Biz bu şehirde doğduk, bu şehirde büyüdük, bu şehirde yaşıyoruz. Ama yaptığımız işler karşılık bulduğunda bir sonraki iş için biraz daha yürekleniyoruz, daha çok seviniyoruz. O yüzden bizim için çok önemli. Bu işlerin sizler tarafından değer görmesi bizim motivasyonumuz için önemli. “Bizim için” diyoruz, çünkü biz bir ekibiz. Genç bir ekibiz, bu işi çok seven bir ekibiz. Yardımcı hizmetliden başlayın Kaymakam Bey’e kadar, Mütevelli Heyeti’ne kadar, ki vakıflar Mütevelli Heyeti’yle yönetiliyor. Benim çok fazla angarya işim oluyor. Gece yattığımda aklıma bir şey takıldığında, moda olan bir whatsapp grubumuz var, oraya hemen yazıyorum “Böyle bir şey var” diyorum. Çok fazla iş var onlara yıkıyorum ama yılan, bıkan, enerjisi düşen kimse yok. Hemen şekillenir, sabah proje halinde çıkar. Sosyal Yardımlaşma Vakıfları, Türkiye genelinde il ve ilçelerde kurulu, aslen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na bağlı ama Kaymakamlıklar ve Valilikler tarafından idare edilen kurumlar. Biz direkt kamu kuruluşu değiliz, yarı devlet yarı özeliz. Vakıf statüsünde olduğumuz için biraz da rahatız aslında. Bu iş yarım bardak su gibi, boş kısmını da görüyorsun, dolu kısmını da. Biz işin dolu tarafındayız ve doldurmaya çalışıyoruz.
İnsanları keşfetmek
Tepebaşı ilçesi 2008 yılında kuruldu ve her şeye yeniden başladık. Bizim şansımıza Türkiye genelinde sosyal yardımlaşmalar yeniden yapılanırken kurulduk. Dolayısıyla biz işin sıkıntılı kısmından ziyade, işin profesyonel ve eğlenceli kısmındayız. Devletinden yardım talebinde bulunan insanların hep son çaresi olarak gidiyorsunuz. İyi bir sisteminiz varsa, iyi bir ekibiniz ve karar mekanizmanız varsa size o sıkıntıyla gelen insanı mutlu edebiliyorsunuz. İşin zevkli tarafı bu. O insanın sıkıntısını çözüyorsunuz. Vakıf olmanın güzel tarafı, vakıfta bir şey yapmak isterseniz yaparsınız. İstemezseniz de kabuğunuza çekilip devletin verdiği imkanlarla minimum bir şeyler yaparsınız. Temel mantığı şu işin, “Evet biz nakdi, yakacak, giyim, gıda yardımı yapıyoruz ama işin önemli olan kısmı bu değil”. İnsanlara dokunmak, insanlara sosyal anlamda yardımda bulunmak, insanların farklı şekillerde, sizden talebi olmadığı şekillerde bir farklılık yaratmak, biraz daha özel sektör mantığıyla yaklaşmak. İnsanları keşfetmek, topluma kazandırmak. Türkiye’de herhangi bir yerde, işte, haberlerde, şurada, burada gördüğümüzde, bunu Eskişehir’e uygun bir şekilde uyarlayıp uyguluyoruz. Bizim avantajımız şu; Eskişehir halkına açtığımız her projede, biz bir atıyoruz, bize 5 karşılık buluyoruz. Atıyorum, son dönemde moda olan bir uygulama var ‘askıda’ diye... Askıda Ekmek, Askıda İftar... Askıdaki uygulamada temel amacımız, ‘veren elle alan el birbirini görmesin’ ve bu hani bizim geleneklerimizden, hani kuşlara vakıf kuran bir gelenekten gelen bir milletin torunlarıyız. Dolayısıyla bunu modernize ederek yaşatmak durumundayız. İnsanlara bu anlamda güvenmek durumundayız. Bizim en büyük avantajımız, bu konularda Eskişehir halkı inanılmaz yardım severler. Toplumumuz fazlasıyla duyarlı.
Alan değil, veren el…
Biz vakıfta birbirinden farklı şeyler yapıyoruz. Vakıflar ilçelerde, Kaymakamların doğal başkanlığında, Mütevelli Heyeti’yle yönetilir. Mütevelli Heyeti vakıflarda yapılan bütün işlerin karar mekanizmasıdır. En ufak bir kişiye yapılacak bir liralık yardımda, büyük bir projede, bu Mütevelli Heyeti karar sürecinden geçer. Çok renkli bir karar mekanizması vardır. 12 tane üyesi vardır, doğal üyeler vardır. Türkiye için örnek olabilecek bir yönetimdir. Kaymakam, Milli Eğitim Müdürü, Müftü, Tarım Müdürü… Doğal üyeleri var, bunlar isimlere bağlı olmaksızın görevleriyle birlikte işlerini yaparlar. Çok sayıda yaptığımız iş var. TC Kimlik Numarası’yla sisteme girdiğimiz zaman 27 tane kurumla ilişkisini görüyoruz. Tapu kaydı, alacağı vereceği, banka kaydı dışında her şeyi görebiliyoruz. Bizim sahada 5 tane ekibimiz var, sabahtan akşama kadar ev ziyaretinde bulunan bir ekibimiz var. Bu ekipler devamlı gidip kontrolleri gerçekleştiriyor. Tepebaşı’nda 6 bin, 7 bin haneye kömür dağıtıyoruz. Arada birkaç tane de hatamız olsun. Bizim gelir getirici projelerimiz var. Yeni bir vakıfız ama çok fazla yaptığımız iş var. Bir iş fikri olan vatandaşın alt yapısını yapıyoruz. Örneğin bir kuaför dükkanı açmak istiyorsunuz veya terzi. Biz 15 bin TL’ye kadar kredi veriyoruz. Parayı da direk vermiyoruz, vatandaş bize alınması gereken ve yapılması gereken şeyleri söylüyor ve biz alıp hazırlıyoruz. Amaç şu, bizden yardım alan, bize el açmış, devletine el açmış vatandaşımıza yardım etmek. Alan değil de, veren el konumuna geçmek istiyoruz.
