Doç. Dr. Turan Akman ERKILIÇ
Köy Enstitüleri için Türk eğitim sistemi içinde belki de en çok tartışılan üzerine en çok eser üretilen kurumların başında gelir desek pek de yanlış olmaz gibi… Bunun böyle olmasının kuşkusuz çok yönlü ve boyutlu nedenleri var. Şimdi şöyle kafamızı ellerimizin arasına koyup soru ve yanıtlarla bu okulların ne zaman, nereden nereye, neden nasıl geldiklerini gözden geçirelim desek…
İlk sorumuz köy enstitüleri ne zaman neden kuruldular olsun
Bu soru iki değişik açıdan yanıtlanabilir. Birinci boyut sosyal, ekonomik ve politik odaklı gerekçelerden oluşur. İkinci boyut pedagojik tarihsel boyut olarak ele alınabilir. Önce birinci boyuta bakalım. Cumhuriyet gençtir. Yıllardır süren yoksulluk, geri bıraktırılmış ya da geri kalmışlık diyelim. Şöyle anlatalım ya da şöyle ele alalım. 1923 - 1938 arası yeni ülke yeni rejim genç olmasına ve zorluklara rağmen önemli iktisadi ve idari ve politik değişimleri ortaya koymuştur. Nitekim Boratav (2007)’dan yaralanarak bu durum şu biçimde özetlenebilir. Uygulanan ekonomi politikaları, belirleyici olarak karma ekonomik sistem özelliği taşıması ve önemli oranda kamu girişimciliğine ağırlık vermesi, dönem sonu itibarı ile başarılı sayılabilecek sonuçlara ulaşmıştır. Ancak her şeye rağmen yüzyılların ekonomik ve sosyal sorunların üstesinden gelmek güçtür. Yeni ülkenin o günün iletişim ve ulaşım ve daha birçok alanda olanaksızları nedeniyle kitlelere ulaşma sorunu bulunmaktadır. Özellikle köylere ulaşma, okur yazarlık oranını artırma, köyün kalkınmasını sağlama, tarım ve hayvancılık ile sağlık sorunlarının üstesinden gelmek bir zorunluluktur. Özcesi sosyal, ekonomik ve politik koşullar ülke yönetimini özellikle köyün ve kırsalın derdine derman olmaya zorlamaktadır. Ama nasıl, ne ile, kiminle? Bütün sorun buradadır.
Bu soruyla ikinci noktaya gelirsek, neler denilebilir? Yani pedagojik boyut yeni dille eğitim bilim bağlamında köy enstitülerine neden ihtiyaç duyuldu?
Aslında bu topraklar köye ve kırsala öğretmen yetiştirme ve gönderme sorununu salt erken Cumhuriyet döneminde değil uzun yıllar duymuştur. Asıl olan bu topraklar, Cumhuriyet’le bririkte bu sorunu daha duyar olmuştur. İkincisi yetişmiş insan gücü ve okur yazar az, tarım ilkel usullerle yapılmakta, cehaletin yenilmesi gerekli… İkinci Dünya Savaşı’nın olumsuzlukları ile sosyal ve ekonomik sorunlar genç Cumhuriyeti çeperlemiş ve kıskacına almıştır. Kısacası sorun üstüne sorun… Köy ve köylüye el uzatılması dün zorunluluktu bugün artık daha başka bir zorunluluktur. Köy ve köylüyü her açıdan geliştirecek olan araç ise eğitimdir. Eğitim ile köylü çocuğu vasıtasıyla aile, köy, köylü özcesi eski tebaa yani şimdilerdeki halk birçok açıdan geliştirilmesi amaçlanmıştır.
Kısaca kim tarafından ne zaman ne amaçla kuruldular diye sorsak, …
Yukarıda sosyal, ekonomik ve politik gerekçeleri ifade ettiğimiz enstitüler, eğitim yönetimi karşılığı ile köyde okul ve öğretmen eksikliği gidermek için kuruldular. Dönemin cumhurbaşkanı olan İsmet İnönü önderliğinde Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç'un çabaları ile 17 Nisan 1940’ta kuruldular. Özü şu, köylerde yaşayan ve ilkokul mezunu vasfı taşıyan çocukların Köy Enstitüleri'nde eğitim görüp tekrar yaşadıkları köylere dönerek öğretmenlik yapması amaçlanmıştır (Aydın, 2007).
Kuşkusuz salt bu amaç değil farklı kılan ne peki Enstitüleri?
Evet Enstitülerin amaçlarından biri köye öğretmen yetiştirme. Ancak öyle bir öğretmen ki bir elinde çok maharet çok beceri… Köyün ihtiyaçları ne peki? Okur yazar kişi, başka tarım ve hayvancılıkta örnek çiftçi, köy ve köylünün sağlığı… İşte bu tespitlerle öyle bir öğretmen yetiştirmeliyiz ki hem muallim hem eğitimli bir çiftçi hem de köyün ekonomik sosyal gelişiminde örnek bir önder… Bakın burada bir konuya parmak basalım sosyoloji, felsefe ve yönetimde üç süreç işletilmektedir. Yapılanlardan birincisi, sosyolojik olarak devrimci niteliklidir. İkincisi felsefi olarak pragmatik oluşudur. Üçüncüsü bu süreçte dönüşümcü lider yetiştirilmektedir.
