×

Eskişehir’de asgari ücret tartışması büyüyor!

Türk-İş’in Asgari Ücret Tespit Komisyonu’na katılmama kararını eleştiren Harb-İş Şube Başkanı Hasan Atak, “Toplu sözleşmelerde yapılan hatalar tekrar ediliyor. Türk-İş komisyona girmeli, mücadele masada verilmeliydi. Bu mücadele yalnızca masada değil, sahada da sürdürülmeliydi” dedi.

Türk-İş, 12 Aralık Cuma günü yapılması planlanan Asgari Ücret Komisyonu’nun ilk toplantısına katılmama kararı aldığını açıkladı. Böylece asgari ücret belirleme sürecinde ilk toplantı öncesinde taraflardan biri masada yer almamış oldu. Asgari ücretin toplu iş sözleşmelerinde belirleyici bir faktör olduğuna vurgu yapan Türk-İş’e bağlı Harb-İş Şube Başkanı Hasan Atak, Türk-İş’in komisyona katılmama kararının çalışanların masada yalnız bırakılması anlamına geldiğini ve bu tutumun işçilerinmücadelesini zayıflatan bir adım oluşturduğunu söyledi. Asgari ücret tartışmalarının artık ekonomik bir başlık olmaktan çıktığını, toplumsal adaletin ve insanca yaşam hakkının merkezine yerleştiğini dile getiren Harb-İş Şube Başkanı Atak, “Temel tüketimin, kiraların, ulaşımın ve genel olarak tüm giderlerin maliyetlerine baktığımızda bunların kontrolsüz bir şekilde arttığını görüyoruz. TÜİK’in hiçbir açıklamasını inandırıcı bulmuyoruz. Ücret artışları da TÜİK’in açıkladığı rakamların çok gerisinde kalıyor. Yılbaşında belirlenen asgari ücret, dönem sonunda yapılacak olan tüm kamudaki toplu iş sözleşmelerinde belirleyici unsur haline geliyor. Eskişehir’de bile tek bir kişinin yalnızca temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi artık 30 bin liranın altına düşmüyor. Bu kişi hiçbir sosyal etkinlik yapmayacak; sadece beslenecek, ulaşımını sağlayacak, gıda ihtiyaçlarını karşılayacak, doğalgazını ve diğer giderlerini ödeyecek. Bu rakamlarla insanların asgari ücretle geçinme şansı kesinlikle bulunmamakta” diye konuştu.

UCUZ İŞÇİ OLMAYACAĞIZ

Atak, asgari ücretin 50 bin liranın altına düşmemesi gerektiğini söyleyerek, tüm işçi ücretlerinin de buna göre güncellenmesi gerektiğini ifade etti. Şube Başkanı Atak, “Ben savunma sanayi işçilerinin stratejik öneme sahip olduğunu ve ucuz iş gücü olmadığını her zaman söylüyorum. Ucuz iş gücü olmamasının sağlanabilmesi için asgari ücretin mevcut seviyesinin dört ile dört buçuk katına çıkması gerekir ki sektörün rekabet gücü artsın, Türkiye’deki savunma sanayi çalışanları dünyayla yarışabilsin. Devlet hem kendi güvenliği hem de teknik sorumluluğu yüksek üretim süreçleri açısından bu personeli elinde tutmak istiyorsa bunu yapmak zorundadır. Biz bu durumu artık bir hayatta kalma meselesi olmaktan çıkmış, insanların yaşam ve onur mücadelesine dönüşmüş bir süreç olarak görüyoruz” dedi.

SORUMLULUKTAN KAÇMAYIN

Asgari Ücret Tespit Komisyonu’ndan çekilen Türk-İş’in doğru bir strateji ve politika izlemediğini de vurgulayan Atak, “Eğer siz komisyona girmiyorum diyorsanız, işçi tarafı sayıca fazla olsa bile hükümet istediğini yapmaya devam eder. Bunu daha önce toplu iş sözleşmelerinde yaşadık ve gördük. ‘Komisyona girmedik’ demek sorumluluktan kaçmak olur. Geçen dönem ‘asgari ücret kararına imza atmadık’ diyorsunuz; peki ne oldu? Ne yaptınız? Asgari ücretle çalışan insanları eyleme mi çağırdınız? Memurlarla, kamuda çalışan işçilerle dayanışma içinde ortak bir mücadele mi örgütlediniz? Hayır. Bunlar örgütlenmediği sürece komisyondan çekilmenin hiçbir anlamı yoktur. Toplu sözleşmelerde yapılan hatalar tekrar ediliyor. Hükümet şunun farkında: ‘Biz ne yaparsak yapalım, karşımızdaki sendikalar bunu kabul ediyor.’  Türk-İş komisyona girmeli, mücadele masada verilmeliydi. Bu mücadele yalnızca masada değil, sahada da sürdürülmeliydi” ifadelerini kullandı.