ESKİŞEHİR KÜLTÜREL MİRAS BAŞKENTİ
Bu sürecin UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Başkanı olduğu döneme dayandığını belirten Avcı, “Daha sonra benim yerime UNESCO Milli Komisyon Başkanlığına seçilen arkadaşımız Prof. Dr. Öcal Oğuz’un olağanüstü gayretleriyle daha sonra Milli Eğitim Bakanlığım döneminde, Milli Eğitim Bakanları biliyorsunuz UNESCO Milli komisyonlarının ulusal başkanı gibidir. En son Kültür Bakanlığı dönemimde bu iyice fırına verilmişti. Çok şükür şimdi oy birliğiyle, firesiz Dede Korkut Destanı da Dünya Somut Olmayan Kültürel Miras listesine girdi. UNESCO açısından da Türkiye açısından da çok sevindirici. Türkiye’nin UNESCO ile ilişkiler, biz aynı zamanda geçen yıl uzun yıllardan sonra 20 küsur yıl sonra ilk defa UNESCO Yürütme Kurulu’na seçildi Türkiye. Bu kurula kotalar var. Avrupa kotası, Amerika kotası, Asya kotası, Afrika kotası. Türkiye, Avrupa kotasında ve Almanya’yı filan sollayarak, bunların aldığı oyların çok daha fazlasını alarak yürütme kurulu üyeliğine seçildi. Bu Türkiye’nin ilişkileri bakımından önemli bir başarıydı bence. Aynı zamanda Eskişehir UNESCO tarafından Somut Olmayan Kültürel Miras Başkenti de ilan edildi” diye konuştu.
EĞİTİM TEKNOLOJİLERİ GELİŞTİRME MERKEZİ
2019 Eskişehir Eğitim Başkentliği’ne değinen Avcı, “Eskişehir ebedi Türk Dünyası Eğitim Başkenti. Başkasıyla paylaşmayacağız. Kalıcı eserler bakımından kütüphanelerimiz filan tamam, onları zaten biliyorsunuz. Ama benim özellikle önemsediğim şeyler var. Bir tanesi, inşallah Eğitim Teknolojileri Geliştirme Merkezi. Nedir bu? Bizim Fatih Projesi gibi fen eğitimi, çocuklara eğitimde kullanılabilecek, her düzeyde ama anaokulu, ilkokul, ortaokul, lise, üniversite ve üniversitede farklı branşlarda kullanılacak her türlü eğitim malzemesinin tasarlanması ve üretilmesi. Eskişehir sanayi şehri diyoruz, ciddi bir üretim alt yapımız var. Ama aynı zamanda ciddi bir genç tasarım potansiyelimiz var.Güzel sanatlar fakültelerimiz var, mimarlıkta tasarım bölümümüz var. Üç tane üniversitemiz var. Dolayısıyla buraların da imkânlarından yararlanarak bütün Türk dünyasına ihraç edilecek eğitim materyalleri üretim merkezi. Hem tasarım olarak hem fiziksel üretim olarak. Bunu ben çok önemsiyorum. Onun dışında tabi, değişik Türk lehçeleri arasında geçişkenliği sağlayacak, birbirleriyle anlaşmayı sağlayacak ve öğrenmeyi sağlayacak yani şimdi biliyorsunuz internet ortamında İngilizce öğrenmek için yüzlerce geliştirilmiş program var. Ama biz çok kolay Türkmenceyi, Azerbaycan Türkçesini, Kazakçayı öğrenebilecekken bununla ilgili maalesef fazla bir materyalimiz yok. Biz UNESCO Komisyon Başkanıyken, bir girişim başlatmıştık. Türkçe konuşan ülkeler UNESCO Milli Komisyon Ortak Platformu oluşturduk. UNESCO içinde bir baskı unsuru olalım dedik. Çünkü Arapların var, Latinlerin var, Avrupalıların var. Biz de bu kadar Türk Cumhuriyetiyiz, Birleşmiş Milletlerde biz niye birlikte hareket etmeyelim dedik. Dede Korkut’un oy birliğiyle geçebilmesi budur. Birlikte hareket ettiğimiz için bu tür sonuçlar almak kolaylaşıyor. Bizim