×

Eskişehir'in suyuna siyaset karışmasın!

Saadet Partisi Eskişehir İl Başkanı Fesih Bingöl, Sakaryabaşı'ndan Eskişehir'e içme suyu getirilmemesini siyasi gerekçelere bağladı. Bingöl, su yönetiminin tek çatı altında toplanması gerektiğini savunurken, Eskişehir'in gelecekte ciddi su sıkıntısıyla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu.

Saadet Partisi İl Başkanı Fesih Bingöl, ES TV’de canlı yayınlanan “Soruyoruz” programında gazeteciler Tarkan Demir ile Murat Taşkın’ın sorularını yanıtladı. Bingöl, Eskişehir'in su kaynakları, Sakaryabaşı’ndan kente içme suyu getirilmesi, Seyitgazi Ovası’ndaki yer altı sularının değerlendirilmesi, kentsel dönüşüm çalışmaları ve Devlet Su İşleri’nin (DSİ) çalışmaları hakkında değerlendirmelerde bulundu.

TOPLUMDA KARŞILIKLARI VAR

CHP’de alınan mutlak butlan kararının yargının siyasete müdahalesi olduğunu aktaran Bingöl, “Bu sonuca her bir partinin itiraz etmesi gerekiyordu. Türkiye’de şu an mutlak butlan kararından etkilenmeyen partilerin bir kısmı yarın aynı kararla karşılaşabilir. Netice itibarıyla CHP Atatürk'ün kurduğu bir parti, kurumsal bir kimliği var. Ana muhalefet partisiydi. Türkiye'nin de bir ana muhalefet partisine ihtiyacı var bu çok önemli ama mevcut iktidarın da bir algı operasyonu var. Bunun için de muhalefeti içeriden bölmek, dağıtmak gerekiyordu. Açıkçası hukuk üzerinden bunu başardılar. CHP içerisinde kalarak bir mücadele daha doğru olurdu ama bu karara saygı gösteriyorum. Netice itibarıyla YENİ Parti’nin şu an toplumda bir karşılığı var. Fakat bu karşılık bu ucube sistemde, 50+1 sisteminde bir şey ifade etmiyor tek başına. Dolayısıyla orada birinci partide olabilirsiniz, parlamentoda milletvekili sayınız fazla olabilir ama bütün yetkiler Cumhurbaşkanı’nda” diye konuştu.

MÜCADELEYİ BİRLEŞTİRMELİYİZ

“50+1 ucube sistemden bu ülkenin kurtulması için öncelikle bu mücadeleyi birleştirmek gerekir” diyen Bingöl,“Saadet Partisi de dahil olmak üzere muhalefet partileri sisteme itirazları yükseltmeli. Bu mücadelede başarılı olursak, o zaman farklı bir partinin çalışması sonuç verebilir. Ben meseleye sonuç itibarıyla bakıyorum. 50+1’in bu ülkede hukuksuzluğu, adaletsizliği, tek adam yönetimi ortaya koyduğunu hepimiz görüyoruz. Ülkenin bugün içerisinde bulunduğu bu tablonun sorunu bu. Şu an Türkiye’de parlamentonun bir ağırlığı yok. Saraydan hazırlanıyor kanun teklifleri. Komisyonlarda görüşülmeden geçip Meclis’in gündemine geliyor. Bu kabul edilemez bir tablo. Türkiye tarihinde parlamentonun en güçsüz olduğu süreci yaşıyoruz. Bu da bu sistemin sonucu. Bu sistemden bu ülkenin kurtulması lazım.YENİ Parti kapsamında; ‘geçmişte AK Parti, Fazilet Partisi'nden ayrıldı,başarılı oldu, aynı şekilde bu da başarılı olabilir’ diyen görüşler var. Ben buna itiraz ediyorum çünkü o zaman küresel sistemin AK Parti üzerinde çok ciddi etkisi var, onlar kurdurdular” dedi.

