×

Eskişehir'in korktuğu noktalarda fay hattı yok: Rahatlatacak açıklama!

ESOGÜ Genel Jeoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Altunel, Eskişehir’de aktif bir fay hattı bulunduğunu doğruladı ancak hattın Porsuk Barajı’ndan veya ESOGÜ Kampüsü’nden geçmediğini vurguladı. Altunel, Sındırgı bölgesinde ise yıkıcı deprem potansiyeli bulunmadığını belirtti.

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Genel Jeoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Altunel, ES TV ekranlarında yayınlanan Günaydın Eskişehir programında önemli açıklamalarda bulundu. Gazeteciler Tarkan Demir ve Ayşegül Hümmet’in sorularını yanıtlayan Altunel, şehirdeki fay hattı iddialarına açıklık getirdi. Prof. Dr. Altunel, Eskişehir’de aktif bir fay hattı olduğunu doğrularken, bu hattın kamuoyunda sıkça dile getirilen yanlış bilgilerin aksine Porsuk Barajı’ndan veya Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Kampüsü’nden geçmediğini belirtti.
Yaptıkları bilimsel çalışmalar ve arazi gözlemleri sonucunda fay hattının güzergahını netleştirdiklerini söyleyen Altunel, şunları kaydetti: “Bizim yaptığımız çalışmalarda ve edindiğimiz gözlemlerde Oklubali tarafından Karabayır Bağları’ndan ve Eskişehir'in içerisinden geçen bir fay zonumuz ya da bir fayımız var.” Altunel, bu hattın geçtiği bölgelerde ilgili kurumların dikkatli bir şekilde izleme ve denetim çalışmaları yürüttüğünü de vurguladı.

SINDIRGI’DA YIKICI DEPREM POTANSİYELİ YOK

Son dönemde Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde meydana gelen depremler hakkında da konuşan Prof. Dr. Altunel, bölgenin genel jeolojik yapısını değerlendirerek yıkıcı deprem potansiyeli olmadığını ifade etti. “Sındırgı sallandığında, özellikle 5.5'in üzerinde deprem olduğunda, Eskişehir doğal olarak etkileniyor.” diyen Altunel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Benim kendi kanaatim; Sındırgı civarında yıkıcı deprem oluşturma potansiyeli olan herhangi bir fay yok. Bizim ülkemizin kabuğu yaklaşık en yaşlısı 500 milyon yıl yaşında taşlardan, kayalardan oluşuyor. Çünkü kabuk, taşlardan, kayalardan meydana geliyor.” Yer kabuğunun milyonlarca yıllık süreçte çeşitli deformasyonlara uğradığını belirten Altunel, bu değişimlerin bazı bölgelerde kırılma, çatlama veya kıvrılma şeklinde görüldüğünü ifade etti.
“Dolayısıyla kabuğa baktığımız zaman, kabuğun içerisinde bir şu anda hüküm süren tektonik rejim dediğimiz veya tektonizma altında oluşan faylar vardır; bir de eski dönemlerdeki tektonik rejimlerde oluşmuş faylar vardır.” diyen Altunel, Sındırgı’daki depremlerin de bu eski fay zonlarıyla ilişkili olduğunu belirtti.

"BU İKİ DEPREM AYNI FAY ÜZERİNDE DEĞİL"

Altunel, bu fayların günümüz tektonizmasına bağlı olarak biriken stresin yerel olarak boşalmasıyla sarsıntıların meydana geldiğini kaydetti. “Çünkü sonuçta, o tür o eski yapılar kabukta zayıflık zonları oluşturuyor. Siz eğer herhangi bir şeye gerilme uygularsanız, o zayıf yerlerden o enerji boşalacaktır.” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin genelinde bu büyüklükte depremlerin olabileceğini vurgulayan Altunel, “Aslında sadece Sındırgı değil, bu büyüklükteki depremler ülkemizin herhangi bir yerinde olabilir, olma potansiyeli vardır.” dedi. Son olarak bölgedeki iki önemli depremi örnek gösteren Altunel, “10 Ağustos'ta 6.1 civarında bir deprem olmuştu. Şimdi ise 27 Ekim'de bir deprem meydana geldi. Ancak bu iki deprem aynı fay üzerinde değil. Biri diğerinin 5-10 kilometre batısında, diğeri Sındırgı'nın yaklaşık 7-10 kilometre güneydoğusunda. Dolayısıyla birbirinden uzak faylar. Birinin üzerinde deprem meydana geldiğinde diğerini tetikleme potansiyeli elbette vardır.” ifadelerini kullandı.

