YAŞLI BAKIM MERKEZİNE SAĞLIK ENGELİ
İktidarın belediyelerin hizmetlerini kısıtlanması adına engellemelerde bulunduğuna dikkat çeken Kurt, “Bütün belediyelere yapılan kısıtlama ya da engelleme Odunpazarı’nda da hissediliyor. Odunpazarı Belediyesi’nin yapmak isteyip de yapamadığı birçok işi yaptırmıyorlar. Özellikle tasarruf genelgesiyle Odunpazarı Belediyesi de dahil olmak üzere bütün belediyelerin yapacağı her işte sanki Çevre Şehircilik Bakanlığı’ndan izin almak zorundaymış gibi bir ortam oluştu. Örneğin araç alacağız izin istiyoruz, 6 ay sonra izin geliyor. Örneğin yatırım yapacağız izin istiyoruz, 5 ay sonra geliyor. Bu bile engellemedir. Artı acımasızca Sayıştay denetimleri, itibarsızlaştırmaya yönelik bazı uygulamalar nedeniyle sıkıntı çekiyoruz. Odunpazarı Belediyesi’nin Lütfü Yüksel Yaşlı Bakım Merkezi'nde 3 yıldır doktor istiyoruz, doktor vermiyorlar. Israrla yani, doktorsuz olur mu? 100 küsur kişinin yaşadığı bir yaşlı merkezinde doktorun olması lazım” dedi.
KONUT SORUNU DEVLET TARAFINDAN ÇÖZÜLMELİ
Başkan Kurt, TOKİ ile uyuşmazlığına dair değerlendirmelerde bulunarak, konut sorununun devlet tarafından çözülmesi gereken temel bir sorun olduğunu kaydetti. Kurt, “TOKİ de yoksul insanların nitelikli barınma hakkını teslim eden bir kurum olarak kurulduğunu bilerek hareket etmesi gereken bir durum var. Ne yazık ki işlevini yerine getirmiyor. TOKİ şu anda sosyal konut üretmiyor. TOKİ müteahhit gibi ev yapıp satıyor. Sattığı evin sosyal konut gibi değerlendirilmesini sağlayacak bir mekanizma yaratması lazım. Örneğin TOKİ’den alınan ev satılamamalı, kiraya verilememeli. Ama gidin bakın şimdi Eskişehir’de TOKİ'den ev alıp da içinde oturan çok az. Hepsi ya sattı ya kiraya verdi. Bu o kurumun kuruluş amacıyla uyumlu bir şey değil. Benim itirazlarımın nedeni yani TOKİ ile anlaşamamamın nedeni TOKİ'nin kendi kuruluş yasasındaki ilkelere göre hareket etmemesi” ifadelerini kullandı.
TOKİ TİCARİ KAYGI GÜDÜYOR
Kurt, “TOKİ ticari kaygı güdüyor. Bakın Karapınar 1. Etapta cami yapılacaktı yapılmadı, okul yapılacaktı yapılmadı, sağlık ocağı yapılacaktı yapılmadı, alışveriş merkezi yapılacaktı yapılmadı, park yapılacaktı yapılmadı. E şimdi TOKİ orayı yaptı sattı, bunların parasını aldı vatandaştan. E bunu düzeltelim istiyoruz. İnşallah iktidarımızda TOKİ yoksulların konut ihtiyacını gidermek üzere programlanacak. TOKİ’den ev alan 2 yıl sonra kaç lira taksit ödeyeceğini bilmiyor. Öyle böyle bir alışveriş olmaz. TOKİ arsaya para vermiyor, TOKİ plana projeye para vermiyor, vergi vermiyor. Ama konuta ödediği para vatandaşın her yıl memur katsayısındaki artışla beraber artıyor. O yanlışlık orada, onun için itiraz ediyorum. Yoksa TOKİ devlet elbette vatandaşa ev yapsın ama şu anda Eskişehir’de bence planlama doğru yapılmadığı için konut fazlası var ama konuta erişim engellenmiş. Yoksullar konuta erişemiyor, varsıllar da ikinci, üçüncü, beşinci, ellinci evini alıyor” diye konuştu.
