×

Eskişehir tarımı için büyük tehlike: Hızla yayılıyor!

Türk tarımının kuraklıkla mücadelesi farklı bir boyuta taşındı. Üreticiler bir yandan piyasa koşullarıyla başa çıkmaya çalışırken bir yandan da kuraklığın getirdi olumsuzluklarla mücadele ediyor.  Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Selma Güder, kuraklıkla birlikte ortaya çıkan ve istilacı “kahverengi kokarcanın yayılma hızına dikkat çekerek, “Ülkemiz için de Eskişehir için de önemli bir tehdit” dedi.

Asya ülkelerinden Avrupa’ya yayılan ve artık ülkemizde de görülen kahverengi kokarca Türk tarımını büyük ölçüde tehdit ediyor. Üretimde verimi düşüren ve çok hızlı bir şekilde yayılan bu böcek şimdilik 17 ilde tarıma büyük zarar verirken, yayılma hızı ve verdiği tahribat düşünüldüğünde, yakın dönemde Eskişehir tarımı için de önemli bir tehdit unsuru olarak görülüyor.

PORSUK BARAJI YÜZDE 40’TA

Ziraat Mühendisleri Odası Şube Başkanı Selma Güder, kuraklığın iklim değişikliğinin bir sonucu olduğunu belirterek, “Porsuk Barajı’ndaki günceli doluluk oranı yüzde 40. Bu yeterli mi, şu an için tartışılır. Önümüzdeki süreç belirleyecek bunu. Meteorolojik anlamda, geçen sene eylül döneminde olan yağışlar ile bu yılın eylül dönemindeki yağışlar arasında yüzde 11’lik bir artış söz konusu. Meteoroloji’ye göre Eskişehir’in güneyindeki ilçeler geçen yıla göre daha az yağış almış durumda. Ancak bu yağış rejimini tarımsal olarak değerlendirdiğimizde bir önemi yok. Tarım için o yağışın ne zaman ve ürünün hangi döneminde düştüğü önemli” ifadelerini kullandı. 

HUBUBATTA EKİM DÖNEMİ BAŞLADI

Şu an hububatta ve ana kalem olan buğdayda ekim dönemi olduğunu hatırlatan Güder, “Ankara ve Eskişehir için hemen hemen aynı dönemdir. 10 Eylül’de başlar, şu an da aktif bir şekilde ekim yapılır. Bu ekim dönemi için yağışın az olmasını, sonrasında fazla olmasını isteriz. Ekim yaparken toprağın tavda olmasını temenni ederiz. Toprak sıcaklığının da 8 ila 10 derece olmasını arzularız. 6 ila 10 yaprak arasında çıkış yapmasını isteriz. İlkbahar son donları ve sonbahar ilk donlarının da olmamasını isteriz. Şu anda hassas bir dönemdeyiz. Çiftçilerimiz ziraat mühendislerimizin desteğiyle, kendi yöntemleriyle ekime başladılar. Bereketli olmasını temenni ediyoruz” şeklinde konuştu. 

YAĞIŞIN ZAMANI VE ŞEKLİ ÖNEMLİ

Yağış verilerinden ziyade zamanı ve şiddetinin önemli olduğunu vurgulayan Güder, “Yağışların da ekimden sonra yağması önemli ama yağışın şiddeti de çok önemli. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün verilerine baktığımızda, 2024’ün ilk 8 ayında 900 civarında ekstrem doğa olayları yaşandı. En fazla olan olay yüzde 36’yla şiddetli yağış ve sel olmuş. Yüzde 22 dolu meydana gelmiş ve yüzde 19 da yıldırım düşmesi olmuş. Geçen yıla göre yüzde 11’lik artış olabilir ama tarımsal olarak okurken bunu pozitif kabul edemiyoruz. Tarımda yağmur çok yağdığında mahsul çok olacak diye bir şey yok. Önemli olan o mahsulün hangi evrede yağmuru nasıl aldığıdır. Ziraat Mühendisleri Odası olarak her zaman çiftçilerimizin yanındayız” dedi.

KAHVERENGİ KOKARCA İSTİLASI

Kahverengi kokarca istilasına dikkat çeken Güder, “Bu tür Türk tarımında önemli bir tehdit şu anda. İsmi kahverengi kokarca. Kahverengi kokarca ilk olarak 2000 yılında Çin, Japonya gibi Uzak Doğu ülkelerinden Amerika’ya gidiyor. Arkasından Avrupa’ya yayılıyor. Yaklaşık 6 yıl kadar önce Gürcistan’da fındığa ve tarımsal üretime çok büyük zarar verdi. Ardından Gürcistan Batum’dan Artvin’e geçti. TIR’ların içindeki meyve ve sebzelerle bile seyahat edebiliyor. Şu an ülkemizde 17 ile yayılmış durumda. Karadeniz’de başladı, Yalova ve İstanbul’a kadar geldi. Karadeniz’e Şanlıurfa’dan, Adıyaman’dan çalışmaya giden işçiler olduğu için o bölgede de görüldü. Eskişehir için ilerleyen dönemde de bir tehdit unsuru oluşturabilir” diye konuştu. 

HIZLA ÇOĞALIYOR VE VERİMİ DÜŞÜRÜYOR

Kahverengi kokarcanın zararlarından bahseden Güder, “Bitkisel üretimdeki öz suyu emerek besleniyor. Bu bitkilerde fındık ana kalem ancak sonrasında mısır, domates, biber, patlıcan, şeftali, nektarin, kivi, hurma gibi ürünlerde de zararlı aktif hale geliyor. Onun dışında bitkisel üretimdeki kaliteyi ve verimliliği düşürüyor. Karadeniz bölgesinde fındık şu anda yüzde 40 oranında ürün kaybına uğramış durumda. Bu ürünler arasında ihraç kalemlerimiz de var. Bu yüzden Türk tarımı için önemli bir tehdit. Kuraklık ile ortaya çıktı.  Yayılma alanı da geniş ve yayıldığı takdirde ülkemiz için de Eskişehir için de önemli bir tehdit” ifadelerini kullandı. 

ETKİLERİNİ TÜM ÜLKE GÖRECEK

Mücadele için atılması gereken adımlardan ve mücadele yöntemlerinden de bahseden Güder, “Buna önlem olarak samuray arıları Çin’den getirildi. Ayrıca doğal ortamda da samuray arıları üretiliyor. Mücadele yöntemleriyle ilgili şu anda çalışılıyor. Mekanik, biyolojik, biyoteknik ve kimyasal mücadele gibi çalışmalar var. Kimyasal mücadeleyi ilk etapta önermiyoruz çünkü etraftaki diğer ürünlerle birlikte çevre ve insan sağlığına da zarar veriyor. Geldiğimiz noktada kuraklık pek çok zararlının da ortaya çıkmasına neden oluyor. Verimi de düşürüyor. Doğal dengeyi de etkilediği için tüketici açısından fiyatlara da etki eden yelpazede bir kuraklığı hem Eskişehir hem Türkiye hem de dünya olarak da görüyoruz” açıklamasını yaptı.