×

Eskişehir’de iş dünyası yüksek vergiyle mücadele ediyor!

ETO Başkanı Metin Güler, vergi yükünün iş dünyasını zorladığını, sanayicilerin inovasyon ve AR-GE yatırımlarına yönelmesi gerektiğini ve Eskişehir Konseyi ile kent ekonomisinde ortak aklın güçlendirildiğini vurguladı.

Eskişehir Ticaret Odası (ETO) Başkanı Metin Güler, ES TV’de yayınlanan “Soruyoruz” programında gazeteciler Tarkan Demir ve Meltem Karakaş’ın sorularını yanıtladı. Gündeme dair değerlendirmelerde bulunan Güler, belediyelerin yürüttüğü hizmetlerden vergi yüküne, sanayi maliyetlerinden kent ekonomisine, ulaşım planlamasından Eskişehir Konseyi’nin yapısına kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu.

"Vergi yükü, iş dünyası için büyük bir sorun haline gelmiş durumda"

Asgari ücret belirlenirken en önemli noktanın çalışanın mutlu olması olduğunu vurgulayan ETO Başkanı Güler,  “Kişi geçimini sağlayabiliyor, çocuğuna, ailesine bakabiliyorsa, bu mutluluk hem iş hayatına hem aile düzenine hem de sosyal yaşamına doğrudan yansır. Ancak bugün bu dengeyi korumak çok zor. Zira hem çalışan hem de işveren açısından yeni ek vergiler gündeme geliyor. Vergi yükü, iş dünyası için büyük bir sorun haline gelmiş durumda. Biz işverenler olarak şunu söylüyoruz: Kesintiler daha anlaşılır hale getirilmeli ki çalışanımıza daha yüksek maaş ödeyebilelim. Örneğin 20 bin lira brüt maaş gösteriyorsunuz ama çalışanın eline bunun çok daha azı geçiyor. Bu fark ister istemez çalışanı mutsuz ediyor. Dolayısıyla her iki tarafın da mutlu olabileceği adil bir sistem oluşturmak gerekiyor. Şu anda işletmelerin yüzde 20 civarında bir artışı kaldırabileceğini söyleyebilirim. Ancak bu oranın üzerindeki zamlar üretim yapan veya hizmet veren işletmeleri zorlayacaktır” diye konuştu.

"Üretim yapmak, bir işletmenin ayakta kalması için yeterli değil"

Güler, Eskişehir’in bir sanayi şehri olarak Türkiye ekonomisinde çok önemli bir yere sahip olduğunu ifade ederek, “Mevcut ekonomik koşullar nedeniyle firmalar işlerini sürdürülebilir kılmakta zorlanıyor. Ne yazık ki bu süreçte konkordato ilan eden firmalar var. Artık sadece üretim yapmak, bir işletmenin ayakta kalması için yeterli değil. Sanayiciler, AR-GE merkezleri, tasarım birimleri gibi yenilikçi alanlara yatırım yapmak zorunda. Çünkü küresel rekabette var olmanın yolu, teknoloji ve inovasyondan geçiyor. Ancak bu da işletmeler için ek maliyet anlamına geliyor. Eskişehir’in ekonomisinde öne çıkan sektörler arasında havacılık, savunma sanayi, raylı sistemler ve seramik sektörü yer alıyor. Ancak bu büyük firmalar bile mevcut ekonomik ortamdan olumsuz etkilenmiş durumda. Kentin sanayi kimliğini koruyabilmesi için bu sektörlerin güçlendirilmesi, maliyetlerin makul seviyelere çekilmesi ve üreticinin desteklenmesi gerekiyor” dedi.

"Eskişehir Türkiye’nin en şanslı kentlerinden biri"

Esnafların bir sonraki yıla umutla bakmak zorunda olduğunu belirten Başkan Güler, “Çünkü bir ülkenin ya da bir kentin geleceğe dair planı ve umudu yoksa, bu durum karamsarlık yaratır ve ekonomik hayata da olumsuz yansır. Eskişehir bu anlamda Türkiye’nin en şanslı kentlerinden biri. Yaklaşık 100 bin öğrencinin yaşadığı bir şehirden bahsediyoruz. Öğrenciler kadar, şehre gelen aile bireyleri de ekonomik canlılığa katkı sağlıyor. Bu da Eskişehir’e düzenli bir sıcak para girişi anlamına geliyor. Ayrıca kentte sabit gelirli, yani emekli nüfusun oranı da yüksek. Bu kesim, aldığı maaşla sürekli harcama yaptığı için ekonominin döngüsünü canlı tutuyor. 2024 yılında kentte 2 milyonun üzerinde konaklama yapıldığı tespit edildi. Yani Eskişehir’e gelen insanlar burada kalıyor, para harcıyor, şehir ekonomisine katkı sağlıyor. Kimi turistik amaçla, kimi iş nedeniyle geliyor ama sonuçta hepsi kente bir ekonomik değer kazandırıyor. Eskişehir’in diğer kentlere göre farkı, ekonomisinde sürekli bir para dönüşümünün olması”  ifadelerini kullandı.

Ortak aklı geliştiriyoruz

Güler, Eskişehir Konseyi’nin kentin ekonomik, sosyal ve stratejik meselelerinde ortak aklı geliştirmeyi amaçlayan bir oluşum olduğuna dikkat çekerek, “Şimdiye kadar üç toplantı yapıldı, dördüncü toplantı 27 Kasım’da gerçekleştirilecek. İlk toplantılarda özellikle tarifeli seferler, serbest bölge çalışmaları ve KKF (Kamu Katkı Fonu) gibi konular ele alındı. Konular zaman içinde çeşitlenebilir, genişleyebilir. Konseyin karar verici bir organ haline gelmesi için yapının daha geniş katılımlı olması gerekiyor. Sadece üç oda başkanı, bir il başkanı ve birkaç uzmanın katılımıyla kapsamlı sonuçlar alınamaz. Bu nedenle her toplantıda konuların içeriğine göre yeni katılımcılar ekleniyor. Bazı toplantıların basına yansımaması, yanlış bir algı da oluşturabiliyor. Ancak burada önemli olan samimiyetle kentin menfaatine hizmet edecek fikirlerin paylaşılması” diye konuştu.