Uzun yıllardır tedavisi son derece güç kabul edilen glioblastoma, çoğu hasta için sınırlı yaşam süresi anlamına geliyor. Mevcut yöntemlerle başarı oranlarının oldukça düşük kalması, araştırmacıları farklı ve yenilikçi yaklaşımlara yöneltiyordu. Aziz Sancar’ın öncülüğündeki ekip ise bu zorlu tabloyu değiştirebilecek bir formül üzerinde çalıştı ve elde edilen sonuçlar beklentilerin ötesine geçti.
Araştırmanın merkezinde iki maddenin birlikte kullanımı yer alıyor. Glioblastoma tedavisinde yaygın olarak kullanılan Temozolomid adlı kemoterapi ilacı, laboratuvar çalışmalarında sıkça başvurulan EdU isimli kimyasal bileşikle bir araya getirildi. Bu kombinasyonun, kanser hücrelerini hedef alırken sağlıklı beyin dokusuna zarar vermediği tespit edildi. Fareler üzerinde uygulanan tedavi sonrası, tümörlerin tamamen yok olduğu ve deneklerin yaşam süresinin belirgin şekilde uzadığı kaydedildi.
Deney sonuçları yalnızca hayatta kalma oranlarıyla sınırlı kalmadı. Tedavi uygulanan farelerde kemoterapiye bağlı ağır yan etkilerin görülmemesi de dikkat çekti. Gözlenen değişimlerin hafif ve geçici olması, yöntemin güvenilirliği açısından önemli bir veri olarak değerlendirildi. Ayrıca, glioblastoma hastalarından alınan gerçek tümör dokuları üzerinde yapılan testlerde de EdU’nun beyin dokusuna başarıyla ulaştığı ve yalnızca kanserli hücreleri hedef aldığı belirlendi.Bu çarpıcı bulgular, Aziz Sancar’ın da üyesi olduğu Amerikan Bilimler Akademisi’nin bilim dergisi PNAS’ta yayımlandı. Yayının ardından çalışma, uluslararası tıp çevrelerinde geniş yankı uyandırdı. Uzmanlar, elde edilen verilerin glioblastoma tedavisinde bugüne kadar görülmemiş bir başarı düzeyine işaret ettiğini vurguluyor.
Ancak tüm bu olumlu tabloya rağmen, Sancar temkinli bir yaklaşım sergiliyor. Araştırmanın henüz klinik aşamaya geçmediğini hatırlatan ünlü bilim insanı, insanlar üzerinde deneylere başlanabilmesi için Amerikan Sağlık Enstitüsü’nden resmi onay alınması gerektiğini ifade ediyor. Bu sürecin zaman alabileceğini belirten Sancar, yine de farelerde elde edilen başarının güçlü bir başlangıç olduğunu dile getiriyor. Bugüne dek glioblastoma tanısı alan hastaların yalnızca çok küçük bir kısmı beş yıl ve üzeri yaşam süresine ulaşabiliyordu. Standart tedaviler, özellikle ilaca dirençli vakalarda yetersiz kalıyordu. Yeni geliştirilen bu yöntem ise hem yaşam süresini uzatma hem de hastalığı kontrol altına alma potansiyeliyle öne çıkıyor.