MİLLİ GELİRİN EN YÜKSEK OLDUĞU İLLERDENİZ
“Eskişehir sanayisi pozitif yönde yakın illerden ayrışıyor” diyen Küpeli, “Kimle konuştuğunuza bağlı. İşini takip eden, teknolojiyi takip eden, inovasyona önem veren sanayicilerin işleri oluyor. Yatırımları devam eden, yatırım yapabilen sanayicilerin de işleri oluyor. Ama hala eski metotlarla, eski usullerle üretim yaparak dünyada rekabet yapmayı düşünen insanlar günden güne sıkıntıya giriyor, girmeye de devam edecek. Bu çok net. Eskişehir sanayisi bölgedeki illere göre birçok konuda avantajlı. Bir kere bizde havacılık sektörü ve diğer sektörler oldukça ciddi yatırım yapabiliyorlar. Eskişehir’i tüketim merkezlerine olan mesafesi burada bir avantaj. Üstüne bir de demir yolu bağlantılarımız olsa çok daha harika işler yapacağız. Bundan dolayı da Türkiye’deki milli gelirin en yüksek olduğu dört beş ilden bir tanesiyiz. Bunda sanayinin de oldukça ciddi payı olduğunu da söyleyebilirim. Çünkü biz üretim yapıyoruz. Üretim yaptığımız zaman da katma değeri yüksek işler oluşuyor. Ciddi miktarda da istihdama katkı sağlıyoruz. Bu anlamda Eskişehir sanayisi pozitif yönde yakın illerden ayrışıyor” diye konuştu.
KAYNAK SIKINTISI OLUYOR
Yatırım maliyetlerinin yükseldiğine dikkat çeken Küpeli, Eskişehir sanayisi bölgesinin Türkiye’nin 2’inci büyük sanayi bölgesi olduğunu söyledi. Küpeli, “Bizim yönetim olarak hedeflerimiz var ve bu hedefleri artık uzun vadeli yapmaya başladık. Geldiğimizden bu tarafa da sürekli organize sanayi bölgesini büyütüyoruz. Çok yakında 34 milyon metrekareye çıkıyoruz. 2025-2026’lı yıllarda 45 milyon, ondan sonra da 50 milyon metrekareye gelecek. 50 milyon metrekareye geldiğimiz zaman bugün ki şartlarda Türkiye’deki en büyük sanayi bölgesi olacağız. Şu anda 2’nciyiz. Burada oturmuş bir kadro var. Oturmuş bir tecrübe var. Sermaye birikimi var. Yeni organize sanayi bölgesi nasıl kuracaksınız? Alt yapı maliyetleri o kadar çok ki şu anda. 1000 liranın üzerinde metrekarelerde alt yapı maliyetleri var. Yeni kurulacak bir organize sanayi bölgesi bu kaynağı nereden bulacak? Nasıl bulacak? Biz hiç sıkıntısı olmayan bir kurumduk. Şimdi bizde bile kaynak sıkıntısı olmaya başladı. Çünkü yatırım maliyetleri çok yükseldi. Biz buna karşılık arsa fiyatlarını aynı oranda artırmamaya çalışıyoruz. Çünkü yatırımcının elindeki imkanların binaya, taşa, toprağa bağlanması değil de teknolojiye, üretime, makineye kaydırılması taraftarıyız” şeklinde konuştu.
YENİ SANAYİ BÖLGESİ İÇİN ÇALIŞMALAR BAŞLADI
İmişehir’in karşısına yeni bir sanayi bölgesi yapılması adına çalışmalara başladıklarını belirten Küpeli, “Tam karşısı İmişehir’in. Ankara’ya giderken yolun sağ tarafında 5 milyon 100 bin metrekarelik alanımız daha var. İmişehir 4 milyon 840 bin metrekareydi. Burası daha büyük bir alan. Şu an orada çok ciddi kamulaştırma çalışmaları yapıyoruz. Arsa bitti. Yenisini oluşturalım, istimlaklara başlayalım vs. Bunlarla zaman kaybetmek yerine biz önden gitmeye çalışıyoruz. Şimdi tahsis edecek arsamız da var. Ama bunlar bitmeden de öbür tarafı hazırlayıp, alt yapılarını yapıp, sanayici geldiğinde hele hele teknoloji üreten, Eskişehir’in kalkınmasına vesile olacak firmalar olursa onlara hayır dememek adına biz önden gidip arsa hazırlıyoruz” ifadelerini kullandı.
