×

Kent enstitüsü hayata geçmiş

Röportaj: Cihan Yıldırım

Tepebaşı Belediyesi projeleriyle bölgeye yeni bir çehre kazandırmayı planlıyor. Çocuk Senfoni 800 çocuğa ulaşacak, Yaşam Köyü bisiklet yoluyla Anadolu Üniversitesi’ne bağlanacak.

Kent Enstitüsü’nden yola çıkılarak, hayatı kolaylaştıracak bir portal Anadolu Üniversitesi işbirliğiyle hazırlanıyor. Başkan Ataç, projelerini ve Bakan Avcı ile yaptığı görüşmeyi anlattı.
 
Nabi Avcı ile buluşmamız benim için de kayda değer bir olay. 2014 seçimlerinden bu yana bizim yönetimimizde bir Meclis var, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ikinci bir çoğunluğu var. Bşr de MHP’den üyemiz var. Bugüne kadar yapılan çalışmalarda baktığınız zaman, bu üç partinin oybirliğiyle çıkan kararlar yüzde 99 civarında. Bence Tepebaşı’nın bu Meclisi Türkiye’ye örnek bir Meclis. Gruplar birbirlerine karşılıklı iyi niyetle yaklaşırlarsa, bu başarı elde ediliyor. Ama eğer kavgadan besleniyorsanız, o başka bir şey. Tepebaşı Meclisi’nde böyle bir şey yok, Tepebaşı’ndaki başarının en büyük nedenlerinden birisi bu üç partinin iyi anlaşabilmesidir. Bu biraz da bizim siyasete bakış açımızı gösteriyor. Biz belediyede dahi siyaset yapmıyoruz, gerek de yok. Biz buraya hizmet için geldik. Herkesin belediye başkanıyız, hizmeti herkese eşit olarak dağıtma düşüncemiz var. O nedenle Eskişehirli bir Bakanımızla Tepebaşı’nın, Eskişehir’in sorunlarını konuşmak bence bir avantajdır. Nabi Hoca ile aynı okulun mezunlarıyız. Hoca’yla görüştük, gerçekten sıcak bir görüşmeydi. Yılların bir dostluğu var. Ben üç konu başlığıyla gittim; Birincisi Sazova’daki Kültür Merkezi ile ilgili. Orada biz çok farklı şeyler düşünüyoruz. Türkiye’de ilk kez, Engelliler Kültür Merkezi’ni hayata geçireceğiz. Türkiye’de yok, Dünya’da da olmadığını gördüm. Engellilerin belli bir yaştan sonra gidebilecekleri hiçbir yer yok. Büyük bir proje olacak. Aynı zamanda, Çocuk Senfoni’nin çalıştığı gerçek bir nokta olacak. Ben salt engelli projesine karşıyım. Bir taraf duygudaşlık yapsın, diğer taraf onu örnek alsın. Bu proje Eskişehir’in yüzakı olacak.

 
Kızılinler için hala ümit var

İkinci konu ise Kızılinler’di. Biz projemizi anlatınca Hoca dedi ki; “Bunun bir lansmanını, tanıtımını yapalım. Bunun içerisinde biz olalım, belediyemiz olsun. Burayı bir tanısın insanlar, sonra ihaleye çıkılsın.” Tahmin ediyorum Ortadoğu ülkelerinin yatırımcılarına yönelik bir çağrıları da olacak. Onlar bu tip termal noktalarında ciddi yatırımlar yapıyorlar. Oradan hala bir ümit var. Üçüncü konumuz ise; Çocuk Senfoni Belçika’da bir kentten AB’ye üye olmayan ülkelerin çocuklarının davet edildiği bir etkinliğe davet edildi. 115 çocuğumuzun o etkinliğe katılmasını istiyoruz. Konaklama, yeme içme onlara ait, bir tek yol parasının ödenmesi kalıyor. Biz de yol parasının karşılanmasıyla ilgili Kültür Bakanlığı’na bir yazı yazdık, bunu Nabi Hoca’mıza da duyurduk. O da gerekli yerlere direktif verdi. Hatta beraber gitmeyi önerdim. Takvimine not etti, “Gelirsem teklif edelim, bir dahaki seneye Eskişehir’de yapalım bunu” dedi. Gerçi onların etkinliğini Avrupa Birliği fonları karşılıyor da, biz nereden karşılayacağız? Ama niyet güzel, yerinde. Belki Bakanlık adına yapılabilir. Neticede sohbet güzel geçti, bana göre verimli geçti. İnsanların güler yüzü bile bu önemde yeterli oluyor gibi geliyor bana.

 
Çocuk Senfoni rekora koşuyor

Çocuk Senfoni Orkestrası’nın çalışmalarına 400 çocukla devam ediyoruz. Yerimiz üst üste, orada üç orkestra var. En son UNESCO’nun 70. Yıl konserine 110 kişi gittik. Tabi yine Ankara’yı salladılar, herkes hayran kaldı, ayakta alkışlandılar. Şuan Senfoni Orkestrası’na girebilmek için sırada bekleyen 200 çocuğumuz var. Böyle olunca biz tekrar enstrüman arayışına girdik. Birkaç noktadan destek aldık, kendi aramızda bazı paralar toplandı, bir grup enstrümanı Hollanda’dan ucuz fiyata bulup getirdik. İkinci orkestra da kurulacak. Orada da yaklaşık 400 çocuk olacak. 800 çocukla devam edecek, bu Türkiye’de bir rekordur. Gönül istiyor ki; kim istiyorsa girsin. Bazen gece yattığımda diyorum ki; “İyi ki bu işi yapmışız.” Eğitimcilerimiz, bağışçılarımız, ailelerimiz büyük özveride bulundular, çocuklarımız bu fırsatı değerlendirdi çok iyi çalıştılar. Bunu büyütmemek, bence işin önünü kesmek demek. 17 yaşına gelen çocuk belki çıkıcak ama o sisteme eğitici olarak girecek. Bir taraftan alet onarımı ve yeni alet yapımıyla ilgili bir atölye var kafamızda. Büyük teklifler var, büyük ihtimalle Fazıl Say’la çalacaklar. Yani çocuklar aldı başını gidiyor.