AYNI ŞEYLERİ DÜŞÜNEMEYİZ
Parti içerisinde oluşan Koca Çınarlar oluşumunun kendisine yönelik bir oluşum olmadığını düşündüğünü aktaran Kurt, “O arkadaşlar geçmişten tanıdığım kadarıyla partili arkadaşlarımız. Partinin iyi olabilmesi için, partinin başarılı olabilmesi için düşüncelerini açıklıyorlar. E bu gayet doğal. Partimizde her zaman böyle iyi şeyler düşünen kanat olmalıdır. Mevcut yönetimleri eleştirebilmelidir. Biz bunu istiyoruz, isteriz. Geçmişte partiye hizmet etmiş, geçmişte il, ilçe başkanlığı yapmış, adaylıklar söz konusu olmuş arkadaşlar, arkadaşlarım. Ve muhalif olabilir. Parti Eskişehir’de 25 bine yakın üyesi olan bir parti. Burada tornadan çıkmış gibi hepimiz aynı şeyi düşüneceğiz diye bir şey yok. Dolayısıyla ben yararlı buluyorum bu tür şeyleri. Ama bu arkadaşlarımızın samimi olması lazım. İyi niyetli olması lazım. Yani bir hareketi devirmek üzere yaparsınız, bir de bu hareketi yükseltmek üzere yaparsınız. Ben ikincisini tercih edenlerdenim Ben mevcut yönetimin yeterli olduğunu düşünüyorum ama bir grup arkadaş da düşünmüyor. Ben şimdi o arkadaşların kongreler öncesi değil de kongrelerden sonra yan yana gelmiş olmalarını daha iyi niyetli buluyorum. Çünkü bireysel bir beklenti olmadan mevcut yönetimlere destek olmak istiyorlar, yardımcı olmak istiyorlar. Ben hiç itirazım olmaz. Kazım Kurt’a karşı olarak da değerlendirmiyorum. Yani beni eleştirebilirler, benimle aynı şeyi düşünmek zorunda değiller. Ama biz sonuçta aynı partiliyiz. Yüzde 90 aynı şeyleri düşünen insanlarız. Bir Adalet ve Kalkınma Partili’den bana daha yakınlar. O nedenle hiç gocunmuyorum” ifadelerini kullandı.
İNANDIRICI DEĞİL
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sivil anayasa çıkışının değerlendiren Kurt, “Cumhurbaşkanı her fırsatı kendi lehine çevirmeye çalışan bir politik anlayışla hareket ediyor. Bir kendini bilmezin Zeynep Hanım’a hakaretinin sonucunda buradan sivil anayasayı çıkardı. Bu anayasayı yüzde 80 oranında Adalet ve Kalkınma Partisi değiştirdi. Referandumlarla, oylamalarla, ‘yetmez ama evet’çilerin desteğiyle, Kürtleri kandırarak, Türklere bazı şeyleri vaat ederek bir anayasa oluşturdu ve kendisi şu anda iki, üç dönemdir Cumhurbaşkanlığı’nı sürdürüyor. Yüzde 50+1 şartını getirmek suretiyle yaptığı yanlışı gördü, şu anda buradan dönmenin yollarını arıyor. Laiklik konusunda, din istismarı konusunda bazı fırsatları hiçbir zaman kaçırmadan saldırıya geçen bir anlayışla devam ediyor. Anayasaya uymayan birilerinin anayasa yapmaya kalkması ya da ‘işte şöyle olursa biz daha iyi uyarız’ falan demeye kalkması inandırıcı değil. Ben inanmıyorum. Bu iktidarın bu mantıkla yapabileceği anayasanın da bundan daha iyi olacağını düşünmüyorum” diye konuştu.
ERKEN SEÇİM TALEBİMİZİ YİNELİYORUZ
23 yıldır sorunları çözemeyen bir iktidarın bundan sonra da bir şeyi çözemeyeceğini belirten Başkan Kurt, cümlelerini şöyle noktaladı: “Çünkü bu hükümet yönetemiyor. 23 yıldır sorunları çözemeyen bir mantığın bundan sonra çözebileceğini düşünmüyorum. Demokratik geleneklere göre aslında 31 Mart 2024 seçimlerinden sonra bu hükümetin istifa edip erken seçim istemesi gerekirdi. Ama ne yazık ki yapmadı, yapmadığı gibi bir 23 sene daha yetki istemeye çalışıyor. Onun yollarını, ayak oyunlarını yapmaya çalışıyor. Bunlar doğru şeyler değil. Erken seçim talebimizi yineliyoruz. Niçin yineliyoruz? Çünkü yönetilemeyen bir Türkiye, yönetilemeyen bir ekonomi, açlıkla yoksullukla karşı karşıya kalmış bir halk, üretemeyen bir sanayi, üretemeyen bir tarım politikasıyla bu iş yürümez. Bu yürümediği için dış politikada başka yanlış arayışlarla da Türkiye'yi zora sokan bir noktadayız.”