15 YILIN REKORUNU KIRDIK
Eskişehir’e ciddi talep olduğunu ve bu anlamda Çok fazla arsa tahsisi yaptıklarını söyleyen Küpeli, “Bu anlamda ciddi çalışmalarımız var. Bizdeki gayretin Türkiye’de karşılığı da var. Geçen sene bu pandeminin çok yoğun yaşanmış olmasına rağmen son 15 yılın arsa tahsisinde rekor kırdık. Çok ciddi miktarda artan arsa tahsis ettik. Eskişehir’e bu anlamda ciddi talep var. Mükemmel bir alt yapı hizmetleri sunuyoruz. Enerji arz güvenliğimiz çok yüksek seviyelerde. Hele 1. Gelişme Bölgesi’nde sıfır kesintiyi garanti ediyoruz. Bunlar ileri aşamalar. Her şey bizde. 10 GB’a kadar internet hızı sağlayabiliyoruz. Şu anda Eskişehir’e yeni bir yatırımcıyla alakalı çalışmalarımız var. Çok kısa sürede duyacaksınız. Çok yakında temelini atacağız. Çok büyük çaplı. Belki de Eskişehir’in en büyük fabrikası olacak” dedi.
REKABET ETMEMİZ LAZIM
Herkesi yatırım yapmaya davet eden Küpeli, “Burası özgür bir ülke. Herkes fikrini söyleyecek. Bazıları sanayi istemez, bazıları tarımı istemez, bazıları başka başka işleri istemez. Böyle şeyler olur ama çoğunluğa baktığımız zaman böyle bir şey yok. Eskişehir’in üretmesi gerekiyor. Sanayi şehri burası. Dolayısıyla bizim kalkınmamız bu tarafta. Tabi ki burada turizm, hizmet sektörü, tarım da olacak ama olmazsa olmazımız sanayi. Bizim üretmemiz lazım. Üretirken de yüksek teknoloji ile üretilen ürünleri üretmemiz ve dünyayla rekabet etmemiz lazım. Ülkemiz ciddi bir avantaj da sağlamış gözüküyor. Bunu değerlendiriyoruz. Aslında sanayicilere şunu da çok net bir şekilde söylemeye çalışıyorum: Hükümetin, devletin bununla ilgili çok ciddi teşvikleri var. Bunlardan yararlansınlar. Çok ciddi bir şekilde cevap da alabiliyorlar. Herkes yatırım yapsın. Avrupa Birliği kaynakları vs. bazıları geri gidiyor. İstemiyor ya da bilmiyor insanlar. Bunu duyurmamız lazım” diye konuştu.
SANAYİYİ İSTEMEMEK AKILLICA BİR İŞ DEĞİL
“Sanayiyi istememek akıllıca bir iş değil” diyen Küpeli, “Kimisi hava kirliliği olur, kimisi tarımsal alanlar yok ediliyor diyor, kimisi trafik oluyor diyor, vs. çok değişik nedenler olabilir ama genel anlamda sanayiyi istemeyenlerin oranı çok azınlıktır. Herkes üretimi seviyor. Dünyada böyle. Almanya’ya, Amerika’ya, Fransa’ya bakın. Kore’ye bakın. Kore’nin bir şirketi, tarım yok bir şey yok Türkiye bütçesinden fazla ciro yapıyor. Sanayiyi istememek akıllıca bir iş değil. Sanayi olmazsa birçok hayatımızı kolaylaştıran cihaz, enerji şunlar bunlar olmaz” şeklinde konuştu.
