İtfaiyeciler Ankara’ya yürüyor: “Canımızın fiyatı bu mudur?”
Tüm Yerel Sen Genel Başkanı Mücahit Dede, itfaiyecilerin yaşadığı sorunlara değinerek, “Bugün bizlere reva görülen İş Riski ve Güçlüğü Tazminatı yalnızca 447 bin 57 TL’dir. Bu rakam, emeğimize ve hayatımıza biçilen değersizliğin en somut kanıtıdır. Canımızın fiyatı bu mudur?” dedi.
Tüm Yerel Yönetimler Sendikası (Tüm Yerel-Sen), Seyitgazi Orman Yangını Bölgesi’nden başlayarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na ve ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) kadar sürecek olan “Kahramanlar Hakları İçin Ankara’ya Yürüyor” başlıklı yürüyüşleri kapsamında Ulus Meydanı’nda bir açıklama yaptı. Burada konuşan Tüm Yerel Sen Genel Başkanı Mücahit Dede, itfaiyecilerin yaşadığı sorunlara değinerek mesleğin yasal statüsünün tanınması gerektiğini vurguladı. Açıklamaya katılan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, itfaiyecilerin hakları için son 10 yılda verilen tüm kanun tekliflerinin AK Parti ve MHP milletvekilleri tarafından reddedildiğini hatırlatırken, Birleşik Kamu İş Konfederasyonu Genel Başkanı Orhan Yıldırım ise can kurtarırken yaşamını yitiren itfaiyecilerin, polis ve askerler gibi şehit kabul edilmediğine dikkat çekti. Sendika üyeleri sık sık “Yaşamak yaşatmak istiyoruz”, “Can veren değil can kurtaranız”, “Riskimiz yüksek maaşlarımız düşük”, “Canlarımız ortada mesleğimiz nerede” sloganlarıyla açıklamalara destek verdi.
HAKKIMIZ GASP EDİLİYOR
Tüm Yerel-Sen Genel Başkanı Dede, itfaiyeciliğin, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği mevzuatında ‘çok tehlikeli işler’ sınıfında yer aldığına dikkat çekerek, “Görevimiz; patlama, zehirlenme, göçük, boğulma, yangın ve afetler gibi ölümcül risklerle doludur. Ancak bu risklerin karşılığı, ne yazık ki hâlâ verilmemektedir. Büro memuru statüsünde görülen bizler, teknik müdahalenin ve arama-kurtarmanın yükünü sırtlanırken, yaptığımız iş yasalarda bir meslek olarak dahi tanınmamaktadır. Genel İdari Hizmetler sınıfına hapsedilmemiz, hem Anayasa’nın eşitlik ilkesine hem de çalışma hayatının adaletine aykırıdır.n İnsanca yaşamı yok eden 24 saat çalışma / 48 saat dinlenme sistemiyle, ailemizden ve sosyal hayatımızdan koparılıyoruz. Bu ağır nöbet sisteminde, maktu mesai hakkımız dahi gasp ediliyor. Taleplerimiz nettir: Maktu mesai ücretimiz illere göre brüt 1689 TL ile 4155 TL arasında ödenmektedir.Maktu mesai ücretlerimiz taban aylığımız kadar olsun, damga vergisi ve gelir vergisinden muaf hale getirilsin, üçretler emekliliğe yansıtılsın. Çünkü bizler, halkın canını kurtarırken, kendi en temel hakkına ulaşamayan bir emekçi sınıfı olmayacağız. Bugün bizlere reva görülen İş Riski ve Güçlüğü Tazminatı yalnızca 447 bin 57 TL’dir. Bu rakam, emeğimize ve hayatımıza biçilen değersizliğin en somut kanıtıdır. Canımızın fiyatı bu mudur?” diye konuştu.
SERMAYE DEĞİL TOPLUMSAL SÖZLEŞME
“İtfaiye Meslek Sınıfı derhal kurulsun. Belediyeler, ARFF ve tüm kamu itfaiye personelini kapsayan, risk ve niteliğe uygun tek bir meslek sınıfı oluşturulsun” diyen Dede, itfaiyecilerin taleplerini dile getirerek “Memur, işçi, sözleşmeli, şirket işçisi gibi parçalı istihdam biçimlerine son verilsin; itfaiyeciler tek statüde, güvenceli memur kadrosunda istihdam edilsin. Görev başında hayatını kaybedenler şehit, yaralananlar gazi sayılsın; şehitlerimiz onurlandırılsın,ailelerinin hakları teslim edilsin. 24/48 çalışma düzeni, 24/72 sisteme dönüştürülsün. Koruyucu malzeme ve ekipmanlar dünya standartlarına uygun hale getirilsin. Bu görevlerin hakkı sermayeyle, bakanlık politikalarıyla, bürokratik daralmalarla değil, yasalarla, toplumsal sözleşmeyle verilmelidir. Alevlerden yükselen sesimizi duyun: itfaiyecilik meslektir, hakkımızı alacağız” dedi.
EŞİT STATÜ OLMALI
Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Orhan Yıldırım, tüm olumsuzluklara rağmen, itfaiyecilik mesleğinin Meclis’te kabul edilerek resmi bir meslek statüsü kazanması için mücadele ettiklerini belirterek, “Asker, ülkeyi korurken hayatını kaybediyor ve şehit kabul ediliyor. Polis, iç güvenliği sağlarken hayatını kaybediyor ve şehit sayılıyor. Ama itfaiyeci, insanlarımızın canını kurtarmak için ateşe atılıyor, hayatını kaybediyor ama şehit kabul edilmiyor. Eğer amaç, insan hayatını kurtarırken hayatını kaybetmekse, bir ülkede tüm çalışanlar eşit statüde değerlendirilmelidir. Bir diğer önemli konu ise eşit işe eşit ücret talebimizdir. Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu olarak bu talebi baştan beri savunuyoruz. Eğitimde nasıl ki kadrolu, sözleşmeli, ücretli, vekil öğretmen gibi farklı statüler varsa, aynı durum itfaiyecilikte de vardır” ifadelerini kullandı.
İKTİDAR TEKLİFLERİ REDDEDİYOR
CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer ise Meclis’te milletvekilleri olarak itfaiyecilerin sözcüsü olmakla yükümlü olduklarını dile getirerek, “Benim hatırladığım kadarıyla son on yılda dört, belki beş kez itfaiyecilerin görev tanımı, yıpranma hakkı ve diğer taleplerini içeren kanun teklifi verildi. Ama her defasında AK Parti ve MHP milletvekilleri bu kanun tekliflerini reddettiler. Biz muhalefet olarak üzerimize düşeni yapıyoruz; fakat iktidar, yani milletin iktidar olun diye yetki verdiği parti ve milletvekilleri, itfaiyecilerin lehine olan düzenlemeleri her seferinde reddediyor. 23 yıllık iktidar itfaiyecileri yok saymıştır, hala da yok saymaktadır. Bu süreçte hem Eskişehir kamuoyuna hem de yürüyüşünüzde uğrayacağınız yerlere, en sonunda da başkent Ankara’da tüm milletimizi sizlere destek olmaya çağırıyorum.Bizim desteğimiz sonuna kadar yanınızdadır” diye konuştu.