FAYIN GEÇTİĞİ YERİ BANA GÖSTERSİNLER

Altunel, Porsuk Barajı’nın altında ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Kampüsü’nden geçen bir fay hattı bulunmadığını belirterek, “Belirli aralıklarla deprem üreten fayları araştırıp, onları bulabiliyoruz, yerlerini tespit edebiliyoruz. Eskişehir'de de öyle bir fay var. 1956 yılında, 6.4 büyüklüğünde bir deprem üretmiş.” dedi. Fay hatlarının büyüklük ve sıklık ilişkisine dikkat çeken Altunel, şu ifadeleri kullandı:
“Bir fayın üzerindeki büyük depremlerin meydana gelme sıklığı, onun üzerindeki kayma hızıyla ilgilidir. Eğer kayma hızı yüksekse, daha sık ve büyük depremler olur. Kayma hızı düşükse, daha uzun aralıklarla yani orta büyüklükte depremler olur.” Altunel, Kuzey Anadolu Fay Hattı ile Eskişehir fayının farkını da örneklerle açıkladı: “Örneğin, Kuzey Anadolu fayının üzerindeki kayma hızı yılda yaklaşık 2 cm civarındadır. Bunun anlamı, bloklar zıt yönde hareket ettiklerinde bu hareketi biz yüzeyde göremiyoruz ama yerin altında 2 cm birbirlerine göre zıt yönde, her yıl gidiyorlar. Dolayısıyla, örneğin, KAF üzerindeki büyük depremlerin tekrarlanma aralığı 250-300 yılda bir olur. Yani 7’nin üzerinde deprem. Ama Eskişehir’e geldiğimizde, bu fay üzerindeki kayma hızı son derece düşük. İşte 0.1-0.2 mm civarında. Onun için, birkaç bin yılda böyle orta büyüklükte bir deprem üretme potansiyeli olan bir faydır.” Porsuk Barajı’nın risk altında olduğu yönündeki iddiaları reddeden Prof. Dr. Altunel, şu ifadeleri kullandı: “Bir kere, Porsuk Barajı'nın altından geçen herhangi bir fay yok. Dolayısıyla o fayın hareketine bağlı olarak barajı yıkma potansiyeli olan bir yapı yok oralarda. Zaten, herhangi bir mühendislik yapısı yapıldığında, bunu dizayn eden mühendisler uzak kaynaktaki bir deprem büyüklüğü öngörürler ve ona göre dizayn ederler. Dolayısıyla, o baraj zaten eminim ki 7 büyüklüğündeki bir depreme göre dizayn edilmiştir. Eskişehir fayının üzerinde olacak herhangi bir deprem orta büyüklükte olabilir. Porsuk Barajı sadece o depremin sarsıntısını alacaktır ve zaten ona göre dizayn edildiği için ben öyle barajın yıkılacağını ya da hasar göreceğini sanmıyorum.” Altunel, üniversite kampüsünden geçen bir fay hattı olmadığını vurgulayarak tartışmalara net bir yanıt verdi: “Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'nin kampüsünün içerisinden geçen herhangi bir fay yok. Ben 1990’da başladım bu işleri, 35 yıldır bu işleri yapıyorum. Nereden geçiyorsa bana göstersinler o fayın geçtiği yeri. Ben bu konularla uğraşan birisi olarak rektör de bana müsaade etsin, getirip oraya evimi yapayım, onun içerisinde yaşayayım. O kadar net konuşuyorum. Madem tehlikeli, ben neden böyle bir şey isteyeyim ki, öyle değil mi? Bizim yaptığımız iş, jeoloji bilimiyle uğraşmak. Ve jeoloji bilimi gözleme dayalı bir bilimdir. Eğer gözlemlerinizi doğru yaparsanız, yorumlarınız da doğru olur. Ama eğer gözlemlerinizde eksiklik varsa veya gerçek veriyi göremezseniz, o zaman yaptığınız yorum doğru olmaz.” ifadelerini kullandı.

