FRANSA’DA NE OLDU, EYLEMLER NEDEN BAŞLADI?
Fransa’da son protesto dalgası, eylül ayında Paris çevresindeki liselerde başlayan eğitim sistemi karşıtı gösterilerle ortaya çıktı. Öğretmen eksikliği, kalabalık sınıflar, yetersiz okul binaları ve eğitim koşullarına ilişkin şikâyetler, öğrencilerin eylemlerinin temel nedenleri arasında yer aldı. Zamanla öğrenci gösterileri daha geniş bir toplumsal harekete dönüştü. Hayat pahalılığı, ücretlerin alım gücünü koruyamaması, kamu hizmetlerine ayrılan kaynaklar ve hükümetin bütçe politikaları da protestoların gündemine girdi. Sendikalar ve Sarı Yelekliler hareketinin destekçileri de gösterilere katıldı.
17 Ekim’de Fransa genelinde düzenlenen 110 yürüyüşe katılım konusunda farklı rakamlar açıklandı. Fransa İçişleri Bakanlığı yaklaşık 550 bin kişinin gösterilere katıldığını bildirirken organizatörler bu sayının 800 bine ulaştığını savundu. Böylece başlangıçta eğitim sorunlarına odaklanan protestolar, ülkenin ekonomik ve sosyal politikalarına yönelik daha geniş bir tepkinin parçası hâline geldi.
SARI YELEKLİLER KİMDİR?
Fransızcada “Gilets Jaunes” olarak adlandırılan Sarı Yelekliler, 2018 yılında Fransa’da ortaya çıkan, belirli bir siyasi partiye veya tek bir lidere bağlı olmayan toplumsal protesto hareketidir. Adlarını, sürücülerin araçlarında bulundurması gereken ve eylemcilerin sembol olarak kullandığı fosforlu sarı yeleklerden alırlar. Hareket, başlangıçta akaryakıt fiyatlarına ve planlanan yakıt vergisi artışlarına yönelik tepkilerle gündeme geldi. Ancak protestolar kısa sürede ekonomik eşitsizlik, satın alma gücünün azalması, vergi politikaları ve kırsal bölgelerde kamu hizmetlerine erişim gibi daha geniş konuları kapsadı. Sarı Yelekliler hareketinin dikkat çeken özelliklerinden biri, geleneksel siyasi örgütlenmelerden bağımsız biçimde sosyal medya üzerinden yayılmasıydı. Farklı mesleklerden ve gelir gruplarından insanlar, özellikle araç kullanmak zorunda olan ve artan ulaşım maliyetlerinden etkilenen kesimler, gösterilere katıldı. Hareketin bütün üyeleri aynı siyasi görüşü veya talepleri paylaşmıyordu. Bu nedenle Sarı Yeleklileri tek bir partiyle ya da ideolojiyle tanımlamak doğru olmaz.
SARI YELEKLİLER EYLEMLERİ İLK NE ZAMAN BAŞLADI?
Sarı Yelekliler hareketinin ülke çapındaki ilk büyük eylem günü 17 Kasım 2018 oldu. Akaryakıt vergilerindeki artışa yönelik tepkilerle başlayan gösteriler, kısa sürede Fransa’nın farklı bölgelerine yayıldı. Dönemin Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ekonomi politikalarına yönelik eleştiriler, hareketin büyümesinde etkili oldu. Protestocuların bir bölümü, çevre politikaları gerekçesiyle artırılması planlanan yakıt vergilerinin özellikle otomobile bağımlı çalışanları ve dar gelirli aileleri daha fazla zorladığını savunuyordu. Gösteriler ilerledikçe talepler de genişledi. Vergi adaleti, ücretler, emeklilik gelirleri, kamu hizmetleri ve siyasi karar alma süreçlerine katılım gibi konular öne çıktı. Eylemlerin zaman zaman şiddet olaylarına dönüşmesi, polis müdahaleleri ve kamu düzenine ilişkin tartışmalar da hareketin gündeminde yer aldı. Aralık 2018’de Fransız hükümeti, protestoların ardından planlanan yakıt vergisi artışlarını en az altı ay süreyle askıya alma kararı açıkladı. Ancak hareketin talepleri yalnızca akaryakıt fiyatlarıyla sınırlı olmadığı için toplumsal tepkiler tamamen sona ermedi.
FRANSA’DA 2026 EYLEMLERİ NEDEN YENİDEN GÜNDEMDE?