ÜRETİMİ DE BİZ YAPALIM
Küpeli, “Burada yatırım yapacakmış. Ne yapacaksın? Enerji ile alakalı yatırım. Bin dönüm yer istedi bizden. Kabul ettim. Ama bir şartım var dedim. Bütün üretimi burada yapacaksın. Bize öğreteceksin bunu. Dedi olmaz. Biz de kusura bakmayın biz de bunu sanayi veremeyiz. Derdim Eskişehir sadece ve sadece fasonla hayatını sürdüren bir sanayi olmasın. Üretimi de biz yapalım. Öyle firmalar var ki organize sanayi bölgesinde dünyadan daha ileri geçmişler. Bir firmayı gezdim geçen. Dedi ki biz şunları yaptık ve bunları kendimiz geliştirdik, daha da iyisini yaptık. Biz böyle bir kabiliyetteyiz. Teknolojiden taviz vermek mümkün değil. Organize sanayi bölgesi bütün sanayicilerin AR-GE merkezleri olmayanların bu anlamda belirli bir seviyeye gelmesi için çalışıyor. Ama birçok firma proseslerini bize açmak istemiyor. Oysa çok eski metotlarla üretim yapıyorlar. Bizim sanayicilerimizin büyük bir kısmının AR-GE merkezi yok, AR-GE ile çalışacak bütçeleri de yok” ifadelerini kullandı.
KREDİ BULMAK KOLAY DEĞİL
Sanayicinin finansmana ihtiyacı olduğunun altını çizen Küpeli, “Eskişehir’deki sanayinin çok büyük bir kısmı KOBİ statüsünde. Bugün ki desteklerin de büyük bir kısmı KOBİ’lere veriliyor. KOBİ’lerin dışında da ciddi ciro üreten firmalar var. Türkiye’deki Sanayide kapasite kullanım oranı hemen hemen 80’lere geldi. Biz 280 milyar ve ütündeki ihracatları hedeflerken yatırımı göz ardı etmemeliyiz. Yatırım yapmadan, kapasiteleri artırmadan bu rakamlara ulaşamayız. Onun için finansman ihtiyacı var. Uygun şartlarda finansman ihtiyacı var. Çeşitli nedenlerle şu anda KOBİ’nin dışındaki sektörlerde finansmana erişim sıkıntılı. Bugün siz ihracat yapmayacaksanız, yatırım da yapmıyorsunuz kredi bulmanız çok kolay bir şey değil. Bu anlamda Eskişehir’deki sanayicilerin finansman ile ilgili sıkıntıları var” dedi.
ÖNGÖRÜLEBİLİR BİR POLİTİKA İZLENSİN
Enerji zamlarında öngörülebilir bir politika izlenmesi gerektiğini vurgulayan Küpeli, “Enerji dünyada da sıkıntılı. Bunun farkındayız. Ama bizim istediğimiz şey şu: Öngörülebilir bir politika izlensin. Enflasyon kaç? Şu rakam. Enerji fiyatları da aylık bu kadar dilimlerde artarsa biz bunu bilerek kontratlarımızı ona göre halledebiliriz. 3 ay, 5 ay hiç zam yapmadan birden yüzde 50 zam yapıldığında birden dengeler bozuluyor. Bu anlamda sıkıntı oluyor. Bütün sanayiciler hemen hemen kontratla çalışıyor. Eskişehirli sanayicinin bu anlamda sıkıntıları var. Enerji maliyetleri çok yükseldi. Geçen sene 400 bin lira olan fatura şimdi 2,5-3 milyon lira olanlar var. Ama en azından herhangi bir kısıtlama kesinti yok. Üretimi aksatacak bir durum da yok” diye konuştu.
ŞİMDİ TAŞIMA İHTİMALİMİZ KALMADI
Küpeli, “Şarteli indirmiyoruz. Şu ana kadar hiç kimsenin enerjisini kesmedik kötü niyet yoksa. Herkesi bir şekilde idare ediyoruz ama tabi bu sürdürülebilir değil. Bundan önce herhangi bir sanayiciyi 10 gün, 20 gün, 1 ay taşıyabiliyorsak; şimdi taşıma ihtimalimiz kalmadı. Bugün organize sanayi bölgesi ayda 700 milyon lira civarında fatura ödüyor. Bu parayı toplamak kolay mı? Çok ciddi rakam” şeklinde konuştu.
KÜÇÜLME YOK
Kasım-Aralık siparişlerinin iyi olduğunu söyleyen Küpeli, “Bir küçülme yok. En azından şu ana kadar yok. Biraz ihracatla alakalı özellikle o da bizim ihracatımızın yaklaşık yüzde 47 civarı Avrupa Birliği ülkelerine. Orada bir yavaşlama oldu ama kasım-aralık siparişleri kötü değil gibi duruyor. Özellikle çelik fiyatlarından dolayı Eskişehir sanayisi metal sektöründe iddialı. Çelik fiyatlarından dolayı Ukrayna-Rusya Savaşı bizi çok etkiledi” ifadelerini kullandı.
