“Şehriyar, Türk dünyasındaki Fuzuli, Nesimi ve Nazım Hikmet gibi çok bilinir”
Alireza Pourbozorg Vafi, Türkiye’nin kendisi için bir dil vatanı olduğunu belirtti. Burada hiç gariplik çekmediğini dile getiren Vafi, "Türkiye’de her zaman şairlerle, yazarlarla ve güzel insanlarla sohbetim oldu. Derneklere giderim, bu şekilde güzelce yaşarım. Şairim, yazarım. 100 adet İran’da, 17 adet de Eskişehir’de kitap bastırdım. Ben üstat Şehriyar’ın öğrencisiyim. Şehriyar, Türk dünyasındaki Fuzuli, Nesimi ve Nazım Hikmet gibi çok bilinir. Onun bir tane Heyder Baba’sı vardır, 84 dile çevrildi. Şiir seven herkes Şehriyar’ın bu Heyder Baba’sını bilir. Ben 20 yıl onun öğrencisiydim” dedi.“2’nci kitabımdan kazandığım parayla Eskişehir’de bugüne kadar 17 adet kitap bastırdım”
Eskişehir’de kitap bastırırken nasıl bir süreçten geçtiğini anlatan Vafi, “Sedat Yurtseven, Allah rahmet eylesin. O bana dedi ki, ‘Sen bu kitabı burada yazmışsın, Almanya’da bastırmışsın. Türkiye’de bastırmayacak mısın?’ Ben de ekmek paramın bile olmadığını söyledim. O da 'Hallederiz' dedi. Sonra kitabı bastırdık, Yurtseven hocaya söyledim. Baskıya gitmemi istedi ve ben yine paramın olmadığını belirttim. Yurtseven, ‘Senden kim para istiyor? Para verme, git baskıya’ dedi. Baskı bir hafta sonra kitabı hazırladı ve verdi. Ondan sonra İbrahim Yaşar hocam bir imza günü yaptı. Kitapların hepsini sattık. Paralarımı bir poşete koydum ve üstat Yurtseven’in huzuruna giderek söyledim. O da gidip yeni bir kitap bastırmamı istedi. Sonra 2’nci kitabı bastırdım ve o parayla ben Eskişehir’de bugüne kadar 17 adet kitap bastırdım” şeklinde konuştu.“Huşeng Azeroğlu’nun hocamla ilgili o parçası dünyaya yayıldı”
‘Şehriyar’ın diyarından size selam getirmişem’ parçasıyla bilinen müzisyen Huşeng Azeroğlu’na da ayrı bir parantez açan Vafi, şunları söyledi:“Memleketimde onunla aynı mahallede yaşıyorduk. O bir zamanlar kafelerde şiir okurdu. Sonra Bakü’ye gitti ve orada ‘Şehriyar’ın diyarından size selam getirmişem’ parçasını okudu. Bu dünyaya yayıldı. Şimdi Türkiye’de de çoğu çalgıcı onu okuyor.”
