"KOMİSYONUN MEVCUT YAPISI İŞÇİLERİN ALEYHİNE"
Arslan, HAK-İŞ'in Komisyon'un mevcut yapısına yönelik itirazlarının olduğunu anımsatarak, komisyonun mevcut yapısının işçilerin aleyhine işlediğini söyledi. Arslan, hükümetin inisiyatifinin söz konusu olduğunu ve TÜİK verilerinin dikkate alındığını savunarak, asgari ücretin özel sektörü ilgilendirdiği için aslında hükümetin masada olmaması gerektiğini ifade etti.
ALMANYA MODELİ ÖNERİSİ: HÜKÜMET SADECE HAKEM OLMALI
Arslan, komisyon yapısı için Almanya'daki modeli örnek gösterdi:
"Almanya'da işçi sendikaları ile işveren sendikaları masaya oturuyor. Orada hükümet yok. Sadece tarafların seçtiği bir hakem var... Biz, bu yapıya benzer bir yapının Türkiye'de olmasını savunuyoruz. Hükümete, 'Niye siz bu işe giriyorsunuz?' diyoruz. Asgari ücretin belirlemesinin faturasını hükümet ödüyor... Bunu bırakın işverenler ile işçiler oturup konuşsunlar. Onlar belirlesin."
Arslan'a göre, masada sadece işçi ve işverenler olmalı ve işçi konfederasyonları üye sayısı oranında temsil edilmeli.
"İŞÇİ OLMADAN BELİRLENEN ÜCRET BÜYÜK KAYIPTIR"
TÜRK-İŞ'in katılmama kararını hatırlatan Arslan, bu durumun sonuçlarına dikkat çekti:
"TÜRK-İŞ ile yine bir görüşmemiz oldu... Bizim de katılmayacağımızı kendilerine tekrar ifade ettim. Bu hem işçilerin hem de hükümetin aleyhine bir kaosa dönüşecek. O zaman TİSK burada doğal olarak inisiyatif alacak. Hükümete, 'Ben ancak şu şartlarda asgari ücreti kabul ediyorum.' diyecek. Başka seçenek de yok. Maalesef TİSK'in arzu ettiği bir asgari ücreti önümüze getirecekler. Bu durum işçiler için büyük bir kayıp. Hükümet için ise büyük bir sorumluluktur."
Arslan, hükümetin yapması gerekenin, komisyonu daha demokratik ve katılımcı bir yapıya getirmek ve sonrasında 'Bize ihtiyaç duyarsanız biz hakemlik yaparız' demek olduğunu belirterek, asgari ücretin belirlenme süreciyle ilgili kaos yaşanabileceği uyarısını yineledi.