TEDİRGİNİZ
Sanayicinin önünü göremediğini ve tedirgin hareket ettiğini belirten Küpeli, “Bence önünü kimse görmüyor. Şimdi hala çok tedbirli hareket ediyoruz. Yarın öbür gün bir hata olabilir mi, fiyatlarda bir dalgalanma olabilir mi diye bunların tedirginliği var bizde. Ama şu günlerde biraz gevşeme de var piyasadaki fiyatlarda. Bir miktar zam gelecek düşüncesiyle ham madde stoklaması vardı. Onlar var. İki, talep fazla olduğu için bir miktar fiyatlarda gerileme var. Böyle giderse inşallah önümüzü görürüz. Ama şu an uzak bir süreyi göremiyoruz” dedi.
RAKAMLAR ÇOK BÜYÜDÜ
“Faturaları ödemek çok zorlaştı” diyen Küpeli, “Avrupa’da ilginçtir son 4 ayda gaz fiyatları düşmeye başladı. 100 Euro’nun altına düştü. Yani Avrupa’da Rusya ile ilgili endişeler azaldı. Başka kaynaklardan enerji temin etmeye başladı. Rusya’ya bağımlılık yüzde 7’nin altına düşmüş enerjide, gazda. Enerji zamları hepimizi etkileyecek. Sanayiciyi etkileyen birkaç ay sonra tüketiciyi etkileyecek. Bu zincirleme bir olay. Önümüzü görmek durumundayız. Göremiyoruz enerji zamlarından da dolayı. 1 Kasım geliyor. 1 Kasımda elektrik, gaz fiyatı bu kadar artı derlerse biz maliyetlerimizi neye göre hesaplayacağız? Faturaları ödemek çok zorlaştı. Çünkü rakamlar çok büyüdü. Biz tahsilatları aynı oranda düzenli yapamaz hale geldi. Teminatlar yetmiyor. Gaz ya da elektrik faturalarından dolayı geçen sene 500 bin lira ayda fatura ödeyen adam, 1 milyon lira teminat veriyordu ilgili kurumlara. Bu fatura 4 milyon liraya gelmiş. O da -10 milyon arası teminat istiyor” diye konuştu.
ASGARİ ÜCRET 11-12 BİN LİRA OLMALI
Asgari ücrette işverenden alınan verginin indirilmesi gerektiğinin altını çizen Küpeli, “11-12 bin liradan aşağı asgari ücret olmamalı” dedi. Küpeli, “Bu sefer farklı olacak diye açıklanıyor. 8-9 bin lira olur diye tahmin ediyorum. Gönlümden geçen aslında vergilerin asgari ücretteki vergilerin işverenin sırtından kaldırılması ve kıdem tazminatında da brütlerin üzerinden vazgeçilmesi şeklinde 11-12 bin liranın altına düşmemesi lazım. Bu bile yetmez de. Bazıları özellikle kıdem tazminatına takılmamak için bazı kişileri işten çıkartacaklar. Kolay bir şey değil. Sanayici bu anlamda oldukça rahatsız. Çalışanlarına verdikleri parada kimsenin gözleri yok ama bizim rekabet edebilmemiz için bu rakamların yönetilebilir olması lazım. Yani işverenin üzerindeki vergi yükü kaldırıldığı zaman inanıyorum ki sanayiciler hiç asgari ücretin rakamına takılmayacaklardır” şeklinde konuştu.
BU RİSKE GİREMEM
Yasin Çakır Un Fabrikası’ndan atılan işçilerin fabrika önüne çadır kurmasına izin vermeme gerekçelerini açıklayan Küpeli, “Orası kamusal bir alan. Erhan Tatar da bizim bölge müdürümüz. Bölgenin içerisinde olan bütün kaza vb. işlerden biz yönetim olarak sorumluyuz. Oradaki çadır kurulduğu zaman herhangi bir kaza, olumsuzluk olursa ben bunun hesabını veremem. Yoksa bir orada bir şey demiyoruz. Geçtim oradan masaları oradaydı. Gerekli çalışmaları yapıyorlardı. Ama oraya çadır kurduğunuz zaman işin rengi değişiyor. Bizden izin belgesi almaları gerekmiyor. Biz o sorumluluğun altına girmek istemiyoruz. Birisine bir şey olursa 2 gün sonra aile bizi dava edecek. Sen izin vermeseydin benim eşim bu arabanın altında kalmayacaktı gibi birçok şey olacak. Ben de 42 yıllık ticaret hayatımda buna benzer çok sıkıntılar gördüm. Çok iyi niyetle çıktığınız yolda başınız derde girebiliyor. Bu riske giremem ben” ifadelerini kullandı.
