Programa Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, Bilecik Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı, CHP Eskişehir Milletvekilleri Utku Çakırözer ve İbrahim Arslan ile çok sayıda siyasi isim ve vatandaş katıldı.
ÜRETİMLE İÇ İÇE BİR EĞİTİM MODELİ
Panelin ilk konuşmacısı eğitimci Emin Dağlı oldu. Dağlı, Köy Enstitülerinin yalnızca bir eğitim projesi değil, aynı zamanda üretim temelli bir kalkınma modeli olduğunu vurguladı. Köy Enstitülerinde teorik eğitimin sahayla birleştiğini belirten Dağlı, öğrencilerin tarım, hayvancılık ve bölgesel üretim alanlarında doğrudan uygulamalı eğitim aldığını ifade etti. “Her enstitünün kendi üretim alanı vardı. Öğrenciler hem öğreniyor hem üretiyordu” diyen Dağlı, bu modelin günümüz eğitim sistemiyle kıyaslandığında ciddi farklar içerdiğini dile getirdi.“NİCELİK VAR, NİTELİK YOK”
Panelde ikinci konuşmayı yapan Erdoğan Yıldız, Türkiye’de kooperatifçilik yapısına yönelik dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. 25 yıllık deneyimini paylaşan Yıldız, Türkiye’de kooperatif sayısının yüksek olmasına rağmen başarılı örneklerin oldukça sınırlı olduğunu söyledi. “Tüketim kooperatifleri güçlendirilmeden bu sistem işlemez” diyen Yıldız, üretimden tüketime uzanan entegre bir model önerdi köy kalkınma kooperatifleri üretim yapmalı, tarım kredi kooperatifleri finansman sağlamalı ve tüketim kooperatifleri ürünleri pazarlamalı. Bu zincirin kurulması halinde gıda krizi ve fiyat baskısının önemli ölçüde aşılabileceğini ifade etti.GÜNAYDIN: “CUMHURİYET YOKLUKTAN RASYONEL EKONOMİ YARATTI”
Panelin en dikkat çeken konuşmacısı CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın oldu. Cumhuriyet’in kuruluş yıllarına dikkat çeken Günaydın, Türkiye’nin son derece sınırlı imkânlarla yola çıktığını vurguladı. “1923’te nüfus 13 milyondu, yüzde 85’i köydeydi. Sanayi yok denecek kadar azdı. Buna rağmen kurucu akıl rasyonel bir kalkınma modeli kurdu” diyen Günaydın, Lozan Antlaşması’nın ekonomik bağımsızlık açısından kritik rol oynadığını ifade etti.“KÖYLÜ MİLLETİN EFENDİSİDİR”
Günaydın, Mustafa Kemal Atatürk’ün üretim vurgusuna dikkat çekerek, Cumhuriyet’in ilk politikalarının tarımı ayağa kaldırmaya odaklandığını söyledi. Köy Kanunu, toprak düzenlemeleri ve yerel yönetim yapılanmalarının bu stratejinin parçası olduğunu belirtti.“ÜÇ BEYAZ” STRATEJİSİ
Cumhuriyet’in erken dönem sanayileşmesini “üç beyaz” üzerinden anlatan Günaydın; buğday, şeker ve pamuk üretiminin ülke genelinde sanayi yatırımlarıyla desteklendiğini ifade etti. “Her fabrika bir kaledir anlayışıyla hareket edildi” sözleriyle dönemin üretim modelini özetledi.ATATÜRK’ÜN ESKİŞEHİR KARARI
Günaydın’ın paylaştığı en çarpıcı anekdotlardan biri ise Eskişehir Şeker Fabrikası’nın kuruluş süreci oldu. Günaydın, Atatürk’ün fabrikanın yerini bizzat belirlediğini şu sözlerle aktardı: “Treni durduruyor, iniyor ve ‘Fabrika buraya kurulacak. Halk her gün görsün ve gurur duysun’ diyor.” Bu anlatım salonda uzun süre alkış aldı.
1929 KRİZİNDEN AĞIR SANAYİYE GEÇİŞ
1929 Büyük Buhranı sonrası Türkiye’nin ekonomik yön değiştirdiğini belirten Günaydın, tarım ağırlıklı modelden ağır sanayi yatırımlarına geçildiğini söyledi. Bu süreçte kurulan Maden Tetkik Arama ve Etibank gibi kurumların kritik rol oynadığını ifade etti.
GÜNCEL POLİTİKALARA ELEŞTİRİ
Günaydın, konuşmasının son bölümünde günümüz ekonomi politikalarına yönelik eleştirilerde bulundu. Özelleştirme süreçlerinin üretimi zayıflattığını savunan Günaydın, özellikle TEKEL örneği üzerinden yerli üretimin gerilediğini dile getirdi. Madencilik politikalarına da değinen Günaydın, Türkiye’de çıkarılan altının büyük kısmının yabancı şirketler tarafından alındığını öne sürdü.