Yürütme Kuruluna seçilmemiz de yine Türk Cumhuriyetleri katkılarıyla olmuştur. Dolayısıyla değişik eğitim alanlarında Eskişehir Osmangazi, Anadolu ve Eskişehir Teknik Üniversitelerinde bu tür birimler kurulacak. Ayrıca havacılık konusunda Eskişehir’in savunma sanayi konusunda ciddi bir alt yapısı var. Elektronik savunma sanayide ciddi birikimimiz var. Bir de İnönü’de planör kampı var biliyorsunuz. Ve Sivrihisar’da havacılık eğitim tesisimiz var. Orayı dünyanın önümüzdeki 2030’a kadar 600 bin pilota ihtiyacı var. Pilot yetiştirmek, çok pahalı bir şey. Eskişehir bu bakımdan çok ciddi bir avantaja sahip. Biz Eskişehir’de niçin bu 600 bin pilot ihtiyacını karşılamayalım dedik. Bir bölümünü, bin tanesini buradan ihraç etsek müthiş gelir ve istihdam. Havacılık sektörü sadece pilotla da sınırlı değil. Kule üreticisi, yer hizmetleri. Eskişehir’i inşallah eğitim başkentliği sürecinde Türk dünyası havacılık eğitimi merkezi haline getirmek gibi bir niyetimiz de var. Sadece niyet değil, hazırlıklarımız da var” diye konuştu.
ANADOLU’DA ROL MODEL
Anadolu Üniversitesi’nin 60 yılda büyük mesafe aldığını söyleyen Avcı, “Anadolu Üniversitesi bugün Anadolu’da kurulmuş olan pek çok üniversite için bir rol model oldu. Daha önce de Anadolu’da kurulmuş Erzurum’da Atatürk Üniversitesi var mesela, Trabzon’da kurulmuş Karadeniz Teknik Üniversitesi var. İlk defa çevresiyle bu kadar bütünleşik, şehre katkılarda bulunan diğerlerinin hakkını yemek istemem ama Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nin çevreyi dönüştürmek bakımından, Eskişehir’in demografisini değil. Kültürel iklimini, şehir kültürünü etkilemek bakımında da çok önemli rolü olmuştur. Ben mesela bazen Anadolu’da kurulan yeni üniversiteleri gezerken, en son bunu Uşak’ta yaşadım. Oradaki rektör arkadaş da dedim, ben burada 1980’lerin başında hocalığa başladığım Anadolu Üniversitesi’nin havasını hissettim. Tam o hava esiyordu. Yeni binalar kuruluyor, genç insanlar hevesle buradan müthiş şeyler çıkacağı inancıyla çalışıyorlar, sempozyumlar, paneller, yayınlar, doktora dersleri müthiş. Dedim burada da maya tutmuş” dedi. Eskişehir Teknik Üniversitesi’yle ilgili konuşan Avcı, “Kardeşim, dünyanın hiç bir yerinde sıfırdan üniversite kurulmaz. Sıfırdan üniversite ne demek, sıfırdan üniversite yaparsınız, boş bir araziye binaları kurarsın. Talebeyi de topladınız. Hoca nereden bulacaksınız? Sıfırdan hoca yok. Mutlaka bir başka üniversitenin yetiştirdiği hocaları alacaksınız, oraya getireceksiniz. Kaldı ki, Anadolu Üniversitesi bu konuda çok tecrübesi olan bir üniversite. Osmangazi Üniversitesi nereden çıktı? Anadolu Üniversitesi bölündü, Bademlikteki kampüs ayrı bir üniversite oldu. Kütahya’daki Dumlupınar Üniversitesi nereden çıktı? Anadolu Üniversitesi’nin orada meslek yüksekokulları vardı. Onlar ayrıldı, bölündü, üniversite oldu. Afyon’daki Kocatepe Üniversitesi nereden çıktı? Bolvadin’deki Anadolu Üniversitesi’nin meslek yüksekokullarına derse giderlerdi. Bilecik’teki üniversite de Kütahya Dumlupınar Üniversitesi’nden bölündü kuruldu” ifadelerini kullandı.
