×

İlk resmi maçta Kasımpaşa’yı yendik

Galatasaray ile yapılan hazırlık maçından 13 gün sonra 5 Eylül 1965’te Gelin gibi hazırlanan Atatürk Stadı’nda Eskişehirspor ilk resmi maçına çıkıyor. İlk maçta rakip Kasımpaşa. İlk golümüzü Fethi Heper, 22’nci dakikada kafayla atıyor.

Eskişehirspor’un asıl patlaması, kimlik kazanması, Anadolu devriminin ilk kıvılcımları şimdilerde play-off dediğimiz maçlarda oldu. Otoriteler Eskişehirspor için ‘İlk 4’e girdi ama play-off’ta başarılı olmaz’ yorumu yapıyordu.
 
O günlerin tanığı Osman Cemoğlu, Eskişehirspor’un ilk günlerini anlatmaya devam ediyor: “Galatasaray ile yapılan hazırlık maçından 13 gün sonra 5 Eylül 1965’te Gelin gibi hazırlanan Atatürk Stadı’nda Eskişehirspor ilk resmi maçına çıkıyor. İkinci Lig o zaman 11’er takımdan oluşan Kırmızı ve Beyaz olmak üzere iki grupta oynanıyor. Eskişehirspor Beyaz Gurupta yer alıyor. İlk maçta rakip Kasımpaşa. Açık tribünün Hastane tarafındayım. Müthiş bir atmosfer var. Stat dolu... Herkes bilet kuyruklarında.”
 
Fethi’nin kafayla üç golü var
“Fethi Heper bir sohbetinde ‘Biz bu kadar çime alışkın değiliz. Canımız çıktı. İlk yarı çok yorulduk’ diyor. Çimin boyutunu yüksek tutmuşlar. Ve maç başlıyor. İlk golümüzü Fethi Heper, 22’nci dakikada Hastane tarafındaki kaleye kafayla atıyor... Çok ilginç bildiğim kadarıyla Fethi Heper Eskişehirspor’da üç kez kafayla gol atmıştır. Üçü de tarihe geçmiştir. İlki budur. İkincisi 1967’de yani Birinci Lig’de İnönü’de Beşiktaş’ı 1-0 yendiğimiz kafa golüdür. Üçüncüsü de Sevilla maçındaki gollerinden birini kafayla atmıştır.”
Kaleci baygınlık geçirdi
“Daha sonra 38. dakikada kazanılan penaltıyı solbek Mahmut Şölenişçi kullanıyor. Toplara çok sert vururdu.  Gerildi, gerildi bütün stat nefesini tuttu. Çıt yok. Öyle sert vurdu ki top kaleciye çarptı ve kaleci yıkıldı kaldı, baygınlık geçirdi. Mahmut kaleciden dönen topa tekrar vurarak golü attı. Durum 2-0 oldu. Ancak Kaleciyi ayıltmak için beş dakika uğraştılar. Ve İlk resmi maçımızda Kasımpaşa’yı 2-0 yendik.”
 
Eskişehirspor, Türkiye’nin dikkatini çekti
Cemoğlu, Play-Off’ta mücadele etmeye hak kazanan o günlerin Eskişehirspor’unu şöyle anlattı: “Kırmızı ve Beyaz grupları ilk sırada bitirenler o zamanki statüye göre şampiyon olmuyordu. İlk dört sırada bitiren ekipler lig usulü yeniden karşılaşırlardı.  O karşılaşmalara ‘ilk dörtler’ denirdi. Bu günkü adıyla Play-Off’ta sekiz takım çift devreli yeniden oynardı. Eskişehirspor ilk kez katıldığı İkinci Lig Beyaz Grubu Bursaspor’un ardından 2’nci olarak bitirerek Play-Off’a katıldı. Eskişehirspor’un asıl patlaması, futbol anlamında kimlik kazanması, Anadolu devriminin ilk kıvılcımları şimdilerde play-off dediğimiz o maçlarda oldu.”

Müthiş bir Eskişehirspor vardı
“O dönem futbol otoriteleri Eskişehirspor için ‘İlk dörde girdi ama play-off’ta başarılı olmaz’ diye yorumlar yapıyordu. Beyoğluspor, Yeşildirek, Altınordu, Bursaspor Adana Demirspor, Sakaryaspor ve Mersin İdman Yurdu gibi güçlü takımlar vardı. İki takım Birinci Lig’e yükselecekti. Eskişehirspor bu maçlarda Türkiye’nin dikkatini çekti. Müthiş bir Eskişehirspor vardı. Seyredeni mest eden, tribünleri coşturan, rakipleri ezen bir Eskişehirspor’u orada gördük.
 
Eskişehir’de üç büyük vardı
Cemoğlu: Eskişehir’de futbol kültürü zaten çok gelişmişti. Şeker Stadı’ndaki amatör küme maçları tıklım tıklım olurdu. Eskişehir’de üç büyük vardı o zaman. Demirspor, Şekerspor ve Havagücü... Şehirde futbola ilgi büyüktü. Şehirden, İstanbul’a otobüsler kalkar önemli maçlara gidilirdi. Hiç unutmam babam beni 1962 yılında İnönü Stadı’nda oynanan ve 1-1 sonuçlanan Fenerbahçe-Beşiktaş maçına götürmüştü. O atmosferden müthiş etkilenmiştik.

Cemoğlu: Hürriyet, Milliyet ve Tercüman gibi gazetelerde her zaman Eskişehirspor haberi çıkmazdı. Çıkan haberleri kesip saklardık. Eskişehirspor dosyası yapmıştım. Orhan Şerif Apak’ın stadımızı incelemesi, stattaki çalışmalar haber olurdu.