Tüm mevzu empati
Bir engelliyle yaşamak çok zor, eskiden engelli çocukları odalara kilitlerlerdi. Dışarı çıkarmazlardı ama artık bu böyle değil. Eğer evinizde bir engelli bireyiniz varsa, devlet onu el üstünde tutmanız için bakım parası veriyor. Bezdi, sandalyeydi, biz vakıf olarak destek olabiliyoruz. Devlet maaşı verdikten sonra arkasını dönüp bırakmıyor, engelli çocuğa ailenin bakıp bakmadığını kontrol ediliyor. Yoksulluk sosyolojik bir olgu. Aslında sadece parayla çözemeyeceğimiz sıkıntıyla da karşılaşıyorsunuz. Bir haneye devamlı bin 1500 lira verseniz de, durumu değişmeyen aileler var. Dolayısıyla burada eğitim devreye giriyor. Çocuklara eğitim vermek, devletin sıcak yüzünü göstermek gerekiyor. Bizim amacımız insanların bize gelmesi değil de, bizim gitmemiz. Kimin, nerde, ne aklına gelmediyse bizim yapmamız. İyilik projesi sayesinde artık günlük projeler yapıyoruz. İnsanlara ulaştıkça büyük bir haz duyuyoruz. Bir çocuğun gözündeki mutluluğu gördüğünüz anda bizim için de öyle bir mutluluk yok. Tüm mevzu empati kurmak.
Otobüste Sosyal Market
Vatandaşın sadece vakıfa kimlik kartıyla gelmesi yeterli veya internet üzerinden bize başvuru yapabilir. Vatandaş bize başvuru yaptıktan sonra, ekipler vatandaşla iletişime geçiyor ve vatandaşlarımızın evine gidiyoruz. Yeni uygulamaya geçmek üzere olan bir projemiz var. Anadolu Üniversitemiz, Naci Gündoğan hocamız bize bir araç hediye etti. Biz bir gezici vakıf yaptık, İyilik Festivali kapsamında yaptık. Otobüsün içerisinde Sosyal Market ve vakıf bürosu var. Biz insanların ayağına gidelim, işlemlerini yapalım, sisteme girelim. İhtiyacı olan vatandaşlarımıza bir çek veriyoruz Sosyal Yardımlaşma’dan. Vakıf binamızı yeniledikten sonra Sosyal Market de bir yer yaptık. Vatandaşlar Sosyal Market’e gidiyor, oradan görevliler onlara tamamen yeni ürünlerden ihtiyaçlarını karşılıyorlar. Sosyal Market’te vatandaşlar gelip, çoluklarıyla çocuklarıyla istediklerini alıp, evlerine rahat bir şekilde dönebilir. Biz hazır gıda paketlerine karşıyız, çok uygun olmuyor. Bizim tek kaynağımız devlet. İyilik Festivali’yle de vatandaşlar destek verecek.
Başarı referans olacak
Eskişehir’de 3 ay boyunca çatı organizasyon yapalım, Eskişehir’deki tüm paydaşlarla, temelinde iyilik olan, yardım olan bir şey yapalım dedik. Toplumumuzda hızlı yayılan bir kötülük mekanizması var. Bir kapının önünde, birisi bir çocuğa kötülük yapsa, ben eminim ki Eskişehir’in yarısı duyabilir. Ama burada kapının önünde biri iyilik yapsa, aynı şekilde yayılmaz. Eskişehir’e lütfen iyiliği de yayalım. Önümüzdeki yıllarda Eskişehir’de bir marka oluşturmak, Beyaz Altın Festivali gibi, buna da bir öncülük, bir vesile olmak istiyoruz. Onun için, bu yıl ne kadar başarılı olursak, seneye bizim için ciddi bir referans olacak. YÖK sınava dışarıdan bir şey sokmadığı için kalem dağıtıyor. Biz de bu kalemleri toplayıp tarım işçilerinin çocuklarına dağıttık. Yanlarına kermesten gelen parayla da resim defteri alıp verdik. İyilik Festivali’ne güzel bir kapanış planlıyoruz. Güzel bir sünnet düğünü düşünüyoruz. İnsanların evlerine ziyarete gittiğimizde böyle bir istek aldık. Şehirde çok merkezi bir yerde ve sağlıklı bir şekilde, diğer projelerin de tanıtımıyla bir kapanış organizasyonu yapmak istiyoruz. Ağustos’un sonunda. Bu festivalin Eskişehir’in bir markası olmasını istiyoruz.