TESTLERİ DE TÜRKİYE’DE YAPILMALI
URAYSİM ile ilgili düşüncelerini ifade eden Küpeli, “Orada ciddi bir yatırım yapılmış. Ama yargı bir söz söylemiş. Yüce Türk yargısının sözünün üzerine söz söyleme bana yakışmaz. Bunu birazcık daha takip etmemiz gerekiyor. Benim uzmanlık alanım değil bu. Ama bence biz dünyadaki 7-8 ülkeden birisiyiz hızlı treni kullanan. Bunu da test etmemiz gerekirse test edilmeli. Ve kendi bünyemizde test etmeliyiz. Biz yakın gelecekte bu trenleri de kendimiz yapmak istiyoruz. Şu anda hep satın alıyoruz. Türkiye’de ciddi anlamda demir yolu ağı yapıyor. Buralara setler lazım. Trenleri kendimiz yaptığımız zaman testlerini Türkiye’de yapmamız gerekir” dedi.
KARŞI ÇIKANLARI İKNA EDECEĞİZ
URAYSİM’in olumlu ve olumsuz yanlarına ilişkin ciddi bir proje hazırlığı içerisinde olduklarını söyleyen Küpeli, “Aslında kavga kelimesi benim kişiliğime uymayan bir kelime. Mücadele edersek daha doğru olabilir. Biz burada yönetim olarak, kurum olarak bu işin olumlu olumsuz taraflarını en iyi anlatmak üzere şu anda çalışma yapıyoruz. Bununla ilgili hakikaten insanlara doğru bilgiler vereceğiz. Biz yapılmasına ikna, yapılmasına ikna. Projeye yeni başladık. Projenin sahibi Anadolu Üniversitesi. Oradan var, başkalarından var, karşı çıkanlar var. Bunların hepsini bir arada toplayıp değerlendireceğiz. Fikir sahibi olduktan sonra biz öncelikle karşı çıkanları ikna edeceğiz, karşı çıkmayanları ikna edeceğiz” diye konuştu.
SORU İŞARETLERİ GİDERİLMELİ
URAYSİM ile ilgili kafalardaki soru işaretlerinin bilimsel olarak giderilmesi gerektiğine dikkat çeken Küpeli, “Ulaştırma Bakanlığı işin bir tarafında, Sanayi Bakanlığı işin bir tarafında, üniversite işin bir tarafında. Birazcık da sahipsiz gibi gözüküyor. Tam tamına dört dörtlük birileri ucundan tutamıyor. Mahkeme kararları ortada. Burası yapılsın, yapılmasın, tarım alanı gibi şeyler de var. Birçok endişeleri var. Bunların giderilmesi gerekiyor. İkna edilmesi lazım evet ya da hayır anlamında. İkna edelim. Kim kimi ikna ederse. Aklın yolun birdir. Hayır diyenler neden hayır diyor. Bunları bir anlayalım. Evet diyenler, bilemden mi evet diyor, neden evet diyorlar. Bunları anlamamız lazım. Biz ciddi bir şekilde bürokrasiyle mücadele ediyoruz. Bu doğru değil. İnsan hayatı kaç yıl sürüyor? Çok giden 90-100. 500 sene yaşayan yok. Onun için bizim hayatımızda 3 ayın, 1 yılın çok ciddi anlamı, kıymeti var. Belirli projeler var. Uğraşıyoruz. Bazıları oluyor. Ama bizim heba olan zamanımızın telafisi var mı? Yok. Bunları çok iyi değerlendirmemiz lazım. Ankara’ya gittiğimiz zaman belirli projeler bir türlü yürümüyor. Sayın Cumhurbaşkanı’na ulaşabilirsek oluyor ama o da kolay bir şey değil ki. Ciddi sıkıntı var” şeklinde konuştu.
