CENAZELER NASIL GÖMÜLMELİ?
Depremde hayatını kaybeden kişilerin bedenlerinin, beklenildiğinin aksine, deprem sonrası salgın hastalıkların gelişmesi açısından risk oluşturmadığını belirten Dr. Uluğ, “Cenazelerin, kaynak sulara yakın olmayacak şekilde belirlenmiş defin alanlarına, tek tek gömülmesi tavsiye edilmektedir.” dedi.Doğal afetlerden sonra afetzedelerin yerleştirilmesinin, iyi planlanması gerektiğini belirten Dr. Mehmet Uluğ, “Barınma kamplarının yeri, su kaynaklarına yakınlığı, seyyar kurulacak tuvalet ve banyoların bu su kaynaklarına uzaklığının iyi planlanması gerekmektedir. Bunun yanı sıra temiz suya ulaşım önemlidir, temiz su varlığı ile beraber hijyen kurallarına uyulması ile su yolu ile bulaşabilecek enfeksiyon hastalıklarının önlenmesi mümkün olacaktır.” diye konuştu.TEMİZ SU NASIL ELDE EDİLİR?
Afet sonrasında el yıkama ve temel kişisel hijyen önlemlerine uyulmasının hastalıkların yayılmasını önleyeceğine dikkat çeken Özel Ümit Batıkent Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Uluğ, yapılması gerekenleri şöyle özetledi: “Eller, öncelikle yemeklerden veya gıda hazırlamadan önce, tuvalete gittikten veya hapşırık, öksürükten sonra ve görünür kirlenme olması halinde olmak üzere sık aralarla su ve sabunla yıkanmalı, görünür kirlenme yoksa alkol içeren solüsyonlarla 20 saniye ovuşturulmalıdır. Deprem sonrası içme suyuna ulaşımda sorun yaşanabilir. Ancak yeterli sıvı alınmasına özen gösterilmelidir. İçme suyu olarak mümkünse uygun şekilde şişelenmiş, kapalı suların tercih edilmesi gerektiğini dile getiren Dr. Uluğ, “Bu tür içme suyuna ulaşılamıyorsa, kaynamayla mikroplar öleceği için kaynatılıp soğutulmuş su da içilebilir. Kaynatma olanağı da yoksa var olan su, çamaşır suyuyla (klorla) dezenfekte edilip tüketilmelidir. Suya eklenecek çamaşır suyunun miktarı, kullanılacak ürünün içindeki klor miktarına göre değişir, bu nedenle kullanılacak çamaşır suyunun üzerindeki etiketten klor miktarı belirlenmelidir. Evlerde yaygın olarak kullanılan ve yüzde 4 oranlarında klor içeren klasik çamaşır suyundan kullanılacaksa, her 1 litre suya 3 damla çamaşır suyu eklenerek yeterli klorlama sağlanır. Sebze ve meyvelerin yıkanmasında da yukarıdaki şekilde hazırlanmış klorlu su kullanılabilir.” İfadelerini kullandı. Yiyecekleri hazırlayacak kişilerin, öncesinde ellerini su ve sabunla yıkaması gerektiğini sözlerine ekleyen Dr. Mehmet Uluğ, “Gıdaların hazırlandığı yüzeyler ve malzemeler temiz olmalı; sebze meyve dışındaki gıdalar iyice pişirilerek tüketilmeli ve güvenli ısılarda saklanmalı; çiğ gıdalar, pişmiş gıdalardan ayrı tutulmalı ve aynı yüzeylerle temas ettirilmemelidir. Bulunulan ortamın temizliği sağlanmalıdır.” dedi.DEPREM SONRASI HANGİ ENFEKSİYONLAR GELİŞEBİLİR
Deprem sonrası gelişebilecek enfeksiyonları, hijyen şartlarının bozulmasına bağlı olarak gelişen su ve yiyecek kaynaklı enfeksiyonlar ve kalabalık ortamların oluşturduğu risk nedeniyle bulaşan enfeksiyonlar olarak 3’e ayıran Uluğ, bu enfeksiyon türlerine açıklık getirdi. Deprem sonrası gelişebilecek enfeksiyonları; yaralar ve yaralanmalara bağlı gelişen enfeksiyonlar olarak tanımlayan Dr. Uluğ, “Depremler sonrasında, göçük altında kalan insanların vücutlarının tamamının veya bir kısmının ezilmesi ve baskıya maruz kalması sonucunda crush sendromu gelişebilmektedir. Bu durumda kaslarda ödem, şok, böbrek yetmezliği, kalp ve solunum yetmezliği olabilmektedir. Depremzedenin vücudunda oluşan yaralanmalar da enfeksiyon gelişimini kolaylaştırmaktadır. Tetanoz da aşılanması yapılmamış veya eksik yapılmış kişilerde gelişebilecek en önemli enfeksiyonlardan biridir.” şeklinde konuştu.KAMPLARDA ÖLÜMLERİN YÜZDE 40 NEDENİ İSHAL
Gelişebilecek ikinci enfeksiyon türünün; “Hijyen şartlarının bozulmasına bağlı olarak gelişen su ve yiyecek kaynaklı enfeksiyonlar” olduğunu aktaran Dr. Mehmet Uluğ, bunları şöyle açıkladı:“Depremlerden sonra afetzedelerin kaldığı barınma kamplarında yaşanan ölümlerde en önemli neden ishal olup, ölümlerin yüzde 40’ının sebebidir. Bu nedenle barınma kamplarının yerleşiminin iyi planlanması ve temiz su erişiminin iyi olması gerekmektedir. Ancak afet şartlarında temiz suya ulaşımın azalması veya suyun kanalizasyonla kirlenmesi sıklıkla yaşanan önemli bir sorundur. Bu durumda, su kullanımını azaltmakta ve sonrasında da ishal salgınları görülmektedir. Suyun kirlenmesi; kanalizasyon karışması veya suyun taşınması ve/veya depolanması sırasında kontaminasyonu ile olabilmektedir. Bunların yanı sıra ishal salgınları, ortak kullanılan su depolarının veya yiyecek hazırlamada kullanılan tencere/kazan kullanımına, sabun eksikliği ve kontamine olmuş gıda tüketimine bağlı geliştiği bildirilmektedir. Depremlerden sonra, kanalizasyon sisteminin çökmesi durumunda veya atık suların atılımı ile bozukluk olduğunda veya temiz içme suyuna ulaşımda zorluklar olması durumunda hepatit A ve hepatit E vakalarında da artışlar görülebilmektedir.”