Yerel seçimde kimlik önemli
Yerel seçim dinamiklerinin çok farklı olduğunu vurgulayan Avcı, “Eskişehir özelinde konuşacak olursak veya başka bir il üzerinden söyleyeyim kimse alınganlık yapmasın, herhangi bir vilayette yerel seçimlerde neler ortaya çıkar? Parti kimliği ortaya çıkar mı, evet çıkar ama kişisel kimlik öne çıkar. Adayın kimliği önemlidir. Öyle aday çıkar ki AK Parti’ye ömrü billâh oy vermeyecek vatandaş bile o adayın hatırına oy verir veya tersi. Yani insanlar parti aidiyetlerini yerel seçimlerde aşabilirler. Genel seçimlerde, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde o kadar etkili olmaz değil orada da etkili olur, milletvekili listesine bakar, orada filancaya kızdığı için partisine küser oy kullanmaz, gider başka partiye oy verir veya beğendiği adam kendi partisinde değil de başka partiden adaydır. Ona oy verir. Belediye seçimlerinde bu çok baskındır. Belediye başkanına bakar vatandaş. Partisine ikinci dereceden bakar. Evet, her partinin kemikleşmiş bir oyu vardır. Yani Eskişehir’de diyelim CHP’ye geçen seçimde atarak söylüyorum, diyelim yüzde 15’i kim aday olursa olsun şaşmaz ona oy verir. Diyelim AK Parti’de de seçmenin yüzde 20’si AK Parti kimi aday gösterirse göstersin benim partim der ona oy verir. Burada kritik olan şu; CHP’li veya AK Partili seçmenlerin ne kadarı tamam kardeşim ben CHP’liyim ama bu seçimlerde adaya da bakacağım veya ben bu seçimlerde artık yönetimi değiştirmek istiyorum. Artık yeni bir ruh, yeni heyecan, Burhan Sakallı da yeni bir arkadaş. Belki o bugüne kadar yapılamayan birçok şeyi tamamlar filan ümidiyle parti kimliğini aşarak, oy verir. Bu tarafta da benzer şey olabilir. Ben AK Partiliyim ama mevcut yönetimden memnunum, böyle gelmiş böyle gitsin. Der mi, diyebilir. Şimdi burada kiminle ittifak yapılacak? Diyelim CHP, İYİ Parti ve HDP ile temas halinde. Sonuçlanmış bir şey yok ama. Orada bir problem var. Türkiye geneli için de böyle Eskişehir için de böyle. Eskişehir’de CHP, İYİ Parti ile ittifak edebilir mi, edebilir. Ve bu klasik CHP seçmenini de rahatsız etmez, klasik İYİ Parti tabanını da rahatsız etmez. Ama araya başka bir şey giriyor Türkiye genelinde de ve belki burada da. HDP ya da Saadet. Saadet dediğim şeyi uyandırmaz. Ama HDP ile ittifak yapan bir CHP’ye İYİ Parti, ne kadar rıza gösterir. İYİ Partili seçmen böyle bir birlikteliğe ne kadar içine sindirir. Bana zor görünüyor. Diğeri ise geçmişte İYİ Parti yoktu ama diyelim MHP seçmeninden iyi bir oy alıyordu hatta AK Partili seçmenden de oy alıyordu CHP. Bundan önceki belediye seçimlerinde Yılmaz Bey’in oyu CHP’nin oyundan her zaman fazla. Nereden geliyordu o oy? Kişiye bakarak, AK Parti’den, MHP’den, Demokrat Parti’den filan Şimdi böyle bir ittifak görüntüsü yani artık orada söz konusu olan başkan adayının kişisel imajı değil, HDP ile İYİ Parti ile birlikte hareket eden bir partinin adayı. Öyle görmeye başlar seçmen. O zaman o geçişkenlik ciddi darbe alır” dedi.Hizmetlere bakılacak
