İktidarın göç politikasını eleştiren DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, “200 bin kişiye vatandaşlık verirseniz, geriye kalan 3 milyon 800 bin kişi ‘Acaba bana da çıkar mı?’ diye bekler. Böyle bir beklenti, geri dönüşü de engeller” dedi.
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Ahbaplar Grubu’nun davetlisi olarak katıldığı toplantıda ülke gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, ES Group Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Fetih Demirdaş ve çeşitli sektör temsilcilerinin de yer aldığı buluşmada konuşan Babacan, dünyada gerileyen demokrasi, Türkiye’deki göç politikası eksikliği ve hukukun üstünlüğüne dayalı yönetim anlayışının önemine dikkat çekti.
CİDDİ BİR TEHDİT
Avrupa’nın hala demokrasi ve temel haklar konusunda ileri standartlara sahip olduğunu ancak bu standartlara uymayan pek çok Avrupa Birliği ülkesininde mevcut olduğunu kaydeden Babacan, “ Dünya genelinde demokrasi geriliyor. 2. Dünya Savaşı sonrası en büyük kazanımlardan biri olan demokrasi artık birçok ülkede çözüm olarak görülmüyor. Popülist liderler, ‘Yetkiyi bana verin, sorunu ben çözerim’ diyerek hukuku ve kurumsal denetimi göz ardı eden yaklaşımlarla halkın karşısına çıkıyor. Bu tür söylemler de bazı ülkelerde karşılık buluyor.Bu trend yalnızca Türkiye için değil, dünya için de ciddi bir tehdit. Amerika’da dahi, özellikle Trump döneminde, benzer eğilimler ortaya çıktı” diye konuştu.
DEMOKRASİ ÖZGÜRLÜKTÜR
Babacan, demokrasinin yalnızca sandıktan ibaret olmadığını vurgulayarak,“Sandık kutsaldır, evet, ancak hukukun üstünlüğüyle birlikte değerlidir. Seçilmiş yöneticiler hukuka uygun şekilde yönetimlerini sürdürdüklerinde gerçek anlamda demokrasiden söz edebiliriz. Ancak bugünkü yönetim anlayışı, ‘Yüzde 50+1 oyla seçildim, istediğimi yaparım’ düşüncesine dayandığında sorunlar çoğalır, belirsizlik artar. Demokrasi; sadece çoğunlukla yönetime gelmek değil, aynı zamanda hukuk içinde kalmak, özgürlükleri ve kurumları korumaktır” dedi.
GÖÇ POLİTİKASI YOK
Mevcut hükümetin bir göç politikası olmadığını ifade eden Genel Başkan Babacan,“Göç artık dünyanın bir gerçeğidir. Ama bu gerçeğe karşılık devletin, ‘Kimleri hangi şartlarda kabul ederim?’ diye açık ve net bir politikası olmalıdır. Öyle ‘250 bin dolar ver, vatandaş ol’ diye bir şey dünyanın hiçbir yerinde yok.Bakın, 200 bin Suriyeli’ye istisnai vatandaşlık verildi. Ne ölçüye göre verdiniz? Çünkü açık yasa var: ‘Geçici koruma altında olanlar vatandaşlığa başvuramaz.’ Ama başka bir kanunda da deniyor ki: ‘Bakanlar Kurulu istisnai vatandaşlık verebilir.’ 2017’de anayasa değişince bu yetki doğrudan Cumhurbaşkanı’na geçti. Dolayısıyla istisnai vatandaşlıkların tamamı tek imzayla verildi. 200 bin kişiye vatandaşlık verirseniz, geriye kalan 3 milyon 800 bin kişi ‘Acaba bana da çıkar mı?’ diye bekler. Böyle bir beklenti, geri dönüşü de engeller” ifadelerini kullandı.