıyorsunuz, ileri gidemiyorsunuz. En büyük parayı bu adamlar bu dershanelerden kazandılar. Bunu kaybedince ilk tepkileri başladı. Bunlar için en önemli kaynaktı. Bunların can damarı oydu. Ve insan kaynağı da oralardı. Ondan sonra havasını atıyorlardı. Sağdan soldan seç, sonra "ben şu kadar başarılı öğrenci çıkardım" diye hava at. Orada iş başladı. 

Bunun ondan sonra arkadaşlarım farkına vardı. Ve dedim ki, bundan sonra geri adım yok. Onların içinde dost bildiklerimiz de bizden kopmaya başladı. Köşelerinde vurmaya başladılar. Her şey menfaat endeksliydi. Mama ellerinden alınınca bunlar düşman oldular. Başladılar bağırıp çağırmaya.