2025 Merkezi Yönetim Bütçe Kanun teklifi görüşmeleri sırasında Cumhuriyet Halk Partisinin atanamayan öğretmenler, emekli ikramiyelerinin düzenlenmesi, tarımda akaryakıt ÖTV’sinin kaldırılması gibi birçok önergenin reddedilmesi ile ilgili konuşan CHP Milletvekilleri Utku Çakırözer, Jale Nur Süllü ve İbrahim Arslan, bütçede halkın yararına olacak tüm önergeleri iktidarın reddettiğini söyledi.
2025 Merkezi Yönetim Bütçe Kanun teklifi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edildi. Cumhuriyet Halk Partisi’nin ek öğretmen ataması, kamu özel işbirliği projeleri kapsamında şirketlere verilecek garanti tutarlarının netleştirilmesi, emekli ikramiyelerinin düzeltilmesi, tarımsal üretimde akaryakıttan ÖTV alınmaması, kredi ve burs alan lisans öğrencileri için 6 bin TL, yüksek lisans öğrencileri için 9 bin TL, doktora öğrencileri için 12 bin TL ödenmesi ile birlikte diğer muhalefet partilerinin de verdiği önergeler hiçbir gerekçe göstermeden reddedildi.
FATURA VATANDAŞIN SIRTINA YÜKLENDİ
Reddedilen önergelerle ilgili değerlendirmede bulunan CHP Milletvekili Utku Çakırözer, “AKP iktidarı 22 yılda milyonları yokluğa, yoksulluğa, sefalete sürükledi. Son yıllarda AKP’nin Meclis’e getirdiği her bütçede halka hizmet yok, enflasyonla mücadele yok, milyonların yaşadığı geçim derdiyle mücadele yok! Ne var? Hesapsız, kitapsız harcamalarının faturasını vatandaşın sırtına yükleme var! Tek adam sistemine geçişin ardından Sarayın bütçesi 20 kat artarken, asgari ücret ve emekli maaşlarındaki artış bu oranın yarısını bile bulmadı! Ülkede adaletsizlik, yoksulluk, yolsuzluk ve ekonomik eşitsizlik diz boyu! Cumhuriyet Halk Partisi olarak 12 bin 500 liraya yaşam mücadelesi veren emeklilerimiz, öğrenciler, atanmayan öğretmenler, asgari ücretliler, çiftçiler için önergeler verdik. Milyonların refahının, yaşam standartlarının yükseltilmesi için verdiğimiz önergeleri AKP yine reddetti. Cumhuriyet Halk Partisi olarak emekçimizin, emeklimizin, çiftçimizin, esnafımızın hakkı taleplerini sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz” dedi.
ÖNERİLERİMİZ DİKKATE ALINMADI
Bütçe görüşmelerine Cumhuriyet Halk Partisi olarak geniş bir katılım sağladıklarını, eleştiri ve önerilerini dile getirdiklerini belirten CHP Milletvekili Jale Nur Süllü, "Ne yazık ki, her zaman olduğu gibi, muhalefet partilerinin önerileri dikkate alınmadı. Komisyondaki en temel itirazımız ekonomik krizin gittikçe derinleştiği, vatandaşlarımızın gün geçtikçe yoksullaştığı ortamda iktidarın halkı yine görmezden gelmesineydi. Sarayın lüksü için 16,9 milyar TL’lik devasa bütçesine onay veren Cumhur İttifakı, komisyonda halkın temel ihtiyaçlarını yok saydı" dedi.
VİCDANSIZ POLİTİKALARIN KURBANI OLDULAR
Ekonomiden, üretime, istihdama, eğitimden sağlığa halkın refahını artıracak somut öneriler sunduklarını vurgulayan Süllü, "Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, emeklilerden çiftçilere, gençlerden çocuklara kadar toplumun her kesimini ilgilendiren çözüm önerilerimiz hiçbir gerekçe gösterilmeden AKP ve MHP’nin Bütçe Komisyonu üyelerince reddedildi. Yoksullukla mücadeleye 50 milyar lira ek kaynak sağlanması, çocukların gelişimi için bütçeden 20 milyar TL ayrılması ve emekli maaşlarının insanca yaşam seviyesine yükseltilmesi, öğretmen ve sağlıkçı atamaları gibi önerilerimiz AKP ve MHP’nin vicdansız politikalarının kurbanı olmuştur" ifadelerini kullandı.