 
Kent Enstitüsü Şubat’a hazır

Yaptığımız bir çok proje var. 30 beldeevimiz, 6 çocuk merkezimiz, Zübeyde Hanım Kültür Merkezi var, çocuklar işin Ağız Diş Sağlığı Merkezi’miz var, Yaşam Köyü var, Fen İşleri ve Park Bahçelerin şantiyeleri var. Arkadaşlarımıza dedim ki; “Bunları harita üzerinde işaretleyip bir görelim. Her yere asalım, buralardan hizemt alan Tepebaşılılar başka nelerin olduğunu görsünler”. Neredeyse 60’ın üzerinde tesisimiz olmuş. Bunların hepsi, insana şefkatle, sevgiyle, yararlı olarak dokunuyor. ‘Sistem bu kadar büyüdü, bu sistemi artık bir çatı altına alalım’ dedik. Anadolu Üniversitesi’yle beraber, açıköğretim gibi bir online sistem hazırlıyoruz. Belediyenin internet sitesinde bir portal olacak, o portala girecek, istediği konuyu oradan izleyebilecek, o konuyla ilgili oradan bilgi alacak. Her şeyde olduğu gibi bu da parasız olacak. “Adını da Kent Enstitüsü koyalım” dedik. Yıllardır hayalim olan bir şeydi. 2002’de Köy Enstitüleri’nin ak saçlılarını bir araya getirdim. 150 civarı büyüğümüz vardı. “Türkiye’de kimse bedava iş yapmıyor, bu neden bizi davet etti?” diye düşünmüşlerdir. Sonra benim onları ne kadar sevdiğimi, o eğitim sistemine ne kadar değer verdiğimi anlamışlardır. Benim hayranlığım o, 17 Nisan’da ben o rozeti takarım. Bu sistemin de ona benzer bir logosu olacak. Neler olacak bu portalda? Mesela ‘Teknoloji’; teknolojide ne var? Akıllı Telefon Kullanımı. ‘Bilgi Toplumu’ var; içeriğinde ‘e-Devlet’i anlatacak. ‘Kişisel Gelişim’de İşaret Dili, Para Yönetimi, Empati. Para yönetimi her eve lazım. Çok sıradan değil, insanların dikkatini uyandıracak konular. Tahmin ediyorum Şubat ayında hayata geçer.

 
Yedi kilometrelik bisiklet yolu

Aşağısöğütönü Yaşam Köyü ve Anadolu Üniveristesi arasında normal elektrikli otobüsler ve hibrit araçların dışında, burada yaklaşık 7 kilometrelik bisiklet yolu yapılacak ve 30 elektrikli bisiklet alacağız. Ama tabi kimse alınmasın, bu bisiklet yolu gerçek bir bisiklet yolu. Sırf bisiklet için üretilen bir yol. Bunu da şöyle tasarladık; Yaşam Köyü’nden çıkıyor, Şantiye’nin arkasından Zincirlikuyu üzerinden devam edip üniveristenin arkasındaki Cuma Kapısı’na geliyor. Diğer bir kol da, Tepebaşı Kavşağı’na çıkıyor daha sonra Çevre Yolu’na yapılabilecek bir bisiklet yoluna bağlanmak üzere. Bu da 60 ay içinde bitecek bir proje. Bittiğinde hem bize hem ülkeye “Avrupayi bir bisiklet yolu nasıl yapılır?” bunun örneğini çok güzel verecek. Bisiklet bugün Avrupa ve Amerika’da güncel bir araç. İnsanlar mümkün olduğu kadar araçlarını kullanmıyorlar. Bisikletle işe gelip gidiyorlar. Bence bisiklet kullanmanın üç temel unsuru var, ekonomik, çevreci ve sağlıklı. Diliyoruz kısa zamanda Eskişehir’de bisiklet yolları hayata geçer. Hatırlarsanız TÜLOMSAŞ’ın, Basma’nın, Şeker Fabrikası’nın iş dağılımlarında her taraf bisikletle dolardı. Benim muayenehanem Kızılcıklı Mahmut Pehlivan Caddesi ve Demiryolları’nın büyük bölümünü görür. Bisikletli işçiler bütün caddeyi doldururdu. İnanılmaz bir görüntüydü. “Çin gibi olduk” derdik. Bugün Şeker Fabrikası’nın otomobil parkı varsa, o dönem bisiklet parkıydı. Demiryolları’nın askıları vardı. Ama biz arabaya binmeyi, büyük evler yapmayı medeniyet olarak görüyoruz. Asıl medeniyet bisiklet, onu bırakıp araca biniyoruz. Hem havayı kirletiyoruz, hem araçlara bir sürü paralar veriyoruz. Eskişehir bisiklete binmek için Türkiye’nin en ideal şehirlerinden birisidir. O bisikletler parasız olacak, parkları olacak. Bu sistemi izleyen bir portal olacak. Bunları lego gibi ekleye ekleye bütün kente kazandırabilirsin. Akıllı Şehir deyince sadece burayı düşünmeyelim, önemli olan bunu kentin tamamına yayabilmek.