AK Parti İl Başkanı Dündar Ünlü, partilerinin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne ilişkin görüşlerini sosyal medya hesabından 15 madde halinde duyurdu.
‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin Genel Faydaları’ ana başlığı altında paylaşımlarını gerçekleştiren Dündar Ünlü, partisinin şu görüşlerini Twitter mesajlarıyla açıkladı;
1- Kalıcı Siyasi İstikrar: Seçimden mutlaka tek başına iktidar çıkacak. Siyasi istikrar kalıcı hale gelecek. İki seçim arasında (5 yıl) kesintisiz icraat olacak. Uzlaşma kültürü gelişecek. Hükümet kurulamama sorunu olmayacak. Hükümete güven oyunu millet verecek.
2- Milletvekili Sayısı 550’den 600’e çıkıyor: Bu düzenlemeyle temsiliyet genişleyecek, artan nüfusun mecliste temsili sağlanacak. Vatandaşımız kendi ilinde daha fazla temsilciye sahip olacak. Siyasette daha fazla temsil imkanı sağlanacak.
3- Meclis güçleniyor, kanınları hükümet değil milletvekilleir teklif ediyor: Kanun yapımında meclis iradesi ön plana çıkıyor. Meclisin bilgi edinme ve denetim yolları korunuyor. Meclis araştırması, genel görüşme, meclis soruşturması ve yazılı soru yöntemleri geçerliliğini sürdürüyor. Yazılı soruya hükümet üyeleri tarafından 15 gün içinde cevap verilmesi mecburiyeti getiriliyor.
4- Cumhurbaşkanlığı seçimi ve meclis genel seçimi 5 yılda bir aynı gün yapılıyor: Meclis seçimleri 4 yılda birden 5 yılda bire çıkıyor. Meclis ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri aynı gün yapılıyor. Cumhurbaşkanı seçiminde iki turlu sistem uygulanıyor. Bu yolla 5 yıllık kesintisiz istikrar dönemleri geliyor.
5- Cumhurbaşkanı veya meclis seçimi yenileme kararı verirse, iki seçim aynı anda gerçekleşiyor: Cumhurbaşkanı’na ve meclise, seçimleri yenileme yetkisi tanınıyor. Cumhurbaşkanı seçim kararı alabiliyor. Aynı şekilde meclis de beşte üç çoğunlukla seçim kararı alabiliyor. İki seçim birlikte yapılıyor.
6- Cumhurbaşkanı’nın partisi ile ilişiği kesilmiyor: Milletin doğrudan Cumhurbaşkanı’nı seçmesi ile birlikte Cumhurbaşkanı’nın siyasi sorumluluğu doğuyor. Partili Cumhurbaşkanlıı ile siyaset daha samimi ve reel bir zemine kavuşmuş oluyor. Parti kuralları ve kanalları Cumhurbaşkanlığı makamının halkla iletişimini ve ortak akıl ile politika oluşturulmasını kolaylaştırıyor.
7- Cumhurbaşkanı’na kararname çıkarma yetkisi veriliyor: Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi’nde çift başlılık ortadan kalkacağı için, şu an Bakanlar Kurulu’nda olan kararname çıkarma yetkisi, hükümetin başı olan Cumhurbaşkanı’na devrediliyor.Cumhurbaşkanı, idari düzenlemeleri Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yapıyor. Temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle siyasi haklar ve ödevler konusunda kararname çıkaramıyor.
8- Üst düzey kamu görevlilerini Cumhurbaşkanı atıyor: Cumhurbaşkanı üst düzey kamu görevlilerini kararnameyle atıyor ve görevden alıyor. Yeni yönetim işbaşına geldiğinde, hızla kendi elibini kurup icraata başlıyor. Atamalarda bürokratik gecikmeler ortadan kalkıyor. Performansa dayalı görev değişiklikleri hızla yapılabiliyor. Görevde ehliyet ve liyakat ön plana çıkıyor.