Yerel seçimde Eskişehir’in gündeminin belediye hizmetleri olacağını söyleyen Avcı, “Türkiye genelinde farklı şeyler olabilir. Eskişehir’de benim hissettiğim, eğer Mart’a kadar uluslararası çok büyük bir şey olmazsa ben Eskişehir’de bizim de tabi kampanyamızın etkisiyle böyle olur diye ümit ediyorum. Eskişehir’de belediye hizmetleri, belediyeden beklenenler veya yapılanlar, yapılmayanlar, yapılacaklar. Kim ne yaptı? Kim ne yapmadı? Kim ne yapabilir? Kim ne yapamaz? Bunlar üzerinden konuşulacak. Doğrusu da budur. Biz burada bir belediye başkanı seçeceğiz. Biz burada komutan, başbakan, cengaver, toplumsal hareket lideri seçmeyeceğiz. Biz burada düzgün, mütevazi bir belediye başkanlığı seçimi yapacağız. Vatandaş gündelik hayatında sıkıntılarını çözecek bir yönetim istiyor diye bakıyorum. Öyle oy kullanmalıdır diye bakıyorum” diye kaydetti. AK Parti muhaliflerinin yaşam tarzı noktasına değinmelerini eleştiren Avcı, geçmiş dönemde Gırgır Dergisi’nde yayınlanan bir karikatürün örneğini vererek, “Çok yakışıksız buluyorum. Son zamanlarda onun örneklerini görüyoruz. Bizim sorunlarımız var ya. Biz akşam işten evimize rahat dönmek, sabah işimize rahat gitmek, hastanemize rahat ulaşmak istiyoruz. Oraya ring seferi olmasını istiyoruz. Suyumuzun şöyle olmasını istiyoruz filan… Sen de bana geliyorsun diyorsun ki; söyle bakalım laik misin değil misin? Bu cambaza bak hikayesidir. Bu numaralar eskidi. Yapmayın. Hakikaten gücüme gidiyor, yakıştıramıyorum. Böyle bir propagandayı, böyle bir söylemi Eskişehirlilerin zekasına ve birlikte yaşama terbiyesine hakaret gibi görüyorum. Yapmayın ya… Eskişehirliler birbirlerine sen o musun? Bu musun? Filan demez ya. Çok ayrıştırıcı ve zamanı geçmiş. Bunları yaşadı Türkiye. Bırakın bunları. Türkiye’nin böyle bir derdi yok. Herkes gayet uyum içinde, vatandaş işinde gücünde. Kimse kimsenin sakalına, bıyığına, eteğine, örtüsüne karışmıyor, karışmayacak. Eskişehir’de hiç karışılmıyor. Eskişehirli böyle şeylerden hoşlanmaz” diye konuştu.HEYECANLI BİR BELEDİYECİLİK
AK Parti’nin Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak Burhan Sakallı’yı göstermesini değerlendiren Avcı, “Genç, yakışıklı ve tecrübeli bir adayımız oldu. Eskişehir’i bilen, belediyeciliği bilen, uzlaşmacı, sorun üreten değil çözüm odaklı bir büyükşehir belediye başkan adayımız var. Eskişehir’e Burhan Sakallı’yı tanıtmaya gerek yok. Eskişehir, Burhan Sakallı’yı Odunpazarı Belediye Başkanlığından tanıyor. Dolayısıyla ben çok uygun bir adayla AK Parti’nin 31 Mart seçimlerine gireceğini düşünüyorum. İnşallah birlikte çalışacağı ilçe belediye başkanları da açıklandıkça bu ekibin Eskişehir’in birikmiş sorunlarını kırmadan, dökmeden, gerilimlere yol açmadan, huzur içinde, barış içinde, kardeşçe çözeceğine inanıyorum” dedi. İlçe belediye başkanlarının Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Güney Amerika seyahati sonrası açıklanacağını belirten Avcı, “Biz genel merkezde yapılacak toplantıda bu konuyla ilgili düşüncelerimizi, önerilerimizi sunacağız. Milletvekillerine, belediye başkanlarına, il başkanına, isim sorulacak kimi öneriyorsunuz denilecek. Bizler de söyleyeceğiz. Ortak bir kanat oluşacak. Burhan Bey koordinasyonunda ilçe belediye başkanlarımızla birlikte Eskişehir’in önümüzdeki dönemde inşallah taze, heyecanlı bir belediyecilik hamlesine kavuşacağını ümit ediyorum. Gerek Burhan Bey gerek ilçe belediye başkanlarımız önümüzdeki dönemde olabildiğinde genç ve yeni kadrolarla toplumun her kesimin dokunan, kadınlara büyük temsil imkanı sağlayan ayrıca şehrin bütün dinamiklerini kuşatan onları da içine alan, onlarla birlikte çözümler üreten bir yönetim felsefesiyle işe koyulacaklar” diye konuştu.