EN AZ 2 DÖNEM YÖNETMELİ
Seçim öncesi Celalettin Kesikbaş ile olan birliktelikleri hakkında konuşan Küpeli, “Birlikten kuvvet doğar diye bir atasözü var. Şimdi şahsi olarak kişilerin kurumlarda en az 2 dönem yönetici olmasını istiyorum. Nedeni şu: Ben 2012 yılında OSB’nin yönetim kurulu, 2013’te başkan vekili ve bu işin birazcık çıraklığını yaptık. Celalettin Bey doğrudan 2018 yılında doğrudan dışardan geldi ve ESO’da yönetim kurulu başkanı sıfatıyla görev yaptı. Belki 2 senesi, 3 senesi işleri, işlemleri, kurumu, bürokrasiyi tanımakla geçti. Tam faydalı olacağı zaman tekrar seçim geliyor. O anlamda kişilerin bir süre daha oraları yönetmesi gerekiyor. Neden böyle bir şey yaptık? Geçen sene 2021’in sonunda ben Celalettin Bey’e söyledim, biz seçime gideceğiz. Konuşmalarımızda fikirlerimizden bahsettik, bana başarılar diledi” ifadelerini kullandı.
KESİKBAŞ İLE ARAMIZA ÇOMAK SOKULDU
“Bizim seçimden sonra da bu uyumun bozulması için ciddi çomaklar sokuldu” diyen Küpeli, “Bunların hepsini bertaraf ettik bir şekilde, göğüs gerdik. Kimisi iyi niyetli, kimisi kötü niyetli. Bizim ekipten, başkalarından filan bizim şu kadar gücümüz var, bu kadar şey yaparız gibi çok detaya girmek istemem ama birçok işler oldu. Beni de eleştirenler oldu niye böyle bir şey yapıyorsun diye. Yok. Kurumların doğru yönetilmesi için bir sürece ihtiyaç var. Bir de biz mutlaka enerjimizi üretime, kalkınmaya ayırmak durumundayız. Enerjimizi kavgayla tüketemeyiz. Çok uzun zaman harcayamayız bunlara. Zamanı verimli kullanmak zorundayız. Bu seçimlerde de böyle. Bizimle başlayan süreç borsa, ticaret odası çok uyumlu bir şekilde sarsıntısız, sıkıntısız tamamlandı. Kimse kimseye düşman olmadan, kırgınlık yaşamadan seçimler tamamlandı. Herkes önüne baksın” diye konuştu.
KARŞIMIZDA ADAYIN ŞANSI YOKTU
Seçimlerde karşısına aday çıksa da şansının olmadığını söyleyen Küpeli, “Eğer işinizi iyi yapıyorsanız, herkes her işi kazanmak için, başarmak için yapar. Bugün organize sanayi bölgesinde bizim yönetimin yaptıkları ortadaydı. Birileri bizim karşımıza aday olarak rakip olarak çıksa şansı var mıydı? Yoktu. Ben de biliyorum. Ama buna rağmen bizde kibirlenme ya da başka bir algı olmadı. Gücümüzün farkındaydık. Buna rağmen, ben güçlü olduğum için bu böyle oldu, senin bu kadar gücün yok, böyle olur demedik” şeklinde konuştu.
ŞEHRİN KALKINMASI İÇİN ÇALIŞIYORUZ
“Şehrin kalkınması için çalışıyoruz. Kendi ihtiraslarımız ikinci planda” diyen Küpeli, “Belki zorlanabilirdi. Orasını bilmiyorum. Ben kendi kurumum için söylüyorum bunları. Seçimler başka bir şey tabi. Çok güvendiğiniz zaman sandıktan başka bir şey çıkabilir. Benim dışımdaki birileri o cesareti, o görüntüyü kendisinde hissetseydi çıkabilirdi belki. Bence ona cesaret edemediler. Başarılı olacaklarına inanmadılar. İlla benim çıkmam şart değil. Neticede herkes özgürce yeterli şartları sağlıyorsa aday olabilir. Birileri o güveni, o verileri alsaydı çıkabilirdi. Tabi ki kolay değil. Bir ekip var. Bizde de bir ekip var. Ehil bir ekip var. O arkadaşlarla beraber şehrin kalkınması için çalışıyoruz. Kendi ihtiraslarımız ikinci planda” ifadelerini kullandı.