9- Kurumlar ile ilgili idari düzenlemeler Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yapılıyor: Kurumların yapısal dönüşümleri, benzer iş yapan birim veya kurumların birleşmesi kolaylaşıyor. Yeni teknoloji ve uygulamaların gerekli kıldığı kurumlar hızla hayata geçiyor. Kurumsal düzenlemeler ile uğraşmayan meclis, esasa ilişkin konulara ve kanun yapımına daha fazla zaman ayırabiliyor. Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile yerel tüzel kişiliğe sahip kurumlar kurulamıyor.
10- Sorumlu Cumhurbaşkanlığı geliyor: Cumhurbaşkanı’nın “sorumsuzluğu” ortadan kalkıyor, yani “yetkili ama sorumsuz” olmaktan çıkıyor. Cumhurbaşkanı’na denetim ve cezai sorumluluk geliyor. Cumhurbaşkanı şu anki anayasaya göre meclisin dörtte üç oyuyla yalnızca vatana ihanetten yargılanabiliyor. Şimdi ise hakkında herhangi bir suç işlediği iddiasıyla soruşturma açılabiliyor.
11- Bütçe hazırlama ve sunma yetkisi Cumhurbaşkanı’na veriliyor: Bütçe kanunu teklifini hazırlayıp meclise sunma yetkisi Cumhurbaşkanı’na veriliyor. Bunun dışında kanun teklifi verme ve yapma yetkisi mecliste. Bütçe Kanunu ile Kesin Hesap Kanunu aynı maddede birleştiriliyor, mecliste birlikte görüşülüp karara bağlanıyor.
12- Sıkıyönetim kalkıyor, OHAL yeniden düzenleniyor: OHAL de olsa seçim süreci tamamen YSK’nın denetiminde gerçekleşiyor. OHAL terörle mücadeleyi hedeflediği için güveni artırıyor. Vatandaş güvenli bir ortamda özgür iradesini sandığa yansıtıyor.
13- Yargının bağımsızlığı ifadesine “tarafsızlığı” da ekleniyor: Yargının bağımsız olması yetmez, tarafsız da olması gerekir. Tarafsızlığı anayasal hüküm haline getiriyoruz. Anayasamıza eklenen bu ibare yargıya olan güveni arttıracaktır. İleride yapılacak yargı düzenlemelerinde esas kabul edilecektir. FETÖ ve benzeri terör yapılanmalarının yargı içinde güç kazanması engellenecektir.
14- Yargı sivilleşiyor: Askeri yargı tümüyle kaldırılıyor. Sadece disiplin mahkemelerine izin veriliyor. Askeri mahkemeler sadece savaş halinde kurulabiliyor. Yargıda birlik geliyor. Asker ve sivil ayrımı ortadan kalkıyor. Vatandaşlarımızın hepsi aynı yargı kurumlarına tabi oluyor. AB müktesebatına uyumlu ve demokrasi standartlarını yükselten bir uygulama daha hayata geçirilmiş oluyor.
15- Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na yeni düzenleme geliyor: HSYK’nın yapısı ve seçim yöntemi değişiyor, adı Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) oluyor. Üye sayısı 22’den 13’e, daire sayısı 3’ten 2’ye düşüyor. Adalet Bakanı ve Adalet Bakanlığı Müsteşarı’nın mevcut durumu korunuyor. HSK’nın 4 üyesi, mevcutta olduğu gibi Cumhurbaşkanı tarafından seçiliyor.
Tek adamlık endişesi taşıyan Saadet Partisi ‘hayır’ oyu verecek
Saadet Partisi İl Başkanı Fesih Bingöl: Başkanlık sistemine prensipte karşı değiliz. 1970’li yıllarda başkanlığı öneren parti biziz. Ama başkanlığın nasıl olacağı çok önemli. Önerilen haliyle ‘hayır’ diyeceğiz.
Şahıslar üzerinden konuşmuyoruz. Tayyip Bey üzerinden konuşmuyoruz. Bu yetkiler Genel Başkanımız Karamollaoğlu’nun elinde olsa da doğru değil. Güç zehirlenmesine neden olabilir. Tek adamlık endişemiz var.