PARTİLERLE BİR ARAYA GELECEĞİZ

Bingöl, Saadet Partisi ile Yeniden Refah Partisi’nin diyalog sürecine ilişkin, “Temel olarak Millî Görüş'ün ilkelerinden beslendiğini ifade eden iki tane ayrı parti var. Türkiye'nin bir birlikteliğe ihtiyacı var. Bu konuda da Yeniden Refah Partisi çok rahatlıkla bir araya gelebiliriz.​Çünkü Türkiye'yi yönetmekle ilgili ortaya koyduğumuz ilkeler birbirine çok yakın. Bize şu sorular soruluyor: ‘Çatı parti hangi parti olacak?’ Biz bunun üzerinde yoğunlaşmıyoruz. Öncelikle Türkiye'de hangi partinin kazanacağı ya da hangi partinin çatı parti olması bizim için önemli değil. Türkiye ciddi sorunlarla karşı karşıya olan bir ülke. Yeniden büyük Türkiye'nin inşası ile ilgili çok güçlü bir ittifakın kurulması gerekiyor. Burada Yeniden Refah var, Saadet Partisi öncülük yapıyor, Deva Partisi var, öbür taraftan diğer partiler de görüşmeler devam ediyor. Genel başkanımız çok net bir çizgi ortaya koydu: ‘Biz bütün partilerle bir araya geleceğiz, konuşacağız. Sağdan, soldan fark etmiyor, bu ülkenin geleceğini birlikte inşa etmek istiyoruz.’Geçmişte birbirimize kullandığımız ayrıştırıcı, ötekileştirici üslubu kullanmayacağız” ifadelerini kullandı.

YENİ KAYNAKLAR OLUŞTURULMALI

Türkiye’nin genel olarak su fakiri bir ülke olduğunu ve ülkede suyun bilinçli kullanılmadığını savunan Bingöl, “Tarımda suyun yüzde 67'si kullanılıyor. Sanayide yüzde 16'sı, ev ve iş yerlerine kullanılan oran yüzde 11. Tarım politikasının yanlışlığından ötürü bilinçsiz su tüketimi var ve su çok israf ediliyor.Türkiye’de Su Bakanlığı kurulmalı, su havzaları oluşturulmalı, suyun bilinçli kullanılması için tedbirler alınmalı. Şu an Eskişehir'de geçmişte 7-8 metreden su çıkıyordu, şu an 150-200 metreden çıkıyor. Şu an nüfusumuz 1 milyon civarında ama 2030 yılında 1 milyon 200 bin kişiye ulaşacağız, şu anki su bize yeterli değil, yeni kaynaklar mutlaka bulunmalıdır. Sakaryabaşı’ndan suyun Eskişehir’e getirilmesi projesini gündeme getirmiştik. Buna karşılık Seyitgazi’nin altı su. Oradaki suyun şu anda yüzde 15’ini kullanabiliyoruz, yüzde 85’i ise kullanılamıyor. Bu su biraz sert ancak tarımda kullanılabilir. Dolayısıyla Çifteler’den gelen suyun karşılığında, sistemde bir geri dönüşüm oluşturularak Seyitgazi’deki suyun da aynı şekilde aktarılması gerekiyor. oradaki insanlarda tarım yapıyor neticede onların da suya ihtiyacı var, adaletli bir davranış ortaya koymak lazım” diye konuştu.

DSİ ÜZERİNE DÜŞENİ YAPMIYOR

Bingöl, “DSİ bu konuda üzerine düşeni yapamadı, yapamıyor. Çünkü su konusunda bir sürü bakanlık müdahil. Burada Çevre Şehircilik Bakanlığı var, Orman Bakanlığı var, Milli Savunma Bakanlığı var, belediyeler var, bir sürü kurum var, Bu tek bir merkezde toplanmalı, bu da bir bakanlıkla olabilir. Şu an Eskişehir’imizde de parklarda, rüjlerde rafine edilmiş su kullanıyor, bu çok yanlış. Burada tasarruf çok önemli. Eskişehir su problemi yaşayabilecek şehirlerden biri. DSİ’nin Sakaryabaşı’ndan Eskişehir’e içme suyu temini yapmamasının nedeni siyasetin devreye girmesi.CHP’li belediyelerin başarılı olmaması için merkezi iktidarın aldığı bir karar, çok net. AK Partili seçmenlere diyorum; Eskişehir bir susuzluk yaşadı, sen de bundan etkileneceksin. Dolayısıyla itiraz edin buna. Mesela şu an gündemde olan Kuzey Çevre Yolu, değil mi? Cumhurbaşkanı nezdinde bu proje askıya alındı. Çünkü Eskişehir’de istedikleri başarıyı elde edemediler. Dolayısıyla Eskişehir'e cezalandırıyorlar. Eskişehir'de bir deprem olduğunda bir susuzluk yaşandığında A, B, C partili adam ayırt etmiyor. Herkes insanları tümüyle etkiliyor. Meseleyi insani noktadan bakarak bir çözüm üretmek lazım. Bu tamamen siyasi bir olay” dedi.

