Türkiye'nin farklı illerinden gelen ve her biri döneminin ruhunu yansıtan 35 klasik otobüs, Eskişehir Vecihi Hürkuş Havacılık ve Teknoloji Parkı'nın ev sahipliğinde düzenlenen organizasyonda meraklılarıyla buluştu. Kent halkının yanı sıra çevre illerden gelen vatandaşların da yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte; geçmiş döneme damga vurmuş, aslına uygun şekilde restore edilmiş ve günümüzdeki maddi değerleri milyon liraları bulan nostaljik araçlar, ziyaretçileri adeta zaman yolculuğuna çıkarttı. Etkinliğin en dikkat çeken araçlarından biri ise Serkan ve Rukiye Bozdağ çiftinin hurdayken alıp adeta yeniden can verdikleri yürüyen evleri oldu.
"Normal evde ne yapıyorsam otobüste de aynısını yapabiliyorum"
Otobüsün içini hem özel bir yaşam alanına hem de mesleki mutfağına dönüştüren Rukiye Bozdağ, "Otobüs içinde mutfağım var. Tabii ki ortadan otobüsü böldüm, sebebi de hem özel alanım olsun hem de mesleki alanım olsun diye. Gittiğim her yerde tanıtım ya da içerik üretiyorum ya da kendi mesleğimi icra ediyorum. İçinde normal evsel çamaşır makinem, fırınım, termosifonum, normal ocağım, ev tipi banyom, ev tipi tuvaletim var. Normal bir ev gibi. Aslında hem gezen evimiz hem yaşam alanımız hem de benim mesleki işim. Her şey yapabiliyorum çünkü ev tipi no-frost buzdolabım da var. İster pasta yapabilirim, ister içecek yapabilirim; meze çeşitleri, yemek çeşitleri yapabilirim. Normal evde ne yapıyorsam otobüste de aynısını yapabiliyorum. Tabii ki biz bunu hurda bir şekilde aldık. Sonrasında hayata kazandırdık, can verdik. Yapım aşamaları bayağı bir uzun süre aldı. 3-3,5 yıl sürdü. Şu anda bize maliyeti 1,5 yıl oldu biteli, 5 milyon gitti bizden. Ama şu anda aynısını yapmaya kalksam 10 milyon rahat gider. İlk biz otobüsü 2022 yılında 55 bin liraya satın aldık" şeklinde konuştu.
"Çocuklar kendini kurtarınca tam zamanlıya geçeceğiz"
Eşinin çocukluk hayaline ilk başta sıcak bakmadığını belirten Bozdağ, karavan hayatına nasıl alıştıklarını ve gelecek planlarını şu sözlerle aktardı:Benim eşimin çocukluk hayaliydi bir otobüs alıp karavan hayatı yaşamak. Ama ben istemiyordum, beni ikna etmesi uzun süreç aldı. Ve bu uzun sürecin sonunda da bir baktık ki benim mesleki hayatımla birleştirdik. Tamamen yolda değişti fikirlerimiz, yapım aşamasında değişti. Elimden gelse tüm hayatımı, tüm zamanımı orada geçiririm ama iki tane çocuğumuz var, okul hayatları var. Okul hayatları ve tatil dönemleri karavanda geçiyor. Yani 24 saat aslında ben orada yaşarım ama çocuklardan, eğitim hayatından dolayı yaşayamıyoruz. Ama çocuklar kendini kurtardıktan sonra tabii ki tam zamanlıya geçeceğiz. İnsanlar aracı görünce ilk önce şaşırıyorlar. İşte önce fotoğraf çekilmek istiyorlar vesaire ama ilk sordukları şey maliyet tabii ki."