BARIŞI SAĞLADIK
Sanayiciler arasında barışı sağladıklarına dikkat çeken Küpeli, “Bunu insanlar sanayiciden satın aldı. Yani bizim organize sanayi bölgesi seçimiyle başlayan süreçten sonra da bütün platformlarda görmeye başladık. Herkes hissediyor bunu. Şöyle başka bir şey oldu: Geçtiğimiz yıllarda özellikle Savaş Bey’in seçim yaptığı yıllarda sanayicilerin birbirleriyle alışverişlerini kestiklerini, biliyorum. Şimdi hiç böyle bir şey yok. Bizler, başkanlık sıfatıyla bu barışı da sağladık. Birçok kişi artık birbirleriyle alışveriş ediyor, işlerini beraber büyütüyorlar. Eskiden ciddi bir kutuplaşma vardı. Bunu da kırarak çok kutsal bir yol da açmış olduk” dedi.
UÇURUMU YIKTIK
“Şehirle sanayi arasındaki uçurumu biz yıktık” diyen Küpeli, “Bir uçurum vardı. Şimdi hiç sorun duyuyor musunuz? Eskiden şehirle arasında bir bağ yoktu. Şimdi çok net bir şekilde bunu sağlıyoruz. Özellikle yeni çalışmalarımız bunu daha çok pekiştirecek. Yaşam park bittiği zaman Eskişehirliler oraya kahvaltıya gidecekler, festivale gidecekler, müzesine gidecekler. Artık sanayi ile daha çok iç içe olacaklar. Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nin sadece fabrikalardan ibaret olmadığını, yaşayan canlı bir organizma olacağını görecekler” diye konuştu.
YATIRIMCILAR ESKİŞEHİR’İ TERCİH EDİYORLAR
Yatırımcıların Eskişehir’i tercih ettiğini söyleyen Küpeli, “Kesinlikle Eskişehir’i tercih ediyorlar. Bizde çok düzgün bir alt yapı var. Bazı yatırımcılar var ki Eskişehir’e gelenler, arsasına gücü yetmiyor. Biraz daha küçük yer istiyor. Biz de öneriyoruz. Ama burayı istiyor. Çünkü benim üreteceğim ürünler bu pazarda değerli. Yine benim ihtiyaç duyduğum yardımcı ekipman, ham madde bu pazarda var. Bu pazarın içerisinde enerji arzında bir güven var. Elektrik kesilmiyor. Nitelikli, kaliteli iş gücüne ulaşma imkânın var gibi birçok etkenlerden dolayı Eskişehir tercih ediliyor” şeklinde konuştu.
4’ÜNCÜ ÜNİVERSİTE KAFAMA OTURMADI
“Eskişehir’e 4’üncü bir üniversite, bizim tarafımızdan kurulacak bir üniversite kafama oturmadı” diyen Küpeli, “Organize sanayi bölgesine bir firmaya gittik. Vali Bey var. Orada firmanın yetkilileri sohbet esnasında Nadir Bey, biz beyaz yakalı konusunda sıkıntı yaşıyoruz dedi. Vali Bey bana döndü, şu üniversiteyi kur diyorum dedi. Ben bunu inceliyorum. Bizim barutumuzu doğru harcamamız gerekiyor. Çalışıyoruz. Lakin tam olarak kendi adıma söyleyeyim, Eskişehir’e 4. bir üniversite, bizim tarafımızdan kurulacak bir üniversite kafama oturmadı. Bu özel bir üniversite olacak. Bunun bir bedeli var. Biz bunu işletiriz. Mühendis dediğim zaman yeteri kadar devletin okullarında mühendis var. Bizim kafamızdan geçen, biz burada öyle bir şey yaparsak. Hala düşüncemiz var. Henüz somutlaştıramadık bunu. O mühendisi mutlaka fabrikalarda çırak gibi çalıştırıp, mühendis olduktan sonra çok donanımlı bir şekilde işin içine sokmak istiyoruz. Öyle mühendisler var ki, çocuk makine mühendisi olmuş. Hiçbir şey bilmiyor. Ama mühendis. Diploması da var. Biz böyle bir şey istemiyoruz. Yaptığımız okulda üniversite mutlaka sanayicilerin arzu ettiği en çok ihtiyaç duyduğu beyaz yaka olacak” ifadelerini kullandı.