2026 yılındaki protestoların Sarı Yelekliler hareketiyle benzerliği, ekonomik kaygıların ve kamu hizmetlerine ilişkin şikâyetlerin farklı toplumsal grupları bir araya getirmesi. Bununla birlikte son gösteriler yalnızca Sarı Yeleklilerden oluşmuyor. Öğrenciler, eğitim çalışanları, sendikalar ve farklı siyasi görüşlerden gruplar da eylemlerde yer alıyor. Tartışmaların önemli başlıklarından biri, Fransa’nın 2027 bütçesi için gündeme gelen yaklaşık 54 milyar avroluk mali düzenleme paketi. Hükümet, bütçe açığını azaltmak amacıyla harcama kısıtlamaları ve gelir artırıcı önlemler üzerinde duruyor. Sendikalar ve protestocular ise bu politikaların ücretler, eğitim, sosyal destekler ve kamu hizmetleri üzerindeki olası etkilerine itiraz ediyor. Öğrencilerin talepleri arasında okullara daha fazla kaynak ayrılması, öğretmen açıklarının giderilmesi ve eğitim koşullarının iyileştirilmesi bulunuyor. Çalışanlar ve sendikalar ise ücretlerin artırılması, alım gücünün korunması ve sosyal hizmetlerin güçlendirilmesi gibi konuları öne çıkarıyor. Hükümetin eğitim alanında 3 bin ek yedek öğretmen görevlendirme açıklaması yaptığı, bazı üniversite kayıt ücretlerine ilişkin artış planlarından da vazgeçtiği bildirildi. Ancak bu adımların protestocuların taleplerini karşılayıp karşılamayacağı konusunda görüş ayrılıkları sürüyor.
FRANSA’DAKİ GÖSTERİLERDE NELER YAŞANDI?
17 Ekim’deki gösterilerin büyük bölümüne barışçıl yürüyüşler damga vururken bazı kentlerde protestolar şiddet olaylarına dönüştü. Paris, Marsilya, Lyon ve Limoges gibi kentlerde polisle göstericiler arasında çatışmalar yaşandı; bazı mağazalar yağmalandı, araçlar ateşe verildi ve kamu binaları zarar gördü. Limoges kentindeki belediye binasında çıkan yangın, olayların en dikkat çekici örneklerinden biri oldu. Marsilya’da belediye binasına yönelik saldırılar, Lyon’da ise turizm ofisinin ateşe verilmesi de bildirilen olaylar arasındaydı.
Yetkililer şiddet olaylarına karışan kişilerin tespit edilerek yargı önüne çıkarılacağını açıkladı. Hükümet kanadından bazı açıklamalarda aşırı sol gruplar ve fırsatçı suçlular sorumlu tutuldu. Öte yandan polis müdahalelerinin orantılılığı ve protestocuların yaralanması da tartışma konusu oldu. Burada önemli bir ayrım bulunuyor: Gösterilere katılan herkes şiddet olaylarına karışmadı. Haber ajanslarının aktardığı bilgilere göre yüz binlerce kişinin katıldığı yürüyüşlerin önemli bir bölümü barışçıl gerçekleşti; şiddet ve yağma olayları ise bazı noktalarda yaşandı.
FRANSA’DAKİ EYLEMLERİN SİYASİ SONUCU NE OLACAK?
Protestolar, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron yönetiminin son döneminde Fransa’nın ekonomik ve siyasi sorunlarını yeniden gündeme taşıdı. Bütçe açığı, kamu harcamaları, eğitim sistemi ve alım gücü gibi başlıklar, hükümet ile muhalif gruplar arasındaki tartışmaların merkezinde bulunuyor. Bununla birlikte mevcut gösterilerin doğrudan hükümetin değişeceği veya Sarı Yelekliler hareketinin 2018’deki gücüne tamamen ulaştığı anlamına geldiğini söylemek için yeterli veri bulunmuyor. Bugünkü hareket, farklı talepleri olan grupları bir araya getiriyor ve bu grupların ortak bir siyasi program etrafında birleşip birleşemeyeceği henüz net değil. Fransa’daki gelişmelerin seyrini, hükümetin bütçe ve eğitim politikalarına ilişkin atacağı adımlar, sendikaların tutumu ve protestoların sonraki günlerde ne ölçüde devam edeceği belirleyecek.
Özetle Fransa’da yaşananlar, yalnızca Sarı Yeleklilerin geri dönüşü olarak değerlendirilemeyecek kadar geniş kapsamlı. Eğitim sorunlarıyla başlayan gösteriler, hayat pahalılığı ve kamu hizmetlerine ilişkin kaygılarla birleşerek ülke çapında bir toplumsal tepkiye dönüştü. Sarı Yelekliler ise bu tepkinin içinde yer alan gruplardan biri olarak yeniden gündeme geldi.