×

İşte 2025 yılında örtbas edilen şiddet tablosu!

2025 yılı “Aile Yılı” ilan edilmesine rağmen, Türkiye’de kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri alarm veriyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu verilerine göre, şüpheli ölümler ilk kez kadın cinayeti sayısını geçti

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu verilerine göre iktidar tarafından “Aile Yılı” olarak belirlenen 2025 yılının ilk 11 ayında 282 kadın cinayeti yaşanırken, 287 kadın şüpheli bir şekilde hayatını kaybetti. Verilere göre ülke tarihinde ilk kez şüpheli kadın ölümleri, kadın cinayeti sayısını geçti. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu İl Temsilcisi Esra Doğan ile Eskişehir Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Funda Güney Kökçınar, bu tablonun tesadüf olmadığını vurgulayarak, kadınlara yönelik şiddetin görünmezleştirildiğini ve etkin soruşturmaların yürütülmediğini söyledi.



CİNAYETLER ZİRVEYİ GÖRDÜ

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu İl Temsilcisi Esra Doğan, 2024 yılında kadın cinayeti verilerinin daha önce görülmemiş zirve değerlere ulaştığına vurgu yaparak, “Bunun ardından 2025 yılında devletin açıkladığı verilerde şüpheli ölümleri dahil etmediğini gördük. Bununla birlikte şüpheli ölüm sayılarında çok belirgin bir artış yaşanıyor. Bakanlık, belki de enflasyon verilerindeki alışkanlıkla baz etkisi gibi düşünerek kadın cinayetlerinin düştüğünü iddia etti. Oysa bizim elimizdeki veriler bu şekilde değil. Geçen yılın 25 Kasım tarihi ile bu yılın 24 Kasım tarihi arasındaki ölümleri karşılaştırdık. 24 Kasım tarihine kadar olan son 1 yılda 282 kadın cinayeti ve 287 şüpheli ölüm tespit ettik. Fakat birkaç gün önce Bütçe Komisyonu'nda İçişleri Bakanı, ilk 10 ayda 217 kadın cinayeti olduğunu duyurdu. Oysa biz ilk 10 ayda, isimleri, yaşları ve nerede kim tarafından öldürüldükleri belli olan en az 225 kadın cinayeti tespit etmiştik” diye konuştu.

RAKAM FARKI POLİTİK TERCİH

Bakanlığın açıkladığı cinayet verileri ile kadın platformlarının açıkladığı veriler arasındaki farkın bilinçli bir politik tercihten kaynaklandığını aktaran Doğan, “Biz kadın cinayeti verilerini tutarken asıl olarak kadınların hayatını kaybetmiş olmasını temel alıyoruz. Oysa devlet bu duruma performatif bir eylem gibi yaklaşıyor ve sadece dosyayı kapatabildiği vakaları veriye dahil ediyor. 2025 yılında şüpheli ölümler çok belirgin şekilde arttı ve ilk kez cinayet sayısını geçti. Bu durum, ‘Aile Yılı’ sebebiyle kadınların ev içinde gördüğü baskının arttığını ve şiddetin daha görünmez kılındığını düşündürüyor. Kadınların yüzde 70 oranında aile içinde veya eski erkek arkadaşları gibi tanıdıkları erkekler tarafından öldürüldüğünü zaten biliyorduk. Devlet olarak buna bir de aile mahremiyeti kılıfı geçirirseniz, bu şiddet iyice görünmez hale gelir. Kadınlar sadece öldürülmekle kalmıyor, öldükten sonra hakları da aranmıyor. Kadınların yaşam hakkını korumak devletin birinci sorumluluğu olmasına rağmen, failin bulunması noktasında bile sorumluluğun yerine getirilmediği bir tabloyla karşı karşıya kalıyoruz” dedi.



SORUŞTURMALARIN ÜSTÜ KAPATILIYOR

Eskişehir Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Funda Güney Kökçınar ise, 2025 yılının “Aile Yılı” ilan edildiğini ancak yine bu senenin kadınların en çok öldürüldüğü sene olduğuna dikkat çekerek, “Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre şüpheli kadın ölümleri normal cinayet sayısını geçti. Burada ne yazık ki cinayetlerin etkin bir şekilde yürütülmediğini, soruşturmaların üzerinin kapatıldığını ve bu durumun ülkede bir alışkanlık haline geldiğini gözlemliyoruz.Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun verilerine göre cinayet sayısının yaklaşık yüzde 60’ı aile içinde işlendi. Kadınlar en çok yine aile içerisinde öldürüldü. Ekonomi bu durumdayken hala inatla sadece üreme politikası üzerinden politikalar üretmek ne kadınları ne de çocukları önceler. Bu durum şiddeti artırır ve görünmez kılar. Aile yılının verdiği en büyük zarar da buydu” ifadelerini kullandı.

İNFAZ DÜZENLENMESİ ÖDÜLLENDİRİYOR

“Şüpheli kadın ölümleri” kavramının, dosyaların üzerinin örtülmesini engelleyen hayati bir kavram olduğunu belirten Kökçınar,“Bu kavram sayesinde cinayet şüphesi taşıyan ölümlerin yeniden ve etkin bir şekilde soruşturulması mümkün oluyor. Konu gündemde tutuluyor ve biz de peşini bırakmıyoruz. Şüpheli kadın kayıpları bir süre sonra ne yazık ki ölüme dönüşüyor. Şüpheli kadın ölümü kavramı, bu soruşturmayı aslında kamuya da bırakıyor. Bu anlamda kadınlar sayesinde diri tutulan ve mücadelesi bırakılmayan bir süreçtir. Ne yazık ki sayı, İçişleri Bakanlığı verilerinde farklı olsa da şu an oldukça fazladır. Veri tutmak ya da tutmamak tamamen politik bir tercihtir. Bu ülkedeki birçok cinayet canavarca hisle ve tasarlanarak işleniyor. Özellikle infaz düzenlemelerinin nelere yol açtığını toplum olarak gözlemliyoruz. Kadına yönelik şiddet dosyalarında failin dışarı çıktığında cinayeti işlediği çok açık olmasına rağmen bu infaz düzenlemesiyle ödüllendirilmesi şiddeti ve cinayeti artırmaktadır” diyek konuştu.