Peki nerelerde kuruldu Köy Enstitüleri?
Köy Enstitüleri’nin kuruluş tarihi 17 Nisan 1940 olarak ifade edilir. Ancak buna bir parça farklı yaklaşan görüşler de var. Kuruluş tarihini 11 Haziran 1937 olarak savunanlar, aslında bu nu 3238 sayılı kanunla açılan Köy Eğitmen Kursları Köy Enstitülerine dayandırırlar. Köy Öğretmen Okullarının bir bakıma ilk Köy Enstitüsü 1 Ekim 1937’de Eskişehir Çifteler’de, ikincisi de 30 Ekim 1037’de İzmir Kızılçullu’da açılmıştır. Köylerdeki eğitim sorununu çözmek için 17 Nisan 1940 tarihinde Köy Enstitüleri Yasası kabul edilmiştir. Bu nedenle Köy Enstitüleri yaygın olarak bilindiği üzere 1940 yılında değil 1937 yılında kurulmuştur görüşü tercih edenler bir hayli çok (Aybek, 2018). Bu görüşlere karşın Enstitülerin kuruluşu kanunundan ötürü 17 Nisan 1940 olarak kabul edilir ve kutlanır.
Peki Enstitüler nerede kuruldular?
Enstitüler daha sonra ülkenin her bölgesine belirli aralıklarla dağılmış 21 değişik ilde genelde öğrencilerce inşa edilmişlerdir. Enstitüler kuruldukları iller ve kuruluş tarihleri aşağıda verildiği gibidir.
| KE - Yer /Kuruluş Yılı | KE - Yer /Kuruluş Yılı | KE - Yer /Kuruluş Yılı |
| Akçadağ - Malatya / 1940 | Akpınar - Samsun / 1940 | Aksu – Antalya / 1940 |
| Arifiye - Sakarya / 1940 | Beşikdüzü – Trabzon / 1940 | Cılavuz – Kars / 1940 |
| Çifteler – Eskişehir / 1937 | Dicle – Diyarbakır / 1944 | Düziçi – Osmaniye / 1940 |
| Ernis – Van / 1948 | Gölköy – Kastamonu / 1939 | Gönen – Isparta / 1940 |
| Hasanoğlan – Ankara / 1941 | İvriz – Konya / 1941 | Kepirtepe – Trakya / 1938 |
| Kızılçullu – İzmir / 1937 | Ortaklar – Aydın / 1944 | Pamukpınar – Sivas / 1941 |
| Pazarören – Kayseri / 1940 | Pulur – Erzurum / 1942 | Savaştepe – Balıkesir / 1940 |
Şimdi haritaya bir göz atalım ve devam edelim…
Veri ve haritaya bakıldığında Enstitülerin kuruluş bölge ve yerlerinde şu özellikler dikkat çekmektedir. Enstitüler, yurdun tüm bögelerine yayılmışlardır. Enstitüler bunun yanında ulaşımın kolay olabilmesi için kara yollarına ya da özellikle tren yollarına yakın olmasına özen gösterilmiş olduğu görülmektedir. İçlerinde Ankara Hasanoğlan sonradan Enstitülere öğretmen yetiştirmek üzere Yüksek Köy Enstitüsü olarak işlev yüklenmiştir.
Köy Enstitülerinde eğitim konusuna geçecek olursak, …
Enstitüleri aslında güçlü, hala unutulmaz ve aranan kılan temel neden eğitim program ve uygulamalarıdır. Ünlü ABD’li eğitimci pragmatist felsefenin öncüllerinden biri olarak kabul edilen John Dewey bile “Düşümdeki okullar Türkiye’de kuruldu” demiştir.
Peki neydi bu tılsım? Önce yapılanlara edilenlere bir bakalım…
Öncelikle şunu belirtelim ki Köy Enstitülerinin kuruluş dönemindeki politik yapıdan ayrık düşünülmesi mümkün değil. Bu nedenle klasik olarak Teşkilat-Esasiye Kanunun ikinci maddesinde yazılı olan ilkelere uygun insan yetiştirilmesi temeldir. Nedir bu ilkeler. Cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik ve devrimcilik… Yani özetle Atatürk’ün yeni devletin ilkeleri…
Peki başka neler öne çıkıyor?
Amaçlarını şu biçimde dile getirmek ve özetlemek mümkündür.
Köy öğretmeni ve köye yarayan diğer meslek erbabını yetiştirmek.
Köylerdeki her türlü öğretim eğitim işlerini görmek
Ziraat işlerini fenni bir şekilde yapılmasını sağlamak. Tarla, bağ, bahçe, atölye gibi tesislerde köylülere rehberlik etmek. Köye ve köylüye sağlık hizmeti sunacak sağlık elemanı yetiştirmek
İncelerken dikkatimizi çeken ilginç bir noktaya dikkat çekmek isterim. Yasasında Türk ulusunu Kamutayı (yani Meclis’i demek istiyor TBMM - Gazi Meclis) saygın tutmak ve tutturmak bütün yurttaşlara bir ödev olarak aşılanacaktır. Bu gerçekten bu kadar açık başka bir programda var mıdır bilemiyorum. Demokrasi adına gerçekten Gazi Meclise değer veriş son derece önemli bir not olarak tarihe düşülmüştür.