Dr. Karalı, son yıllarda yapılan araştırmalara dikkat çekerek, hastalığın ön evresi olarak bilinen hafif bilişsel bozukluk tanısı alan bireylerde bile dilsel işlevlerin etkilendiğini ifade etti.
"Kelime bulma güçlüğü, anlatı oluşturmada zorlanma ve diyalog sürdürememe gibi sorunlar, hastalığın erken sinyallerinden olabilir."
ERKEN MÜDAHALE HAYAT KURTARIR
Dilsel bozuklukların sadece bir iletişim problemi olmadığını, aynı zamanda bilişsel gerilemenin erken göstergeleri arasında yer aldığını belirten Karalı, erken dönemde başlanacak dil ve konuşma terapisinin önemine değindi. Terapinin, bireyin iletişim becerilerini korumasına, sosyal ilişkilerini sürdürmesine ve yaşam kalitesini artırmasına yardımcı olacağını aktardı.Hastalığın ilerleyen evrelerinde yutma güçlükleri (disfaji) de görülebileceğini kaydeden Karalı, dil ve konuşma terapistlerinin bu noktada da önemli görevler üstlendiğini belirtti.
"Disfaji' olarak adlandırılan bu durum, bireyin güvenli beslenmesini tehdit ederken aspirasyon riskini de artırabilir. Dil ve konuşma terapistleri, bu noktada hem iletişim hem de oral-motor ve yutma becerilerini değerlendirerek gerekli terapötik yaklaşımları uygular."
Biruni Üniversitesi Dil ve Biliş Laboratuvarı'nda yürütülen araştırmaların, dilin hem tanı koymada hem de müdahale etmede nasıl bir araç olarak kullanılabileceğine ışık tuttuğu bildirildi.