“Ben 24 saat evdeyim, bunun 22 saati odada otururum ve yazarım”
İran’ın Şehriyar’ın hayatıyla ilgili bir film yaptığını ancak çok kötü olduğunu ifade eden Alireza Pourbozorg Vafi, hocası hakkında yeni ve daha iyi bir film yapılması gerektiğini düşündüğünü sözlerine ekledi. Şehriyar’ın talebesi olarak kendisinin ve ünlü şairin kızlarının da yapılan çalışmayı beğenmediğini söyleyen Vafi, “Ben 24 saat evdeyim, bunun 22 saati odada otururum ve yazarım. Sadece 2 saat gezerim yürürüm. Benim işim yazmaktır ve kitaplarım hazır” diyerek sözlerini bitirdi.“Onun Şehriyar’ın öğrencisi olduğunu öğrenince ister istemez bir hayranlık besledik”
Vafi’nin bir kitabını Türkçeye çevirme konusunda yardımcı olan Mahmut Çalışkan, “Ali Vafi ağabeyle 2015 yılında tanıştık. Biz burada Eskişehir’de bir kitap kafe işletiyorduk. Ali ağabeyimiz oraya gelmişti, ilk başta aracılar vesilesiyle orada görüşmüştük. Geldiğinde kendisinin İran Tebriz Türkü olduğunu söyledi. Zaten aynı milletteniz ve aynı dili konuşuyoruz ama kültürler farklı. Şehriyar’ın öğrencisi olduğunu belirtti. Ben Şehriyar’ı lise yıllarından beri bilen ve okuyan bir insanım. Öyle olunca kendisine ister istemez bir hayranlık besledik. Onun beraberinde şu ayrıntıya da parantez açmak lazım, Şehriyar’ın yetiştirdiği sadece 3 tane öğrencisi var. Ali Vafi bu 3 öğrenciden birisi, yani 4’üncüsü yok. İran’da Türkçe şiir söyleyemediği ve bunu neşredemediği için Türkiye’ye iltica etmek zorunda kalmış. Burada şu an bile çok büyük zahmetlere göğüs germek mecburiyetinde kalıyor. Bunca meşakkatin ve yokluğun arasında hala bütün inancıyla, bütün gücüyle yazmaya, insanlara bir şey aktarmaya, sanatını icra etmeye ve insanlığa yön vermeye devam ediyor” dedi.Muhammed Hüseyin Şehriyar kimdir?
Seyid Muhammed Hüseyin Behçet-Tebrizi (Azerice: Seyyid Məhəmməd Hüseyn Behcət Təbrizi, Farsça: سید محمدحسین بهجت تبریزی; 1906, Tebriz - 18 Eylül 1988, Tahran), şiirlerinde kullandığı Şehriyar mahlası ile tanınan İran Azerisi olan İranlı şairdir. Şehriyar, şiirlerini hem Azerice hem de Farsça olarak yazmıştır.İran Azerileri'nden olan Şehriyar, 1906'da Tebriz'de doğdu. Babası Mirismail Ağa Hoşgenabî, bir avukattı. İlk öğrenimini doğduğu şehirde tamamlayan şair, Medrese-i Talibiye'de aldığı Arapça ve Arap edebiyatı eğitiminin yanı sıra, Fransızca öğrendi. 1921 yılında Tahran'a gelerek Dar-ül Fünun okulunda tıp eğitimi almaya başlar. 1924 yılında aşkının peşinden Horasan'a gider. 1935 yılında Tahran'a geri dönerek İran Ziraat Bankasında çalışmaya başlar.
Şehriyar 1929 yılında önsözünü dönemin bilinen şairlerinden olan Bahtiyar, Nafisi ve Muhammed Tagi Bahar'ın yazdığı ilk şiir kitabını neşreder. Şiirlerinde şair Hafız, Sadi, Fuzûlî, M.P. Vaqif, M.E. Sabir ve s.-den etkilenmeler mevcut olan şair, anadilinde kaleme aldığı Heyder Babaya Salam şiiri ile Türkiye'de ve Sovyetler Birliği'ndeki Türki cumhuriyetlerde de büyük bir üne kavuştu.
1951 yılında Haydar Babaya Selam şiir kitabını yayımladı. (Haydar Baba, köyünün üstünde kurulu olduğu dağın adıdır.)
Şehriyar İran'da 1979 yılında yapılan İslam devrimini destekledi.
Tahran'da Mehr hastanesinde akciğer iltihabı ve kalp yetersizliğinden 18 Eylül 1988 yılında vefat eden şairin ölüm günü, O'nun anısına, İran'da Millî Şiir Günü olarak kutlanmaktadır.
Şehriyar İran Azericesi ile şöyle demiş:
Türkün dili tək, sevgili istəkli dil olmaz.
Özgə dile qatsan, bu əsil dil əsil olmaz.
Eserleri
- Heydar Baba,ya Salam, Tebriz, 1951;
- Yad-i ez Heyder Baba, Tahran 1964;
- Seçilmiş Eserleri, Bakı, 1966;
- Divan-ı Türkî Tebriz, 1992;
- Yalan Dünya, Bakı, 1993;
- Tüm Eserleri (4 cilt), Tahran,1971