 
KENT İÇİNDEN GEÇEN BİR FAY ZONU VAR

Fay hattının Eskişehir'in içinden geçtiğini ifade eden Altunel, “Ama şu mahalleden bu mahalleden böyle adres göstermek doğru olmaz diye düşünüyorum ben. Bizim yaptığımız çalışmalarda ve edindiğimiz gözlemlerde Oklubali tarafından Karabayır Bağları’ndan ve Eskişehir'in içerisinden geçen bir fay zonumuz ya da bir fayımız var. Şimdi aslında bunun nereden geçtiğinden ziyade, ben hep şunu söylüyorum: Herhangi bir yerleşim yerinde, bir o oranın geleceğini planlayan insanların yapması gereken en önemli şey, idare ettiği ve hizmet ettiği toplumun, hizmet ettiği insanların güvenli bir ortamda yaşamasını sağlamaktır. Dolayısıyla, bizler jeologlar olarak, yerbilimciler olarak, biz sadece bizim yaptığımız durum tespitidir. Nedir? İşte buradan fay geçiyor, şurada sıvılaşma var, burada işte zemin şöyledir, burada böyledir. Biz durum tespiti yapıyoruz. Biz bu durum tespitini yaptıktan sonra, eğer planlayıcılar alıp bunun önlerine koyup şehri ona göre planlarsa, "Buradan fay geçiyormuş. Dolayısıyla bunun üzerine ben mühendislik yapısı oturtmayacağım.” der. Uygun bir yere yapar, orayı yeşil alan olarak kullanabilir veya yol olarak kullanabilir. Dolayısıyla öyle bir planlamayı yaptıktan sonra, bunu üst yapıyı inşa eden inşaat mühendislerine verdiğinde, onlar da zemin özelliklerine göre veya zemin parametrelerine göre üst yapıyı şekillendirdiklerinde, hiçbir kişi depremde zarar görmez. Yetkililerimiz bununla ilgili gerçekten canla başla çalışıyor diye düşünüyorum ben. Örneğin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, bu konuda çok hassas, özellikle fayların geçtiği yerlerde o konunun uzmanlarından görüş alıyorlar ve onun üzerine yapı yapmamaya çalışıyorlar. Ama sıkıntı şurada. Şimdi siz diyelim ki bir yerleşim yerinde bu tür çalışmaları yapacaksınız. Ne yapıyorsunuz? Örneğin Odunpazarı ilçesinde yeni yerleşim alanları belirleyeceğiz. Hemen bu işte bir ihaleye çıkılıyor. Dolayısıyla, şirketin birisi bunu alıyor. Ondan sonra, Çevre Bakanlığı diyor ki, ‘Burada aktif fay var. Dolayısıyla bu konunun uzmanından aktif fayla ilgili görüş al. Onu da bir araştırma kapsamında araştır, tespit et. Ona göre yap.’ Olması gereken de bu aslında. Ondan sonra ne oluyor? Ondan sonra işte ihaleyle alınan işlerde ben şimdi ihaleyi aldım. ‘Böyle böyle bir fay var, çalışılacak. Kaça yaparsın bunu?’ diye birkaç yerden fiyat aldım ve işime hangisi geliyor? En ucuz yapan kim ise o gelir. Özellikle bu araştırma safhasında ve bir de uygulama safhasında, aynı titizlikle ne yazık ki yapmıyoruz işlememizi.” dedi.