Dört noktaya itiraz ediyor
Konuyla ilgili bilgi veren Bingöl, Milli Nizam Partisi’nin 1970’li yıllarda başkanlık sistemini önerdiğini belirterek, “Başkanlık sistemine prensipte karşı değiliz. Fakat nasıl bir başkanlık olacağı önemli. Altının iyi doldurulması, açıklanması lazım” dedi. Başkanlık konusunda “dört tane olmazsa olmazımız var” diyen Bingöl, şöyle konuştu: “Öncelikle denge-denetim olması lazım. İkincisi güçlendirilmiş bir parlamento olması gerekir. Burada seçim barajlarının indirilmesi lazım. Kuvvetler ayrılığı olması lazım. Bir de cumhurbaşkanına kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi verilmemesi lazım.”
Vatandaş tercihini özgürce kullanamaz
Önerilen teklifte kuvvetler ayrılığının olmadığını ifade eden Bingöl, şöyle devam etti: “Cumhurbaşkanın parlamentoyu fesh etme yetkisi veriliyor… Yani seçimleri yenileme kararı alabilir. Bu noktada iki temel çekincemiz var. Milletvekilliği ve Cumhurbaşkanlığı seçimini aynı gün yapılması doğru değil. Vatandaş tercihini özgürce kullanamaz. Adil bir seçim olmaz. Cumhurbaşkanı 5+5 olmak üzere iki defalığına seçilir diyor. Ama farklı bir şey var. Cumhurbaşkanı bir defa seçildi beş yıl görev yaptı. İkinci dönemin dördüncü yılında seçimi yenileme kararı alırsa dört yıl sayılmıyor ve beş yıl daha kazanmış oluyor. 15-20 yıla kadar giden bir süreç. Bu yanlıştır.”
Meclis’in denetleme yetkisi kalmıyor
Bakanların cumhurbaşkanı tarafından tespit edilmesi konusundaki itirazlarını da açıklayan Bingöl, “Bakanlar parlamentodan da olabilir, dışarıdan da olabilir deniyor. Bakanları denetleme hakkı Meclis’ten alınmış oluyor. Meclis by-pass edilmiş oluyor. Şeklen bir Meclis kalıyor. 600 vekil var ama denetleme yetkisi yok, gensoru verme yetkisi yok. Bakanlar özgürce icraat yapacak, bu sakıncalıdır. Meclis’in güçlü olması lazım. Güçlü Meclis Türkiye’nin önünü açar. Önerilen sistemde yargı bağımsızlığından bahsetmek mümkün değildir. Öte yandan kanun hükmünde kararname çıkarmak demek yasamayı tamamen Meclis’in elinden almak demektir. İhtiyaç duyduğumuz an KHK çıkaracağız deniyor, çok muğlak bir ifade. O ihtiyaca kim karar verecek? Güçlendirilmiş Cumhurbaşkanlığı ve anayasa ile ilgili değişiklik tekliflerine kesinlikle hayır oyu kullanacağız.
En tehlikeli gördüğümüz şey…
Bingöl, “en tehlikeli gördüğümüz şey” diyerek 67. Madde ile ilgili itirazlarını açıkladı: “Herkesin bu konuya itiraz etmesi lazım. 67. Madde… Anayasanın 67’nci maddesi ortadan kaldırılıyor. Nedir bu? Seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunmak hakları… Bu maddenin ortadan kalkmasıyla Seçme, seçilme ve siyasi partilere üyelik hakkının anayasal dayanağı ortadan kalkmaktadır. Çok net söylüyorum, ben Fesih Bingöl olarak Eskişehir’den aday olmak istiyorum. Cumhurbaşkanı 'sen aday olamazsın’ diyebilecek.
Tayyip Bey üzerinden konuşmuyoruz
İtirazlarının kişisel olmadığını ifade eden Bingöl, son olarak “Biz şahıslar üzerinden konuşmuyoruz. Tayyip Bey üzerinden konuşmuyoruz. Bu yetkiler SP Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun elinde olsa da doğru değil. Güç zehirlenmesine neden olabilir. 1 Mart’ta olduğu elimize vicdanımıza koyup ‘hayır’ diyeceğiz. Tek adamlık endişemiz var” dedi.