Prof. Dr. Özkaya’ya göre lodos yalnızca fiziksel yakınmalara neden olmakla kalmıyor, aynı zamanda vücudun hormonal dengesini de etkileyebiliyor. Bu süreçte yorgunluk, uykusuzluk, çalışma isteğinde azalma, gözlerde kızarıklık, mide bulantısı, nefes darlığı, uyuşukluk, iştah değişiklikleri ve bazı psikolojik sorunlar görülebiliyor. Lodosun uzun süre etkili olduğu dönemlerde bu şikâyetlerin daha da belirginleştiği belirtiliyor.
Mevsimsel hava koşullarının tansiyon üzerindeki etkilerine de değinen Özkaya, kan basıncının yıl içinde doğal olarak değişkenlik gösterebildiğini vurguladı. Kış aylarında tansiyonun genellikle daha yüksek, yaz aylarında ise daha düşük seyrettiğini belirten Özkaya, soğuk havanın damarları geçici olarak daraltmasının bu duruma neden olduğunu söyledi. Damarların daralmasıyla birlikte kanın dolaşımı için daha fazla basınca ihtiyaç duyulduğunu, bunun da tansiyon değerlerini yükselttiğini ifade etti.
Ani hava değişimleri, fırtınalar ve basınç farklarının da kan basıncını etkileyebileceğini belirten Prof. Dr. Özkaya, vücudun nem, rüzgâr ve atmosfer basıncındaki ani değişimlere benzer tepkiler verdiğini dile getirdi. Bu tür tansiyon dalgalanmalarının özellikle 65 yaş ve üzerindeki kişilerde daha sık görüldüğünü söyledi.
Yüksek tansiyon hastalarına önemli uyarılarda bulunan Özkaya, mevsim geçişlerinde kan basıncı ölçümlerinin düzenli olarak takip edilmesi ve not alınması gerektiğini vurguladı. Mevsimsel kilo artışı, tuzlu gıdaların daha fazla tüketilmesi ve soğuk hava nedeniyle fiziksel aktivitenin azalmasının da tansiyonu yükselten faktörler arasında yer aldığını belirtti. Tansiyon değerlerinde belirgin değişiklikler fark edenlerin mutlaka sağlık uzmanlarına başvurması gerektiğini söyleyen Özkaya, doktor önerisi olmadan ilaç dozlarında veya tedavide değişiklik yapılmaması gerektiğinin altını çizdi.