HALKIN VERGİSİ SARAYA AKTARILIYOR
"Halkın bütçesi, Saray’ın şatafatına kurban edilirken, vatandaşlarımızın umutları bir kez daha başka bahara kalmıştır" diyen Süllü, "Çiftçilerin ÖTV’siz akaryakıt talebi, mülakat mağduru öğretmenlerin atamaları, öğrencilerin burslarının artırılması gibi adil taleplerimiz AKP ve MHP tarafından reddedilerek halkımızın mağduriyeti derinleştirilmiştir. Halkın alın teriyle toplanan vergiler, halkın sorunlarına çözüm olmak yerine, imtiyazlı sermaye sahiplerine ve Saray’ın ihtişamına aktarılmaktadır. Bütçe kaynakları Saray’ın israfına ve yandaşların cebine akıtılırken, vatandaşın yoksulluğu giderek derinleşmektedir" şeklinde konuştu.
2001’DEKİ 100 EKMEK ŞİMDİ 10 EKMEĞE EŞİT
Süllü, sözlerini şöyle sürdürdü: "'Biz geldiğimizde öğrenci kredileri 45 liracıktı, bugün 2 bin TL' diye övünenler o gün 45 lira ile 255 simit alınırken, şimdi övündükleri 2 bin TL ile yalnızca 133 simit alınabildiği gerçeğini göremeyecek kadar halktan uzaklaşmışlardır. 2001 yılında 100 TL, 80 dolar ederken bugün 3.05 dolar etmektedir. 100 TL’ye 21 gram altın alınabilirken bugün 0.04 gram altın alınabilmesiyle paramızın değerinin nasıl düştüğü görülmektedir. Çiftçimiz 100 TL ile 129 litre mazot alabilirken bugün 2,5 litre mazot, vatandaşımız 100 ekmek alabilirken bugün 10 ekmek alabilmesi, toplumun alım gücünün nasıl eridiği ve ekonomik krizin halk üzerindeki yıkıcı etkisini açıkça göstermektedir. Tüm bu göstergelerle, vatandaşın yaşadığı sorunları görmezden gelerek bütçe tercihini halktan yana kullanmayan AKP ile CHP olarak, halkın refahını merkeze alan, adil ve sürdürülebilir bir ekonomi için mücadele etmeye devam edeceğiz."
YETERLİ YANITI ALAMADIM
Süllü, iktidarın Eskişehir sorunlarını da komisyon görüşmelerine taşıdığını hatırlatarak, "Ayrıca, Bütçe Komisyonu görüşmelerinde Eskişehir milletvekili olarak, Eskişehir’i yok sayan ilgili bakanlara şehrimizin çevre yolu, ilçe bağlantı yolları, tarifeli uçak seferleri, tren seferleri ve maden talanı ile ilgili talep ve şikayetlerimizi dile getirmemize karşın yeterli yanıtı almadığımı da belirtmek isterim" dedi.
IMF’NİN REÇETESİNDEN DAHA AĞIR
İktidarın topluma bir nebze olsun nefes alacak önergelere dahi tahammülünün olmadığını belirten CHP Milletvekili İbrahim Arslan, “Burada temel mesele iktidarın tercihleri ve sürece nasıl baktığı. Şu anda uygulanan bütçeler, önceki yıllar ve izleyen yıllarda uygulanan bütçeler, iktidar tarafından hazırlanan bütçelermiş gibi görülse de geçmişteki yıllarda yaşadığımız IMF’nin hazırlamış olduğu acı reçetelerden – ki hepimiz bundan çok mustarip olduk- çok daha ağır bir ekonomik politikayı; buna bağlı olarak sosyal ve siyasal politikayı iktidar bütün topluma dayatıyor. Bu yönüyle adı her ne kadar IMF olmasa da IMF’nin gölgesinin düştüğü çok açık bir şekilde ortaya çıkıyor” ifadelerini kullandı.
VATANDAŞA YOK AMA FAİZE VAR
Bütçede kaynakların nereye aktarıldığının iyi değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Arslan, “Sadece faizden bir rakam vermek isterim. 2024 yılında Türkiye Cumhuriyeti devletinin sadece faizlere ödeyeceği tutar 1 trilyon 300 milyar lira. Bugünün kuruyla değerlendirdiğimiz zaman yaklaşık olarak 36 milyar dolara karşılık gelen bir miktar. 2025 yılı bütçesinde de faizlere 1 trilyon 950 milyar lira kaynak ayrılıyor. Bugünün kur değeriyle de 57-58 milyar dolar. Bu soruyu sormak durumundayız. Çalışanlarına, eğitime, sağlığa, geçim sıkıntısının ortadan kaldırılmasına, işsizlikle mücadeleye, tarımda, sanayide, üretimde, tüketimde toplumun ihtiyacı olan gelir kaynaklarını yaratmakta ‘kaynak yok’ edebiyatı yapan iktidar sadece 2025 yılı bütçesinde yaklaşık 2 trilyon lirayı faize ayırmaktan hiçbir beis görmüyor” dedi. “22 yılın sonunda çok ciddi borç stoklarıyla karşı karşıyaysak, bu borçları çevirmek için ödediğimiz trilyonlarca lira faiz varsa, halkın refahı için harcanması gereken paralar yanlış ekonomik politikalar sonucu faize aktarılıyorsa bunun sorumlusu doğal olarak merkezi iktidardır” diyen Arslan, “Kurdaki artıştan dolayı 1 yılda hiçbir şey yapmadan 53 milyar dolar erimiş, buharlaşmıştır” açıklamasını yaptı.