20 YILDIR AYNI ZİHNİYET
“Dört seçim kazanmak bir artı gibi gözüküyor ama tersi de var” diyen Avcı, “Dört seçim kazandı demek dört dönemdir bu kadrolar Eskişehir’de iş başında demektir. Dört dönemdir bu kadroların iş başında olması demek ne demektir, 20 yıldır Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’ni bu kadro yönetiyor demektir. Peki, bu 20 yıl içerisinde Türkiye’de ne olup bitti? Türkiye’de dört cumhurbaşkanı değişti. Bu kadar cumhurbaşkanı, bakan, başbakan, bu kadar genel müdür, belediye başkanı değişirken, bu kadar şehirler değişirken Eskişehir 20 yıl aynı zihniyet, aynı bakış açısı. İnsan yorulur kardeşim. Bu yorgunluk Eskişehir Büyükşehir Belediyesi kadrolarında görülüyor. Bu kaçınılmaz bir şeydir. Son haftalarda bakın o kadar bu yorgunluk nüksetmiş ki geçmişte eleştirilen, popülist olarak görülen uygulamalar yapacak yeni bir şey bulunamadığı için onlar üzerinden seçmene bir yenilik, heyecan görüntüsü verilmeye çalışıyor. Asfaltlar dökülüyor. Temel belediyecilik hizmetlerinde bile yaratıcılığın bu kadar pörsümüş olduğunu, bu örnekler gösteriyor. Geçen Seyitgazi Belediyesi’nin yaptığı otobüs durağının yanına Büyükşehir Belediyesi durak yapmış. Ama şunu söyleyeyim Seyitgazili vatandaşlarımız bundan istifade etsin. Büyükşehir telaşa kapıldı, oralarda bir şeyler yapıyor gibi görünmek istiyor. Bunun kıymetini bilsinler. Ne istiyorlarsa yaptırsınlar. Yolsa yol, köprüyse köprü, duraksa durak, fidansa fidan, tohumsa tohum. Büyükşehir şimdi diyor ya, ben ilçelere açılıyorum. Tamam, ilçelerimiz verilen her şeyi alsınlar, verilmeyenleri de talep etsinler. Çünkü bu seçim döneminde ne alırlarsa kârdır. Bu başka zamanlarda merkezi iktidar için de geçerlidir. Eskişehir’de belediye böyle bir seçim ekonomisine girdi. Bundan vatandaş istifade etmeli. Vatandaş zaten uyanıktır, değerlendirir. Muhtarlar şimdi gidiyorlar, eskiden verilmeyen kaldırım taşlarını alıyorlar, diğer hizmetleri alıyorlar. 20 senedir bağlanmamış su, şimdi bağlanıyor. Onlar da teşekkür ederiz tabelası asıyor belediye olarak. Tabelayı assın yeter ki hizmet götürsün. Ama 31 Mart’tan sonra bunların gerçeği, hakikisi, gerçekten hesaba kitaba gelen öncesi sonrası planlanmış uygulamalar başlayacak inşallah” ifadelerini kullandı.