HÜKÜMETİN PARASI YOK

Sakaryabaşı’ndaki suyun Eskişehir’e getirilerek içme suyu olarak kullanılması, Seyitgazi Ovası’nın altındaki suyun ise tarıma aktarılması gerektiğini kaydeden Bingöl, “Ama tarımın şekli de orada değişmeli. O tarımsal ürünlerin çok ciddi su tükettiğini biliyoruz. Onlardan vazgeçilmeli. Bu da hükümet politikasıyla olabilir. Belediyeler bu konuda çok etkili ve yetkili değil. 2004'te Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olduğum zaman o zaman maliyeti çok düşüktü aslında. Fakat şu an rakamlar epey yükseldi. Şu an hükümet kasasında para yok. Dolayısıyla böyle bir yatırıma da ayırabileceği para da yok. Bahane de var. Eskişehir'in suyu ile ilgili, depremselliği ile ilgili muhalefet partileri, iktidar partisi hep bir araya gelelim. Eskişehir'de neden bu işler olmuyor? Tartışalım. Bu insanlar bizi dinlesinler. Neden olmuyor?” ifadelerini kullandı.

BİTİŞİK NİZAMDAN KURTULMALIYIZ

İl Başkanı Bingöl, kentte 5 bin konutun riskli olduğunu hatırlatarak, “Kentsel dönüşüm ya da afet riski altına alan dönüştürülmesi ile ilgili çalışmalar yerel belediyelerin tek başına yapabileceği bir şey değil. Mutlaka merkezi hükümetin desteğini almak zorundadır. Merkezi hükümet bu konuda muhalif belediyelere destek vermedi. Vermediği için yerel yönetimler bu konuda suçlandı. İmar mevzuatında da bir değişiklik olması gerekiyor, böylece ada bazlı emsal ve kat artışıyla bir kentsel dönüşüm yapabilirsiniz. Tepebaşı Belediyesi Yeşiltepe Mahallesi'nde çok güzel bir çalışma yaptı. Fakat ciddi itirazlar oldu, oluyor hala. Emsal 3'e çıktığında cebinden para çıkmayacaktı. ‘Orada nüfus yoğunluğu artıyor dolayısıyla bunun altyapısı yetmez’ diyorlar. Ben de diyorum ki insan hayatı bu altyapıdan daha önemli. Eskişehir'de maalesef geçmişte planlamalar çok yanlış yapılmış, arsalarda küçük üretilmiş. Hep kuzeye bakan cephelerimiz var, bitişik nizam. Depremsellik açısından en tehlikeli şey bitişik nizam. Bu nizamdan kurtulmak lazım” diye konuştu.

HALKIN ZORLAMASI GEREKİYOR

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütülen “Yarısı Bizden” kampanyasına Eskişehir’in dahil edilmemesinin nedeninin, kentin ikinci derece deprem bölgesinde yer alması olduğunu dile getiren Bingöl, “Ama Eskişehir bulunduğu konum itibariyle Balıkesir'e yakın, Bursa birinci derece, İstanbul birinci derece, Yalova birinci derece. Çok ciddi etki görebiliyoruz. Bina stoğumuz çok eski. Eskişehir'de geçmişte çok kötü kumlar kullanıldı, elle beton döküldü. Bugün şu an çok güzel yapı denetimli binalar yapılıyor. Eskişehir bu konuda Türkiye'de en üst illerden biri olabilir. Çünkü burada belediyelerimiz ciddi katkı veriyor. Hem Çevre Şehircilik iyi bir denetim yapıyor. Hem de gerçekten İnşaat Mühendisleri Odası C25 beton kullanılmasını sağladı ve hazır betona geçildi. Depremde bir bina yıkılmasın hedefimiz bu ama en azından sandviç gibi olmasın. Yaşam alanları, üçgen alanları olsun ki insanlar oradan tahliye edebilsinler. Eskişehir’de bu sorunun Türkiye’nin gündemine gelebilmesi için iktidar ve muhalefet beraber hareket etmeli. Bunu kim sağlayabilir? Sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve halk bunu sağlayabilir. Halk böyle bir durumu ön plana alıp zorlarsa bir araya gelir, bir çözüm üretirler” dedi.