ÜRETİM DARALACAK, İFLASLAR GELECEK
2025’in 2024’ten daha zor geçeceğini söyleyen Arslan, “Bu bütçede ne yazık ki emeklilerimiz, işçilerimiz, memurlarımız yok. İstihdamı artırıcı işsizlik ve mücadeleyi sağlayıcı herhangi bir şey yok. Eskişehir Sanayi Odası’nın, Eskişehir Organize Sanayi Bölge Başkanımızın, Ticaret Odası Başkanımızın geçtiğimiz aylar içerisinde yapmış olduğu açıklamalar ile Türkiye'deki diğer kurumların yaptığı açıklamalara bakıldığı zaman izleyen yıllarda Türkiye ekonomisinin bir durgunluğa gireceği; konkordatolar başladı, iflasların peşi sıra geleceği, üretimdeki daralma nedeniyle vardiya kısıtlamalarına ya da üretimlere ara verme süreçlerine girileceği bugünden öngörebileceğimiz şeylerdir. Çünkü hayatın üretim alanında da tüketim alanında da ciddi sorunlar yaşanıyor. Bunu da ilgili kurum kuruluşlar kendi değerlendirmelerinde ortaya koyuyorlar” diye konuştu.
14 KİLO BUĞDAYLA 1 TAS ÇORBA
İktidarın 12.8 trilyon lira olarak ön gördüğü gelir kaynağının çok ezici bir bölümünün vatandaştan alınan dolaylı vergiler ve gelir vergileri olduğunu ifade eden Arslan, “Bütçede yatırım yok, gençler yok, kadınlar yok, çocuklar yok, engelliler yok, esnaf yok. Eğitimde fen müfredatından tutun da öğretmenlerimizin sorunlarına; öğrencilerimizden tutunuz da velilerimizin yaşadığı sorunlara, okullarımızın fiziksel yetmezliklerinden tutunuz da diğer alanda yaşanan sorunlara kadar… Eğitim çok sorunlu. Sağlıkta insanlar devlet hastanelerinden randevu almakta, sağlığa ulaşmakta, ilaca ulaşmakta zorluklar yaşıyor. Tarımın içinde olduğu tablo orta yerde… Bugün 14 kilo buğdayla bir tas çorba içebilir noktaya gelmiş bir tarımdan söz ediyoruz ne yazık ki. Esnafımız günü kurtarmak için bin bir çare arıyor” şeklinde konuştu.
MÜCADELEMİZİ MECLİS’TE SÜRDÜRECEĞİZ
Bakanlık verilerine göre Türkiye’de yaklaşık 5 milyon hanenin sosyal yardımlarla yaşamını sürdürdüğünün altını çizen Arslan, “Bu da yaklaşık 20 milyon insan demektir. Öte yandan Türkiye'nin çok ciddi bir mülteci ya da geçici düzenli - düzensiz barınmacı sorunu var. Bunlara kaynak bulmakta yıllardır hiçbir beis görmeyen iktidar, kendi insanına geldiği zaman ‘kaynak yok’ edebiyatına da ne yazık ki sığınmaktadır. O nedenle, biz 2025 yılı merkezi idare bütçesinin elbette Meclis’te ana muhalefet partisi olarak diğer partiler de kendi cephelerinden bu ülkenin halk yararına, toplum yararına değişikliklerle geçmesi için mücadelemizi vereceğiz” diye konuştu.
ERKEN SEÇİM BİR AN ÖNCE HAYATA GEÇMELİ
İktidarın hiçbir zaman tutturamadığı Orta Vadeli Plan’da yeniden ısrarcı olduğunu belirten Arslan, “Şimdi bütün bunlar orta yerdeyken ne yazık ki 2025 yılı bütçesi çok geniş toplumsal kesimlerin içinde bulunduğu sorunları çözmek bir yana; daha büyük sorunların, daha ciddi hayat pahalılığın, geçim sıkıntısının ve işsizliğin, yoksulluğun yaşanacağının göstergelerini oluşturuyor. Bu yanıyla bütün sendikaların meslek örgütlerinin, ziraat odalarının, birliklerinin ve ilgili sivil toplum örgütlerinin kendilerine dayatılan bu yaşam biçimine itirazlarını ortaya koyması ve Cumhuriyet Halk Partisi başta olmak üzere erken seçim taleplerinin bir an önce yaşama geçilmesi noktasında mücadele etmemiz gerektiği çok açık” dedi.