Eskişehir Yaş Sebze ve Meyve Üreticiler Birliği Başkanı Yıldıran Kılıç, tarımda plansız üretimin hem üreticiyi hem de tüketiciyi olumsuz etkilediğini söyledi. Ürünlerin bol olduğu dönemlerde fiyatların dibe vurduğunu, arzın yetersiz kaldığı dönemlerde ise tüketicinin yüksek fiyatlarla karşı karşıya kaldığını belirten Kılıç, Türkiye’nin kapsamlı bir üretim planlamasına ihtiyacı olduğunu vurguladı.
ÜRÜN BOLLUĞU FİYATLARI DÜŞÜRÜYOR
Üretimde plansızlığın arz-talep dengesini bozduğunu belirten Kılıç, çiftçinin bir önceki yıl para kazandıran ürüne yöneldiğini, para etmeyen ürünlerin ise ekilmediğini söyledi.
Patates ve soğanı örnek gösteren Kılıç, arzın az olduğu dönemlerde fiyatların yükseldiğini, üretimin arttığı dönemlerde ise fiyatların hızla düştüğünü ifade etti. Kılıç, bazı dönemlerde üretilen ürünlerin önemli bölümünün tarlada kaldığına dikkat çekti.
Kılıç, üretim planlamasının bölgesel olarak yapılması gerektiğini belirterek şöyle konuştu:
“Para eden bir ürün seneye bol ekiliyor, para etmeyen ürün ekilmiyor. Üretim planlamasının olmaması üreticiyi bu noktaya getirmiştir. Bugün patates, soğandan örnek verebiliriz. Arz az olduğu için fiyat pahalı, arz bol olduğu zaman da fiyatlar dibe vuruyor, hatta üretilen ürünlerin yarısı tarlada kalıyor.”
“TÜRKİYE’NİN NE KADAR ÜRÜNE İHTİYACI VAR?”
Türkiye’nin hangi ürüne ne kadar ihtiyaç duyduğunun net biçimde belirlenmesi gerektiğini söyleyen Kılıç, iç tüketimin yanı sıra ihracat ihtiyacının da hesaba katılması gerektiğini ifade etti.
Kılıç, “Hangi ürün ne kadar yetiştiriliyor ya da Türkiye’nin ihtiyacı ne kadar? İhracat için ne kadar ürüne ihtiyacımız var? Bunun çok ciddi anlamda planlanması yapıldıktan sonra bölge bölge ekimler belirlenmeli ve üreticiler o yöne yönlendirilmeli” dedi.
Bu sistemin kurulması halinde israfın azalacağını savunan Kılıç, üreticinin para kazanacağını ve tüketicinin de sebze ve meyveye daha makul fiyatlarla ulaşabileceğini belirtti.
“İSRAF YÜZDE 70’E ULAŞIYOR”
Tarladan tüketicinin sofrasına ulaşana kadar yaşanan kayıplara da dikkat çeken Kılıç, sebze ve meyvede ciddi oranda israf yaşandığını söyledi.
Üretimden tüketiciye kadar olan zincirin daha etkin şekilde planlanması gerektiğini belirten Kılıç, ürünün tarlada kalmasının yalnızca çiftçiyi değil, ülke ekonomisini de olumsuz etkilediğini ifade etti.
“PLANLAMA YAPILMADAN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK OLMAZ”
Tarım politikalarında su kaynaklarının da dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Kılıç, özellikle endüstriyel mısır üretiminin su rezervleri üzerindeki etkisine dikkat çekti.
Tarım sektöründe kullanılan akaryakıt, ilaç, tohum ve gübrenin önemli bölümünün dışarıdan temin edildiğini belirten Kılıç, sürdürülebilir tarım açısından en kritik unsurun su olduğunu söyledi.
Kılıç, “Akaryakıtı dışarıdan alıyoruz, ilaç, tohum, gübreyi dışarıdan alıyoruz. En önemlisi suyumuzu tüketiyoruz. Tarımda sürdürülebilirlik bekliyorsak en önemli unsurumuz sudur” ifadelerini kullandı.
BOLLUĞUN ZİRVESİ 15 EYLÜL
Sebze ve meyvede bolluğun 15 Eylül civarında zirve yapacağını belirten Kılıç, bu dönemde fiyatların daha da gerilemesini beklediklerini söyledi.
Fiyat düşüşünün tüketici açısından olumlu görünse de üretici açısından ciddi bir sorun oluşturduğunu belirten Kılıç, Eskişehir’de üreticilerin kendi ürünlerini pazarda doğrudan perakende olarak satabildiğini ancak diğer büyükşehirlerde durumun farklı olduğunu ifade etti.
TARLADAN 10 LİRA, BÜYÜKŞEHİRDE 70-80 LİRA
Üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkının dikkat çekici boyutlara ulaştığını belirten Kılıç, aracıların zincirde yüksek kazanç elde ettiğini savundu.
Kılıç, “Ciddi anlamda bir denetim olmadığından maalesef ki üreticinin elinden 10 liraya çıkan bir domates bugün büyük şehirlerde 70-80 lira gibi rakamlarla satılıyor. Bu aradaki makasın da akaryakıtla, işçilikle açıklanır bir tarafı yok” dedi.
Üreticinin düşük fiyat nedeniyle zarar ettiğini, tüketicinin ise aynı ürünü yüksek fiyatla satın aldığını belirten Kılıç, üretim planlaması ve etkin denetimin hem çiftçinin hem de vatandaşın lehine olacağını söyledi.